Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Lula, Çin ziyareti için yola çıktı

Yayınlanma

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, 12-15 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceği Çin ziyareti için yola çıktı.

Mart ayında gerçekleştireceği ziyaretini sağlık sorunları sebebiyle ertelemek zorunda kalan Lula’nın, salı günü Şanghay’a gideceği, ardından cuma günü Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile görüşmek üzere Pekin’e geçeceği bildirildi.

Ziyaretin ana odak noktası ticaret olsa da, Ukrayna’daki savaş da dahil olmak üzere çeşitli gündemlerin ele alınması bekleniyor.

Brezilyalı yetkililer, ziyaretin ana amacının, ülkenin en büyük ticaret ortağı olan ve özellikle soya fasulyesi ve demir cevherinin ana müşterisi olan Çin’le ticari ilişkileri çeşitlendirmek olduğunu söylediler.

Ziyarette, Lula’ya, 90’ı tarım sektöründen olmak üzere 240 iş temsilcisinin yanı sıra tüm bakanlıklardan temsilcilerin ve 27 senatör ve kongre üyesinin ve ayrıca Brezilya Senatosu başkanı Rodrigo Pacheco’nun da aralarında bulunduğu 12 yasama üyesinin eşlik edeceği duyuruldu.

Ziyaret sırasında sağlık, tarım, eğitim, finans, sanayi, bilim ve teknoloji gibi alanları kapsayan 20’den fazla anlaşmanın imzalanması bekleniyor.

İki ülkenin bu ziyarette, Kuşak ve Yol inisiyatifi kapsamında, altyapı, uyduların inşası, yapay zeka, 5G ağının konuşlandırılması, turizm ve diğer alanlarda işbirliğini daha da genişletme planlarını da ele alacağı kaydedildi.

Lula, üst düzey siyasetçilerle yapacağı görüşmelerin yanı sıra iş dünyası liderleriyle bir araya gelecek ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ekonomik bloğu tarafından kurulan Yeni Kalkınma Bankası’nın Şanghay’daki genel merkezini ziyaret edecek.

Brezilya’nın Ukrayna’da barış önerisi

Xi ve Lula’nın, Çin liderinin geçen ay Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Ukrayna’daki savaşı da görüşmesi bekleniyor.

Lula Salı günü Brasil 247 haber portalına Brezilya’nın “savaşı bitirmek için olağanüstü bir katkı sağlayabileceğini” söyleyerek arabulucu olarak hizmet etme isteğini yineledi.

Bu arada, Brezilya’ya dönmeden önce, başkanlık heyetinin önümüzdeki cumartesi resmi bir ziyaret için Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’ye ineceği kaydedildi.

En büyük ticaret ortağı

Ziyaret, Lula’nın 2004 ve 2009’daki gezilerinin ardından Çin’e yaptığı üçüncü resmi ziyaret olacak.

Brezilya’dan Çin’e son ziyaret ise, ekonomik sorunların damgasını vurduğu ve tarım ve altyapıya ilişkin anlaşmaların görüşüldüğü bir gündemle, eski Başkan Jair Bolsonaro tarafından Ekim 2019’da yapılmıştı.

Çin, 14 yıldır Brezilya’nın en önemli ticaret ortağı. 2022’de iki yönlü ticaret yüzde 8,1 artarak 171,5 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı.

Çin Ticaret Bakanlığı’na göre Brezilya, Çin’in en büyük soya fasulyesi, tavuk ve şeker tedarikçisi. Diğer önemli tarımsal ihracatlar arasında mısır ve sığır eti yer alır.

Güney Amerika’nın en büyük ekonomisi, 2021’de Çin’in toplam doğrudan yabancı yatırımının yüzde 13,6’sını çekti. Ayrıca, ülkenin elektrik şebekesini inşa etme ve petrol çıkarma projeleri için Çin’in yatırım yapması hedefleniyor.

29 Mart’ta iki ülke, ABD dolarını aracı olarak kullanmayı bırakarak aralarındaki ticaretin kendi para birimleri üzerinden yapılması için bir anlaşma imzaladı.

1993 yılında, her iki ülke de stratejik bir ortaklık kurdu ve bu işbirliği 2012’de ‘kapsamlı stratejik ortaklığa’ yükseltildi. Brezilya ve Çin, 2024’te diplomatik ilişkilerinin 50. yılını kutlayacak.

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English