Diplomasi
Küba Başkonsolosu Cárdenas: ABD’nin yakıt kısıtlaması savaş koşullarında dahi kabul edilemez
ABD’nin 29 Ocak’ta imzaladığı kararnameyle Küba’ya yönelik petrol sevkiyatını kısıtlamasının ardından İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi. Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas süreci “soykırım politikası” olarak tanımlarken, Rusya’nın ülkeye petrol tedarik edeceğini açıkladı.
İstanbul Küba Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, José Marti Küba Dostluk Derneği ve Küba Cumhuriyeti Başkonsolosluğu tarafından Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, ABD yönetiminin 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesiyle Küba’ya yönelik ablukayı yeni bir boyuta taşıdığını belirtti.
ABD’nin Küba’ya yönelik son hamlelerinin insani boyutuna dikkat çeken Cárdenas, “29 Ocak tarihinde atılan adım, 1961 yılından beri uygulanan ablukanın yükseltilmiş halidir. 1961 yılında başlatılan ablukanın temel amacı, Küba ekonomisinde kıtlık yaratarak Küba Devrimi’nin yıkılmasını sağlamaktır” diye konuştu.
Küba ile ticaret yapacak şirket ve ülkelere yönelik yaptırımların Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ne aykırı olduğunu vurgulayan Başkonsolos, bu durumun başka ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamı taşıdığını belirtti.
Cárdenas, Küba’ya uygulanan ablukayı 1960’tan bu yana sistematik bir “soykırım politikası” olarak tanımladıklarını ifade etti.
Küba halkının kalkınmasını doğrudan hedef alan bu sürecin çok sayıda ölüme ve salgın hastalığa neden olduğunu kaydeden Başkonsolos, “Son adım, bu soykırım politikasının radikalleşmesidir. Bu uygulamanın uluslararası kurallara aykırı olduğu aşikâr. Mevcut kurallar, savaş koşullarında dahi bu tür yaptırımların uygulanmamasını öngörüyor” dedi.
Yakıt tedariki stratejik hedef haline geldi
Ülkenin yakıt tedarikinin engellenmesine yönelik adımların Küba’da sağlık, eğitim, elektrik ve gündelik yaşamı felce uğrattığını belirten Cárdenas, ABD’nin Küba’yı tehdit olarak gösterme çabalarını “asılsız” şeklinde nitelendirdi.
Küba’nın hiçbir baskıyı kabul etmeyeceğini söyleyen Başkonsolos, diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve çıkar temelinde iktisadi ve diplomatik ilişkileri sürdürme kararlılığında olduklarını paylaştı.
Cárdenas, uluslararası kamuoyuna seslenerek, bu adımları reddetme ve uluslararası ilişkilerde çok yanlılığı destekleme çağrısında bulundu.
İstanbul’daki dostluk derneklerine ve dayanışma hareketlerine teşekkür eden Başkonsolos, “Küba egemenliğini, haysiyetini ve barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek” mesajını verdi.
Rusya’dan Küba’ya petrol sevkiyatı desteği
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cárdenas, petrol tedarikindeki sıkıntıları aşmak için yürütülen diplomatik temaslara değindi.
Küba Dışişleri Bakanı’nın Rusya ziyaretine ilişkin bilgi veren Başkonsolos, “Görüşmede Rusya tarafı, Küba’ya petrol göndereceğini resmi olarak açıkladı. Bu açıklama, 29 Ocak kararnamesinin ardından yapılan ilk resmi petrol sevkiyatı duyurusudur. Umuyoruz ki Rusya’nın bu açık deklarasyonu bir yol açar ve diğer ülkeler de somut adımlar atar” dedi.
Meksika ile havacılık yakıtı işbirliği sürüyor
Meksika’nın ablukaya rağmen petrol gönderip göndermeyeceği yönündeki soru üzerine Cárdenas, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi derinliğine işaret etti.
Venezuela’ya yönelik saldırılardan önce Meksika’nın Küba’nın en büyük petrol tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Cárdenas, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Meksika son dönemde gıda ve ihtiyaç maddesi içeren gemi gönderdi ancak henüz doğrudan petrol girişi olmadı. Bununla birlikte Küba’ya uçan uçakların yakıt tedariki Meksika üzerinden sağlanıyor. Bu sayede Küba’ya yönelik uluslararası uçuşların devamlılığını koruyoruz. Meksika’nın elinden geleni yaptığına ve yapmaya devam edeceğine inancımız tam.”
İflas etmiş devlet söylemi gerçeği yansıtmıyor
Başkonsolos Cárdenas, Türkiye medyasında yer alan “Küba iflas etti” şeklindeki haberlere de tepki gösterdi. Bu tür ifadelerin dezenformasyon niteliği taşıdığını savunan Cárdenas, “Hiçbir iflas etmiş devlet, Küba’nın maruz kaldığı bu ağırlıktaki bir abluka karşısında ayakta kalamazdı. Eğer devlet gerçekten iflas etmiş olsaydı, son birkaç aydaki gelişmelerin ardından tablo çok farklı olurdu. Bugün Küba’da okullar ve hastaneler açık, insanlar işlerine gitmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kurumların işleyişini sürdürdüğünü belirten Başkonsolos, “Madem Küba devleti ve ekonomisi işlemiyordu; bıraksalardı da Küba kendi kendine çökseydi. Ablukanın bu denli sertleştirilmesinin nedeni, sistemin tüm zorluklara rağmen işlemeye devam etmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık ve eğitim sektöründe kısıtlamalar başladı
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada adadaki güncel yaşam koşullarına dair teknik detaylar paylaştı.
ABD’nin imzaladığı son kararname ile ablukanın tam bir kuşatmaya dönüştüğünü belirten Özkan, 29 Ocak’tan bu yana ticari gemilerin adaya petrol taşıyamadığını bildirdi. Küba’nın kendi öz kaynaklarının ihtiyacın yalnızca dörtte birini karşılayabildiğini kaydeden Özkan, birçok sektörün durma noktasına geldiğini ifade etti.
Özkan, özellikle sağlık sektöründeki kritik durumu şu sözlerle aktardı:
“Öncelikli hastalara yönelik kısıtlamalar ve düzenlemeler getirilmiş durumda. Kamu kurumları haftanın sadece belirli günleri hizmet verebiliyor. Ulaşım, doğalgaz ve elektrik kullanımında sert kısıtlamalar uygulanıyor. Gebe kadınlar, kanser hastaları ve yaşam destek cihazlarına bağlı olan hastalar, elektrik kesintileri nedeniyle ciddi risk altında.”
Küba hükümetinin zorlu şartlar altında halkın katılımıyla bir plan dahilinde hareket ettiğini belirten Nahide Özkan, José Marti Küba Dostluk Derneği olarak bir imza çalışması başlattıklarını duyurdu.
Bu faaliyetin temel amacının ABD’nin saldırılarına karşı kamuoyu baskısı oluşturmak olduğunu ifade eden Özkan, önümüzdeki günlerde maddi yardımı da içeren kapsamlı bir dayanışma paketini kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.
Okuyan: Küba’ya yönelik enformasyon saldırısı insanlık suçudur
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, toplantının son bölümünde yaptığı konuşmada Küba ile dayanışmanın partisi için taşıdığı özel anlama vurgu yaptı.
Küba’nın ileri insani değerleri savunan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından eşsiz bir direnç sergileyen bir ülke olduğunu belirten Okuyan, “Küba küçük bir ada ülkesi ancak ABD emperyalizminin dünyaya ayar verme girişimlerine kafa tutabilecek az sayıda özneden biri. Bu meydan okumanın en önemli ayağı uluslararası dayanışmadır” dedi.
ABD’nin Küba’ya yönelik saldırılarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda enformasyon düzeyinde de yürütüldüğünü kaydeden Okuyan, CIA odaklı propagandaya karşı Küba’nın sesinin daha fazla duyurulması gerektiğini belirtti.
Okuyan, “Küba hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Medya olanakları sınırlı olan bir ülkeye karşı yürütülen bu dezenformasyon sürecinde ABD’ye destek verilmesi bir insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.
Küba’nın yaşadığı enerji krizinin hafifletilmesi için uluslararası düzeyde bir çaba olduğunu ifade eden Okuyan, TKP’nin de bu süreçte aktif rol alacağını bildirdi.
Küba’nın güneş enerjisi kullanımını hızla artırmaya yönelik hamleler yaptığını kaydeden Okuyan, “Biz de derneğimizle birlikte başlatacağımız çalışmayla bu sürece destek olacağız. Küba’nın direncini artırmaya yönelik adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Sadece politik bir destekle yetinmeyip, enerji krizi gibi somut başlıklar üzerinde de neler yapabileceğimize bakıyoruz” şeklinde konuştu.
Mustafa Destici’nin “Kübalılaştırma” ifadesine yanıt
Kemal Okuyan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “Türkiye’nin Kübalılaştırılmasına izin vermeyeceğiz” yönündeki sözlerine de tepki gösterdi.
Bu tür açıklamaların iktidarın gayri resmi ortağı konumundaki bir parti tarafından yapılmasının diplomatik açıdan riskli olduğunu savunan Okuyan, “Kübalılaştırmadan ne anladıklarını açıklamaları gerekiyor. Eğer Küba’nın yaşattığı insani değerlerin Türkiye’de egemen olmasından bahsediyorlarsa, biz zaten bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi.
“Anti-emperyalist mücadele emek ekseninde birleşmeli”
Küresel siyasetteki gelişmeleri de değerlendiren Okuyan, ABD’nin hamlelerinin temelinde Çin’in yükselişini engelleme stratejisinin yattığını belirtti.
Trump yönetiminin “sınır tanımayan” yaklaşımının yeni tip mücadele yöntemlerini zorunlu kıldığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, şu değerlendirmede bulundu:
“NATO bitti gibi değerlendirmeler yapmak için henüz erken. Trump, küresel düzeyde yeni bir hegemonya kurmaya çalışıyor. Ancak bu değişikliklerin milyonlarca yoksul insan için ne anlama geldiği asıl meseledir. Uluslararası düzeydeki anti-emperyalist mücadele, emek mücadelesiyle doğrudan bağ kurulmadan başarıya ulaşamaz ve dünyadaki bu tehlikeli gidişat sona erdirilemez.”