Diplomasi
Küba Başkonsolosu Cárdenas: ABD’nin yakıt kısıtlaması savaş koşullarında dahi kabul edilemez

ABD’nin 29 Ocak’ta imzaladığı kararnameyle Küba’ya yönelik petrol sevkiyatını kısıtlamasının ardından İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi. Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas süreci “soykırım politikası” olarak tanımlarken, Rusya’nın ülkeye petrol tedarik edeceğini açıkladı.
İstanbul Küba Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, José Marti Küba Dostluk Derneği ve Küba Cumhuriyeti Başkonsolosluğu tarafından Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, ABD yönetiminin 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesiyle Küba’ya yönelik ablukayı yeni bir boyuta taşıdığını belirtti.
ABD’nin Küba’ya yönelik son hamlelerinin insani boyutuna dikkat çeken Cárdenas, “29 Ocak tarihinde atılan adım, 1961 yılından beri uygulanan ablukanın yükseltilmiş halidir. 1961 yılında başlatılan ablukanın temel amacı, Küba ekonomisinde kıtlık yaratarak Küba Devrimi’nin yıkılmasını sağlamaktır” diye konuştu.
Küba ile ticaret yapacak şirket ve ülkelere yönelik yaptırımların Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ne aykırı olduğunu vurgulayan Başkonsolos, bu durumun başka ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamı taşıdığını belirtti.
Cárdenas, Küba’ya uygulanan ablukayı 1960’tan bu yana sistematik bir “soykırım politikası” olarak tanımladıklarını ifade etti.
Küba halkının kalkınmasını doğrudan hedef alan bu sürecin çok sayıda ölüme ve salgın hastalığa neden olduğunu kaydeden Başkonsolos, “Son adım, bu soykırım politikasının radikalleşmesidir. Bu uygulamanın uluslararası kurallara aykırı olduğu aşikâr. Mevcut kurallar, savaş koşullarında dahi bu tür yaptırımların uygulanmamasını öngörüyor” dedi.
Yakıt tedariki stratejik hedef haline geldi
Ülkenin yakıt tedarikinin engellenmesine yönelik adımların Küba’da sağlık, eğitim, elektrik ve gündelik yaşamı felce uğrattığını belirten Cárdenas, ABD’nin Küba’yı tehdit olarak gösterme çabalarını “asılsız” şeklinde nitelendirdi.
Küba’nın hiçbir baskıyı kabul etmeyeceğini söyleyen Başkonsolos, diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve çıkar temelinde iktisadi ve diplomatik ilişkileri sürdürme kararlılığında olduklarını paylaştı.
Cárdenas, uluslararası kamuoyuna seslenerek, bu adımları reddetme ve uluslararası ilişkilerde çok yanlılığı destekleme çağrısında bulundu.
İstanbul’daki dostluk derneklerine ve dayanışma hareketlerine teşekkür eden Başkonsolos, “Küba egemenliğini, haysiyetini ve barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek” mesajını verdi.
Rusya’dan Küba’ya petrol sevkiyatı desteği
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cárdenas, petrol tedarikindeki sıkıntıları aşmak için yürütülen diplomatik temaslara değindi.
Küba Dışişleri Bakanı’nın Rusya ziyaretine ilişkin bilgi veren Başkonsolos, “Görüşmede Rusya tarafı, Küba’ya petrol göndereceğini resmi olarak açıkladı. Bu açıklama, 29 Ocak kararnamesinin ardından yapılan ilk resmi petrol sevkiyatı duyurusudur. Umuyoruz ki Rusya’nın bu açık deklarasyonu bir yol açar ve diğer ülkeler de somut adımlar atar” dedi.

Meksika ile havacılık yakıtı işbirliği sürüyor
Meksika’nın ablukaya rağmen petrol gönderip göndermeyeceği yönündeki soru üzerine Cárdenas, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi derinliğine işaret etti.
Venezuela’ya yönelik saldırılardan önce Meksika’nın Küba’nın en büyük petrol tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Cárdenas, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Meksika son dönemde gıda ve ihtiyaç maddesi içeren gemi gönderdi ancak henüz doğrudan petrol girişi olmadı. Bununla birlikte Küba’ya uçan uçakların yakıt tedariki Meksika üzerinden sağlanıyor. Bu sayede Küba’ya yönelik uluslararası uçuşların devamlılığını koruyoruz. Meksika’nın elinden geleni yaptığına ve yapmaya devam edeceğine inancımız tam.”
İflas etmiş devlet söylemi gerçeği yansıtmıyor
Başkonsolos Cárdenas, Türkiye medyasında yer alan “Küba iflas etti” şeklindeki haberlere de tepki gösterdi. Bu tür ifadelerin dezenformasyon niteliği taşıdığını savunan Cárdenas, “Hiçbir iflas etmiş devlet, Küba’nın maruz kaldığı bu ağırlıktaki bir abluka karşısında ayakta kalamazdı. Eğer devlet gerçekten iflas etmiş olsaydı, son birkaç aydaki gelişmelerin ardından tablo çok farklı olurdu. Bugün Küba’da okullar ve hastaneler açık, insanlar işlerine gitmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Kurumların işleyişini sürdürdüğünü belirten Başkonsolos, “Madem Küba devleti ve ekonomisi işlemiyordu; bıraksalardı da Küba kendi kendine çökseydi. Ablukanın bu denli sertleştirilmesinin nedeni, sistemin tüm zorluklara rağmen işlemeye devam etmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık ve eğitim sektöründe kısıtlamalar başladı
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada adadaki güncel yaşam koşullarına dair teknik detaylar paylaştı.
ABD’nin imzaladığı son kararname ile ablukanın tam bir kuşatmaya dönüştüğünü belirten Özkan, 29 Ocak’tan bu yana ticari gemilerin adaya petrol taşıyamadığını bildirdi. Küba’nın kendi öz kaynaklarının ihtiyacın yalnızca dörtte birini karşılayabildiğini kaydeden Özkan, birçok sektörün durma noktasına geldiğini ifade etti.
Özkan, özellikle sağlık sektöründeki kritik durumu şu sözlerle aktardı:
“Öncelikli hastalara yönelik kısıtlamalar ve düzenlemeler getirilmiş durumda. Kamu kurumları haftanın sadece belirli günleri hizmet verebiliyor. Ulaşım, doğalgaz ve elektrik kullanımında sert kısıtlamalar uygulanıyor. Gebe kadınlar, kanser hastaları ve yaşam destek cihazlarına bağlı olan hastalar, elektrik kesintileri nedeniyle ciddi risk altında.”
Küba hükümetinin zorlu şartlar altında halkın katılımıyla bir plan dahilinde hareket ettiğini belirten Nahide Özkan, José Marti Küba Dostluk Derneği olarak bir imza çalışması başlattıklarını duyurdu.
Bu faaliyetin temel amacının ABD’nin saldırılarına karşı kamuoyu baskısı oluşturmak olduğunu ifade eden Özkan, önümüzdeki günlerde maddi yardımı da içeren kapsamlı bir dayanışma paketini kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.

Okuyan: Küba’ya yönelik enformasyon saldırısı insanlık suçudur
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, toplantının son bölümünde yaptığı konuşmada Küba ile dayanışmanın partisi için taşıdığı özel anlama vurgu yaptı.
Küba’nın ileri insani değerleri savunan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından eşsiz bir direnç sergileyen bir ülke olduğunu belirten Okuyan, “Küba küçük bir ada ülkesi ancak ABD emperyalizminin dünyaya ayar verme girişimlerine kafa tutabilecek az sayıda özneden biri. Bu meydan okumanın en önemli ayağı uluslararası dayanışmadır” dedi.
ABD’nin Küba’ya yönelik saldırılarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda enformasyon düzeyinde de yürütüldüğünü kaydeden Okuyan, CIA odaklı propagandaya karşı Küba’nın sesinin daha fazla duyurulması gerektiğini belirtti.
Okuyan, “Küba hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Medya olanakları sınırlı olan bir ülkeye karşı yürütülen bu dezenformasyon sürecinde ABD’ye destek verilmesi bir insanlık suçudur” ifadelerini kullandı.
Küba’nın yaşadığı enerji krizinin hafifletilmesi için uluslararası düzeyde bir çaba olduğunu ifade eden Okuyan, TKP’nin de bu süreçte aktif rol alacağını bildirdi.
Küba’nın güneş enerjisi kullanımını hızla artırmaya yönelik hamleler yaptığını kaydeden Okuyan, “Biz de derneğimizle birlikte başlatacağımız çalışmayla bu sürece destek olacağız. Küba’nın direncini artırmaya yönelik adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Sadece politik bir destekle yetinmeyip, enerji krizi gibi somut başlıklar üzerinde de neler yapabileceğimize bakıyoruz” şeklinde konuştu.
Mustafa Destici’nin “Kübalılaştırma” ifadesine yanıt
Kemal Okuyan, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “Türkiye’nin Kübalılaştırılmasına izin vermeyeceğiz” yönündeki sözlerine de tepki gösterdi.
Bu tür açıklamaların iktidarın gayri resmi ortağı konumundaki bir parti tarafından yapılmasının diplomatik açıdan riskli olduğunu savunan Okuyan, “Kübalılaştırmadan ne anladıklarını açıklamaları gerekiyor. Eğer Küba’nın yaşattığı insani değerlerin Türkiye’de egemen olmasından bahsediyorlarsa, biz zaten bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi.
“Anti-emperyalist mücadele emek ekseninde birleşmeli”
Küresel siyasetteki gelişmeleri de değerlendiren Okuyan, ABD’nin hamlelerinin temelinde Çin’in yükselişini engelleme stratejisinin yattığını belirtti.
Trump yönetiminin “sınır tanımayan” yaklaşımının yeni tip mücadele yöntemlerini zorunlu kıldığını ifade eden TKP Genel Sekreteri, şu değerlendirmede bulundu:
“NATO bitti gibi değerlendirmeler yapmak için henüz erken. Trump, küresel düzeyde yeni bir hegemonya kurmaya çalışıyor. Ancak bu değişikliklerin milyonlarca yoksul insan için ne anlama geldiği asıl meseledir. Uluslararası düzeydeki anti-emperyalist mücadele, emek mücadelesiyle doğrudan bağ kurulmadan başarıya ulaşamaz ve dünyadaki bu tehlikeli gidişat sona erdirilemez.”
Diplomasi
Tayvan muhalefet lideri ABD gezisinde boğazlar arası barış çağrısı yaptı

Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretinin başlangıcında San Francisco’da bulunuyor.
Tayvan muhalefet lideri Cheng Li-wun, San Francisco’da, Pekin ve Washington’ın “uzlaşma ve işbirliği” peşinde koşması ve savaştan kaçınması gerektiğini söyledi. Bu sözlerinin ABD ziyaretinin ana temasını oluşturduğunu vurguladı.
Tayvan’ın ana muhalefet partisi Kuomintang’dan (KMT) bir heyete liderlik eden Cheng, pazartesi akşamı San Francisco’ya vararak Pekin, Taipei ve Washington’da yakından izlenen iki haftalık ABD ziyaretine başladı.
Salı günü San Francisco’nun Chinatown bölgesinde Cheng, Çin ve ABD’nin “dostluk ve işbirliği ilişkisi” kurması gerektiğini ve Washington, Pekin ve Taipei birlikte çalışırsa “dünyanın barış ve refahı için yeni başarılar” yaratacaklarını söyledi.
KMT’ye göre Cheng, salı öğleden sonra Stanford Üniversitesi’nin Hoover Institution kurumundan akademisyenlerle kapalı kapılar ardında bir toplantı da yaptı.
KMT açıklamasına göre Cheng, Çin ana karasının daha geniş Pasifik’e en yakın denizlerini işaretleyen birinci ada zincirinin “jeopolitik rekabetin ön hattından kademeli olarak bir barış ve refah zincirine dönüşmesini” umduğunu söyledi.
Açıklamaya göre Cheng ayrıca Taipei ve Washington’ın savunma ve güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve uluslararası katılım gibi alanlarda ortaklıklarını derinleştirmeyi sürdürmesini sabırsızlıkla beklediğini ekledi.
Açıklamada Cheng’in şu sözlerine yer verildi: “Tayvan’ın boğazlar arası durumla yüzleşmedeki güveni, büyük ölçüde ABD’nin Tayvan’a uzun süredir devam eden ve sağlam desteğinden geliyor.”
KMT açıklamasında Cheng’in ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve adanın savunma bütçesi gibi hassas konuları gündeme getirip getirmediğinden bahsedilmedi.
ABD de dahil olmak üzere çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor, ancak Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak silahlandırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’i kızdırma riski taşıyan bir adım olan adaya yönelik 14 milyar ABD dolarlık silah paketini henüz onaylamadı. Taipei ise anlaşmanın sonunda onaylanacağından emin olduğunu ısrarla belirtti.
Washington ayrıca Taipei’ye özel bir savunma bütçesini kabul etmesi için defalarca baskı yaptı, ancak KMT ve daha küçük bir başka muhalefet partisi olan Tayvan Halk Partisi daha küçük bir versiyonu destekledi.
Cheng salı akşamı Tayvanlı Amerikalıların katıldığı bir ziyafette de boğazlar arası barışın ancak KMT’nin 2028 liderlik seçimlerinde yeniden iktidarı kazanması halinde gerçekleşebileceğini söyledi. Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı Demokratik İlerleme Partisi’nin 2016’da iktidara gelmesinden bu yana boğazlar arası ilişkiler kötüleşti.
Yemekte Cheng ayrıca nisan ayında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ABD gezisine ağırlık kazandırdığını söyledi. Cheng, Xi’nin “tam bir samimiyet ve iyi niyetine, boğazlar arası barış ve istikrar için en büyük çabayı gösterme isteğinin bir ifadesine” ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“Ancak o zaman ABD’ye gelişim farklı bir anlam taşıyacaktı,” dedi.
Cheng, Xi ile görüşmemiş olsaydı yalnızca “Tayvan’dan, hiçbir katma değeri olmayan bir muhalefet lideri” olacağını söyledi. Cheng ile nisan ayındaki görüşmesinde Xi, yeniden birleşme konusunda sabır çağrısında bulundu ve daha fazla boğazlar arası değişim çağrısı yaptı.
Bu, Komünist Parti ve KMT başkanları arasındaki on yıl içindeki ilk görüşmeydi. Günler sonra Pekin, Tayvan ile değişimleri teşvik etmeyi amaçlayan ve Cheng’i siyasi olarak güçlendirmek için tasarlanmış gibi görünen 10 maddelik bir tedbir paketi açıkladı.
Cheng’in ABD gezisi ayrıca Xi’nin Pekin’de Trump ile görüşmesinden ve ABD başkanını Tayvan meselesinin yanlış ele alınmasının “son derece tehlikeli bir duruma” yol açabileceği konusunda uyarmasından iki haftadan biraz fazla bir süre sonra gerçekleşiyor.
Cheng çarşamba günü Boston’a varacak; burada Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology’de uluslararası ilişkiler akademisyenleriyle kapalı kapılar ardında toplantılar yapması bekleniyor.
Katılımcılar arasında, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’ın kurucu dekanı ve “Thucydides Tuzağı” teorisini popülerleştiren Graham Allison’ın da yer alması bekleniyor.
Yükselen bir güç ile yerleşik bir hegemonun savaşa mahkûm olduğu teorisi, Xi tarafından Trump ile görüşmesi sırasında alıntılanmıştı.
Cheng ayrıca New York, Washington ve Los Angeles’ı da ziyaret edecek.
Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Diplomasi
Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.
Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.
Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.
Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.
Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.
Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.
Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.
Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor








