Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Netanyahu, küresel Yahudi güvenlik gücü kurulmasını talep etti

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Sydney’deki Bondi Plajı saldırısının ardından Avustralya hükümetini eleştirerek dünya genelinde silahlı Yahudi güvenlik yapılarının kurulmasını talep etti.

Avustralya’nın Sydney kentindeki Bondi Plajı’nda gerçekleşen saldırı, İsrail ve Avustralya hattında yeni bir güvenlik doktrini tartışmasını başlattı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıdaki güvenlik zafiyetine dikkat çekerek Avustralya hükümetine sert eleştiriler yöneltti.

Netanyahu, Yahudi topluluklarının korunması amacıyla İsrail’deki sivil-güvenlik modeline benzer, küresel ölçekte silahlı ve örgütlü yapıların hayata geçirilmesini önerdi. Bu açıklama, Yeni Güney Galler (NSW) eyalet hükümetinin yerel bir Yahudi güvenlik grubuna silah taşıma yetkisi vermeyi gündemine aldığı süreçle eş zamanlı gerçekleşti.

Netanyahu küresel milis gücü öneriyor

İsrail Başbakanı, katıldığı yayında Yahudi topluluklarının çevresel ve toplumsal güvenliğinin sağlanması gerektiğini savundu. Saldırı sırasında güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığını belirten Netanyahu, radikal unsurların eyleme geçmeden durdurulması gerektiği görüşünü paylaştı.

Netanyahu, Avustralya hükümetine seslendiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Siz eğer Yahudilerin korkmadan yaşayabileceği alanlar yaratmazsanız, bu tür saldırılar kaçınılmaz olur. Ben uzun süredir Yahudi topluluklarının çevresel ve toplumsal güvenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söylüyorum. Teröristleri ve radikalleri, harekete geçmeden önce durdurmanız gerekir. Şimdi Avustralya hükümetine açıkça söylüyorum: Uyanın. Gerçekle yüzleşin.”

Avustralya’nın atması gereken adımlara ilişkin bir soruyu yanıtlayan Netanyahu, istihbaratın etkin kullanılması gerektiğini vurguladı. Radikal eğilimleri bilinen kişilere özgür alan tanımanın “delilik” olduğunu savunan İsrail Başbakanı, silahsız sivillerin otomatik silahlı saldırganlar karşısında çaresiz kaldığını belirtti.

Netanyahu, Hanuka etkinliğindeki olası bir senaryo üzerinden şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hesaplayalım: Eğer o Hanuka etkinliğinde birkaç silah olsaydı -ister 5, ister 10, ister 15- bu saldırı anında sona erdirilirdi. İsrail’de bunu defalarca gördük. Bugün de görüyoruz. Ve bence artık buna ihtiyaç var. Dünya bu kararı görüyor. Bu kararın farkına varmak zorunda.”

Avustralya hükümetinin Filistin devletini tanıma yönündeki adımlarını da eleştiren Netanyahu, “Ama şimdi geçmişi tartışmanın değil, harekete geçmenin zamanı” ifadesini kullandı.

İsrail basını profesyonel yapılanmayı savunuyor

Netanyahu’nun çağrısı, İsrail hükümetine yakınlığıyla bilinen Israel Hayom gazetesinde yayımlanan bir görüş yazısıyla paralellik gösteriyor. “Yahudi Halk Muhafızları” adı altında yeni bir yapının kurulmasını öneren makale, küresel ölçekte kalıcı ve profesyonel bir güvenlik ağının oluşturulmasını talep ediyor.

Önerilen model; hızlı müdahale ekipleri, ortak güvenlik protokolleri, erken uyarı mekanizmaları ve şiddet eylemine dönüşmeden önce kışkırtma süreçlerinin tespitini içeriyor. Yapının İsrail, ABD ve müttefik ülkelerin istihbarat birimleriyle koordineli çalışması öngörülüyor. Makalenin yazarı Yoel Zilberman, İsrail’de faaliyet gösteren ve tartışmalı bir konuma sahip olan Haşomer Hahadaş (Yeni Muhafız) örgütünün kurucusu ve genel müdürü olarak tanınıyor.

Haaretz gazetesi, Haşomer Hahadaş’ı “İsrail’in en büyük milislerinden biri” olarak nitelendiriyor. Gazete, örgütün hukuken sivil toplum kuruluşu statüsünde olmasına rağmen sahada fiili güvenlik işlevleri üstlendiğini, üyelerinin bireysel silah ruhsatlarına sahip olduğunu ve İsrail polisi ile ordusuyla entegre çalıştığını belirtiyor.

Yeni Güney Galler hükümeti silah yetkisini genişletiyor

Sydney’i de içine alan Yeni Güney Galler (NSW) eyalet hükümeti, Bondi saldırısının ardından güvenlik politikalarında değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Deepcut News haber portalının aktardığına göre yönetim, yerel bir Yahudi güvenlik grubu olan Community Security Group (CSG) üyelerine silah taşıma yetkisi vermeyi değerlendiriyor.

NSW Başbakanı Chris Minns, Sky News kanalına verdiği demeçte, CSG’nin ciddi tehditlere yanıt verebilmesi için silahlanmasına izin verilip verilmeyeceği sorusunu “Evet, var” şeklinde yanıtladı.

Mevcut düzenlemede CSG’nin ruhsatı yalnızca ibadethaneler ve okullarda silah taşınmasına olanak tanıyor. Bondi Plajı’ndaki Hanuka etkinliğinde görevli personelin silahsız olduğunu hatırlatan Minns, yetkinin kapsamının genişletilmesi için görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Minns, “Bu konuyu özellikle Yahudi etkinlikleri bağlamında kendileriyle görüşüyoruz” dedi.

Gönüllü yapıdan istihbarat ağına

Community Security Group (CSG), Avustralya’daki Yahudi topluluğunu korumayı amaçlayan gönüllü bir yapı olarak NSW, Victoria, Batı Avustralya ve Queensland eyaletlerinde faaliyet gösteriyor. Örgüt, misyonunu “Yahudi yaşamını ve yaşam tarzını tehditlere karşı korumak” olarak tanımlıyor.

CSG’nin faaliyet alanları arasında Yahudi okulları ve sinagoglar için güvenlik danışmanlığı, risk değerlendirmesi, etkinliklerde personel görevlendirilmesi ve antisemitik olayların raporlanması yer alıyor. Örgüt ayrıca yerel polis ve eyalet güvenlik birimleriyle bilgi paylaşımı ve koordinasyon sağlıyor.

CSG’nin yapısı ve uluslararası bağlantıları, Avustralya Güvenlik İstihbarat Teşkilatı (ASIO) tarafından yürütülen bir soruşturmayla tartışmalı hale geldi. The Guardian gazetesinin şubat ayında yayımladığı habere göre soruşturma, kimliği “HWMW” koduyla gizlenen bir Avustralya ordusu subayının CSG aracılığıyla İsrail’de aldığı eğitimlere odaklandı.

ASIO, söz konusu subayın güvenlik iznini iptal etti. Kararın gerekçesinde, subayın “Avustralya Hükümeti’nden ziyade İsrail’e daha yüksek düzeyde sadakat gösterdiği” belirtildi. İdari İnceleme Mahkemesi kayıtlarına göre HWMW, İsrail’deki eğitimini Avustralyalı amirlerinden gizledi. Subay, bu gizliliğin nedenini “CSG hakkında daha fazla soru yanıtlamasını gerektirecek olması ve CSG tarafından bu konuda ketum olması yönünde uyarılması” sözleriyle açıkladı.

Örgüt içi kaynaklar devşirme havuzunu doğruluyor

Soruşturma kapsamında ifade veren HWMW, CSG’nin İsrail’deki eğitimlerinin İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad için “doğal bir devşirme havuzu” işlevi gördüğünü itiraf etti.

Eski bir CSG üyesi de bu iddiaları doğrulayarak örgütün istihbarat servisleriyle ilişkisini şu sözlerle anlattı:

“CSG’nin İsrail istihbarat servisleri için bir devşirme alanı olarak uzun bir geçmişi var. Bu servislerle açık ve çift yönlü bir iletişim hattına sahipler” dedi.

Aynı kaynak, kendisine de İsrail’de eğitim teklif edildiğini ancak örgütten ayrıldığını belirterek, “Genellikle genç muhafızlıktan kıdemli muhafızlığa geçtiklerinde, yani yaklaşık iki yıl sonra, insanları bu tür seyahatlere gönderiyorlar” diye konuştu.

Sivil toplum kuruluşları silahlanmaya karşı çıkıyor

NSW Başbakanı Minns’in silah yetkisini genişletme sinyali, insan hakları savunucularının tepkisini çekti. New South Wales Council for Civil Liberties (NSWCCL), silahların çalınarak yasa dışı amaçlarla kullanılma riskine dikkat çekti.

NSWCCL Başkanı Timothy Roberts, toplumdaki silah sayısının artmasının güvenliği sağlamayacağını savundu. Roberts, “Toplumda ne kadar fazla silah varsa, o kadar güvensiz oluruz. CSG’nin silah kullanımının gözden geçirilmesi de dahil olmak üzere her türlü silah düzenlemesi bu maliyet dikkate alınarak değerlendirilmelidir” dedi.

Roberts, Deepcut News haber portalına yaptığı açıklamada, herkesin yaşam ve güvenlik hakkının temel öncelik olduğunu vurgulayarak, “Herkesin güvende olmasını sağlamamız gerektiği konusunda başbakanla hemfikiriz. Bu da silahlı suçları ve uygunsuz silah kullanımını azaltacak etkili adımlar atmak anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English