Diplomasi
Küba Başkonsolosu Cárdenas: ABD’nin yakıt kısıtlaması savaş koşullarında dahi kabul edilemez

ABD’nin 29 Ocak’ta imzaladığı kararnameyle Küba’ya yönelik petrol sevkiyatını kısıtlamasının ardından İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi. Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas süreci “soykırım politikası” olarak tanımlarken, Rusya’nın ülkeye petrol tedarik edeceğini açıkladı.
İstanbul Küba Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, José Marti Küba Dostluk Derneği ve Küba Cumhuriyeti Başkonsolosluğu tarafından Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, ABD yönetiminin 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesiyle Küba’ya yönelik ablukayı yeni bir boyuta taşıdığını belirtti.
ABD’nin Küba’ya yönelik son hamlelerinin insani boyutuna dikkat çeken Cárdenas, “29 Ocak tarihinde atılan adım, 1961 yılından beri uygulanan ablukanın yükseltilmiş halidir. 1961 yılında başlatılan ablukanın temel amacı, Küba ekonomisinde kıtlık yaratarak Küba Devrimi’nin yıkılmasını sağlamaktır” diye konuştu.
Küba ile ticaret yapacak şirket ve ülkelere yönelik yaptırımların Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ne aykırı olduğunu vurgulayan Başkonsolos, bu durumun başka ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamı taşıdığını belirtti.
Cárdenas, Küba’ya uygulanan ablukayı 1960’tan bu yana sistematik bir “soykırım politikası” olarak tanımladıklarını ifade etti.
Küba halkının kalkınmasını doğrudan hedef alan bu sürecin çok sayıda ölüme ve salgın hastalığa neden olduğunu kaydeden Başkonsolos, “Son adım, bu soykırım politikasının radikalleşmesidir. Bu uygulamanın uluslararası kurallara aykırı olduğu aşikâr. Mevcut kurallar, savaş koşullarında dahi bu tür yaptırımların uygulanmamasını öngörüyor” dedi.
Yakıt tedariki stratejik hedef haline geldi
Ülkenin yakıt tedarikinin engellenmesine yönelik adımların Küba’da sağlık, eğitim, elektrik ve gündelik yaşamı felce uğrattığını belirten Cárdenas, ABD’nin Küba’yı tehdit olarak gösterme çabalarını “asılsız” şeklinde nitelendirdi.
Küba’nın hiçbir baskıyı kabul etmeyeceğini söyleyen Başkonsolos, diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve çıkar temelinde iktisadi ve diplomatik ilişkileri sürdürme kararlılığında olduklarını paylaştı.
Cárdenas, uluslararası kamuoyuna seslenerek, bu adımları reddetme ve uluslararası ilişkilerde çok yanlılığı destekleme çağrısında bulundu.
İstanbul’daki dostluk derneklerine ve dayanışma hareketlerine teşekkür eden Başkonsolos, “Küba egemenliğini, haysiyetini ve barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek” mesajını verdi.
Rusya’dan Küba’ya petrol sevkiyatı desteği
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cárdenas, petrol tedarikindeki sıkıntıları aşmak için yürütülen diplomatik temaslara değindi.
Küba Dışişleri Bakanı’nın Rusya ziyaretine ilişkin bilgi veren Başkonsolos, “Görüşmede Rusya tarafı, Küba’ya petrol göndereceğini resmi olarak açıkladı. Bu açıklama, 29 Ocak kararnamesinin ardından yapılan ilk resmi petrol sevkiyatı duyurusudur. Umuyoruz ki Rusya’nın bu açık deklarasyonu bir yol açar ve diğer ülkeler de somut adımlar atar” dedi.

Meksika ile havacılık yakıtı işbirliği sürüyor
Meksika’nın ablukaya rağmen petrol gönderip göndermeyeceği yönündeki soru üzerine Cárdenas, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi derinliğine işaret etti.
Venezuela’ya yönelik saldırılardan önce Meksika’nın Küba’nın en büyük petrol tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Cárdenas, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Meksika son dönemde gıda ve ihtiyaç maddesi içeren gemi gönderdi ancak henüz doğrudan petrol girişi olmadı. Bununla birlikte Küba’ya uçan uçakların yakıt tedariki Meksika üzerinden sağlanıyor. Bu sayede Küba’ya yönelik uluslararası uçuşların devamlılığını koruyoruz. Meksika’nın elinden geleni yaptığına ve yapmaya devam edeceğine inancımız tam.”
İflas etmiş devlet söylemi gerçeği yansıtmıyor
Başkonsolos Cárdenas, Türkiye medyasında yer alan “Küba iflas etti” şeklindeki haberlere de tepki gösterdi. Bu tür ifadelerin dezenformasyon niteliği taşıdığını savunan Cárdenas, “Hiçbir iflas etmiş devlet, Küba’nın maruz kaldığı bu ağırlıktaki bir abluka karşısında ayakta kalamazdı. Eğer devlet gerçekten iflas etmiş olsaydı, son birkaç aydaki gelişmelerin ardından tablo çok farklı olurdu. Bugün Küba’da okullar ve hastaneler açık, insanlar işlerine gitmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kurumların işleyişini sürdürdüğünü belirten Başkonsolos, “Madem Küba devleti ve ekonomisi işlemiyordu; bıraksalardı da Küba kendi kendine çökseydi. Ablukanın bu denli sertleştirilmesinin nedeni, sistemin tüm zorluklara rağmen işlemeye devam etmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık ve eğitim sektöründe kısıtlamalar başladı
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada adadaki güncel yaşam koşullarına dair teknik detaylar paylaştı.
ABD’nin imzaladığı son kararname ile ablukanın tam bir kuşatmaya dönüştüğünü belirten Özkan, 29 Ocak’tan bu yana ticari gemilerin adaya petrol taşıyamadığını bildirdi. Küba’nın kendi öz kaynaklarının ihtiyacın yalnızca dörtte birini karşılayabildiğini kaydeden Özkan, birçok sektörün durma noktasına geldiğini ifade etti.
Özkan, özellikle sağlık sektöründeki kritik durumu şu sözlerle aktardı:
“Öncelikli hastalara yönelik kısıtlamalar ve düzenlemeler getirilmiş durumda. Kamu kurumları haftanın sadece belirli günleri hizmet verebiliyor. Ulaşım, doğalgaz ve elektrik kullanımında sert kısıtlamalar uygulanıyor. Gebe kadınlar, kanser hastaları ve yaşam destek cihazlarına bağlı olan hastalar, elektrik kesintileri nedeniyle ciddi risk altında.”
Küba hükümetinin zorlu şartlar altında halkın katılımıyla bir plan dahilinde hareket ettiğini belirten Nahide Özkan, José Marti Küba Dostluk Derneği olarak bir imza çalışması başlattıklarını duyurdu.
Bu faaliyetin temel amacının ABD’nin saldırılarına karşı kamuoyu baskısı oluşturmak olduğunu ifade eden Özkan, önümüzdeki günlerde maddi yardımı da içeren kapsamlı bir dayanışma paketini kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.

Okuyan: Küba’ya yönelik enformasyon saldırısı insanlık suçudur
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, toplantının son bölümünde yaptığı konuşmada Küba ile dayanışmanın partisi için taşıdığı özel anlama vurgu yaptı.
Küba’nın ileri insani değerleri savunan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından eşsiz bir direnç sergileyen bir ülke olduğunu belirten Okuyan, “Küba küçük bir ada ülkesi ancak ABD emperyalizminin dünyaya ayar verme girişimlerine kafa tutabilecek az sayıda özneden biri. Bu meydan okumanın en önemli ayağı uluslararası dayanışmadır” dedi.
ABD’nin Küba’ya yönelik saldırılarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda enformasyon düzeyinde de yürütüldüğünü kaydeden Okuyan, CIA odaklı propagandaya karşı Küba’nın sesinin daha fazla duyurulması gerektiğini belirtti.
Okuyan, “Küba hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Medya olanakları sınırlı olan bir ülkeye karşı yürütülen bu dezenformasyon sürecinde ABD’ye destek verilmesi bir insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.
Küba’nın yaşadığı enerji krizinin hafifletilmesi için uluslararası düzeyde bir çaba olduğunu ifade eden Okuyan, TKP’nin de bu süreçte aktif rol alacağını bildirdi.
Küba’nın güneş enerjisi kullanımını hızla artırmaya yönelik hamleler yaptığını kaydeden Okuyan, “Biz de derneğimizle birlikte başlatacağımız çalışmayla bu sürece destek olacağız. Küba’nın direncini artırmaya yönelik adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Sadece politik bir destekle yetinmeyip, enerji krizi gibi somut başlıklar üzerinde de neler yapabileceğimize bakıyoruz” şeklinde konuştu.
Mustafa Destici’nin “Kübalılaştırma” ifadesine yanıt
Kemal Okuyan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “Türkiye’nin Kübalılaştırılmasına izin vermeyeceğiz” yönündeki sözlerine de tepki gösterdi.
Bu tür açıklamaların iktidarın gayri resmi ortağı konumundaki bir parti tarafından yapılmasının diplomatik açıdan riskli olduğunu savunan Okuyan, “Kübalılaştırmadan ne anladıklarını açıklamaları gerekiyor. Eğer Küba’nın yaşattığı insani değerlerin Türkiye’de egemen olmasından bahsediyorlarsa, biz zaten bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi.
“Anti-emperyalist mücadele emek ekseninde birleşmeli”
Küresel siyasetteki gelişmeleri de değerlendiren Okuyan, ABD’nin hamlelerinin temelinde Çin’in yükselişini engelleme stratejisinin yattığını belirtti.
Trump yönetiminin “sınır tanımayan” yaklaşımının yeni tip mücadele yöntemlerini zorunlu kıldığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, şu değerlendirmede bulundu:
“NATO bitti gibi değerlendirmeler yapmak için henüz erken. Trump, küresel düzeyde yeni bir hegemonya kurmaya çalışıyor. Ancak bu değişikliklerin milyonlarca yoksul insan için ne anlama geldiği asıl meseledir. Uluslararası düzeydeki anti-emperyalist mücadele, emek mücadelesiyle doğrudan bağ kurulmadan başarıya ulaşamaz ve dünyadaki bu tehlikeli gidişat sona erdirilemez.”
Diplomasi
AstraZeneca-Bristol Myers birleşme görüşmeleri şaşkınlık yarattı

AstraZeneca hisseleri, şirketin Bristol Myers Squibb ile olası bir birleşme konusunda görüşmeler yaptığına dair haberlerin ardından %7’ye varan bir düşüş yaşadı.
Analistler, bu anlaşmanın ilaç sektörünün en güçlü büyüme hikayelerinden biri için şaşırtıcı bir stratejik hamle olacağını belirtti.
Anlaşma gerçekleşirse, şirketlerin toplam değeri yaklaşık 400 milyar dolara ulaşabilir ve bu, tarihteki en büyük ilaç sektörü birleşmeleri arasında yer alabilir.
Görüşmelerin ayrıntıları henüz netleşmemiş ve kaynaklar Financial Times’a (FT) bir anlaşmanın “asla gerçekleşmeyebileceğini” belirtmiş olsa da, analistler, güçlü ilaç geliştirme portföyü sayesinde CEO Pascal Soriot yönetiminde piyasa değeri hızla artan AstraZeneca’nın neden böyle bir işlemi peşinde olduğunu sorguladılar.
Londra Borsası’nda işlem gören AstraZeneca hisseleri son olarak %4,7 düşüşle işlem gördü ve büyük ölçüde yatay seyreden İngiltere’nin önemli endeksi FTSE 100 üzerinde baskı yarattı.
Bristol Myers hisseleri ise ABD piyasa açılış öncesi işlemlerde %6 değer kazandı.
Pazartesi günkü işlem seansına girerken, AstraZeneca’nın piyasa değeri 264 milyar dolardı.
Bu rakam, şirketin sağlam bir yeni ilaç portföyü geliştirmesiyle birlikte, son on yılda ve CEO Pascal Soriot’un 2012’de göreve gelmesinden bu yana istikrarlı bir şekilde yükseldi.
Şirket, geçen yılki 58,7 milyar dolardan 2030 yılına kadar 80 milyar dolarlık satış hedefliyor.
Bristol Myers’ın piyasa değeri yaklaşık 133 milyar dolar ve şirket birçok ilacın tekel hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Patentlerin süresi doldukça ve kan inceltici Eliquis ile kanser ilacı Opdivo gibi en çok satan ilaçlar jenerik ilaçlarla rekabet etmeye başladıkça, şirketin büyüme oranının gelecek yıldan itibaren düşüş göstermesi bekleniyor.
Analistler, hem haberin kendisi hem de zamanlaması karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi.
Jefferies analistleri pazartesi sabahı yaptıkları açıklamada şunları söyledi:
“AZ’nin büyüme ve inovasyon profilinin gücü göz önüne alındığında, biraz şaşkın durumdayız. Elbette finansal değer artışı iyi görünebilir ve belki de daha fazla nakit akışı, daha fazla Ar-Ge’ye olanak sağlayabilir. Fakat finansal mühendisliğe ihtiyaç duymayan bir şirket varsa, o da AZ’dir.”
RBC Capital Markets analistleri, Bristol Myers’ın yeni kan inceltici ilacı milvexian için önemli klinik deneme sonuçlarının açıklanmasının yaklaştığını ve şizofreni ilacı Cobenfy’nin kullanım alanının genişletilmesinin de iki şirket arasındaki ürün yelpazesi sinerjisini belirsiz hale getirdiğini belirtti.
Birleşme görüşmelerinin ardındaki gerekçelerden biri, AstraZeneca’nın bu yılın başlarında önceki ADR programının yerine New York Borsası’nda doğrudan halka arz işlemini tamamlamasının ardından, kilit öneme sahip ABD pazarına daha fazla yaklaşma yönündeki stratejik isteği olabilir.
AstraZeneca’nın 2026 yılının ilk yarısındaki toplam satışlarının %42’sini ABD satışları oluşturdu ve şirket, büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için açıkça ABD pazarını hedefliyor.
Öte yandan, New Jersey’nin Princeton kentinde bulunan Bristol Myers Squibb, son çeyrekte gelirlerinin %69’unu ABD pazarından elde etti.
Jefferies, odak noktasının muhtemelen daha da büyük bir onkoloji devi oluşturma potansiyeli üzerinde olacağını ve AstraZeneca ile Bristol Myers’ın birleşik kanser ilacı portföyünün sektördeki en geniş portföy olmasının, potansiyel olarak antitröst incelemesine yol açabileceğini belirtti.
Şirketlerin onkoloji, kardiyovasküler hastalıklar ve immünoloji alanlarında çakışmalar olsa da, ürün geliştirme programları büyük ölçüde birbirini tamamlayıcı nitelikte.
AstraZeneca katı tümörlerde daha güçlüyken, Bristol Myers Squibb ise kan kanserleri ve hücre tedavilerine daha fazla odaklanıyor.
Citi analistleri, birleşme görüşmeleriyle ilgili haberlerin doğru olması halinde, AstraZeneca’nın “sınıfının en iyisi” ürün yelpazesi göz önüne alındığında bunun bir “sürpriz” olacağını belirtti.
Bununla birlikte AstraZeneca, bir kalp hastalığı ilacına yönelik geç aşama klinik denemenin bu ayın başlarında hedefine ulaşamaması nedeniyle nadir görülen bir aksilik yaşadı.
Sonuçlar açıklanmadan önce yönetimin sergilediği güven göz önüne alındığında, bu durum yönetimin güvenilirliği konusunda bazı soru işaretleri doğurdu.
Buna rağmen çoğu analist, 80 milyar dolarlık satış hedefinin on yılın sonuna kadar ulaşılabilir olduğunu düşünmeye devam ediyor.
Diplomasi
Zelenskiy büyükelçilere talimatı verdi: Herkes ülkeye silah getirecek

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, diplomatik misyon şefleriyle yaptığı yıllık toplantıda büyükelçilerin performansının artık sağladıkları askeri ve finansal desteğe göre ölçüleceğini açıkladı. Büyükelçilere bulundukları ülkelerden silah ve hava savunma füzesi temin etme talimatı veren Zelenskiy, Avrupa ortaklığıyla yürütülen FREYJA füze projesinin ve Drone Deal girişiminin yeni ayrıntılarını paylaştı
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ülkenin dış diplomatik misyon şefleriyle gerçekleştirdiği yıllık toplantıda diplomasi anlayışında radikal bir değişime gidildiğini duyurdu.
Euractiv’in haberine göre Zelenskiy, büyükelçilerin başarısını belirleyen temel ölçütün bundan böyle Ukrayna’ya sağladıkları silah miktarı olacağını açıkladı.
Büyükelçilere protokol işlemlerini bir kenara bırakıp somut askeri yardıma odaklanmaları talimatını veren Zelenskiy, her diplomatın görev yaptığı ülkeden silah getirmesi ve hava savunma füzelerinin nereden tedarik edilebileceğini tam olarak bilmesi gerektiğini vurguladı.
Zelenskiy, büyükelçiliklerin performans göstergelerinin askeri teslimatlar ve finansal destek ekseninde yeniden yazılması çağrısında bulundu.
Askeri teçhizat ve savunma teknolojisi tedarikinin yalnızca askeri ateşelerin görevi olmadığını belirten Zelenskiy, bu sürecin doğrudan büyükelçilerin kendi diplomatik sorumluluğu haline geldiğini ifade etti.
Zelenskiy, diplomatik başarının düzenlenen toplantı sayıları veya sosyal medyadaki beğeni oranlarıyla değil; temin edilen silahlar, finansal kaynaklar ve alınan siyasi kararlarla ölçüleceğinin altını çizdi.
Konuşmasında Ukrayna’nın planlanan Avrupa anti-balistik füze projesi FREYJA hakkında da yeni ayrıntılar paylaşan Zelenskiy, bu çalışmayı ülkenin en iddialı fikirlerinden biri olarak tanımladı.
Tasarlanan girişim kapsamında Ukrayna, önleyici füze ile fırlatma sistemlerini üretecek; Avrupalı ortaklar ise radar, sensör ve diğer kritik teknolojileri sağlayacak.
Zelenskiy, şimdiden 10 ülkenin ve 12 savunma şirketinin katıldığı projenin yeni ortaklara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.
Kiev yönetiminin Drone Deal (İHA Anlaşması) girişimini de hızlandırdığını aktaran Ukrayna lideri, şu ana kadar dokuz ülkeyle anlaşma imzalandığını, 15 ülkeyle ise müzakerelerin devam ettiğini açıkladı.
Zelenskiy, oluşturulan bu çerçevenin Ukrayna savunma sanayisine her yıl düzenli finansman sağlayacağını, partner ülkelerin ise Ukrayna’nın muharebe sahasında test edilmiş teknolojilerine erişim elde ederek kendi güvenliklerini güçlendireceğini belirtti.
Güvenlik bürokrasisinde yeni atamalar
Zelenskiy, kabinede gerçekleştirdiği son revizyonun ardından güvenlik bürokrasisine yapılan iki yeni atamayı da duyurdu.
Eski Savunma Bakanı Rustem Umerov’un Ukrayna Dış İstihbarat Servisinin başına getirildiğini açıklayan Zelenskiy, bu görevlendirmenin diplomasiyi, savunma işbirliğini ve kilit ortaklarla yürütülen müzakereleri daha iyi koordine etmeyi sağlayacağını ifade etti.
Ukrayna Devlet Başkanı, İgor Klimenko’yu ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyinin yeni sekreteri olarak atadı. Konseyin, yaklaşan kış mevsimi öncesinde Ukrayna’nın direnç kabiliyetini koordine etmede daha büyük bir rol oynaması bekleniyor.
Diplomasi
Gürcistan’ın tek rafinerisi Rus petrolünü tamamen kesiyor

Gürcistan’ın tek petrol rafinerisi Kulevi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya menşeli hammaddelerle değiştirerek eylül sonuna kadar geçişi tamamlamayı hedefliyor. İşletmeci Black Sea Petroleum, Avrupa Komisyonu’nun tanıdığı altı aylık geçiş süresine uyduğunu açıkladı ve Libya petrolü için 2027 sonuna kadar geçerli sözleşme imzaladığını duyurdu.
Gürcistan’ın liman kenti Kulevi’deki tek petrol rafinerisi, Rus ham petrolünü Kazakistan ve Libya’dan gelecek hammaddelerle değiştirerek eylül ayı sonuna kadar tamamen Rus olmayan petrole geçmeyi planlıyor.
Tesisin işletmecisi Black Sea Petroleum (BSP), yayımladığı basın bülteninde bu stratejik değişimin takvimini ve yeni tedarik kaynaklarını resmen açıkladı.
Şirket, 1 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı duyuruda, ağustos-eylül 2026 döneminde tamamen Rus olmayan ham petrol işleyeceğini ilan etmişti.
Kulevi Rafinerisi, temmuz ayı başında Kazakistan menşeli petrolü işlemeye başladı; kalan hacmin ise ağustos ayında işlenmesine devam edilecek.
Libya petrolü için uzun vadeli sözleşme
Black Sea Petroleum, 3 Temmuz’da uluslararası bir ticaret şirketiyle imzaladığı sözleşme kapsamında Libya’dan bir petrol sevkiyatının ağustos ayının ikinci yarısında Kulevi’ye ulaşacağını bildirdi.
Şirketten yapılan açıklamada, bu anlaşmanın 2027 yılı sonuna kadar geçerli olduğu ve uzatma seçeneği içerdiği belirtildi.
BSP, Avrupa Komisyonu’nun 24 Temmuz’da teyit ettiği altı aylık geçiş dönemine atıfta bulundu.
Komisyon, rafinerinin Rus hammaddesinden vazgeçmesi için tanınan süreyi doğruladı; şirket de attığı adımların “bu amaca ve zaman çizelgesine uygun” olduğunu kaydetti.
Şirket yetkilileri, tedarik çeşitlendirmesini sürdüreceklerini, düzenleyici kurumlarla yapıcı diyalog içinde olacaklarını ve Rus olmayan petrole geçiş sürecinde üretim istikrarını korurken “açık ve doğrulanabilir ilerleme kanıtları” sunacaklarını taahhüt etti.
Gürcü rafineri, Rus petrolünden vazgeçme kararını ilk kez 1 Temmuz’da duyurmuştu. BSP o tarihte, hammadde değişikliğinin tesise daha yüksek kâr marjlı pazarlara erişim imkanı sağlayacağını vurgulamıştı.
Şirketin verilerine göre tesis, 2026 yılının ilk yarısında 650 bin tondan fazla ham petrol işledi.
Black Sea Petroleum’un üretim planları arasında, 2027’nin ilk çeyreğinde yol bitümü ve ikinci çeyreğinde jet yakıtı üretmeye başlamak yer alıyor.
AB, Gürcistan’ın tek petrol rafinerisine yaptırım kararı aldı
AB yaptırımı ve artan Rus petrolü alımları
Avrupa Birliği’nin temmuz ayında üzerinde mutabık kaldığı 21. Rusya karşıtı yaptırım paketi, Kulevi Rafinerisi’ni de kapsadı.
Tesis, üç Rus ve bir Belarus rafinerisiyle birlikte yaptırım listesine alındı. Ancak Gürcü rafineriye yönelik AB yaptırımları önleyici nitelik taşıyor; bu önlemler, tesisin Rus petrolünü işlemeyi bırakmaması durumunda 25 Ocak 2027’de yürürlüğe girecek.
Moskova, söz konusu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.
Gürcistan’ın Rus petrolü alımları ise 2025 yılında belirgin bir artış gösterdi. Ulusal İstatistik Servisi’nin verilerine göre ülke, 2025’te Rusya’dan 95,8 milyon dolar karşılığında 225 bin 300 ton ham petrol satın aldı.
Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 21 kattan fazla bir yükselişe işaret ediyor. Tedariklerin büyük bölümü, Kulevi Rafinerisi’nin faaliyete geçtiği 2025 sonbaharında gerçekleşti.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı









