Ortadoğu

Reuters: ABD, protestoları yeniden canlandırmak için İran’a saldırı olasılıklarını değerlendiriyor

Yayınlanma

Birden fazla diplomatik kaynak tarafından, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik güvenlik güçleri ve liderlerinin hedef alınmasını da içeren saldırı seçeneklerini değerlendirdiği; bu saldırıların protestoculara cesaret vermesinin amaçlandığı belirtildi.

Görüşmelere aşina iki ABD’li kaynak, Reuters’a yaptığı açıklamada, Trump’ın bu ayın başlarında ülke genelindeki protesto hareketinin kanlı bir bastırma operasyonuyla ezilmesinin ve binlerce kişinin öldürülmesinin ardından “rejim değişikliği” için uygun koşullar yaratmak istediğini söyledi.

Bunu sağlamak için Trump’ın, Washington’un “şiddetten sorumlu tuttuğu” komutanları ve kurumları vurma seçeneklerini değerlendirdiği; böylece protestoculara hükümet ve güvenlik binalarını ele geçirebilecekleri yönünde güven vermeyi amaçladığı aktarıldı.

ABD’li kaynaklardan biri, Trump’ın danışmanları arasında tartışılan seçenekler arasında, daha kalıcı etkisi olması hedeflenen çok daha büyük çaplı bir saldırının da bulunduğunu söyledi. Bunun, Orta Doğu’daki ABD müttefiklerine ulaşabilecek menzildeki balistik füzelere ya da İran’ın nükleer zenginleştirme programlarına yönelik olabileceği belirtildi.

Diğer ABD’li kaynak ise, Trump’ın askeri yolu seçip seçmeme dahil olmak üzere izlenecek kesin bir eylem planına henüz karar vermediğini söyledi.

Bu hafta ABD’ye ait bir uçak gemisinin ve onu destekleyen savaş gemilerinin Orta Doğu’ya ulaşması, Trump’ın İran’ın protestolara yönelik müdahalesini gerekçe göstererek defalarca müdahale tehdidinde bulunmasının ardından, potansiyel askeri operasyon kapasitesini genişletti.

Arap ülkelerinden dört yetkili, üç Batılı diplomat ve hükümetleri bu görüşmeler hakkında bilgilendirilmiş üst düzey bir Batılı kaynak ise, bu tür saldırıların insanları sokağa dökmek yerine, aksine hareketi daha da zayıflatabileceği konusunda uyardı.

Orta Doğu Enstitüsü’nde İran Programı Direktörü Alex Vatanka, geniş çaplı askeri kopuşlar olmadan İran’daki protestoların “kahramanca ama ateş gücü bakımından yetersiz” kaldığını söyledi.

Reuters’a konuşan bu kaynaklar, hassas konular hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmamasını istedi. İran Dışişleri Bakanlığı, ABD Savunma Bakanlığı ve Beyaz Saray, Reuters’ın yorum taleplerine yanıt vermedi. İsrail Başbakanlık Ofisi de yorum yapmayı reddetti.

Trump, çarşamba günü İran’a masaya oturma ve nükleer silahlar konusunda bir anlaşma yapma çağrısı yaptı; gelecekteki herhangi bir ABD saldırısının, haziran ayında üç nükleer tesise düzenlenen bombardıman kampanyasından daha şiddetli olacağı uyarısında bulundu. Bölgedeki gemileri de İran’a doğru ilerleyen bir “armada” olarak niteledi.

Üst düzey bir İranlı yetkili Reuters’e, İran’ın “askeri bir çatışmaya hazırlanırken aynı zamanda diplomatik kanalları kullandığını” söyledi. Ancak yetkili, Washington’un diplomasiye açıklık göstermediğini belirtti.

Nükleer programının sivil olduğunu söyleyen İran’ın, “karşılıklı saygı ve çıkarlar temelinde” diyaloğa hazır olduğu; ancak köşeye sıkıştırılırsa “daha önce hiç olmadığı gibi” kendini savunacağı ifade edildi.

HAVA GÜCÜNÜN SINIRLARI

İsrail ile ABD arasında yürütülen planlamaya doğrudan vakıf üst düzey bir İsrailli yetkili, Reuters’e, Washington’un hedefi bu olsa bile, İsrail’in hava saldırılarının tek başına İslam Cumhuriyeti’ni devirebileceğine inanmadığını söyledi.

Yetkili, “Eğer rejimi devirecekseniz, sahaya asker indirmeniz gerekir” dedi ve ABD’nin dini lider Ayetullah Ali Hamaney’i öldürmesi halinde bile İran’ın “onun yerine geçecek yeni bir lider bulacağını” belirtti.

Yetkiliye göre İran’ın siyasi rotasını değiştirebilecek şey; dış baskı ile içeride örgütlü bir muhalefetin birleşimiydi.

İsrailli yetkili, İran liderliğinin toplumsal huzursuzlukla zayıfladığını ancak protestoları tetikleyen derin ekonomik krize rağmen hâlâ sağlam biçimde kontrolü elinde tuttuğunu söyledi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kişi, birden fazla ABD istihbarat raporunun da benzer bir sonuca ulaştığını; protestolara yol açan koşulların hâlâ var olduğunu ve bunun hükümeti zayıflattığını, ancak büyük kırılmalar bulunmadığını aktardı.

Batılı kaynak, Trump’ın amacının rejimi “toptan devirmekten” ziyade liderlikte bir değişimi mühendislik yoluyla sağlamak gibi göründüğünü; bunun da, ABD müdahalesinin hükümeti tamamen dönüştürmeden başkanı değiştirdiği Venezuela’ya benzer bir sonuç doğurabileceğini söyledi.

Hamaney, protestolarda birkaç bin kişinin öldüğünü kamuoyu önünde açıkladı. Huzursuzluğun sorumlusu olarak ABD’yi ve İsrail’i işaret etti.

Resmi rakamlar polis ve sivil dahil olmak üzere 3.117 ölüm olduğunu söylüyor.

HAMANEY’İN ALTERNATİFİ YOK

Bölgesel yetkililere göre 86 yaşındaki Hamaney, günlük yönetimden geri çekildi; kamuoyu önündeki görünürlüğünü azalttı ve geçen yıl İsrail saldırılarının İran’ın üst düzey askeri lider kadrosunun önemli kısmını etkisiz bırakmasının ardından güvenli yerlerde bulunduğuna inanılıyor.

Yetkililer, günlük yönetimin, aralarında üst düzey danışman Ali Laricani’nin de bulunduğu, İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile uyumlu figürlere kaydığını söyledi.

Bununla birlikte, savaş, halefiyet ve nükleer strateji konularında nihai yetkinin Hamaney’de olduğu belirtildi.

Batılı diplomatların ikisi, Washington ve Tel Aviv’de bazı yetkililerin, İran’da bir geçiş sürecinin nükleer çıkmazı kırabileceğini ve zamanla Batı ile daha işbirlikçi ilişkilerin önünü açabileceğini savunduğunu söyledi.

Ancak diplomatlar, Hamaney’in yerine geçecek net bir halef bulunmadığı uyarısında bulundu. Bu boşlukta Arap yetkililer ve diplomatlar, Devrim Muhafızları’nın kontrolü ele geçirebileceğini düşünüyor.

Yetkililer, yabancı baskısı altında ortaya çıkmış görülecek herhangi bir halefin reddedileceğini de ekledi.

Körfez’den Türkiye’ye kadar bölgedeki yetkililer, mezhepsel ve etnik fay hatlarıyla bölünmüş 90 milyonluk bir ülkede yaşanacak bir çalkantının İran sınırlarının çok ötesine taşabilecek istikrarsızlık doğurmasından endişe ettikleri için İran’a yönelik olası saldırılara karşı çıkıyor.

Batılı diplomatların ikisi, parçalanmış bir İran’ın, 2003 ABD işgalinden sonra Irak’ta yaşananlara benzer biçimde iç savaşa sürüklenebileceği; bunun da mülteci akınına, İslamcı militanlığın artmasına ve küresel enerji açısından kritik bir boğaz olan Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının kesintiye uğramasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Analist Vatanka, en ağır riskin, farklı birlikler ve vilayetlerin toprak ve kaynaklar için çatıştığı “erken aşama Suriye” benzeri bir parçalanma olduğunu söyledi.

BÖLGESEL GERİ TEPME

Uzun süredir ABD’nin müttefiki olan ve büyük Amerikan üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkeleri, İran’ın misilleme kapsamında İran füzeleriyle ya da Yemen’de Tahran destekli Husiler üzerinden düzenlenecek insansız hava aracı saldırılarıyla kendilerinin ilk hedefler olacağından endişe ediyor.

Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Mısır, Washington’a İran’a yönelik bir saldırı yapmaması için lobi yapıyor. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a Riyad’ın hava sahasının veya topraklarının Tahran’a karşı askeri eylemler için kullanılmasına izin vermeyeceğini söylediği aktarıldı.

Arap kaynaklardan biri, “ABD tetiği çekebilir” dedi, “ama sonuçlarıyla yaşayacak olan o olmayacak. Biz olacağız.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version