Avrupa
Macaristan ve Slovakya’dan AB’ye Rus gazı resti: Konu yargıya taşınıyor
Slovakya Başbakanı Fico, AB’nin Rus gazına yönelik ithalat yasağını, Macaristan ile koordineli bir şekilde Avrupa Adalet Divanı’na taşıyacaklarını duyurdu. Brüksel’in üye ülkelerin veto yetkisini aşmak için özel bir oylama prosedürü uyguladığı karara tepki gösteren Fico, yasak yürürlüğe girdiğinde savaşın çoktan bitmiş olacağını ve Avrupalıların Rusya ile iş yapmak için sıraya gireceğini ifade etti.
Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Birliği Konseyi’nin Rusya’dan gaz ithalatını yasaklama kararına karşı Macaristan ile birlikte hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı.
Dennik N’in aktardığına göre Fico, her iki ülkenin de Avrupa Adalet Divanı’na ayrı ayrı başvuruda bulunacağını, ancak sürecin koordineli bir şekilde yürütüleceğini bildirdi.
Başbakan Fico, prosedürel nedenlerle tek bir ortak dava dosyası hazırlamanın mümkün olmadığını, bu nedenle her ülkenin kendi başvurusunu yapacağını vurguladı.
Fico’nun açıklamaları, Brüksel ile Orta Avrupa’nın iki ülkesi arasındaki enerji politikasından kaynaklanan görüş ayrılığının derinleştiğine işaret ediyor.
“Savaş bitince herkes Rusya’ya koşacak”
Slovak lider, boru hattı gazına yönelik yasağın yürürlüğe gireceği Kasım 2027 tarihine ilişkin dikkat çekici öngörülerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşının o tarihe kadar sona ereceğine inandığını belirten Fico, “O güne kadar hepimiz kendimize geleceğiz” ifadesini kullandı.
Fico, çatışmaların sona ermesinin ardından Avrupa’nın tutumunun hızla değişeceğini savunarak, “Savaş bittiğinde herkes Rusya ile iş görüşmeleri yapmak için adeta birbirini ezecek” değerlendirmesinde bulundu.
Bratislava’dan “gerçeklikten kopuk karar” tepkisi
Slovakya Dışişleri Bakanı Juraj Blanar, 26 Ocak’ta yaptığı açıklamada hükümetin dava açma niyetini kamuoyuyla paylaşmıştı.
Bakanlık tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada Blanar, “Ülkelerin reel kapasitelerini ve gerçeklerini yansıtmayan kararları kabul etmemiz mümkün değil. Bu nedenle Avrupa Birliği Adalet Divanı’na başvurarak REPowerEU kararının iptali için süreci başlatacağız” ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili tartışmaların merkezinde, Avrupa Birliği Konseyi’nin kararı alma yöntemi yer alıyor. Reuters’ın analizine göre, Macaristan ve Slovakya oylamada “hayır” oyu kullanmasına rağmen, düzenleme diğer üye ülkelerin desteğiyle kabul edildi.
Normal şartlarda bu tür stratejik kararlar “nitelikli çoğunluk” veya oybirliği gerektirirken; Brüksel’in, Budapeşte ve Bratislava’nın olası vetosunu aşmak amacıyla metni “basit çoğunlukla” kabul edilecek şekilde tasarladığı belirtiliyor.
Yasak takvimi
Avrupa Birliği’nin kabul ettiği yeni düzenleme, Rus enerji kaynaklarına yönelik kademeli ve kesin bir takvim öngörüyor. Buna göre:
2027 Başı: Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedariki tamamen yasaklanacak.
30 Eylül 2027: Rusya’dan boru hattı ile gaz akışı tamamen durdurulacak.
Mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci bu tarihlerde sona erecek. Genel kural olarak yasak, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden altı hafta sonra aktif hale gelecek.
Üye ülkeler, ithal ettikleri gazın menşeini denetlemekle yükümlü tutulacak. Yasağın ihlali durumunda ise caydırıcı para cezaları devreye girecek:
Gerçek Kişiler İçin: Asgari 2,5 milyon euro tutarında ceza öngörülüyor.
Tüzel Kişilikler İçin: Asgari 40 milyon euro veya şirketin toplam yıllık cirosunun en az yüzde 3,5’i oranında ceza uygulanacak. Alternatif olarak, ihlale konu işlemin tahmini cirosunun en az yüzde 300’ü oranında ceza kesilebilecek.
Düzenleme, enerji arz güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğu olağanüstü durumlarda esneklik payı bırakıyor. Bir veya daha fazla üye ülkede acil durum ilan edilmesi halinde, Avrupa Komisyonu Rus gazı ithalatı yasağını dört haftaya kadar askıya alma yetkisine sahip olacak.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, 1 Mart tarihine kadar gaz ithalatını çeşitlendirme planlarını hazırlamaları ve Rus gazının ikamesi sürecinde karşılaşabilecekleri potansiyel sorunları belirlemeleri gerekiyor.
Bu kapsamda Avrupalı enerji şirketlerinin, Rusya ile devam eden tüm gaz tedarik sözleşmelerini ulusal hükümetlere ve Avrupa Komisyonu’na bildirmesi zorunlu kılındı.