Diplomasi

Milyarder Dalio: Hürmüz’de denetimin kaybedilmesi ABD için Süveyş benzeri kırılma olur

Yayınlanma

Amerikalı milyarder Ray Dalio, İran savaşının sonucunun tek değişkene bağlı olduğunu söylüyor: Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol. Dalio’ya göre bu kontrol kaybedilirse sonuç, 1956 Süveyş Krizi’nin Britanya üzerindeki etkisine benzer bir stratejik kırılma olur ve küresel finansal dengeler hızla yer değiştirir.

Bridgewater Associates’ın kurucusu olan Amerikalı milyarder Ray Dalio, İran savaşının gidişatına ilişkin nadir kapsamlı değerlendirmelerinden birini yayımladı.

TechFlowPost sitesine konuşan Dalio, analizinde tartışmayı tek değişkene indirgedi ve açık ifade kullandı: “Bu savaşta belirleyici olan tek unsur Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol.”

Dalio, mevcut gelişmeleri tarihsel benzerliklerle karşılaştırma yöntemini uzun süredir kullandığını ve kararlarını deneyimli liderler ile uzmanlarla test ettiğini belirtti.

Çoğu savaşın yönü konusunda derin görüş ayrılıkları içerdiğini ve beklenmedik gelişmelere açık olduğunu hatırlattı. Ancak İran savaşında farklı tablo bulunduğunu söyledi.

Dalio, “Bu kez sonuç son derece açık ve neredeyse herkes aynı noktada birleşiyor: Her şey Hürmüz Boğazı’nı kimin kontrol ettiğine bağlı” ifadelerini kullandı.

Kontrol kaybı ABD için yenilgi anlamı taşır

Dalio, İran’ın boğaz üzerindeki geçişi kontrol altında tutmasının ya da bunu pazarlık aracı olarak kullanmasının doğrudan stratejik sonuç doğuracağını belirtti.

Dalio, “İran bu kontrolü korursa ABD savaşı kaybetmiş sayılır, İran ise kazanan olur” dedi.

Dalio, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji akışı açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı. İran’ın bu hattı baskı aracı haline getirmesinin ABD’nin durumu çözemediğini göstereceğini ifade etti. Bu senaryoda ABD, Körfez müttefikleri, enerjiye bağımlı ülkeler, küresel ekonomi ve mevcut dünya düzeni ciddi zarar görür.

Dalio, zafer ölçütünü tek cümleyle tanımladı: “Zafer, Hürmüz Boğazı’nda güvenli ve kesintisiz geçişi garanti altına almak.”

Dalio, başarısızlık nedeninin ne olduğunun önemsiz olduğunu belirtti. İç siyasi baskı, maliyet yükünü taşımama isteği, askeri kapasite yetersizliği veya uluslararası koalisyon kuramama gibi faktörlerin sonucu değiştirmediğini vurguladı.

Dalio, “Trump ve ABD zaten kaybetmiş olur” ifadelerini kullandı.

Süveyş benzetmesi: İmparatorluğun kırılma noktası

Dalio, tarihsel analize dayanarak Hürmüz kontrolünün kaybının 1956 Süveyş Krizi’nin Britanya üzerindeki etkisini tekrarlayabileceğini söyledi. Aynı kalıbın 18. yüzyılda Hollanda, 17. yüzyılda İspanya için de geçerli olduğunu belirtti.

Dalio, imparatorluk çöküşlerinin benzer kalıplar izlediğini vurguladı. Daha zayıf gücün kritik ticaret hattı üzerinden baskın güce meydan okuduğunu, ardından küresel gözlemcilerin pozisyonlarını hızla değiştirdiğini ifade etti.

Dalio, “Bu son hesaplaşma, kazanan ile kaybedeni belirler ve sermaye ile insanlar kaybedenden hızla uzaklaşır” dedi.

Bu sürecin özellikle borç, para birimi ve altın piyasalarını etkilediğini, aynı zamanda jeopolitik dengeyi yeniden şekillendirdiğini belirtti.

Dalio, rezerv para statüsüne sahip baskın gücün mali açıdan aşırı genişlediği ve askeri zayıflık gösterdiği durumlarda güven kaybının hızlandığını söyledi.

Dalio, “Müttefiklerin ve kreditörlerin güven kaybına, rezerv para statüsünün zayıflamasına, borç varlıklarının satışına ve özellikle altına karşı para birimi değer kaybına dikkat edin” ifadelerini kullandı.

Dalio, sermaye ve aktörlerin doğal olarak kazanana yöneldiğini vurguladı. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kaybının ABD’nin küresel gücünü ve mevcut dünya düzenini tehdit edeceğini söyledi.

Vietnam’dan Irak’a uzanan maliyet birikimi

Dalio, ABD’nin onlarca yıldır askeri ve mali üstünlüğü koruyan baskın güç olarak kabul edildiğini hatırlattı. Ancak Vietnam, Afganistan, Irak ve olası İran savaşının birikimli etkisinin bu varsayımı zayıflattığını belirtti.

Dalio, buna karşılık askeri ve mali güç gösterisinin güveni artırdığını ifade etti. Ronald Reagan dönemine atıf yaptı.

Dalio, “Reagan seçildikten hemen sonra İran’ın tuttuğu ABD rehinelerini serbest bıraktırdı” dedi. İran-Irak savaşı sırasında İran’ın Körfez sevkiyatına saldırması üzerine ABD donanmasının tankerleri koruma altına aldığını hatırlattı.

Dalio, bu adımların ABD’nin gücünü gösterdiğini vurguladı.

Trump’ın vaatleri sınanıyor

Dalio, Trump’ın Hürmüz’de serbest geçişi sağlama ve İran tehdidini ortadan kaldırma vaadini yerine getirmesinin ABD’ye duyulan güveni ciddi biçimde artıracağını belirtti.

Buna karşılık İran’ın boğazı kontrol altında tutması ve bunu baskı aracı olarak kullanmasının tüm aktörleri İran karşısında kırılgan hale getireceğini söyledi.

Dalio, Trump’ın daha önceki açıklamalarına dikkat çekti ve doğrudan alıntı yaptı:

Trump, “Herhangi bir nedenle mayın döşenirse ve derhal temizlenmezse İran için askeri sonuçlar eşi görülmemiş olur” dedi.

Trump, “Bu kırılgan hedefleri kolayca yok ederiz, İran’ın yeniden inşa etmesi neredeyse imkansız hale gelir, ölüm, ateş ve öfke üzerlerine iner” ifadelerini kullandı.

Trump, “İran’ın yeni lideri bizim onayımızı almalı, aksi halde uzun süre ayakta kalamaz” dedi.

Dalio, diğer ülkelerden üst düzey karar alıcıların özel sohbetlerde şu soruyu dile getirdiğini aktardı: “Sözleri güçlü ama kriz anında savaşabilir mi, kazanabilir mi?”

Bazı gözlemcilerin bu süreci Colosseum’daki seyirciler gibi izlediğini söyledi.

Trump’ın diğer ülkeleri Hürmüz’de serbest geçişi garanti altına almak için çağırdığını belirten Dalio, bu girişimin başarıya ulaşmasının liderlik ve koalisyon kurma kabiliyetine bağlı olduğunu ifade etti.

Dalio, yalnızca ABD ve İsrail gücüyle geçiş güvenliğinin sağlanmasının düşük olasılık olduğunu ve geniş çaplı askeri harekat gerektireceğini söyledi.

İran’ın stratejisi: Dayanıklılık üstünlüğü

Dalio, savaşın İran liderliği ve nüfusunun önemli kesimi için varoluşsal nitelik taşıdığını belirtti.

Dalio, İranlıların bu savaşı büyük ölçüde intikam ve hayati değerleri koruma meselesi olarak gördüğünü ifade etti. Ölüm riskini kabul etmeyi onur ve bağlılık göstergesi olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Dalio, “Savaşta acıya dayanma kapasitesi, acı verme kapasitesinden daha belirleyici olur” dedi.

İran’ın stratejisinin savaşı uzatmak ve ağırlaştırmak olduğunu belirtti. ABD kamuoyunun ve siyasi liderliğinin uzun süreli maliyetlere karşı düşük toleransa sahip olduğunu vurguladı.

Dalio, savaş uzadıkça ABD’nin geri çekileceğini ve müttefiklerin bu durumdan sonuç çıkaracağını söyledi.

Dalio, savaşın anlaşma ile sona erdirilmesine yönelik tartışmaların sürdüğünü ancak anlaşmaların kalıcı çözüm üretmeyeceğini belirtti.

Dalio, “Bu çatışmayı hiçbir anlaşma gerçekten çözemez çünkü anlaşmalar bağlayıcılık taşımaz” dedi.

Önümüzdeki aşamanın büyük çaplı askeri karşılaşma olacağını ve bunun kazananı net biçimde ortaya koyacağını ifade etti.

İran askeri komutanlığından alıntı yaptı: “Bölgede ABD ile bağlantılı petrol ve enerji altyapısı tamamen yok edilir.”

Dalio, tarafların belirleyici çatışmanın henüz gerçekleşmediğini bildiğini söyledi. ABD’nin boğazı açma taahhüdünü yerine getirememesi halinde sonuçların ağır olacağını vurguladı.

Trump’ın başarı sağlaması halinde bunun küresel ölçekte güçlü etki yaratacağını, ABD’nin gücünü pekiştireceğini belirtti.

Dalio, bu çatışmanın ticaret, sermaye akımları ve Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan ve Japonya gibi aktörlerin jeopolitik konumlarını etkileyeceğini söyledi.

Dalio, mevcut savaşın daha geniş “Büyük Döngü” sürecinin parçası olduğunu ifade etti. Finansal, siyasi ve teknolojik boyutların birlikte hareket ettiğini belirtti.

Dalio, bir ülkenin savaş kabiliyetinin mali kapasite, iç siyasi yapı ve ittifak ilişkileriyle şekillendiğini söyledi. Aynı anda birden fazla savaş yürütmenin hiçbir ülke için mümkün olmadığını vurguladı.

Savaşların küresel ölçekte hızla yayılabileceğini ifade etti.

Dalio, özellikle demokrasilerde maliyet paylaşımı, değerler ve siyasi kararlar üzerindeki iç gerilimlerin sürekli devam ettiğini belirtti.

Bu bağlantıların öngörülmesinin zor olduğunu ancak sonuçların olumsuz olmasının yüksek ihtimal taşıdığını söyledi.

Dalio kişisel çerçevesini açıkladı

Dalio, kendisini siyasetçi olarak değil, geleceğe dair değerlendirme yapan pragmatik bir aktör olarak tanımladı. Tarihsel analizlere dayanarak karar aldığını belirtti.

Dalio, son 500 yıllık imparatorluk ve rezerv para incelemesine dayanan beş temel güçten söz etti: Uzun vadeli borç döngüsü; iç siyasi düzen ve düzensizlik döngüsü; uluslararası jeopolitik düzen ve düzensizlik döngüsü; teknolojik gelişim ve doğal olaylar.

Dalio, Ortadoğu’daki gelişmelerin bu büyük döngünün küçük bir parçası olduğunu belirtti.

Dalio, okuyucuya doğrudan çağrı yaptı: “Bu büyük döngü gerçek mi, bulunduğumuz aşamayı gösteriyor mu ve buna göre ne yapılmalı?”

Dalio, tartışmaya açık olduğunu belirterek değerlendirmelerini paylaşmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version