Avrupa
Polonya’nın silahlanma yarışı AB’nin en büyük bütçe açığını doğurabilir
Polonya’nın savunma harcamalarını 53 milyar dolara çıkararak milli gelirin yüzde 4,8’ine ulaştırması, kamu maliyesinde tarihi açık riskini beraberinde getirdi. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 7,1’ine tırmanması beklenirken, kredi notu düşen Varşova’da ordu harcamaları hükümet ile cumhurbaşkanı arasında krize dönüştü.
Polonya’da son beş yılda iki kattan fazla artarak 53 milyar dolara ulaşan askeri harcamalar, ülke ekonomisinde ciddi bütçe açıklarına ve mali risklere yol açıyor.
İngiliz The Guardian gazetesinin yetkililer, silah üreticileri ve ekonomistlerle yaptığı görüşmelere dayandırdığı habere göre, Varşova yönetimi savunma bütçesini yerli üretime aktararak büyümeyi hedeflese de hızlanan silahlanma yarışı kamu maliyesini zorluyor.
Ülkenin savunma harcamaları son beş yıl içinde gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2,2’sinden yüzde 4,8’ine yükseldi.
2026 yılı itibarıyla 53 milyar dolara ulaşan bu rakam, Polonya’yı Almanya, Fransa ve İtalya’nın ardından Avrupa Birliği (AB) içindeki en büyük dördüncü askeri harcama yapan ülke konumuna taşıdı.
Varşova yönetimi, ithalata bağımlılığı azaltmak amacıyla üretimi ülke içine çekmeye çalışıyor. Füze sistemleri üreticisi MBDA’nın başkent Varşova’nın kuzeyindeki Czosnow’da kurduğu yeni tesis bu girişimin somut örnekleri arasında yer alıyor.
İki yıl öncesine kadar mısır tarlası olan alanda yükselen fabrika hakkında konuşan MBDA Polska Genel Müdürü ve eski İngiliz deniz piyadesi Jim Price, “Polonya’nın ihtiyaçlarını karşılamak için herkes iki kat daha hızlı hareket etmek zorunda kaldı” dedi.
Polonya, Avrupa Birliği’nin imtiyazlı savunma kredisi programı SAFE kapsamında da yaklaşık 44 milyar euro ile en büyük finansman payını aldı.
Hükümet, bu kaynağın neredeyse yüzde 90’lık kısmını devlete ait savunma sanayi grubu Polska Grupa Zbrojeniowa öncülüğündeki yerli şirketlere yönlendirmeyi planlıyor.
Buna rağmen Polonya’nın savunma bütçesinin önemli bir bölümü yurt dışına akmaya devam ediyor. Varşova, ABD’den Patriot hava savunma sistemleri, Abrams tankları ve F-35 savaş uçakları satın alıyor.
Yabancı şirketler ise ortak üretim projeleriyle Polonya’daki sanayiye dahil oluyor. İngiliz Babcock şirketi Gdynia tersanesinde Miecznik fırkateynlerinin inşasında yer alırken, BAE Systems Katowice yakınlarında bir topçu üretim tesisi kuruyor.
Top mermisi üretimi de hızla artırılıyor. 2023 yılında yıllık yalnızca 5 bin adet 155 mm’lik top mermisi üretebilen Polonya, bu sayıyı 2026’da 30 bine, takip eden iki yıl içinde ise 200 bine çıkarmayı hedefliyor.
Başbakan Donald Tusk, mevcut kapasiteyi değerlendirirken, “Rusya-Ukrayna cephesinde bir günde bundan fazlası harcanıyor” ifadelerini kullanmıştı. Varşova yönetimi, mühimmat üretimini büyütmek amacıyla üç yeni fabrika daha kurmayı tasarlıyor.
Ancak askeri harcamalardaki hızlı artış bütçe dengesini sarsıyor. Gelecek yılın bütçe tasarısında bütçe açığının GSYH’nin yüzde 7,1’ine ulaşması öngörülüyor. Bu oran, Polonya’yı AB içinde en yüksek bütçe açığına sahip ülke yapabilir.
Avrupa Komisyonu’nun mayıs ayı tahmini ise açığın 2027 yılında yüzde 6,3 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.
Komisyon, savunma yatırımlarının da etkisiyle ülkenin kamu borcunun 2025’teki yüzde 59,7 seviyesinden 2027’de yüzde 68,3’e çıkmasını bekliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, kalıcı yüksek açıklar, artan faiz yükü ve yükselen kamu borcunu gerekçe göstererek eylül ayında Polonya’nın kredi notunu A2’den A3’e düşürdü.
Kuruluş; savunma, sağlık, kamu yatırımları ve sosyal yükümlülüklerin bütçe açığının daralmasını engellediğine dikkat çekti.
ING ekonomisti Leszek Kąsek de mevcut tabloyu, “Bu yol sürdürülebilir değil. Polonya’nın büyüme hızını koruyup koruyamayacağını ve siyasetçilerin rotayı düzeltmeye hazır olup olmadığını sorgulamak gerekiyor” sözleriyle değerlendirdi.
Ordunun finansmanı, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Tusk hükümeti arasında siyasi gerilime dönüştü.
Nawrocki, SAFE kredileriyle bağlantılı bir yasayı veto etti. Nawrocki’nin destekçileri, silahlanmanın altın rezervlerinin bir kısmının satılarak finanse edilmesini önerdi.
Maliye Bakanı Andrzej Domański ise bu öneriyi “hayal” olarak nitelendirip hükümetin Avrupa kredilerine erişim için mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.