Avrupa
İngiltere, Rusya ile gerilimi artırıyor

Birleşik Krallık ile Rusya arasındaki ilişkilerde yaşanan son tehlikeli gerginlik, iki ülkenin savaşın eşiğine gelmesi endişesini yükseltiyor.
Birleşik Krallık, Ukrayna’ya uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) tedarik etmeye başladı ve bu araçların Rusya’nın iç kesimlerindeki hedeflere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin verdi.
Kiev, bu insansız hava araçlarını özellikle Rus petrol rafinerilerini vurmak için kullanıyor.
Buna karşılık, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın bunu Birleşik Krallık’ın savaşa müdahalesi olarak değerlendireceğini belirtti.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyareti kapsamında gece treniyle Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitti. Ülkenin bağımsızlık günü kutlamalarına katılan Burnham, Ukrayna’da uzun menzilli füze üretilmesinin önünü açan gizli savunma planlarını teslim etti.
Birleşik Krallık, 2024 yılının sonlarında Ukrayna’ya, Rusya’nın kalbindeki hedefleri vurmak için İngiliz Storm Shadow seyir füzesini kullanma iznini ilk kez vermişti.
O dönemde, Kursk bölgesine yönelik bir Storm Shadow saldırısı başlangıçta doğrulanmıştı.
Sunday Times’ın yakın zamanda doğruladığı üzere, Londra bu karara, Moskova’nın Kiev’in uzun menzilli Batılı silahları kullanmasını kendi “kırmızı çizgilerinden” birini aşmak olarak göreceğini tam olarak bilerek yeşil ışık yakmıştı.
Fakat Storm Shadow’un kullanılabilirliği, özellikle birim maliyetinin 750.000 İngiliz sterlini üzerinde olması nedeniyle sınırlı kabul ediliyordu. Ayrıca, bu seyir füzesinin menzili yalnızca yaklaşık 250 kilometre.
Bu yıl Birleşik Krallık bir adım daha ileri giderek Ukrayna’ya uzun menzilli insansız hava araçları (İHA) da tedarik etmeye başladı.
Bunlar da artık sadece Donbas ve Kırım’a değil, aynı zamanda Rusya’nın iç bölgelerine yönelik saldırılarda da kullanılıyor.
BAE Systems’ın iştiraki Callen-Lenz’in ürettiği Nyan modeli İHA, Belgorod yakınlarındaki hedeflere yönelik saldırılarda kullanıldı.
Bir diğeri ise, sınırdan sırasıyla yaklaşık 340 ve 700 kilometre uzaklıkta bulunan Volgograd ve Yaroslavl’daki petrol rafinerilerine yönelik saldırılarda kullanıldı. Bu model ve üreticisi şu ana kadar gizli tutuldu.
Nisan ayında İngiliz hükümeti, 2026 yılı boyunca Birleşik Krallık’ta üretilen yaklaşık 120.000 insansız hava aracını Ukrayna’ya tedarik edeceğini duyurdu. Bunların kaç tanesinin uzun menzilli silah olduğu bilinmiyor.
Rusya, bundan böyle silahların üretildiği fabrikaların “meşru hedefler” olduğunu ilan edebilir. Hatta Rus hükümeti bunu Nisan ayında zaten yapmıştı. O dönemde Moskova, uzun menzilli silahların üretimi ve teslimatının, ilgili ülkeleri “kademeli olarak Ukrayna’nın stratejik arka cephesi haline getireceğini” belirtmişti. Böylelikle bu ülkeler “Rusya ile bir savaşa sürükleneceklerdi.”
Kremlin’in yanıtlarından biri de Birleşik Krallık’taki büyükelçisini geri çağırmak oldu. Yedi yılı aşkın bir süre boyunca Rusya’nın Birleşik Krallık büyükelçisi olarak görev yapan Andrei Kelin, 21 Temmuz’da diplomatik görevinden ayrıldı.
Moskova, onun yerine geçecek herhangi bir adayı Dışişleri Bakanlığı’na sunmadı ve büyükelçilik personelinin, halefinin ne zaman atanacağına dair herhangi bir bilgisi olmadığı anlaşılıyor.
The Times’a göre yerine geçecek birinin bulunmamasının, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri fiilen bir alt seviyeye indirdiği ve Moskova ile Londra arasındaki iletişimin tamamen kopacağına dair endişelere yol açtığı yönünde kaygılar var.
Rusya Büyükelçiliği sözcüsü, Kelin’in Birleşik Krallık ile “ilişkileri ve iletişim kanallarını korumak için önemli çabalar sarf ettiğini” belirterek, Londra yönetimini Rusya ile “çatışma yolunu” seçmekle suçladı.
Sözcü şöyle devam etti:
“Birleşik Krallık’ın ülkemize yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmesi halinde, daha yapıcı ve saygılı bir diyaloğun nihayetinde yeniden kurulabileceği umuduyla İngiltere’den ayrıldı. Bu arada, büyükelçiliğin başına maslahatgüzar geçmiştir.”
Pazar günü Londra’daki büyükelçilik, Kremlin’in “iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme” niyetinde olmadığını, “tüm alanlarda Rusya-Birleşik Krallık ilişkilerinin durumunun tamamen Londra’nın inisiyatifiyle eşi görülmemiş derecede düşük bir seviyeye gerilediğini” savundu.
Kelin’in ayrılışı, bir ay önce 11 Haziran’da, büyükelçilikte Rusya Günü’nü kutlamak amacıyla düzenlenen bir parti sırasında kurum içinde duyurulmuştu.
Aynı gün Moskova’da, İngiliz Büyükelçi Nigel Casey, Fransız ve Alman temsilcilerle birlikte, “Kremlin’in Ukrayna’daki saldırganlığını kınamak” üzere Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı ile nadir görülen bir görüşme gerçekleştirmişti.
The Times’a konuşan bir savunma kaynağı, askeri temsilciler arasında hiçbir gizli iletişim kanalı kurulmadığını belirtti.
Üst düzey bir diplomatik kaynak ise diyalogun kesilmesinin son derece endişe verici olduğunu söyledi:
“Özellikle düşman devletler arasında bu iletişim kanallarını sürdürmek önemlidir. İletişim ve gerginliğin azaltılması, potansiyel olarak tehlikeli senaryoların felakete dönüşmesini önlemenin tek yoludur.”
Bir ulusal güvenlik kaynağı, bu hamlenin, Ukrayna’ya destek konusunda İngiltere’nin üstlendiği öncü rolün Kremlin’de öfkeye yol açmasının ardından Moskova’dan gelen kasıtlı bir sinyal olabileceği uyarısında bulundu.
Kaynak, “Temelde ‘sizler önemli değilsiniz’ diyorlar ve açıkçası Londra ile Birleşik Krallık artık hiçbir şey ifade etmiyor,” dedi.
Moskova’daki eski İngiliz askeri ataşesi John Foreman, büyükelçiler arasında bir boşluk oluşmasının daha önce görülmeyen bir durum olmadığını söyledi ama ekledi:
“Fakat bu hafta büyükelçiliğin sert açıklaması ve 2019’dan bu yana, özellikle de Ukrayna’daki savaşın başlamasından beri ikili ilişkilerde yaşanan büyük bozulma, bu sefer ilişkilerin kalitesini kalıcı olarak düşürüp düşürmeyeceklerini merak etmeme neden oluyor.”
Alman hükümeti de, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırıları mümkün kılmak amacıyla Almanya’da uzun menzilli insansız hava araçlarının üretilmesini ve Ukrayna’ya teslim edilmesini destekliyor. Bu tür teslimatların halihazırda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği belirsiz.
Alman şirketleri, Alman tesislerinde Ukraynalı firmalarla işbirliği içinde Ukrayna silahlı kuvvetleri için insansız hava araçları üretmeye başlamakla kalmamış; bu araçların Almanya sınırları içinde Rus saldırılarına karşı güvende olduğunu da savunuyorlar.
Ayrıca, Alman-Amerikan startup’ı Auterion ile Ukraynalı insansız hava aracı üreticisi Airlogix, Münih yakınlarındaki bir tesiste uzun menzilli insansız hava araçları üretmek üzere bir ortak girişim başlatıyor.
Doğu Almanya’da ikinci bir fabrika inşa edilecek. Bu, hükümetin açık talebi üzerine gerçekleşiyor.
Savunma Bakanı Boris Pistorius, Eylül 2025’te Berlin’in Ukrayna’nın “uzun menzilli insansız hava araçları alımına yönelik desteğini” yoğunlaştıracağını duyurmuştu. Bu amaçla yaklaşık 300 milyon avro ayrılacağı bildirildi.
Zaman çizelgesine gelince, nisan ayında Münih bölgesinden Ukrayna’ya ilk uzun menzilli drone sevkiyatının birkaç ay içinde gerçekleştirilmesinin planlandığı belirtilmişti. Bunun gerçekleşip gerçekleşmediği henüz belli değil.
Bu soru büyük önem taşıyor; zira eğer öyleyse, Almanya’da üretilen drone’lar çoktan Rusya’nın kalbindeki hedefleri vurmuş olabilir. Bu durumda Almanya’nın da savaşın bir tarafı haline gelmiş olacağı endişeleri baş gösterecek.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı












