Ortadoğu
Kushner’in Gazze’yi ikiye bölme planı masada

ABD ve İsrail, Gazze’yi İsrail kontrolündeki ‘güvenli bölge’ ve Hamas kontrolündeki alan olarak ikiye ayırmayı öngören geçici bir planı değerlendiriyor. ABD Başkanı Trump’ın damadı Jared Kushner’in hazırladığı plana göre, yeniden inşa çalışmaları yalnızca İsrail denetimindeki bölgede başlayacak.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, ABD ve İsrail, Gazze’nin geçici olarak ikiye bölünmesini öngören bir planı değerlendiriyor.
Plan, Gazze’nin İsrail ve Hamas tarafından kontrol edilen iki ayrı bölgeye ayrılmasını ve Hamas silahsızlandırılıp iktidardan uzaklaştırılana kadar yeniden inşa çalışmalarının yalnızca İsrail’in kontrol ettiği tarafta başlatılmasını içeriyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, salı günü İsrail’de düzenledikleri basın toplantısında planın çerçevesini özetledi. İkili, tarafları mevcut ateşkese uymaya teşvik etmek için bölgeye geldiklerini belirtti.
Mevcut ateşkes kapsamında İsrail ordusu geri çekilerek Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ünü kontrol altına almıştı.
Güvenli bölge genişletilecek
JD Vance, Gazze’de “biri nispeten güvenli, diğeri son derece tehlikeli” iki bölge bulunduğunu belirterek hedefin güvenli bölgeyi coğrafi olarak genişletmek olduğunu söyledi.
Jared Kushner ise Hamas’ın kontrolündeki alanlara yeniden inşa fonu aktarılmayacağını ve odak noktasının “güvenli tarafı” geliştirmek olacağını kaydetti.
Kushner, İsrail ordusunu kastederek, “Ordunun kontrol ettiği ve güvenliğinin sağlanabildiği alanlarda yeni bir Gazze inşasına başlamak yönünde değerlendirmeler var; böylece Gazze’de yaşayan Filistinlilere gidecekleri, iş bulacakları ve yaşayacakları bir yer sağlanabilir” diye konuştu.
Arap ülkeleri plandan endişeli
WSJ, Arap arabulucuların, ABD ve İsrail’in barış görüşmelerinde gündeme getirdiği bu plan karşısında endişeli olduğunu bildirdi.
Arap hükümetleri, Gazze’nin bölünmesi fikrine karşı çıkıyor ve bunun, bölge içinde İsrail’in kalıcı kontrolüne tabi bir alanın oluşmasına yol açabileceğini savunuyor. Bu şartlar altında Arap ülkelerinin bölgeyi denetlemek için asker gönderme olasılığının düşük olduğu belirtiliyor.
ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, planın henüz ön aşamada olduğunu ve önümüzdeki günlerde güncellemeler yapılacağını bildirdi.
Planın arkasındaki gerekçeler
Gazze’yi ikiye ayırma fikrinin temelinde, Hamas’ı silahsızlandırma ve bölgenin kontrolünü sağlayacak alternatif bir hükümet kurmanın zorluğu yatıyor.
Alternatif bir yönetim, yeniden inşa için gerekli milyarlarca dolarlık yatırımın güvenli hale getirilmesi için de “kritik” görülüyor.
Trump’ın barış planı, Gazze’nin teknokratlardan oluşan bir kurul tarafından yönetilmesini ve güvenliğin uluslararası bir güç tarafından sağlanmasını öngörüyor ancak ayrıntılar henüz net değil.
Birçok Arap hükümeti, denetimin Batı Şeria’nın büyük bölümünü yöneten Filistin Yönetimi’nde olması gerektiğini savunurken, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu bu role karşı çıkıyor.
Plan Trump’tan destek aldı
Beyaz Saray yetkilileri, bölünmüş yeniden inşa planının mimarının Jared Kushner olduğunu ve bu planı özel temsilci Steve Witkoff ile birlikte tasarladığını söyledi. Kushner’in planı Trump ve Vance’e anlattığı ve onların da desteğini aldığı aktarıldı.
Bununla birlikte bazı yetkililere göre, planın uygulanabilir hale gelmesi için hâlâ önemli soruların yanıtlanması gerekiyor.
İsrail’in kontrolündeki kısımda yaşayacak Filistinlilere günlük hizmetlerin nasıl verileceği ve insanların oraya taşınmaya ne ölçüde istekli olacağı bu sorular arasında yer alıyor.
Yetkililer, ateşkes sağlanmadan önce dahi Hamas’ın kontrol etmediği alanların yeniden inşasının gündeme geldiğini belirtti.
Bu adımla Filistinlilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve “Hamas sonrası Gazze” için sembolik bir başlangıç oluşturulmasının umulduğu ifade edildi.
İsrail tarafına geçişlerde Hamas mensuplarının sızmasını engelleme konusu da tartışılıyor. Bu noktada bazı ABD’li yetkililer, İsrail makamlarının yürüteceği bir güvenlik soruşturması programı öneriyor.
Washington zaman kazanmaya çalışıyor
Bazı arabulucular, ABD’nin savaş sonrası yönetimin çetrefilli meselelerini çözerken zaman kazanmayı hedeflediği görüşünü taşıyor.
Washington’ın önceliği, Gazze’deki bazı rehine cenazelerinin iadesine ilişkin anlaşmazlıklar ve ateşkesin sürdürülmesi olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede Vance, Kushner, Witkoff ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio İsrail’e gönderildi.
Diğer taraftan Hamas, silahsızlanmayı kabul etmiş değil. İsrail ordusuna göre örgüt, İsrail’in kontrol alanı dışında kalan nüfus üzerinde hâkimiyetini yeniden tesis etmek için muhaliflere baskıyı artırdı ve zaman zaman İsrail askerlerine ateş açtı.
İsrailli analistler ne diyor?
İsrail’de bazı analistler, bölünmüş yeniden inşa yaklaşımını Hamas’ı zayıflatma fırsatı olarak görüyor.
Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsünden kıdemli araştırmacı Ofer Guterman, İsrail’in kontrol ettiği bölgeleri güçlendirmenin Hamas’ı siyasi olarak zedeleyebileceğini savundu. Guterman, bu durumun aynı zamanda ordunun örgütün savaş kabiliyetini aşındıracak operasyonlarını kolaylaştırabileceğini belirtti.
Guterman’a göre İsrail, zamanla Hamas’ın kontrol ettiği alanı daraltırken sınırın İsrail kasabaları yakınında daha güçlü bir güvenlik tamponu da oluşturabilir. Guterman, plan için “Yapılabilir ve en iyi seçenek” değerlendirmesinde bulundu.
Emekli kıdemli savunma yetkilisi Amir Avivi ise amacın Gazze’yi kalıcı olarak bölmek değil, Hamas üzerinde silahsızlanma baskısı oluşturmak olduğunu söyledi.
Avivi, Hamas geri çekilmezse İsrail’in kontrol alanını genişletmeye çalışmasının şaşırtıcı olmayacağını ifade etti.
“Filistinliler ciddi direnç gösterecek”
Avrupa Dış İlişkiler Konseyinden araştırmacı Tahani Mustafa ise planın Filistinlilerden ciddi direnç göreceğini belirtiyor.
Mustafa, savaşın başından bu yana Filistinlilerin, İsrail’in Gazze’de de Batı Şeria’daki modele benzer şekilde tam güvenlik kontrolü kurmasından endişe ettiğini hatırlattı.
Mustafa, bu modelin Gazzelileri küçük ve kopuk yönetim alanlarına sıkıştıracağını vurgulayarak, “Gazze, Filistin devleti için tek parçalı toprak bütünlüğünün kaldığı yegâne yerdi. Bu tür bir plan, korkulan sonucu doğurabilir” dedi.
Mustafa’ya göre, Trump planının somut bir barış süreci güvencesi olmaksızın Hamas’ın silahsızlanmasını talep etmesi temel sorunu oluşturuyor. Mustafa, “Son kertede ortaya çıkacak tablo çıkmaz olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









