Dünya Basını

Şam’da bir okul: Modern Suriye tarihi silinirken

Yayınlanma

Çevirmenin notu: Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi (ACRPS) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Suriyeli tarihçi Sami Moubayed’in kaleme aldığı aşağıdaki değerlendirme yazısı, kökleri Fransız mandası dönemine uzanan Lycée Laïque üzerinden Suriye’nin modernleşme serüvenine yakılmış bir tür mersiye niteliğinde. Metnin bütününe sinen nostaljik ton, Colani yönetimi altında okulun haremlik-selamlık uygulamasına geçmesiyle birlikte, bilhassa Şam’ın kentli ve seküler orta sınıf aydınlarında baş gösteren kimlik krizi ve gelecek kaygısını yansıtıyor.

Ancak yazarın Laïque’in Baas iktidarı altında geçirdiği dönüşümü anlatırken Baas’ın “Birlik, Özgürlük, Sosyalizm” ilkelerini okulun kimliğini tahrif eden unsurlar arasında sayması, bu mersiyenin siyasal sınırlarını açık ediyor. Baas mirasını toptancı bir reddiyeyle mahkûm eden, dahası, 1973 Savaşı’nın ders kitaplarından ayıklanmasını “Hafız Esad liderliğinde yürütülmüş olması hasebiyle anlaşılır” bulan Moubayed, toplumsal kurtuluş ve sekülerleşme mücadelesinin tarihsel zeminini yok sayıp sadece kendi ayrıcalıklı sınıfsal habitusunu korumaya çalışan orta sınıf aydın refleksini yansıtıyor. Bu refleks, okulun temsil ettiği “modernlik” idealinin kaybına duyulan özlemi tutarlı bir siyasal ve kamusal perspektife dönüştürmekten oldukça uzak görünüyor.


Şam’daki Bir Okulda Değişiklik: Suriye’nin Geleceğine Dair De Bir İşaret

Sami Moubayed
New Lines Magazine
23 Ekim 2026
Çev. Leman Meral Ünal

Tam 100 yıl önce, Şam’da, bugünkü Abid Caddesi üzerindeki parlamentonun hemen yakınındaki kiralık binada 79 öğrencisiyle seküler bir Fransız okulu açıldı. O dönem “Lycée Laïque” (Laik Enstitü), bugünse “El-Hürriye Enstitüsü” adıyla bilinen kurum, hâlâ kısaca “Laïque” diye anılır.

Açıldıktan dört yıl sonra, 1930’da, dönemin başbakanı reformcu ajandasıyla bilinen sarıklı din adamı Taceddin el-Hasani, okula Bağdat Caddesi üzerinde bir arsa tahsis etti ve okul 1932’de buraya taşındı. Kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmesi, yetkin eğitim kadrosu, tenis, voleybol ve basketbol sahalarıyla Laïque, kısa sürede Suriye’nin en prestijli kurumlarından birine dönüştü. Zengin kütüphanesinin yanı sıra, 1955’te Mısır’ın efsanevi sesi Ümmü Gülsüm’ü ağırlayacak kadar donanımlı bir tiyatro salonuna dahi sahipti. Tüm bu çok sesli ve renkli atmosfer, ortak bir kimlikte bütünleşmiş ve kendisini daha geniş bir Arap dünyasının parçası olduğu tahayyülünü taşıyan dönemin Orta Doğu’suna aitti.

Şimdi yüzyıl sonrasına saralım. Laïque eski ihtişamı düşünüldüğünde, bugün onun ancak soluk bir gölgesinden ibaret. Önce, Suriye’deki eğitim sistemine haki üniformalarla ideolojik bir sosyalist müfredat dayatan 61 yıllık Baas iktidarı geldi. Laïque’teki öğretmenler liyakatle değil, Baasçı oldukları için işe alınır olmuşlardı. Ardından, okulun özerkliğine son veren ve kurumsal kimliğini bozan 1967 millileştirmesi gerçekleşti; okul, özgürlük, pan-Arapçılık ve sosyalizm olmak üzere üç ideolojik temele dayanan Baasçılık söylemine atıfta bulunularak “Mahad al-Huriyya” ya da “Özgürlük Enstitüsü” olarak yeniden adlandırıldı.¹ Hafız Esad’ın, Beşşar dahil tüm çocuklarını Laïque’e göndermesi okulun Baasçı kimliğini daha da perçinledi. Esad’ın veliahtı olan büyük oğlu Basil Esad 1994’te ölünce, okulun adı bir kez daha değiştirilerek onun ismi verildi. Yine de silinmeyen bir şey vardı: Laïque’in geçmişine dair hafıza ve daha da önemlisi, Suriye toplumunun önde gelen isimleri arasına giren mühendis, doktor, siyasetçi ve sanatçılardan oluşan mezun ağı varlığını koruyordu. On yıllar boyunca “Laïque’de okudum” demek, Lübnan’da “Brummana Lisesi’nde okudum” demek gibi bir tür pasaport işlevi gördü. Akademik mükemmelliğin işaretiydi, iş hayatına girişin önünü açıyor ve kişinin yetenekleriyle karakterine ilişkin yüksek beklentileri beraberinde getiriyordu.

Koca bir Suriye tarihi, adeta tek bir adrese sığışmıştı: Fransız mandası altında kurulmuş, reformist bir din adamı-başbakan desteğiyle meşruiyet kazanmış, kadrosunda hem Fransız hem Suriyeli öğretmenleri barındıran ve kentli burjuvazinin çocuklarını okuttuğu bir mektep… Sadece bir nesil içinde, Suriye’ye özgü modern kimliğin sembolü haline gelmişti. İki dilli, kozmopolit ve kızlarla erkeklerin aynı sınıfta yan yana oturmasından gurur duyan bir kimlik. Bu kimlik, her şeyden önce Suriye’nin nasıl bir ülke olabileceğine dair beslenen sarsılmaz bir inancı da temsil ediyordu.

Adının bizzat kendisi bile Fransızca “laik” anlamına gelen Laïque dine değil, yurttaşlık bilincine dayalı bir Suriyeli kimliğine göndermeydi. Bir arada yaşama kültürü ve laikliğin kalesi olan okulun arazisini bağışlayan kişinin, gençliğinde İslam hukuku dersleri vermiş sarıklı bir ulema olması durumu daha da çarpıcı kılıyordu. Hikâyeyi sıra dışı kılan yanlardan biri de, babası Şeyh Bedreddin kendi kuşağının en etkili din âlimlerinden biri olmasına rağmen, el-Hasani’nin kendisinin Bab Tuma mahallesindeki bir Hristiyan misyoner okulunda (Lazaristlerde) okumuş olması herhalde. Üstelik El-Hasani, Fransız seküler okuluna yalnızca müsamaha göstermekle kalmamış, kendi oğlunu da oraya göndermişti, hatta İslamcılığı bir kenara bırakıp “Suriyelilik” adına bir başka Fransız okuluna gayrimenkul bile hibe etmişti. Siyasi hesapları ne olursa olsun bu jest, modern eğitimin katlanılması gereken bir “yabancı istilası” değil, ulusal bir kazanım olduğu fikrinin teslim edilmesiydi.

Yirminci yüzyıl boyunca Laïque’in şöhreti, sunduğu imkânlar ve iki dilli eğitimi sayesinde neredeyse folklorik bir efsaneye dönüştü. Suriyeli aileler mezhep ya da din ayrımı gözetmeksizin çocuklarını buraya gönderiyordu, çünkü Laïque, mezhep temelli okullarının sunamadığı yegâne şeyi vaat ediyordu: Kapsayıcı bir Suriyeli kimliği. Ne var ki tüm bu birikim, okul yönetiminin geçtiğimiz günlerde kız ve erkek öğrencileri ayırma yönünde aldığı tartışmalı kararla bir anda yerle bir oldu. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yönetiminin ikinci yılında alınan bu karar, “velilerin taleplerine uyum sağlama” kılıfıyla sunulsa da seküler çevrelerin, Suriyeli aydınların ve mezunların yoğun tepkisine yol açtı.

Milli Eğitim Bakanlığı şu ana kadar duruma müdahale etmiş değil. Fakat Suriye’nin sürüklendiği istikamete dair endişeler giderek büyüyor. Daha geçtiğimiz yıl, İslam öncesi dönem ve öncü kadın figürler dahil olmak üzere Suriye tarihinin koca koca kesitleri ders kitaplarından ayıklandı. Değişikliklerin bazıları tartışmalı olsa da anlaşılabilirdi. Örneğin, Hafız Esad liderliğinde yürütülmüş olması nedeniyle 1973 Ekim Savaşı’na yapılan tüm atıfların kaldırılması anlaşılır bulunabilirdi. Fakat Laïque gibi köklü bir karma okulda sınıfların cinsiyete göre ayrılması, kaygıları bambaşka bir düzeye taşıyor.

Laïque sıradan bir okul değil. Suriye modernleşmesinin yüz yıllık canlı laboratuvarı ve onun geleneklerine vurulacak her neşter, doğrudan bu modernleşme vizyonuna biçilmiş bir hüküm olarak okunacak. Okulun kurucuları, o Fransız eğitimciler, reformist başbakan, çocuklarını buraya yazdıran Şam’ın köklü aileleri, hepsi ortak bir tahayyülün peşindeydi. Suriye’nin geleceğinin, daha önce kendilerini birbirinden ayıran sınırların ötesinde düşünmeyi öğrenmiş insanlar tarafından inşa edileceğine inanıyorlardı. İşte bugün bu inanç tehlike altında.


¹ Baas Partisi’nin “Birlik, Özgürlük, Sosyalizm” (Wahda, Hurriya, Ishtirakiya) sloganına gönderme (çn).

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık