Bizi Takip Edin

Amerika

Lindsey Graham’ın kız kardeşi Senato koltuğunu devralıyor

Yayınlanma

Hafta sonu hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, ocak ayında dolacak görev süresini tamamlamak üzere kız kardeşi Darline Graham Nordone atandı. Güney Carolina Valisi Henry McMaster tarafından yapılan atama kararına, ABD Başkanı Donald Trump da destek verdi. Ağustos ayında tam dönem senatörlük için özel bir ön seçim gerçekleştirilecek.

Güney Carolina Valisi Cumhuriyetçi Henry McMaster, hafta sonu ani şekilde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, görev süresinin geri kalanını tamamlaması için senatörün kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.

Nordone’un Graham’ın mevcut görev süresinin dolacağı ocak ayına kadar Senatoda görev yapması öngörülüyor. Altı yıllık tam Senato dönemi için ise ağustos ayında Cumhuriyetçi Parti içinde ayrı bir özel ön seçim düzenlenecek.

Vali McMaster kararını açıklarken şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yasalar çerçevesinde, bu karşı konulamaz, yeri doldurulamaz ve sıra dışı insanın yerine görev süresinin geri kalanında hizmet edecek birini atamak benim görevim ve onurdur. Lindsey geçmiş yıllarda küçük kız kardeşine kol kanat germişti. Şimdi onun yarım kalan işini tamamlamasını kız kardeşi Darline Graham’dan istemek benim için bir onurdur.”

Nordone, bu görevlendirme için McMaster’a teşekkür ederek bunu “bir onur” olarak nitelendirdi ve “Lindsey her zaman benim yanımdaydı, şimdi de ben onun için orada olacağım” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump da pazartesi günü erken saatlerde Nordone’a desteğini açıklayarak, bu atamanın ağabeyinin anısına “harika bir saygı duruşu” olacağını belirtti.

Senatoda sarsıntı yaratan ölüm

Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü ani ölümü, dış ve iç politika konularında Kongre’nin üst kanadında 23 yıldır önemli bir ağırlığa sahip olan bir ismin kaybedilmesiyle Senatoda halefiyet tartışmalarını başlattı.

Ofisinden pazar günü erken saatlerde yapılan açıklamada, Graham’ın cumartesi günü “kısa ve ani bir hastalık” nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Washington Adli Tıp Kurumu Başkanı, 71 yaşındaki senatörün ön ölüm nedeninin, arteriosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı aort damarı yırtılması olduğunu açıkladı.

Pazar günü Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, dört dönem Güney Carolina senatörlüğü yapan Graham ile ilgili kişisel anılarını paylaşarak taziyelerini iletti.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, kendisinin, Graham’ın, Cumhuriyetçi Senatör Katie Britt ve Senatör Eric Schmitt’in Paris’teki Eyfel Kulesi önünde çekilmiş 2024 tarihli bir fotoğrafını paylaştı.

Cruz, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu fotoğraf telefonumda karşıma çıktı. Normandiya Çıkarması’nın 80. yıl dönümü için oraya gittiğimiz dönemden kalma” yazdı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da pazar günü yaptığı açıklamada, Afganistan ve Ukrayna seyahatleri sırasında Graham’ı yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.

Dış politikadaki şahin duruşuyla bilinen Cumhuriyetçi senatör, Rusya’nın askeri müdahalesine karşı Ukrayna’ya güçlü destek veriyordu. Graham, vefatından bir gün önce, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

Warren, X paylaşımında, “Büyük teknoloji şirketlerine yönelik yasa tasarımız için mücadeleyi yeniden başlatmak üzere yeni bir araya gelmiştik. Birçok konuda fikir ayrılığı yaşasak da her zaman mizah ve zeka ile müzakereye açıktı. Kalbim onun sevdikleriyle birlikte” ifadelerini kullandı.

Graham, selefi Cumhuriyetçi Senatör Strom Thurmond ile Demokrat senatörler Ellison Smith ve Ernest “Fritz” Hollings’in ardından Güney Carolina tarihinin en uzun süre görev yapan dördüncü senatörüydü.

Graham’ın halefinin kim olacağına ilişkin karar Güney Carolina Valisi Henry McMaster’a aitti. Eyalet yasalarına göre vali, ölen senatörün 3 Ocak 2027’de sona erecek görev süresini tamamlamak üzere geçici bir isim atamakla yükümlü.

Graham, geçen ay yapılan ön seçimleri kazanmış ve muhafazakar eyalette beşinci dönem için güçlü bir konumda yer alıyordu.

Senatörün ölümü sebebiyle eyalette, Demokrat aday Annie Andrews’un karşısına çıkacak ismi belirlemek üzere Graham’ın ölümünden tam bir ay sonra, 11 Ağustos’ta özel bir ön seçim düzenlenmesi gerekiyor.

Ön seçim adaylık başvuruları 21 Temmuz’da başlayıp 28 Temmuz’da sona erecek. İhtiyaç duyulması halinde, eyalet yasaları gereği ikinci tur oylama 25 Ağustos’ta yapılacak.

Güney Carolina’da birçok Cumhuriyetçi şimdiden bu koltuğa ilgi gösteriyor. Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, pazar günü yaptığı açıklamada bu özel ön seçimde aday olma ihtimalini dışlamadığını belirtti.

Geçen ay yapılan vali ön seçimlerinde beşinci sırada kalan ve ocak ayında Temsilciler Meclisinden ayrılacak olan Mace, Fox News Live yayınında, “Hayata bir kez geliyorsunuz. Eğer Güney Carolina halkı bu sıfatla hizmet etmemi isterse, buna kesinlikle bakarım” dedi.

Mace’in, adaylık gücünü ölçmek amacıyla bu hafta anket yaptırması bekleniyor.

Valilik ön seçimini üçüncü sırada tamamlayan Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman da pazar günü Bloomberg Government’a yaptığı açıklamada, Graham’ın koltuğu için adaylığı düşündüğünü söyledi.

Norman, bu süreçte Donald Trump’tan destek istediğini, Trump’ın ise kendisine “Bana bir hafta ver” yanıtını ilettiğini aktardı.

Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, Graham’ın yerine geçecek isim için aklında biri olduğunu ancak senatöre saygısından dolayı henüz isim vermeyeceğini kaydetti.

NBC News’in “Meet the Press” programında Kristen Welker’ın sorularını yanıtlayan Trump, “Herhangi biri hakkında konuşmak istemiyorum ama gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var” dedi.

Graham’ın vefatı; üyesi olduğu Senato Bütçe, Çevre ve Bayındırlık, Yargı ve Ödenek komisyonlarında da boşluk yarattı.

Ocak 2025’ten bu yana Bütçe Komisyonuna başkanlık eden Graham, Cumhuriyetçi senatörleri Trump’ın önceliklerini bir araya getiren kapsamlı yasa tasarısı arkasında birleştirmede önemli rol oynamıştı.

Cumhuriyetçi Senato grubu, yaklaşık 18 ay önce bu göreve seçtiği Graham’ın halefini belirlemek üzere yeni bir oylama yapacak.

Senato Cumhuriyetçi grubu kurallarına göre, komisyon başkan adaylarının belirlenmesi çok aşamalı bir onay sürecine tabi bulunuyor ve komisyondaki Cumhuriyetçi üyelerin aday göstermesi ile grup çoğunluğunun gizli oylamayla onayını gerektiriyor.

Graham’ın vefatının ardından Bütçe Komisyonu 10 Cumhuriyetçi ve 10 Demokrat üyeden oluşuyor. Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi olan Oregon Senatörü Jeff Merkley, pazar günü yaptığı açıklamada Graham’ın ölümünden dolayı şoke olduğunu ifade etti.

Merkley, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ukrayna’nın savunulması ve birçokları için şaşırtıcı olsa da iklim değişikliği konularında güçlü ortak çıkarlarımız vardı. Bütçe Komisyonu da dahil olmak üzere üç ayrı komisyonda birlikte çalışırken birbirimizi yakından tanıdık” diye yazdı.

Bütçe Komisyonu, Graham’ın ölümünün ardından salı günü yapılması planlanan Hal Duncan’ın Beyaz Saray Bütçe Yönetim Ofisi Müdür Yardımcılığı adaylığına ilişkin toplantısını iptal etti.

Graham’ın yerine komisyon başkanlığına geçmesi beklenen Wisconsin Senatörü Ron Johnson’ın sözcüsü, pazar günü The Hill’e yaptığı açıklamada, senatörün resmi duyuru yapıldığında bütçe başkanlığı görevini üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi.

Graham’ın vefatı, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins için de dengeleri değiştirdi. Graham’ın kaybı ve haziran ayındaki düşüşünden bu yana hastanede tedavisi süren Kentucky Senatörü Mitch McConnell’ın yokluğu sebebiyle Demokratlar komisyonda 14’e 13 çoğunluk elde etti.

Senatoya Graham’dan önce giren 12 senatörden biri olan Collins, pazar günü yaptığı paylaşımda “iyi bir dost ve değerli bir meslektaşını” kaybettiğini belirterek, “Onun yasama becerileri ve eksilmeyen nüktedanlığı, kendisiyle birlikte çalışma şansına erişen bizler tarafından çok aranacak” dedi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune da pazar günü yayınladığı taziye mesajında Graham’ın askeri hakimlik görevine, ABD Hava Kuvvetlerindeki albaylık rütbesine ve “dünyada iyiliği sağlamak için Amerika’nın askeri gücüne olan inancına” atıfta bulundu.

Dış müdahaleleri savunan çizgisiyle bilinen Graham, 2000’lerin başında Irak’a yönelik operasyonu ve yakın zamanda da İran’a karşı askeri adımları desteklemişti.

Thune paylaşımında, “Güney Carolina’nın kıdemli senatörü olarak Lindsey, eyaleti için tutkuyla mücadele etti. Benim ve diğer birçok kişi için güvenilir bir danışman ve meslektaştı. Birçok devlet başkanı onun tavsiyelerine güvendi. Federal yargı, ulusal savunma ve Güney Carolina üzerindeki etkisi nesiller boyu hissedilecektir” ifadelerine yer verdi verdi.

Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

Ölüm nedeni aort damarı yırtılması olarak açıklandı

Washington Adli Tıp Kurumu pazar günü yaptığı açıklamada, Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü arteriosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort rüptürü nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Francisco Diaz’ın ofisinden yapılan açıklamada, “Toksikolojik ve mikroskobik testler tamamlanana kadar ölüm belgesi nihai hale getirilmeyecektir. Test sonuçlarının ardından ölüm nedeni ve şekli kesin olarak güncellenecektir” denildi.

Graham’ın ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımında ise senatörün ailesinin bu zor süreçte mahremiyet talep ettiği ve dualar için minnettar olduğu belirtildi.

Diaz’ın ofisi ve Washington Metropolitan Polis Departmanı tarafından yapılan ortak açıklamada, Graham’ın vücudunda herhangi bir madde bulunup bulunmadığını belirleyecek olan toksikolojik incelemelerin tamamlanmasının zaman alacağı ifade edildi.

NBC News tarafından elde edilen telsiz kayıtlarına göre, cumartesi gecesi Graham’ın Washington’daki evi için “kalp durması” ihbarı yapılması üzerine acil sağlık ekipleri adrese sevk edildi ve olay yerinde kalp masajı uygulandı.

Olay yerinden paylaşılan fotoğraflarda, sağlık görevlilerinin Graham’ın evinden bir kişiyi sedyeyle ambulansa taşıdığı, polis araçları ve itfaiye kamyonlarının da evin önünde hazır bulunduğu görüldü.

Senatonun tatilde olduğu geçen hafta içinde Ukrayna’ya giden Graham, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, cuma günü Washington’a dönen Graham ile cumartesi akşamı telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump, NBC News’e verdiği demeçte, “Sesi biraz yorgun geliyordu ama gayet iyiydi. Yorgun olmakta da son derece haklıydı” dedi.

Mayo Clinic verilerine göre aort damarı yırtılması, vücudun ana atardamarı olan aortun iç tabakasında meydana gelen yırtılma ile kanın bu tabakalar arasına sızması sonucu oluşuyor ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Genellikle 60 ve 70’li yaşlardaki erkeklerde görülen bu rahatsızlığın belirtileri arasında ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, şiddetli karın ağrısı ve bilinç kaybı yer alıyor.

Cleveland Clinic verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde ve ABD’de birincil ölüm nedeni olarak kaydediliyor.

Aile geçmişinde bu rahatsızlığı barındıran kişilerin risk altında olduğu belirtilirken, Graham’ın babası Florence Graham’ın da 68 yaşında kalp krizinden hayatını kaybettiği biliniyor.

Amerika

Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Yayınlanma

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.

ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.

Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.

Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.

Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı

Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.

El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.

El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.

Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.

Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.

The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.

Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.

Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı

Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.

El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.

Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.

El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.

Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.

Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.

Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi

Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.

Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.

El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.

Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.

Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Yayınlanma

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.

Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.

Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.

Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.

İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.

Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.

Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.

Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı

Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.

Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.

Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.

Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.

Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.

Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.

Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English