Ortadoğu

Körfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor

Yayınlanma

Başta BAE ve Katar olmak üzere Körfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) “yeni bir zihniyet” çağrısında bulunurken, Katar ise savaşın İran saldırılarına karşı savunmasızlıklarını ortaya çıkarması ve ABD’nin bölgedeki itibarını zedelemesinin ardından Tahran ile bölgesel bir “güvenlik çerçevesi” kurulmasını savundu.

BM Genel Kurulu’nun yan etkinliklerinden birinde konuşan Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman es-Sani, ABD ve İsrail’in Şubat ayında başlattığı İran’a karşı savaşı bir “uyarı sinyali” olarak nitelendirdi.

Körfez ülkelerinin “bölge olarak sorumlu bir şekilde birlikte hareket etmesi ve İran ile iyi ilişkiler kurduğumuzdan emin olması” gerektiğini söyleyen Başbakan, “Bu yönde çalışıyoruz. Bölgesel ortaklarımız buna inanıyor,” dedi.

Ayrı bir etkinlikte konuşan BAE Cumhurbaşkanı’nın diplomatik danışmanı Enver Gergeş, Arap devletlerinin İran’la diyalog kurması yönündeki çağrılara katılarak, Tahran’ın Washington’la yürüttüğü görüşmelerin “gerçek anlamda ilerlemediğini” ekledi.

Gergeş, “Hepimizin nasıl bir bölge istediğimize dair bu tür tartışmalarda yeni bir zihniyete ihtiyacımız var,” dedi.

Bölgenin gelecekteki istikrarı konusunda ABD ile İran arasında görüşmeler yapılabilse de, Gergeş bu görüşmelerin “İran-Arap düzeyinde de gerçekleştirilmesi gerektiğini” belirtti.

Bu açıklamalar, Körfez bölgesinde, ABD’yi savaşa girmemesi için uyarmış olan bölgesel devletlerin, Washington’un çatışmada çıkmaza girmesinin ardından Tahran ile ilişkileri yönetmek zorunda kalacağına dair artan bir farkındalığı yansıtıyor.

Şeyh Muhammed, “Körfez ülkeleri olarak bizi İran’la bir araya getirecek ve hiçbirimizin diğerine tehdit oluşturmadığından emin olacak bir güvenlik çerçevesi olmadan, bu bölge eskisi gibi devam edemeyecek,” dedi.

Bu ay yaptığı başka bir konuşmada Gergeş de şunları söylemişti:

“İran hâlâ komşumuz ve bir noktada geri kazanılabilecek olanı geri kazanmanın bir yolunu bulmak zorunda kalacağız . . . Coğrafya, bize ilişki kurmaktan başka bir seçenek bırakmıyor.”

Diplomatlar ve analistler, savaşın patlak vermesinden bu yana Suudi Arabistan’ın da, çatışma sona erdiğinde bölgesel gerilimlerin nasıl yönetileceğine dair müttefiklerle yapılan görüşmelerin bir parçası olarak, Orta Doğu ülkeleri ile İran arasında bir saldırmazlık paktı fikrini tartıştığını belirtti.

Financial Times’a (FT) konuşan Chatham House’tan Sanam Vakil şu yorumları yaptı:

“Savaşın ertesi günü hakkında düşünürken Körfez liderleri, dış garantörlerinin eskisi kadar güvenilir olmadığını, İran ile gergin bir ilişki içinde olduklarını ve güvenilir bir ABD dayanağının yokluğunda kendi güvenliklerini kendileri yönetmeleri gerektiğini kabul ediyorlar. Bu bir zorunluluk ama aynı zamanda bir fırsat da; çünkü İran zayıfladı ve Orta Doğu ülkeleri kendi güvenlik düzenlemeleri üzerinde inisiyatif alabilirler.”

Yemen direnişinin son haftalarda Suudi Arabistan ile on yılı aşkın süredir devam eden çatışmayı yeniden alevlendirmesi ve krallığa neredeyse her gün füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemesi üzerine Riyad yeni bir krizin ortasında kaldı.

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Ensarullah’a (Husiler) karşı saldırılar düzenlemek üzere Amerikan kuvvetlerinin Riyad’a katılması yönündeki çağrılarına şu ana kadar direndi.

Savaşın ilk aylarında İran’ın Arap komşularına yönelik saldırılarının en ağır yükünü BAE üstlendi.

Körfez devletine yaklaşık 3.000 füze ve insansız hava aracı fırlatıldı. BAE, Körfez güçleri arasında en şahin tutumu benimsedi ve İran’a onlarca hava saldırısıyla misilleme yaptı.

Fakat o zamandan beri, bölgenin önde gelen finans, ticaret ve turizm merkezi konumunu korumak amacıyla gerilimi azaltmaya çalışıyor.

Bu ay, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed el-Nahyan, Hindistan’da düzenlenen BRICS ülkeleri zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi.

Arap devletleri için daha geniş kapsamlı endişe, zayıflamış ama hâlâ bir tehdit oluşturduğu öne sürülen savaş sonrası İran’ı yönetmek zorunda olmaları.

Tahran, bölge genelinde saldırı düzenleyebilme ve Körfez’in ihracat ve ithalatı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığını kesintiye uğratabilme yeteneğini kanıtladı.

Katar, ABD-İran savaşını durdurmaya yönelik diplomatik çabalarda merkezi bir rol oynuyor.

Washington ile Tahran arasında doğrudan görüşmeler yapılmasa da, arabulucular gizli kanalları açık tutuyor.

Arap liderlerin, krizi görüşmek üzere bu hafta New York’ta düzenlenecek BM zirvesi sırasında Trump ile görüşmeler yapması bekleniyor.

Pezeşkiyan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı’nın de BM zirvesine katılması planlanıyor.

Trump, hafta sonu Fox News’e yaptığı açıklamada, İran Cumhurbaşkanı ile görüşmeye “muhtemelen” açık olacağını söyledi.

ABD’li haber kanalının aktardığına göre, Trump “karar verme aşamasında” olduğunu ve seçeneklerinin “İran’ı ortadan kaldırmak”, “iktisadi olarak çürümeye terk etmek” ya da bir anlaşma yapmak olduğunu belirtti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version