Rusya
Nabiullina: Yakıt şokunun enflasyona etkisi geçici

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Banka’nın Finans Kongresi’ndeki basın toplantısında Ulusal Ödeme Kartı Sistemi’nin (NSPK) bir bölümünün piyasaya satılmasının değerlendirileceğini açıkladı. Nabiullina ayrıca yakıt piyasasındaki gelişmelerin enflasyona etkisi, Visa ve Mastercard kartlarının dolaşımdan çekilmesi, yabancı ülke vatandaşlarının mevduatlarına getirilen kısıtlamalar, bloke edilmiş varlıklar ve borsadaki düşüşe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Rusya Merkez Bankası’nın Finans Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında Ulusal Ödeme Kartı Sistemi’nin (NSPK) hisselerinin bir bölümünün piyasaya satılmasına yönelik hazırlıkların başlayacağını duyurdu.
Nabiullina ayrıca yakıt piyasasındaki gelişmelerin enflasyona etkisi, Visa ve Mastercard kartlarının geleceği, yabancı ülke vatandaşlarının Rusya’daki mevduatlarına getirilen kısıtlamalar, bloke edilmiş varlıklar ve hisse senedi piyasasındaki gerilemeye ilişkin soruları yanıtladı.
NSPK hisseleri için piyasa değeri belirlenecek
Nabiullina, Merkez Bankası’nın NSPK’nın piyasa değerini belirlemeye yönelik çalışma yürüteceğini söyledi. Bunun, şirketteki hisselerin bir bölümünün gelecekte piyasaya satılmasına ilişkin olası sürecin değerlendirilmesi amacı taşıdığını ifade etti.
Nabiullina, “Mevzuatta yer alan hükümler bize şu anda hisselerin bir bölümünü piyasaya satma imkânı tanıyor. Ancak elimizde yüzde 50 artı bir hisse kalması gerekiyor. Ayrıca tek bir yatırımcının elinde yüzde 5’ten fazla hisse bulunamıyor. Bu yaklaşım doğru, çünkü NSPK kritik altyapı şirketi. Özel yatırımcıların ortak olması durumunda hisse yoğunlaşmasının oluşmaması önemli. Potansiyel yatırımcıların da bu hisselerin değerini görebilmesi için NSPK’nın piyasa değerini belirlemeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Nabiullina, düzenleyici kurumun yakıt piyasasında yaşanan arz şokunun geçici olacağı varsayımıyla hareket ettiğini belirtti. Bununla birlikte, söz konusu gelişmenin enflasyon beklentileri üzerinden kalıcı etki yaratmamasının önem taşıdığını söyledi.
Nabiullina, “Öncelikle hangi enflasyon riskinin gerçekleştiğini anlamamız gerekiyor. Bunlar geçici nitelikte tek seferlik arz şokları olabilir. Biz bunların geçici olacağını varsayıyoruz. Önemli olan, özellikle enflasyon beklentileri üzerinden çekirdek enflasyon göstergelerini etkileyen ikincil sonuçların ortaya çıkmaması. Haziran ayında yapılan enflasyon beklentisi anketleri bu unsurun beklentiler üzerinde etkili olduğunu göstermedi. Temmuz ayında da durumu izleyeceğiz ve temmuz ayındaki yönetim kurulu toplantısı öncesinde gelişmeleri dikkatle değerlendireceğiz” dedi.
Visa ve Mastercard kartları zamanla dolaşımdan çıkacak
Nabiullina, Visa ve Mastercard markalı kartların zaman içinde dolaşımdan çekileceğini söyleyerek “Bu konuda herhangi bir takvim belirlemiyoruz. Ancak fiilen durum şu ki, kartların üzerinde Visa veya Mastercard yazsa da işlevleri artık Mir kartlarıyla aynı” ifadelerini kullandı.
Nabiullina, Merkez Bankası’nın bankalar için açıklayıcı rehber hazırladığını ve bunun yaptırımlara ilişkin son başkanlık kararnamesinin uygulanmasına açıklık getirmeyi amaçladığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı’nın 95 sayılı kararında yapılan değişikliklerin 1 Haziran’da yürürlüğe girmesinin ardından, Rus bankalarında hesabı bulunan yabancı ülke vatandaşlarının bir bölümü hesaplarındaki ve vadeli mevduatlarındaki paralar üzerinde tasarruf kısıtlamalarıyla karşılaştı.
RBK’nın haberine göre bu durum ağırlıklı olarak Rusya’nın “dost olmayan ülkeler” olarak tanımladığı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda, İsviçre, Norveç, Ukrayna ve diğer bazı ülke ve bölgelerin vatandaşlarını etkiledi.
İkinci Rus vatandaşlığına ya da oturma iznine sahip olmayan kişilerin mevduat ve birikim hesaplarının dondurulduğu, T-Bank, Sberbank, VTB ve Alfa-Bank müşterilerinin de bu uygulamayla karşılaştığı belirtildi.
Nabiullina, “Son değişikliklerin açık ve tutarlı biçimde yorumlanabilmesi için olası açıklamalar üzerinde çalışıyoruz” dedi.
Bloke edilmiş varlık fonunda “tükenme” yok
Nabiullina, bloke edilmiş varlıklardan oluşturulan takas fonunun tükenmesine ilişkin herhangi bir işaret görmediklerini söyledi.
“Zincirleme mülkiyet yapısı yabancı sistemlerde bulunan menkul kıymetlerin piyasaya çıkmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Bütün koşulların yerine getirilmesini izliyoruz ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Bana göre bu sistematik sorun oluşturmuyor ve hisse senedi piyasası üzerindeki etkisini de görmüyoruz” diyen Nabiullina, “Tükenme söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
Nabiullina ayrıca Merkez Bankası’nın, dondurulan Rus varlıklarının tutulduğu Euroclear ile yaşanan hukuki ihtilafta meşru haklarını korumak için bütün hukuki imkân ve mekanizmaları kullanmaya hazır olduğunu söyledi.
Nabiullina, Rusya hisse senedi piyasasında devam eden düşüş nedeniyle Merkez Bankası’nın olağanüstü müdahalesini gerektiren bir tablo görmediklerini ifade etti.
Yetkili, “Daha önce de söylediğimiz gibi piyasa şu anda zorlu dönemden geçiyor. Bunun arkasında jeopolitik gelişmeler, iç dinamikler ve politika faizine ilişkin beklentiler dahil çok sayıda etken var. Ancak şu aşamada bizim açımızdan acil müdahaleyi gerektiren sorun görmüyoruz” dedi.
Rusya
Rosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü

Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Finlandiya merkezli Fennovoima şirketinin Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali inşaat sözleşmesini tek taraflı feshini hukuka aykırı buldu. Tarafların tahkim sürecinde karşılıklı milyarlarca avroluk tazminat talepleri yer alırken projenin toplam maliyeti 7 ila 7,5 milyar avro düzeyindeydi.
Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Finlandiya merkezli Fennovoima şirketinin Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin inşasına ilişkin sözleşmeyi tek taraflı feshini hukuka aykırı buldu.
Strana Rosatom yayın organının Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) Genel Müdürü Aleksey Lihaçov’un açıklamasına dayandırdığı habere göre mahkeme, feshin gerçekleştiği tarih itibarıyla projenin dinamik biçimde ilerlediği ve Rosatom bünyesindeki şirketlerin santralin inşaat lisansını alma yolunda somut ilerleme kaydettiği sonucuna vardı.
Kararı değerlendiren Lihaçov, “Bugünkü zafer önemli fakat nihai bir nitelik taşımıyor. Farklı yargı mercilerinde Finlandiya projesine ilişkin haklılığımızı savunmayı sürdüreceğiz. Aynı zamanda şunu da eklemek isterim ki şayet mahkemelerde davalaşmak yerine projeyi ortaklaşa hayata geçirmeye devam etseydik Finlandiya en modern nükleer güç santraline kavuşacak, bununla birlikte ucuz ve yeşil elektrik elde edecekti” ifadelerini kullandı.
Rosatom temsilcileri, Finlandiya tarafından tahsil edilecek nihai tazminat ve alacak tutarlarının tamamlanan tüm yargı süreçlerinin ardından netleşeceğini bildirdi.
Rosatom ile Fennovoima, Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin inşasına yönelik sözleşmeyi 2013 yılında imzaladı.
Finlandiya’nın kuzeyinde kurulması planlanan tek reaktörlü santral projesinin toplam maliyetinin 7 ila 7,5 milyar avro seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyordu.
Finlandiya resmi makamlarının inşaat iznini verme süreci birkaç yıl gecikti. Fennovoima ise 2022 yılının ilkbaharında sözleşmeyi feshettiğini duyurdu.
Nükleer güç santrali inşaatının siparişçisi ve ana işvereni konumundaki şirket, Ukrayna’daki askeri harekatın proje risklerini tırmandırdığını ve lojistik tedarik zincirlerinin çoğunun kesintiye uğradığını gerekçe gösterdi.
Sözleşmenin feshine yönelik hukuki bir zemin görmediğini kaydeden Rosatom yetkilileri ise tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiklerini vurgulayarak Finlandiya tarafına fatura çıkaracaklarını ilan etti.
Yürütülen tahkim yargılaması kapsamında iki şirket karşılıklı olarak milyarlarca avroluk tazminat talebinde bulundu. Süreçte Fennovoima yaklaşık 2 milyar avro talep ederken Rosatom’un karşı talepleri 3 milyar avroyu buldu.
Rosatom, 2023 yılında uluslararası tahkim mekanizması üzerinden yeni bir adım atarak Finlandiya’daki Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin siparişçisine sağlanan 920,5 milyon avro tutarındaki kredinin vaktinden önce geri ödenmesini talep etti.
Genel Müdür Lihaçov, geçen yılın mayıs ayında yaptığı açıklamada nükleer santral projesindeki işbirliğinden çekilme sebebiyle oluşan zararları yargı yoluyla Finlandiya’dan tazmin ettirme niyetinde olduklarını kaydetmişti.
Lihaçov, söz konusu dönemde yaptığı değerlendirmede “Finlandiya hükümeti projeden sürekli kaçındı, Finlandiya iş dünyasının ise bu projeyi savunacak gücü ve imkanları yetmedi” diye konuşmuştu.
Rusya
Rusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı

Rusya hükümeti, Putin ile Trump arasındaki görüşmelerin ardından dizel yakıt ihracatındaki yasağı kısmen kaldırdı. İlk aşamada küresel pazara 500 bin ton dizel sevkiyatı yapılacağı açıklanırken, ABD yönetimi de Rus dizel operasyonlarına yönelik kısıtlamaları geçici olarak askıya aldı.
Rusya, Ukrayna krizi ve enerji piyasalarına yönelik atılan adımlar kapsamında kısmi olarak yürürlükten kaldırdığı dizel ihracat yasağı çerçevesinde küresel pazara 500 bin ton dizel yakıt sevkiyatı yapacağını duyurdu.
Rusya hükümetinden yapılan açıklamada, söz konusu kararın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında varılan mutabakatlar uyarınca hayata geçirildiği bildirildi.
10 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren karar doğrultusunda ilk aşamada dünya piyasasına 500 bin ton dizel yakıt tedarik edileceği belirtildi.
Hükümet açıklamasında, “İptal edilen kararın ardından Rus petrol şirketleri, hükümetle koordinasyon içinde yabancı iş ortaklarıyla dizel yakıt tedarik sözleşmelerini imzalamaya derhal başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, alınan kararın Rus tüketicilerin çıkarlarını etkilemeyeceğini vurguladı.
Dizel yakıtın Rusya’daki rafinerilerde Rus petrolünden üretildiğini kaydeden Novak, üretim hacimlerinin hem iç piyasanın tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaya hem de belirtilen miktarlarda dünya pazarına sevkiyat yapmaya elverişli olduğunu bildirdi.
Rusya’da dizel yakıt ihracatına yönelik yasak ilk olarak 31 Ocak 2026 tarihinde yalnızca üretici olmayan şirketleri kapsayacak şekilde yürürlüğe konulmuştu.
Hükümet, 9 Temmuz itibarıyla kısıtlamaları doğrudan üreticileri de kapsayacak şekilde genişleterek sertleştirmişti. Daha önce ekim ayı sonuna kadar uzatıldığı duyurulan yasak, güncel gelişmeler doğrultusunda kısmen esnetildi.
Vladimir Putin ve Donald Trump, 9 Ekim tarihinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Bu görüşmenin ardından ABD Başkanı Trump, Rus dizelinin tedariki konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmuştu.
Trump, Rusya’nın ilk etapta Amerikan ve dünya piyasalarına 300 bin tondan fazla, kasım ayında 500 bin ton ve bu dönemin ardından 1 milyon ton yakıt göndermeyi kabul ettiğini açıklamıştı.
Trump ayrıca ilerleyen süreçte 3 milyon tonluk ilave sevkiyatın daha yapılabileceğini ve bu anlaşmanın dizel yakıt fiyatlarını hızla düşürmesini beklediklerini ifade etmişti.
Görüşmenin ardından ABD Hazine Bakanlığı, Trump’ın talimatıyla yaptırımlar nedeniyle daha önce yasaklanan Rus dizel yakıtı operasyonlarını ve ABD’ye sevkiyatları 7 Nisan 2027 tarihine kadar muaf tutan geçici bir genel lisans yayımladı.
Putin ise görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Rusya’nın Amerikan ve küresel pazarlara petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu teyit ederek bunun küresel ekonomiye olumlu yansıyacağını belirtti.
Putin ayrıca iki liderin Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik ihtimalleri, İran çevresindeki durumu ve ikili ilişkileri ele aldığını, başkanlık iddiaları, istihbarat teşkilatları ve diğer kurumlar aracılığıyla temasların sürdürülmesinde mutabakata varıldığını kaydetti.
Görüşmenin ardından Novak’ın ofisinden yapılan açıklamada, Rusya’nın ekim ayı içinde ABD’ye dizel sevk etmeye hazır olduğu bildirildi.
Novak, kasım ve aralık aylarında rafinerilerin bakım çalışmalarından çıkmasıyla birlikte ihracat hacminin artırılabileceğini belirtti.
Novak ayrıca Moskova’nın, Washington’ın küresel enerji piyasasının istikrara kavuşturulması ve enerji ticaretinin normalleştirilmesi yönündeki adımlarını olumlu değerlendirdiğini aktardı.
Rusya
Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk Karadağ’da gözaltına alındı

Rus Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk ve ekibi, Karadağ’da AB entegrasyonu belgeseli çekme şüphesiyle yürütülen polis operasyonunda gözaltına alındı. Operasyonun Risan kentinde düzenlendiği ve Zvinçuk’un eşi dahil beş kişinin alıkonulduğu aktarılırken, ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce proje yöneticileri hakkında 10 milyon dolarlık bilgi ödülü duyurmuştu.
Rusya merkezli “Rıbar” (Rybar) adlı Telegram kanalının kurucusu Mihail Zvinçuk ve beraberindeki çalışanlar Karadağ’da gözaltına alındı.
Karadağ’da yayımlanan Vijesti gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Zvinçuk, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu ile bu sürecin Karadağ turizmi ve ekonomisi üzerindeki etkilerine dair çekim yaptığı şüphesiyle alıkonuldu.
Haberde, Rıbar temsilcilerinin Karadağ’ın vize politikasını AB standartlarına uyarlama kararı üzerine bir belgesel çekmeyi planladığı kaydedildi.
Haberde ayrıca Karadağ istihbarat birimlerinin proje temsilcilerinin ülkeye gelişinden haberdar olduğu ve ekibi birkaç gün boyunca takip ettiği aktarıldı.
Operasyonun Karadağ polisi ile Ulusal Güvenlik Ajansı işbirliğinde yürütüldüğü bildirildi.
Zvinçuk ve beraberindekilerin 9 Ekim sabahı Karadağ’ın Risan kentinde gözaltına alındığı belirtildi.
Yakalananlar arasında Zvinçuk’un eşi ve projenin çalışanı Valeriya Zvinçuk ile üç kişinin daha yer aldığı kaydedildi.
Rıbar ekibi suçlamaları reddetti
Rıbar ekibi, kurucuları dahil Rus vatandaşlarının gözaltına alındığını doğrulayarak ülkede yasal gerekçelerle kaldıklarını ve yerel yasaları ihlal etmediklerini açıkladı.
Proje temsilcileri, Çetinye Manastırı’nda çekim yapmayı planladıklarını ve bunun için önceden resmi başvuruda bulunduklarını ifade etti. Ekip, Rusya Dışişleri Bakanlığı ile iletişim halinde olduklarını ve gözaltındakilerin serbest bırakılmasını beklediklerini duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Karadağ’daki Rusya Büyükelçiliğinin olayın ayrıntılarını araştırdığını bildirdi.
Bünyesinde Telegram kanalı, Rutube kanalı ve VKontakte topluluğu barındıran Rıbar projesi, internet sitesinde hedefini “Basit ve etkili bir şekilde bilgi savaşı yürütmeyi ve Rusya’yı doğru taraftan göstermeyi biliyoruz” ifadeleriyle tanımlıyor.
Şirketleşme adımı Mart 2023’te atılan “Rıbar” limited şirketinin genel müdürü ve kurucu ortağı Mihail Zvinçuk olurken, eşi Valeriya Zvinçuk da üç kurucu ortaktan biri olarak kayıtlarda yer alıyor.
Şirketin ana faaliyet alanı reklam ajansı hizmetleri, gazete basımı ve diğer matbaacılık faaliyetleri olarak belirtiliyor.
ABD ve İngiltere’nin yaptırım listesindeydi
ABD Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2024’te Rıbar ile bağlantılı kişilerin tespit edilmesini veya yerlerinin belirlenmesini sağlayacak bilgiler için 10 milyon dolara kadar ödül koymuştu.
Yayımlanan listede Mihail Zvinçuk’un yanı sıra kurumun “kreatif direktör” olarak tanımladığı Valeriya Zvinçuk da yer almıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, projenin “ABD seçimlerine müdahale faaliyetlerinde yer aldığını” kaydetmişti.
İngiltere yönetimi ise 9 Aralık 2025’te Zvinçuk ile Rıbar projesine yönelik yaptırım kararı almış, Temmuz 2026’da kısıtlamaları projenin 10 yönetici ve çalışanını kapsayacak şekilde genişletmişti. Yaptırımlar varlıkların dondurulmasını ve seyahat yasağını kapsıyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını7 gün önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor












