Rusya

Putin: Savaşı biz başlatmadık, bizimle savaşmaya başladılar

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü toplantısında yaptığı konuşmada Batı merkezli küresel güvenlik sisteminin çöktüğünü belirterek nükleer felaket ve dijital denetim risklerine dikkat çekti. Ukrayna’daki çatışmanın sorumluluğunun Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratmak isteyen güçlere ait olduğunu kaydeden Putin, 1983 yılında nükleer faciayı önleyen Yarbay Stanislav Petrov örneğiyle yapay zekanın askeri karar alma süreçlerinden uzak tutulması gerektiğini vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya merkezli düşünce kuruluşu Valday Uluslararası Tartışma Kulübü Kalkınma ve Destekleme Vakfı Araştırma Direktörü Fyodor Lukyanov’un moderatörlüğünü üstlendiği geleneksel genel kurul oturumunda konuştu.

Dünya siyasetinde köklü bir kırılma yaşandığını dile getiren Putin, uluslararası güvenlik mimarisinin çöktüğü ve eski hukuki normların terk edildiği bir dönemde insanlığın en büyük tehlikelerle yüz yüze kaldığını belirtti.

Oturumun açılışını yapan Valday Uluslararası Tartışma Kulübü Araştırma Direktörü Fyodor Lukyanov, üç günlük forum çalışmalarında değişim, sorumluluk ve sükunet kavramlarının öne çıktığını aktardı. Bu yıl hazırladıkları yıllık raporun “Panik Yok” başlığını taşıdığını hatırlatan Lukyanov, “Böylesi karmaşık koşullarda en yanlış adımı atmaktan, yani gereksiz telaşa kapılmaktan kaçınmayı öneriyoruz” dedi.

Lukyanov, uluslararası plandaki çalkantıların her geçen gün hız kazandığını kaydederek sözü Rusya liderine devretti.

“Savaşla karşı karşıya bırakıldık”

Uluslararası kamuoyunun gündemindeki en sıcak başlık olan Ukrayna savaşına değinen Putin, krizin kökenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kimi çevrelerin Moskova’nın barış söylemlerini sorguladığını hatırlatan Rusya Devlet Başkanı Putin, “Birçok uzmanın kafasında ‘Rusya barıştan söz ediyor ama savaşı kendisi başlattı’ sorusu yer alıyor. Bu kürsüden bir kez daha gerçeği dile getirmek istiyorum. Gerçek şu ki, savaşı biz istemedik ve biz başlatmadık; bizimle savaşmaya başladılar” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın yıllar boyunca Rusya karşıtı bir araç haline getirilmek istendiğini belirten Putin, Batı ittifakının adımlarına işaret etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Ukrayna’da saldırgan milliyetçiliği ve Rus karşıtlığını körüklememek gerekiyordu. NATO’nun kendi amaçları doğrultusunda tarihi topraklarımıza askeri olarak yerleşmeye kalkışmaması, orada üsler planlamaması gerekirdi. Kiev’deki radikalleri hükümet darbesine teşvik etmemek ve ardından bu yasa dışı yönetimi taarruz silahlarıyla donatmamak lazımdı” şeklinde konuştu.

Kırım ve Donbass bölgelerindeki sivil nüfusun hedef alındığını söyleyen Rusya lideri, askeri müdahalenin kaçınılmaz hale getirildiğini kaydetti.

Putin, “Donbass ve Kırım sakinleri için kamplar kurma planları yapılmamalıydı. İnsanları yalnızca etnik ve kültürel aidiyetleri nedeniyle tanklarla ezmemek, füzelerle vurmamak, uçaklarla taramamak ve diri diri yakmamak gerekirdi. Rusya, bu bariz saldırı karşısında kendisini silahla savunmak zorunda kalacağı bir noktaya kasten getirildi. Bizi bilerek bu çizgiye sürüklediler” dedi.

“Gelin dostça yaşayalım”

Rusya’yı stratejik bir yenilgiye uğratma hedefinin açıkça ilan edildiğini hatırlatan Vladimir Putin, karşı karşıya kalınan tehdidin büyüklüğüne dikkat çekti.

Putin, “Rusya’yı yok etmeyi bir devlet ideolojisi haline getirmemek ve karşımıza stratejik yenilgi hedefini koymamak gerekirdi. Bunların hepsi söylendi, kimse unutmadı. Biz kesinlikle unutmuyoruz. Eğer hepimiz hayatta kalmak istiyorsak, daha önce de söylediğim gibi, gelin dostça yaşayalım ve bunu nasıl başaracağımızın yollarını birlikte arayalım” değerlendirmesinde bulundu.

Güven tesis etmenin son derece kırılgan ve meşakkatli bir süreç olduğunu ifade eden Rusya Devlet Başkanı Putin, çıkarların en yakın ortaklar arasında bile bütünüyle örtüşemeyeceğine işaret etti.

Rekabet ve cepheleşme içindeki ülkeler için dengenin ancak karşılıklı tavizlerle kurulabileceğini kaydeden Putin, “Eski egemen güç, çok kutuplu dünyanın gerçeklerini kabullenmek zorunda kalacak. Küresel ekonomideki yönelimler bunu açıkça gösteriyor. Batı’nın, dünya çoğunluğunu oluşturan ülkelerle onların temel çıkarlarına saygı duyarak işbirliği yapmayı öğrenmesi gerekecek” sözlerini kullandı.

“Sovyet liderlerinin saflığı büyük zarar verdi”

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine ve son 35 yılda yaşanan köklü sarsıntılara değinen Rusya lideri Putin, tarihten ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Milyonlarca insanın bir gecede kendisini sınırların ötesinde bulduğunu hatırlatan Putin, o dönemin Moskova yönetimine yönelik eleştirilerini paylaştı. Putin, “Sovyet döneminin son yıllarında devleti yöneten isimlerin belirli bir saflık, aşırı iyi niyet ve belki de kaygısızlık içinde hareket ettiğini kabul etmek gerekir. Batılı ortaklara duyulan körü körüne güven ve sözlü anlaşmaların yeterli olacağına dair inanç, Sovyetler Birliği’ne büyük zarar verdi” diye konuştu.

Geçmiş liderlerin hatalarını ayrıntılandıran Vladimir Putin, “Sovyet liderleri Batı’nın hoşuna gitmek istiyordu; Batılı liderler ise dünyayı kendi çıkarlarına göre yeniden biçimlendirip Sovyet mirasından olabildiğince büyük pay koparma peşindeydi. Dağılma, her şeyden önce içeride biriken dengesizliklerin ve nesiller boyu yapılan yönetim hatalarının sonucudur. Pragmatizm yerine dar ideolojik kalıpların benimsenmesi, sorunların halının altına süpürülmesi ve mesleki yetersizlik sistemi çöküşe götürdü” ifadelerini kullandı.

Almanya Sosyal Demokrat Partisi yöneticilerinden Egon Bahr’ın 1990 yılındaki öngörülerini salondakilerle paylaşan Putin, o dönemde yapılan uyarılara dikkat çekti.

Egon Bahr’ın Soğuk Savaş sonrası Avrupa’daki bölünmeyi engellemek adına sunduğu teklifleri anlatan Putin, “Bahr, Almanya’nın birleşmesinden sonra Avrupa’da cepheleşmenin sürmesinden ve NATO içindeki işbirliği karşıtı çevrelerin güç kazanmasından endişe duyuyordu. Bahr, ‘Eğer Avrupa’nın düşman bloklara bölünmesini aşacak kararlı adımlar atılmazsa, gelişmeler Sovyetler Birliği’ni uluslararası tecride mahkum edecek olumsuz bir yöne evrilebilir’ uyarısını yapmıştı” bilgisini verdi.

“Amaç Rusya Federasyonu’nu da parçalamaktı”

Egon Bahr’ın Doğu ve Orta Avrupa’yı kapsayan, hem Moskova’nın hem Washington’ın geniş yetkilerle yer alacağı bir ortak güvenlik konseyi önerdiğini belirten Putin, Batı’nın bu yolu seçmediğini kaydetti.

Rusya lideri, “Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından Batı’da ipleri eline alan güçler, Rusya’daki iç siyasi dönüşümleri hiçe sayarak bu ülkeyi tarihi Rus İmparatorluğu’nun ana omurgası olarak görmeyi sürdürdü. Amaç, Rusya Federasyonu’nu tamamen tecrit etmek ve parçalamaktı. Bugün Avrupa’da ve dünyada karşılaştığımız tehlikeli tablonun temelinde bu zihniyet yer alıyor” açıklamasını yaptı.

Tarihsel miras ile gelecek tasavvuru arasındaki ilişkiyi değerlendiren Putin, milletlerin geçmişine saygı duymasının bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte geçmişe takılıp kalınamayacağını belirten Rusya Devlet Başkanı Putin, “Milletimizin geleceğe dönük bir perspektife ihtiyacı var. Atalarımızın başarıları ne kadar görkemli olursa olsun, geçmişin büyüklüğünü sergileyen bir müzeye dönüşemeyiz. Gerçek devlet büyüklüğü, zamanın ruhunu yakalamak ve mümkünse çağın önüne geçmekle mümkündür. Tarihsel köklerimizi korurken geleceğin canlı üretim ortamına odaklanmalıyız” değerlendirmesini yaptı.

“Nükleer silahların asla kullanılmayacağından emin olabilir miyiz? Elbette hayır”

Dünya siyasetindeki gerilimin denetimden çıkma ihtimaline işaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kriz yönetiminde sağduyulu diplomasinin terk edildiğini aktardı.

Gerilimi tırmandırma politikalarının iki taraflı sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Putin, “Gerçekçi diplomasiye yanaşmayanlar gerilimi tırmandırıyor, rest çekiyor ve karşı tarafı ezme umuduyla kırmızı çizgileri çiğniyor. Ancak tırmanma hiçbir zaman tek taraflı kalmaz; kışkırtıcı adımlara karşı adımlar verilir. Kibir ve aşırı özgüven insanlığı uçurumun kenarına sürüklüyor” uyarısında bulundu.

Nükleer ve kitle imha silahlarının mevcudiyetine atıfta bulunan Putin, tiyatro edebiyatının bilinen kuralını hatırlattı.

Putin, “Büyük güçlerin cephaneliğinde yeryüzündeki tüm yaşamı yok edebilecek güçte silahlar yer alıyor. Bu silahların asla kullanılmayacağından emin olabilir miyiz? Elbette hayır. Hepimizin bildiği bir kural vardır: Eğer tiyatro oyununun başında sahnede bir tüfek asılıysa, o tüfek eninde sonunda patlar. Çatışma ne kadar uzlaşmaz hale gelirse ve stratejik yenilgi hedefleri ne kadar açık dile getirilirse, mücadelenin en yıkıcı evreye taşınma ihtimali o kadar artar” diye konuştu.

“BM daha az demokratik yönetiliyor”

İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel denetim mekanizmalarının günümüz ihtiyaçlarını karşılayamadığını dile getiren Rusya Devlet Başkanı, uluslararası kurumlarda kapsamlı reform ihtiyacı olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler teşkilatının mevcut yapısını eleştiren Putin, “Birleşmiş Milletler en geniş temsile sahip yapı olmasına rağmen, uygulamada tasarlandığından çok daha az katılımcı ve demokratik yöntemlerle yönetiliyor. Sayıca dünya azınlığını oluşturan Batılı ülkeler, örgüt mekanizmalarına orantısız biçimde hükmediyor ve yönetimi tekellerine almaya çalışıyor” görüşünü dile getirdi.

Dünya genelinde ağırlık merkezinin değiştiğine işaret eden Putin, Asya, Afrika, Latin Amerika ve Ortadoğu ülkelerinin karar alma süreçlerinde hak ettikleri konuma gelmeleri gerektiğini aktardı.

Rusya’nın adil bir Birleşmiş Milletler reformunu desteklediğini hatırlatan Putin, “Örgütün dönüşümü yalnızca Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesinden ibaret değildir. Faaliyetlerin içeriğinin yenilenmesi, coğrafi adaletin sağlanması ve küresel çoğunluğun iradesinin kurumlara yansıması şarttır. Ancak böylesi bir uzlaşı günümüz şartlarında kolay görünmüyor” sözlerini sarf etti.

“Yapay zeka dijital totalitarizme dönüşebilir”

Teknolojik ilerlemenin insanlığın geleceği açısından doğurduğu tehditlere geniş yer ayıran Vladimir Putin, yapay zekanın kontrolsüz kullanımına yönelik uyarılarda bulundu.

Algoritmaların insan ahlakı ve kültürel miras üzerindeki etkisinin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulayan Rusya lideri, “Yapay zekanın yaygınlaşması, tüm toplumu belirli merkezlerce programlanan algoritmalara bağımlı kılarak tek tipleştirme tehlikesi taşıyor. Böyle bir dijital totalitarizm, geçmişin karanlık ve insanlık dışı totaliter rejimleri kadar tehlikeli bir çıkmaz sokak yaratacaktır” ifadelerini kullandı.

Biyoteknoloji ve genetik alanındaki gelişmelerin insan doğasını kökten değiştirebilecek seviyeye ulaştığını belirten Putin, küresel ölçekte etik kuralların belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

İnsanın yaratılış alanına müdahale eden teknolojilere değinen Putin, “Kişilik gelişimi, davranışların yönlendirilmesi ve düşünce biçimlerinin programlanması gibi varoluşsal konularda ortak ilkeler oluşturulmalıdır. Ne var ki mevcut uluslararası yapılar, tüm insanlığın ilerlemesinden ziyade kendi iktidarını korumaya odaklanan dar bir kesimin kontrolü altındadır” değerlendirmesinde bulundu.

“Stanislav Petrov şüphe etmeseydi facia kaçınılmazdı”

Askeri alanda yapay zeka kullanımının yaratacağı riskleri tarihi bir hadiseyle örneklendiren Rusya Devlet Başkanı Putin, Sovyet subayı Yarbay Stanislav Petrov’un 1983 yılındaki tutumunu anlattı. Erken uyarı sistemlerinin yarattığı yanılgıya işaret eden Putin, “Eylül 1983’te Yarbay Stanislav Petrov nöbet görevindeyken erken uyarı sisteminden ABD’nin beş adet kıtalararası balistik füze fırlattığına dair sinyal aldı. O dönemde herhangi bir algoritma bunu derhal karşı nükleer saldırı gerekçesi sayardı. Ancak deneyimli bir subay olan Petrov teknik bir arıza olabileceğinden şüphe etti ve haklı çıktı. Onun yerinde bir yapay zeka bulunsaydı sonuç bambaşka olabilirdi” dedi.

Savaş teknolojilerinin otomatikleşmesinin yıkıcı sonuçlar doğuracağını aktaran Putin, makinelerin insan vicdanının yerine geçemeyeceğini vurguladı. Putin, “İnsan sezgisi, vicdanı ve beklenmedik anlarda en doğru kararı alma yeteneği makinelerde yoktur. Güvenlik sahasında yapay zekanın sınırlarını belirlemek insanlığın hayatta kalma meselesidir. Çatışmaların bilgisayar oyununa dönüştürülmesi, kan dökülmesinin sıradan bir mekanik rutine indirgenmesi insanlığın vahşileşmesine yol açar” uyarısını yaptı.

“Gözler küresel felaketlere kapatıldı”

Dünya siyasetindeki derin kutuplaşmanın ortak insanlık sorunlarını arka plana ittiğini söyleyen Rusya lideri, iklim krizi, çevre kirliliği, yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi başlıkların göz ardı edildiğini belirtti.

Vladimir Putin, “Uluslararası gerilim ortamında tüm insanlığı ilgilendiren acil küresel meseleler feda edildi. Yakın zamana kadar sürekli tartışılan iklim, ekoloji ve yoksulluk başlıkları kenara itildi. Mevcut uluslararası toplumun bu sorunları küresel ölçekte çözeceğine dair umut kalmadı. Eğer bu meseleler küresel düzeyde ele alınamıyorsa, bölgesel zeminlerde çözümler üretilmelidir” ifadelerini kullandı.

Geniş anlamıyla Avrasya bölgesinin Rusya’nın temel yaşam alanı olduğunu vurgulayan Vladimir Putin, çok kutuplu düzene geçişin sancılı olacağını kaydetti.

Konuşmasının sonunda yeni bir denge kurulmasının zaman alacağını yineleyen Putin, “Ortak evimiz Avrasya başta olmak üzere kendi coğrafyamızın güvenliği ve refahı için çalışmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki süreç belirsizliklerle dolu olsa da Rusya, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde işbirliğine hazır tüm ülkelerle ortak geleceği inşa etmeye kararlıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version