Diplomasi
Prof. Ulrike Guérot: Çok kutuplu bir dünya yükseliyor, ABD hegemonyası sona ermeli
Editörün notu: 26-27 Eylül tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen East-West Forum’un açılış konuşmasını gerçekleştiren saygın Alman siyaset bilimci Prof. Ulrike Guérot, küresel jeopolitiğin kırılma hatlarını değerlendirdi. Harici Medya platformu ile Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi ortaklığında hayata geçirilen bu ilk buluşmada Guérot, dünyanın eşiğinde durduğu çatışma sarmalına karşı barış, adalet ve çok kutupluluk çağrısında bulundu. Avrupa’nın mevcut teknokratik ve Atlantikçi yöneliminin kıtayı tarihsel köklerinden kopardığını savunan düşünür, Rusya’yı dışlamayan bağımsız bir güvenlik mimarisinin elzem olduğunu vurguladı.
***
Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,
Saygıdeğer Konuklar,
Sevgili Katılımcılar,
Türk medya platformu Harici ve Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi adına, sizleri ilk İstanbul East-West Forum’da ağırlamaktan büyük bir onur ve içten bir kıvanç duyuyorum.
Bu forumu kurma iradesini gösteren, bu yeni uluslararası zemini yüzyıllardır Doğu ile Batı arasında köprü vazifesi gören İstanbul’da hayata geçiren kararlı meslektaşım, dostum Tunç Akkoç’a ve bütün çalışma arkadaşlarına en kalbi teşekkürlerimi sunarım.
East-West Forum ile küresel ölçekteki eleştirel düşünce topluluğu için ortak bir zemin inşa etmek istiyoruz. Dünyanın üçüncü bir dünya savaşının eşiğinde durduğu böylesi bir dönemde barışa inanmaktan vazgeçmeyenler; yirmi birinci yüzyılı, vaktiyle Immanuel Kant’ın ebedi barış üzerine kaleme aldığı denemesinde tahayyül ettiği gibi, tüm insanlık için barış, adalet ve eşitliğin izinde şekillendirmek isteyenler için buradayız. Ve ilk kez 1789’da ilan edilen o sözü -bütün insanların onur ve haklar bakımından özgür ve eşit doğduğu vaadini- kıymetli bir mücevher gibi muhafaza eden Birleşmiş Milletler Şartı’na hâlâ inanan herkes için bu adımı atıyoruz.
Aradan geçen iki asrı aşkın sürenin ardından, artık bu hedefe yaklaşmanın vakti geldi; yirmi birinci yüzyıl dünyası da bunu başarmak için gereken her türlü imkâna sahip.
Eksik olan ne?
Bugün eksikliğini hissettiğimiz şey enerji değil. Gıda değil. İletişim değil. Kaynaklar hiç değil. Bunların hepsi elimizde mevcut.
Kıtlık söylemleri, yeni feodal bir zihniyetin ürünüdür; paylaşmaya yanaşmayanların başvurduğu dildir.
Budist, İslam ve Hristiyan geleneklerinin tümü çok daha derin bir hakikatin farkındadır: Bereket neredeyse, orada bereket çoğalır. Kültürlerin kavşağında, bu kadim köprünün üzerinde, yani İstanbul’da inandığımız şey de tam olarak budur.
Bugün asıl eksik olan diplomasi, bilgelik, siyasi irade ve sevgidir.
Ve umuyoruz ki BM Genel Kurulu’nun kapandığı tam da bu günde, İstanbul’dan yükselen bu işaret dünya basınına ulaşır:
Evet, başka bir dünya düzeni mümkün.
Evet, ABD hegemonyası son bulabilir ve bulmalıdır.
Evet, barış tesis edilebilir.
Evet, küresel bir savaştan kaçınmak mümkündür.
Evet, çok kutuplu bir dünya yükseliyor; ne mutlu ki böyle.
Evet, dünya vaktiyle “Batı” diye adlandırdığımız şeyin sonunu da atlatacaktır.
Evet, sözde “kurallara dayalı düzen”in içinin boş olduğu tescillenmiştir ve uluslararası toplum BM Şartı’nın kurallarına dönebilir.
Bugün bu selamı İstanbul’dan New York’a yolluyoruz. Yirmi birinci yüzyılın uluslararası düzeni üzerine kafa yormak ve mevcut duruma seçenekler aramak üzere buradayız.
Dünyanın ahvali
Bu kolay olmayacak. Hepinizin bildiği üzere, uluslararası düzen tam bir karmaşa içinde.
Bizler tam da şu anda konuşurken, birden çok savaşa, kaynak kavgalarına, ülkelerin ve toprakların gasbedilmesine şahitlik ediyoruz. Hepsinden öte, BM Genel Sekreteri António Guterres’in “katlanılamaz” olarak nitelediği Gazze’deki tablo karşımızda duruyor.
Dünya, İsrail’in orada yaptıklarını unutmayacak. Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davayı hepimiz yakından izliyoruz.
Nelson Mandela’nın şu sözlerini hatırlatmak isterim: “Filistinlilerin özgürlüğü olmadan kendi özgürlüğümüzün eksik kalacağını çok iyi biliyoruz.”
Uluslararası sistemdeki bu tektonik kırılmaların yanı sıra, aynı anda birçok düzlemde köklü bir paradigma değişiminden geçiyoruz.
Liberal düzen sona eriyor.
Türümüzün bekasını sorgulatan; transhümanizmin, yani homo deus anlayışının kibrini sergileyen yapay zekâ ve robotik teknolojiler var.
Sanki hepimizin paylaştığı bu tek yerküre, şayet ona layıkıyla baksaydık bize yetmeyecekmiş gibi, Mars’ı fethetme hırsı var. İşte bu yüzden, Vatikan’ın bu yıl East-West Forum’a nihayetinde bir temsilci gönderememiş olmasından şahsen derin bir üzüntü duyuyorum; zira Papa XIV. Leo, son genelgesi Magnifica Humanitasta bütün bu hususlara dair ilham verici değerlendirmelerde bulunmuştu.
Avrupalı bir ses
Şimdi, bu ilk East-West Forum’un açılışını yapma onuruna erişmiş biri olarak, bir Avrupa vatandaşı sıfatıyla birkaç söz söylememe müsaade ediniz.
Yıllar önce, 1985 ile 1995 yılları arasında Avrupa Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten; François Mitterrand ve Helmut Kohl ile birlikte barışçıl, demokratik ve sosyal bir Avrupa Birliği kurmayı hedefleyen Jacques Delors ile çalıştım. Delors bir sosyalist, bir Katolik ve bir sendikacıydı.
Onun hayal ettiği Avrupa, bugün tanınmayacak derecede tahrif edildi. Bu durum sadece Avrupa için değil, bütün dünya için bir trajedidir.
Burada, Rusya ile savaş istemeyen sayısız Avrupa vatandaşının sesi olarak konuşuyorum. Avrupa kıtası için intihar niteliği taşıyan ABD menşeli jeostratejik çıkarlara alet edilmek istemeyenlerin; 1990 tarihli Paris Şartı’nda kayda geçirilen o vizyona, yani Rusya’yı da içeren bir Avrupa güvenlik mimarisine hâlâ bağlı kalanların tercümanıyım.
450 milyon Avrupalının menfaatlerini yansıtmayan, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’nin dar veya intikamcı hesaplarına teslim edilmemiş, siyaseten birleşmiş bir Avrupa’yı düşlemeyi sürdürenlerin sesiyim… Bu 450 milyon insan, Leipzig Havalimanı’ndaki gibi gülünç sahte bayrak operasyonlarından ve bizzat Ukraynalıların dahi bir an önce bitmesini istediği savaşa NATO ülkelerini çekmeye dönük ayan beyan çabalardan artık usandı.
Ve bu yurttaşlar, gittikçe teknokratlaşan bir Birliğin otoriter eğilimlere savrulmasını; aykırı sesleri hukuk dışı AB yaptırım listelerine alarak Aydınlanma’nın kıtasını yeniden karanlık Orta Çağ’a sürüklemesini kabul etmiyor.
Müsaadenizle, bir de Alman vatandaşı olarak bir söz söyleyeyim.
Kendi topraklarımızdaki kritik altyapının, vaktiyle dostumuz ve ortağımız olan bir ülke tarafından tahrip edilebilmesi ve hükümetimizin bu konuda tek bir kelime dahi edememesi karşısında şaşkına dönen sessiz Alman çoğunluğunun yanındayım.
Bu Almanlar, hükümetimizin hâlâ Volodimir Zelenskiy’i desteklemesi karşısında da aynı sarsıntıyı yaşıyor; ki kendisi -Marta Havryshko’nun Substack’teki yazısından alıntıyla ve hepinize okumanızı tavsiye ederek aktarıyorum- “Ukrayna’daki aşırı sağcı rönesansın Yahudi çehresi”dir.[1] Alman vatandaşlarının bu sessiz -yahut susturulmuş- çoğunluğu, geçen yüzyıldaki Holokost’un (Şoa) sorumlusu olan tek ülkenin hükümetinin, bugün Ukrayna ve İsrail yönetimlerinin faşizan ve ırkçı tutumları ile askeri eylemlerini desteklemesinden ötürü derin bir tiksinti duyuyor. Bunu yapmak benim yetki alanımda değil; ancak elimde olsaydı, bunun için bizzat özür dilerdim!
Neden buradayız?
Tunç Akkoç ve Harici ile birlikte İstanbul East-West Forum’u kurarken şahsi gayem, dünyanın en parlak ve bağımsız zihinlerinden bazılarını bir araya getirerek biz Avrupalıların AB-Avrupa’sına hâkim olan mevcut nihilizm girdabını aşmasına katkı sunmaktı. Çok sevdiğim Fransız şair Rimbaud’nun dediği gibi: Qui ne peut pas construire, doit détruire (İnşa edemeyen, yıkmak zorundadır). Gelinen noktada Avrupa, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmede yapıcı bir rol oynamanın ve itibarını korumanın bir yolunu bulamıyor gibi görünüyor. Bu sebeple de gerilimi tırmandırmayı yeğliyor; sırf kendi suçluluğuyla, kendi hezimetiyle ve siyasi acziyetiyle yüzleşmemek adına.
Hanımefendiler, Beyefendiler, lütfen görünüz: Bu AB-Avrupa’sı tehlikelidir; gücünden ötürü değil, itiraf edemediği zaafından ve kendisini öz yıkıma sürükleyebilecek bir nihilizmden dolayı tehlikelidir.
Bugün her ikisi de birer oturumu yönetecek olan Hauke Ritz ve Isabell Casel ile birlikte kurduğumuz Avrupa Kıtalararası İnisiyatifi tam da bu sebeple iki temel şiar edinmiştir:
AB’nin ötesinde bir Avrupa inşa etmek ve
Çok kutuplu bir dünya için Avrupa’yı şekillendirmek.
Doğu ile Batı arasında denge kuran bir Avrupa… Ve kuşkusuz böylesi bir Avrupa’da, bugün topraklarında bulunduğumuz Türkiye’nin üstleneceği mühim bir rol var! Şunu bilmenizi isteriz ki Avrupalıların pek çoğu, hatta kahir ekseriyeti tam da bunun hayalini kuruyor: Çok kutuplu bir dünyaya hazır olabilmek adına AB’den, NATO’dan ve ABD’den bağımsızlaşan bir Avrupa. Lütfen bu Avrupa’yı inşa etmemize yardımcı olun!
Nasıl çalışacağız?
Bugün dört ayrı oturumda dört ana başlığı ele alacağız.
Konuşmacılarımızdan ricamız şudur: Lütfen sözlerinizi öz tutun, hedefe odaklanın ve sizlere ilettiğimiz soru çerçevesine sadık kalın. Son derece disiplinli bir konferans amaçlıyoruz; çünkü ulaştığımız sonuçları yayımlamak ve gelecek yılın gündemini bu temeller üzerine kurmak niyetindeyiz.
Hanımefendiler, Beyefendiler, East-West Forum kalıcıdır!
Bundan böyle her yıl eylül ayının üçüncü hafta sonunda İstanbul’da bir araya geleceğiz. Bu nedenle şimdiden bu tarihleri ajandalarınıza not ediniz.
Yirmi birinci yüzyılı tasarlamak; kavramsal, zihinsel ve duygusal bakımdan muazzam bir mesai gerektirecektir. Tek bir konferans buna yetmez.
Ve lütfen unutmayın: Sizler dinleyici değilsiniz. Konferansın bizzat kendisisiniz.
Yarın sabah katkılarınıza ihtiyacımız olacak. Bu forumun etrafında güçlü bir ağ örmek istiyoruz: bir yayın takvimi, çalışma grupları, gelecek yılları finanse etmeye katkı sağlayacak bir iş konseyi, bir akademik danışma kurulu ve medya ortakları grubu.
Sahip olduğunuz çevreler, kanallarınız, fikirleriniz, araştırmalarınız, yazılarınız ve temaslarınızla… Hepimiz bir arada İstanbul East-West Forum’uz.
Bu yüzden lütfen sürece müdahil olun. Talepkâr davranın. Ve önümüzdeki yıllarda bu forumu daha büyük, daha güçlü ve daha görünür kılmamıza yardım edin.
Geldiğiniz için teşekkür ederim. Burada bulunduğunuz için hepinize şükranlarımı sunarım!
[1] Bahsi geçen makaleye Substack üzerinden şu adresten ulaşılabilir: https://martahavryshko.substack.com/p/volodymyr-zelensky-the-jewish-face
East-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez