Avrupa
İngiltere, 258 milyar sterlinlik altyapı harcama açığıyla karşı karşıya

Planlanan 258 milyar sterlinlik kamu altyapı yatırımlarını finanse etmek amacıyla, İngiltere’deki her yetişkinin yılda 590 sterlin ek vergi ödemesi gerekecek.
Özel sektör öncülüğündeki Kamu-Özel Ortaklığı Komisyonu Başkanı Sir John Armitt, Thames Water’ın uzun süredir ertelenen White Horse Barajı gibi hayati öneme sahip projelerin hayata geçirilmesi için, kamu kaynaklarıyla finanse edilmesi durumunda hükümetin altyapı yatırımlarını üçte iki oranında artırması (yani 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 25 milyar sterlin) gerektiğini belirtti.
Erken tahliye programı etrafında yaşanan kriz, Birleşik Krallık’ın daha fazla cezaevi kapasitesine ihtiyaç duyduğunu ortaya koyarken, Ofwat ise nüfus artışı ve iklim değişikliğinin önümüzdeki 25 yıl içinde İngiltere’yi günde milyarlarca litre su açığıyla karşı karşıya bırakabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Yeni bir kurumla değiştirilmeden önce Ulusal Altyapı Komisyonu’nun son başkanı olan Armitt, hükümetin sıkışık mali durumunun, Birleşik Krallık’ın altyapı harcamalarını ek borçlanma yoluyla finanse etmeye çalışması halinde mali kurallarının “tehlikeye gireceği” anlamına geldiğini belirtti.
Rapora göre bu durum, 2030 yılına kadar borç faiz maliyetlerine yaklaşık 7 milyar sterlin, 2035 yılına kadar 14 milyar sterlin ve 2040 yılına kadar 23 milyar sterlin ek yük getirecek.
Eski Maliye Bakanı Rachel Reeves, altyapı yatırımlarını günlük harcamalardan farklı bir şekilde ele almak için mali kurallarda değişiklik yapmıştı.
Fakat gerekli olacak ek borçlanma, yine de toplam kamu borcunu artıracak.
Altyapı için OBR (Bütçe Sorumluluğu Ofisi) tarzı bir kurum kurulmasını öneren Armitt şunları söyledi:
“Vergi mükellefleri ve kamu sektörünün bu açığı tek başına kapatabileceğine inananlar, kamu maliyesine yeterince bakmamışlardır. Borç faizi, bir devlet dairesi olsaydı, Whitehall’daki dördüncü en büyük kurum olurdu. Birleşik Krallık temel bir seçimle karşı karşıya: Halkın beklediği ve ülkenin ihtiyaç duyduğu altyapıyı sağlamak istiyor muyuz, yoksa istemiyor muyuz?”
Son iki hafta içinde devlet tahvili getirilerindeki artış, hükümetin mali tamponunu daraltmış ve Başbakan Andy Burnham “her posta kodunda büyüme” hedeflerken, Reeves’in halefi John Healey’in kamu bütçesini dengeleme konusundaki baskısını artırmış durumda.
Danışmanlık firması Bradshaw Advisory tarafından yürütülen komisyonun raporunda, Birleşik Krallık’ın G7 ülkeleri arasında en düşük yatırım seviyesine sahip olduğu da ortaya kondu.
Raporda, altyapı projelerinin maliyetini ve teslim süresini azaltmak için Birleşik Krallık’ın planlama sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve siyasi risk kaçınma eğilimi ile diğer düzenleyici engellerin ortadan kaldırılması gerektiği savunuluyor.
Rapora göre, Birleşik Krallık’taki demiryolu projeleri uluslararası ortalamaya kıyasla yüzde 50 daha uzun sürerken, ulusal öneme sahip projelerin teslim süreleri 2009 ile 2019 yılları arasında iki katına çıktı.
Raporda, inşaatı hızlandırmak ve bürokrasinin tehdidini azaltmak için kritik ulusal altyapı projelerine yönelik bir “parlamenter onay oylaması” getirilmesi öneriliyor. Armitt ise bunu hukuki itirazların oluşturduğu “korkunç bir döngü” olarak nitelendirdi.
Komisyon, belirsizliğin “her türlü olası itiraza ve tekrarlanan istişarelere dayanacak şekilde aşırı mühendislik ürünü tasarımlar” ortaya çıkararak altyapı projelerinin maliyetlerini artırdığını belirtti.
Armitt, yatırımlarından kâr elde etmek zorunda oldukları için altyapı inşasında kamu sektöründen daha verimli olan özel yatırımcıların ve geliştiricilerin rolü konusunda Whitehall’da daha fazla pragmatizm çağrısında bulundu.
Ayrıca, sermaye havuzunun çok daha büyük olduğunu savundu. Birleşik Krallık emeklilik fonları trilyonlarca sterlinlik varlığa sahip fakat bunun sadece küçük bir kısmı altyapı projelerine ayrılıyor.
Armitt, altyapı yatırımcılarının son zamanlarda, hükümetin kamu kontrolünü artırma yönündeki çabalarının Birleşik Krallık’ta yatırım yapma heveslerini kırdığına dair endişelerini dile getirdiklerini söyledi.
Bu değişimin yatırımcıları kaçıracağını ileri süren Armitt, Kuzey Denizi petrolüne uygulanan olağanüstü kâr vergisine işaret etti.
Armitt, yatırımcıların, özellikle de emeklilik fonlarının “uzun vadeli kesinlik ve güven istediğini” ekledi.
Geçen hafta ulaştırma grupları ve altyapı yatırımcıları tarafından hazırlatılan ayrı bir Oxford Economics raporu, Birleşik Krallık’ın son 25 yıldır yatırımlar konusunda Yunanistan hariç tüm büyük ekonomilerin gerisinde kaldığını ortaya koydu.
Küresel Altyapı Yatırımcıları Derneği (Global Infrastructure Investor Association) Genel Müdürü Jon Phillips şunları söyledi:
“Özel sermaye doğası gereği hareketlidir . . . Alman, Fransız ve Kanadalı hükümetlerin uluslararası yatırımcıları aktif olarak çekmeye çalıştığı bir dönemde, Birleşik Krallık zemin kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.”
Bir hükümet sözcüsü, “Birleşik Krallık genelinde ihtiyaç duyulan altyapıyı inşa etmeye yönelik fikirleri” memnuniyetle karşıladıklarını belirtti:
“Bu yasama döneminde, 10 yıllık altyapı stratejisini yayınlamak, özel sermayeyi harekete geçirmek için kamu yatırımlarını 120 milyar sterlin artırmak ve planlama, büyük altyapı projeleri ve düzenlemeler konusunda reformlar gerçekleştirmek dahil olmak üzere, işletmelerin ve yerel liderlerin uzun vadeli kararlar alabilmeleri için ihtiyaç duydukları istikrarı sağlayarak ilerleme kaydettik.”
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor











