Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, rafinerilere yönelik saldırılar, değişen lojistik ve geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık üçte bir artan mevsimsel talep nedeniyle ülkenin akaryakıt piyasasında baskının sürdüğünü açıkladı. Hükümet, benzin ve motorin ihracatını durdururken üretimi artırma, ithalatı genişletme ve dağıtımı kolaylaştırmaya yönelik bir dizi ek önlemi de yürürlüğe soktu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hükümet üyeleriyle yaptığı toplantıda, hükümetin ülkenin akaryakıt piyasasındaki durumu kısmen istikrara kavuşturduğunu, ancak rafinerilere yönelik saldırılar nedeniyle değişen lojistik düzeni ve mevsimsel talepte yaşanan sert artışın piyasayı zorlamaya devam ettiğini söyledi.

Novak, Rusya’nın yakıt ve enerji altyapısına yönelik saldırılar sonucu bazı petrol rafinerilerinin hasar gördüğünü, bunun da benzin ve motorin üretiminde geçici düşüşe yol açtığını belirtti.

Üretimdeki gerilemenin akaryakıtın son kullanıcıya ulaştırılmasında yeni sevkiyat güzergahlarını zorunlu kıldığını ifade eden Novak, mevcut talebin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık üçte bir daha yüksek olduğunu aktardı.

Başbakan Yardımcısı, bu durumun akaryakıt istasyonları üzerindeki yükü artırdığını, istasyonlara gelen araç sayısını yükselttiğini ve yakıt ikmal sürelerinin uzamasına yol açtığını söyledi.

Novak, piyasayı dengelemek amacıyla hükümet ile petrol şirketlerinin daha önce bir dizi adım attığını hatırlattı. Bu kapsamda benzin ihracatı tamamen yasaklanırken küçük ve orta ölçekli rafinerilerin üretim kapasitesinden yararlanıldı. Petrol şirketleri de faaliyetteki rafinerilerin kapasite kullanımını en üst düzeye çıkardı, bakım sürelerini kısalttı, planlı bakımları ileri tarihlere erteledi ve daha önce oluşturulan yakıt stoklarını iç piyasaya sundu.

Hükümet motorin ihracatını da durdurdu

Novak, hükümetin 8 Temmuz’da ek önlem olarak motorin ihracatını da yasakladığını açıkladı.

Temmuz ayı içinde petrol ürünleri ithalatının artırılacağını ve daha düşük çevre standardına sahip yakıt üretiminin genişletileceğini söyleyen Novak, ithalatı desteklemek amacıyla petrol ürünleri ithalatındaki sıfır gümrük vergisinin bir yıl daha uzatıldığını belirtti.

Ayrıca hükümetin, ithal yakıtın demiryoluyla taşınmasında indirim uygulanması konusunda Rus Demiryolları’yla (RJD) anlaşmaya vardığını ifade eden Novak, benzinin borsadaki zorunlu satış oranının yüzde 15’ten yüzde 10’a indirildiğini ve emtia borsasında fiyat artışına üst sınır getirildiğini de hatırlattı.

Bağımsız akaryakıt istasyonlarının ihtiyaç duydukları hacimde yakıtı güvence altına almak amacıyla petrol şirketleriyle doğrudan sözleşmelere geçtiğini belirten Novak, bu uygulamanın İrkutsk Bölgesi ile Zabaykal Krayı’nda hayata geçirildiğini söyledi.

Novak’ın verdiği bilgiye göre bağımsız akaryakıt istasyonları daha önce yakıtın büyük bölümünü emtia borsasından ya da aracı şirketlerden satın alıyordu. Rusya’daki yaklaşık 29 bin akaryakıt istasyonunun 20 bini bağımsız işletmecilere ait.

Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor

Putin küçük rafineri önerisini destekledi

Toplantıya katılan Zabaykal Krayı Valisi Aleksandr Osipov, Rusya genelinde küçük ölçekli petrol rafinerilerinden oluşan bir ağ kurulmasını önerdi.

Putin bu öneriyi destekledi ve “Bu alanda küçük ve orta ölçekli işletmelerin sürece katılması da gerekli ve teşvik ediliyor. Bu konuda daha yoğun çalışacağız” dedi.

Rusya Devlet Başkanı ayrıca dikey entegre petrol şirketlerinin yalnızca kendi istasyonlarını değil, bağımsız akaryakıt istasyonlarını da ürünle beslemesi gerektiğini söyledi.

Putin, hükümete Kırım ve Sivastopol’da akaryakıt fiyatlarının sübvanse edilmesine yönelik kararların “mümkün olan en kısa sürede” alınması talimatını verdi.

Rusya Federal İstatistik Servisi’nin 6 Temmuz verilerine göre Kırım’da AI-92 benzinin litre fiyatı 123,53 rubleye yükseldi. Bu rakam haftalık bazda yaklaşık yüzde 50 artış anlamına geliyor. AI-95 benzinin litre fiyatı 170,59 rubleye çıkarak yaklaşık 1,9 kat yükselirken motorin litre fiyatı da 139,15 rubleye ulaştı ve yaklaşık 1,6 kat arttı.

Sivastopol’da ise AI-92 benzinin litre fiyatı yüzde 8 artışla 105,47 rubleye, AI-95 benzinin litre fiyatı yüzde 15 artışla 148,64 rubleye, motorinin litre fiyatı da yüzde 8,5 yükselişle 150,49 rubleye çıktı.

Rusya genelinde 30 Haziran ile 6 Temmuz haftasında AI-92 benzinin litre fiyatı yüzde 2 artarak 70,21 rubleye, AI-95 benzinin litre fiyatı yine yüzde 2 yükselerek 76,19 rubleye çıktı. Motorinin litre fiyatı ise yüzde 3 artışla 87,76 rubleye ulaştı.

Yılbaşından bu yana ülkede benzin fiyatları yüzde 14, motorin fiyatları ise yüzde 15 yükseldi.

Haziran ayı sonunda Rusya’nın çeşitli bölgelerindeki yerel yönetimler, panik alımlarını önlemek amacıyla akaryakıt satışına farklı kısıtlamalar getirmişti.

Putin, 28 Haziran’da iç piyasada akaryakıt açığı olduğunu ancak bunun kritik düzeyde olmadığını söylemişti. Aynı gün petrol ürünleri piyasasına ilişkin toplantı yapan Putin, vatandaşların, işletmelerin ve sosyal açıdan kritik kurumların kesintisiz akaryakıt tedarikini güvence altına alacak ilave önlemlerin hazırlanmasını istemişti.

Open Oil Market Genel Müdürü Sergey Tereşkin’e göre yakıt talebindeki artışın temel nedeni olası arz sıkıntısı endişesi. Tereşkin, tüketicilerin önümüzdeki haftalarda ve aylarda yakıta erişimin zorlaşabileceği kaygısıyla hem perakende hem de toptan alımlarını artırdığını söyledi.

Kasatkin Consulting Ortağı Dmitriy Kasatkin ise akaryakıt sıkıntısının değişen lojistik yapısı, yerel tedarik aksaklıkları ve yüksek mevsimsel talebin yarattığı panik alımlarının birleşiminden kaynaklandığını belirtti. Benzin ve motorine yönelik talebin yalnızca perakendede değil, küçük ve orta ölçekli toptan piyasada da arttığını ifade etti.

Kasatkin’e göre ihracat yasağı, rafineri bakımlarının ertelenmesi, mevcut tesislerin daha yüksek kapasiteyle çalıştırılması ve stokların piyasaya sürülmesi iç piyasadaki arzı artıracak en etkili önlemler arasında yer alıyor. Ancak bunun yanında akaryakıtın sıkıntının daha yoğun hissedildiği bölgelere ulaştırılmasının da kritik önem taşıdığını vurguladı.

Kasatkin, benzin ithalatının artırılması, RJD’nin taşıma indirimleri ve küçük ile orta ölçekli rafinerilerin üretim artışının da önemli destekleyici adımlar olduğunu, ancak bunların başarısının lojistik sorunlarının çözümüne bağlı kalacağını söyledi.

Tereşkin, en kritik adımların petrol ürünleri ihracatının durdurulması ve yakıt ithalatının artırılması olduğunu savundu. Rusya Hükümeti’ne bağlı Finans Üniversitesi’nden İgor Yuşkov ise benzin ithalatı ile daha düşük çevre standardına sahip yakıt üretiminin artırılmasının en etkili önlemler olacağını değerlendirdi.

Infoline-Analitika Genel Müdürü Mihail Burmistrov, RJD’nin belirli güzergahlarda indirim uygulayabildiğini ve bunun demiryolu ağında ilave yük taşınmasını teşvik edeceğini söyledi.

Bununla birlikte demiryollarındaki boşaltma ve yükleme terminallerinin sınırlı kapasitesi nedeniyle bu taşımaların hacminin abartılmaması gerektiğini belirten Burmistrov, ithal yakıtın büyük bölümünün karayoluyla taşınacağını ifade etti.

Kasatkin, Rusya akaryakıt piyasasında temmuz ayı içinde kısmi istikrar sağlanabileceğini öngörüyor. Ancak ona göre arz ve talep dengesinin kalıcı biçimde kurulması, panik alımlarının azalması ve stokların yeniden oluşturulmasının ardından, ağustos sonu ya da eylül başını bulabilir. Bu tarihe kadar bazı bölgelerde yerel yakıt sıkıntılarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Analiste göre hükümetin aldığı önlemler etkili olursa akaryakıt istasyonlarındaki fiyat artışları önümüzdeki haftalarda yavaşlayabilir. Buna karşın piyasa dengelense bile yakıt fiyatlarının eski seviyelerine dönmesi beklenmiyor.

Rusya Merkez Bankası yüksek enflasyona karşı faiz artırabilir

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English