Avrupa
Rusya’dan doğalgaz tedarikinin kesilmesi Avrupa’yı nasıl etkileyecek?

Ukrayna, Rusya’nın doğalgazını Avrupa’ya taşıyan transit hattını durdurdu. Bu karar, Avrupa’da enerji güvenliğini tehdit ederken, özellikle Moldova ve Transdinyester bölgesine ciddi ekonomik zararlar verdi. AB, alternatif çözümler üzerinde çalışırken, Türkiye’nin ‘Türk Akımı’ hattı, Rus gazı için önemli bir geçiş noktası haline geldi.
Ukrayna, Rus doğalgazının transit geçişini durdurdu. Ukrayna Enerji Bakanlığı’nın resmi açıklamasında bu olay “tarihi” olarak nitelendirildi. Reuters haber ajansının değerlendirmesine göre, 1 Ocak 2025 tarihiyle birlikte “Moskova’nın Avrupa pazarlarındaki yakıt egemenliği dönemi” sona erdi.
Kiev’in kararı AB’de farklı değerlendirmelere yol açtı. Slovakya Başbakanı Robert Fico, birliğin yakın zamanda transit geçişin durmasının “ciddi sonuçlarıyla” yüzleşmek zorunda kalacağını belirtti. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslav Sikorski ise Firstpost‘a göre yaşananları “NATO’nun yakın zamandaki genişlemesinden sonra Batı’nın yeni bir zaferi” olarak nitelendirdi.
Avrupa Komisyonu ise değişen koşullara rağmen, birliğin doğalgaz altyapısının Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yakıt tedarikini sürdürebilmek için “esnekliğini” koruyacağını bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’ya göre, transit geçişin durmasının sorumluluğu Kiev ve Washington’a ait. Bakanlığın resmi açıklamasında, “Rekabetçi ve çevre dostu Rus enerji kaynağının tedarikinin kesilmesi, sadece Avrupa’nın ekonomik potansiyelini zayıflatmakla kalmayıp, Avrupalı vatandaşların yaşam standardını da olumsuz etkileyecek,” ifadelerine yer verildi. Kararda jeopolitik nedenlerin etkili olduğu vurgulandı.
Bruegel analiz merkezinin verilerine göre, durdurulan toplam tedarik hacmi Avrupa’nın gaz ithalatının yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyordu ve başlıca tüketiciler Avusturya, Macaristan ve Slovakya’ydı.
CNN‘in haberine göre, Ukrayna’nın transit geçişten vazgeçmesi nedeniyle yıllık kaybı 800 milyon dolar olacak. Şu anda Rusya’dan AB’ye gaz tedarikinin tek yolu TürkAkım boru hattı kaldı.
Gazprom, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya doğalgaz tedarikini durdurdu
Alman siyaset bilimci Alexander Rahr, Vzglyad gazetesine yaptığı açıklamada, “AB yönetimi, Ukrayna’nın Rus gazının transit geçişini tamamen durdurma kararını yorumlamaktan kaçınıyor. Brüksel’in mevcut durumda Bratislava ve Budapeşte’yi savunması beklenirken, Doğu Avrupa ülkeleri kaderlerine terk edildi. Örgüt ‘Moskova için kötü olan her şey önceliklidir’ ilkesiyle hareket ediyor,” dedi.
Rahr, şöyle devam etti: “Enerji kaynaklarının tedarikinin durmasının sonuçları açık: AB’deki doğalgaz miktarı ciddi ölçüde azalacak. ABD’den LNG alımlarının artırılması gerekecek ki bu birliğe pahalıya mal olacak. Ancak Avrupa bu masrafı göze almaya hazır. Sanayi altyapısının daha fazla kaybedilmesi tehlikesi bile engel değil. Almanya’da Yeşiller’in pozisyonları hala güçlü olduğundan, pek çok politikacı Rusya’ya bağımlılığın tamamen ortadan kalkmasıyla Avrupalıların kendilerini ‘ahlaki açıdan rahatlamış’ hissedebileceklerini açıkça ifade ediyor. Görünüşe göre AB’nin şimdi ABD’nin daha büyük etkisi altına gireceğini unuttular.”
Uzman, “Ukrayna’nın eylemleri karşısında Macaristan ve Slovakya liderlerinin pozisyonları güçlenmeyecek. Büyük ihtimalle onlar da Amerikan LNG’si almaya zorlanacak. İlginç olan, Vladimir Zelenskiy’nin Kiev için de önemli sorunlar yaratmış olması. Ülkesi yeni gaz hacimlerine şiddetle ihtiyaç duyacak,” değerlendirmesinde bulundu.
Rahr’a göre, Ukrayna yönetimi, ABD’den alınan yakıtın Almanya tarafından insani yardım kapsamında Ukrayna depolarına ters akışla pompalanmasını istiyor. Bu arada Kiev, bu kaynağı daha sonra Avrupalılara satmayı umuyor.
Rahar, “Şu anda kayıpların Türk Akım üzerinden telafi edilip edilemeyeceği tartışılıyor. Bu boru hattı çalışmaya devam ediyor. Ankara bu altyapıdan vazgeçmeyi düşünmüyor. Büyük ihtimalle Recep Erdoğan, AB’ye yeniden satarak kâr etmeye çalışacağı Rus yakıtı alımlarını artırmaya çalışacak,” yorumunu yaptı.
Kiev’in kararı Moldova ve Transdinyester için büyük sorunlar yarattı. Tanınmayan bölgede merkezi ısıtma sistemleri kapatıldı. Şu anda ısı sadece sağlık kurumlarına veriliyor. Konutlara gaz tedariki de durduruldu.
Moldova’ya gelince, ülke elektrik ihtiyacını Romanya sayesinde “karşılayabildi”. Bükreş’in enerjinin yüzde 62’sine kadar tedarik edebileceği belirtiliyor.
Moldova’daki Seçim Teknolojileri Merkezi Başkanı Vitaliy Andreyevskiy, “Moldova vatandaşları elbette Ukrayna’nın Rus gazının transit geçişini durdurmasından endişe duyuyor. Toplumda bir belirsizlik duygusu var. Ülkenin enerji sisteminin yeni koşullarda nasıl görüneceğine dair net bir anlayış hala yok. Ancak bu konuda panikten kaçınılabiliyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Andreyevskiy, “Bölgemim kendi doğalgaz rezervleri mart sonuna kadar yetebilir. Ayrıca, Romanya’dan elektrik tedariği acil olarak artırıldı. Ukrayna’dan da enerji satın alınacak. Bu yöntem gece saatlerinde istikrarı korumaya yardımcı olacak. Yine de Moldova’da tasarruf önlemleri uygulanmaya başlandı. Beş ila dokuz kata kadar olan binalarda asansörler kapatıldı. Yılbaşı ışıklandırması ve reklam panoları çalışmıyor. Evlere elektrik gelmeye devam ediyor. Sokak lambaları da çalışıyor. Şu anda günlük yaşam açısından cumhuriyette büyük sorunlar yok,” dedi.
Uzman, Transdinyester’e ilişkin olarak, “Burada durum çok daha zorlu. Enerji güvenliği neredeyse tamamen Rus gazı tedarikine dayanıyordu. Tanınmayan bölge bu yakıtı Moldova topraklarına bile tedarik ediyor, ülkenin ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 30’unu karşılıyordu,” açıklamasını yaptı.
Andreyevskiy, “Şu anda Transdinyester fiilen ana enerji kaynağından mahrum kaldı. Bölgede ısıtma sorunları başladı. Konutlar, devlet kurumları ve eğitim kurumları ısısız kaldı. Yerel yönetim daha önce biriktirilen kömür rezervlerini kullanmaya başladı, ancak bunlar uzun süre yetmeyecek,” diye ekledi.
Andreyevskiy, şöyle devam etti: “Çeşitli hesaplamalara göre, tanınmayan bölge bu rejimde 20-30 Ocak’a kadar dayanabilir. Elbette Transdinyester elektrik ihracatçısı statüsünü kaybedecek. Şehirlerdeki aydınlatma şimdilik devam ediyor. Vatandaşlar durumdan şikayet etmiyor, ancak yakın zamanda her şey radikal bir şekilde değişebilir. Bu bölgede, Moldova’da olduğu gibi, durum büyük olasılıkla kötüleşecek. Bir buçuk-iki hafta içinde Kişinev’in dönüşümlü elektrik kesintilerine başvurmak zorunda kalabileceğini düşünüyorum. Nüfus buna zihinsel olarak hazır. Ancak sorunun çözülmesi gerekiyor. Uzmanlar arasında bazı çözüm yolları belirmeye başladı.”
Uzman, “AB’nin Moldova’ya gaz tedarikini, Transdinyester’in daha sonra yakıt satın alma perspektifiyle artırması mümkün. Bu durumu düzeltebilir. Türk Akım üzerinden tedarikin artırılması da gerçekleşebilir. Her iki sonuç da ülkedeki yaklaşan parlamento seçimlerini etkileyebilir,” dedi.
“Rusya güney altyapısı aracılığıyla doğalgaz tedarikini artırmaya karar verirse, Moskova ile sıcak ilişkileri destekleyen adayların onayı artabilir. Ancak büyüyen krizi Avrupa çözerse, Batı yanlısı politikacıların etkisi de artacaktır. Ancak olayların kesin gelişimini tahmin etmek zor,” diyerek sözlerini tamamladı.
Transdinyester, Moldova’ya Gazprom borcunu ödemesi çağrısında bulundu
Avrupa
Hamburg, Alman militarizminin odak noktası haline geliyor

Perşembe gününden bu yana, Hamburg’daki Alman Silahlı Kuvvetleri ve sivil kuruluşlar, birliklerin NATO’nun doğu kanadına sevkini simüle eden tatbikatlar yürütüyor.
“Red Storm Charlie” tatbikatının temel senaryosu, bir Rusya saldırısından önce (dolayısıyla olağanüstü hal veya savunma alarmı ilan edilmeden önce) Baltık ülkelerine yönelik bir seferberlik.
German Foreign Policy’ye göre bu da, ülke içinde baskıların büyük ölçüde artırılmasına imkân tanıyan olağanüstü hal yasalarının yürürlüğe konmaması anlamına gelecek.
İki yıl önce Red Storm Alpha ile başlayan ve geçen yıl Red Storm Bravo ile devam eden Red Storm tatbikat serisinin merkezinde, Rusya’ya yönelik askeri seferberlik için “sivil destek hizmetlerinin” seferber edilmesi yer alıyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri’ne (Bundeswehr) göre, Doğu Cephesi’ne sevk edilmek üzere toplam 500 asker, ağır teçhizatla eğitim görüyor.
Tatbikat sadece askeri eğitim alanlarında değil, aynı zamanda sivil yaşamın tam ortasında da gerçekleştiriliyor.
Sorumlu Hamburg Bölge Komutanlığı’ndan Yarbay Jürgen Bredtmann, Red Storm Bravo’nun ardından, askerlerin “gülümsediğini” ve “nihayet böyle bir şeyi tatmin edici bir şekilde uygulayabildikleri [için] son derece heyecanlandıklarını” söylüyor.
Sivil yerleşimlerde bu türden “serbest alan” tatbikatları giderek daha sık gerçekleştiriliyor.
Ne barış ne savaş
Yarbay Bredtmann’a göre, ordu bu askeri konvoy seferlerini Hamburg’un kentsel alanında ağırlıklı olarak gece saatlerinde gerçekleştirmeyi planlıyor.
Alman subay, barış zamanında “bir cuma öğleden sonra, yoğun saat trafiğinde bir araç konvoyunu geçirmenin zor olacağını” kabul ediyor.
Alman Anayasası, savaş durumunda devlet kurumlarının, sivilleri ve işletme sahiplerini ordunun hizmetinde işgücü ve malzeme katkısı sağlamaya zorlamak için geniş kapsamlı olağanüstü yetkiler kullanmasına izin veriyor.
Örneğin, şirket binalarını askeri araçlar için dinlenme alanlarına dönüştürmek, sivil kamyonlara el koymak veya sağlık personelini askeri hastanelerde çalışmaya zorlamak bunlar arasında.
Bu tür durumlarda baskıcı önlemlerin kapsamı da genişler; buna, isyancılara karşı anayasal olarak izin verilen ordunun sevk edilmesi de dahil.
Fakat Red Storm Charlie tatbikatıyla ordu, artık açıkça “askeri güçlerin doğu ittifak topraklarına yönelik ihtiyati yeniden konuşlandırılması” için eğitim görüyor.
Yani, sık sık bahsedilen “Rus saldırısı” gerçekleşmeden önce doğuya doğru seferberlik yapılıyor.
Bundeswehr, Red Storm Charlie ile ilgili olarak şunları belirtiyor:
“Tasvir edilen senaryoda, Alman Federal Meclisi tarafından belirlenen bir gerginlik durumu veya savunma durumu henüz mevcut değildir; bu nedenle, hukuki açıdan barış halinde kalmaya devam ediyoruz.”
“Sivil” güçler orduya entegre ediliyor
Berlin, iç ulusal savunmasında, Doğu Cephesi’ndeki çatışmalar için mümkün olduğunca çok sayıda askeri serbest bırakabilmek amacıyla öncelikle sivil güçlere güveniyor.
Geride sadece birkaç asker kalacak; geri kalan işler “vatan savunma güçleri” (yani askeri yedek kuvvetler) ve siviller tarafından üstlenilecek.
Red Storm’un amacının “tüm katılımcıların operasyonel yeteneklerini geliştirmek” olduğu söyleniyor.
Federal Polise ek olarak, katılımcılar arasında Hamburg, Aşağı Saksonya ve Schleswig-Holstein’dan polis güçleri; itfaiye ve Federal Teknik Yardım Ajansı (THW); Hamburg-Eppendorf Üniversite Tıp Merkezi; Alman Kızılhaçı; havaalanı, liman ve Hamburg yüksek raylı sistemi; Ticaret ve Zanaat Odaları; Lufthansa; Airbus; Blohm + Voss; Philips; Hamburg Ticaret Fuarı ve Edeka yer alıyor.
Yerel medya da desteğini esirgemiyor: Tatbikat vesilesiyle NDR, Federal Sivil Koruma ve Afet Yardımı Dairesi’nin (BBK) tavsiyelerini yayınlıyor.
Bu tavsiyelere göre tüm Almanlar, nükleer silaha sahip Rusya ile bir savaşa hazırlık amacıyla 20 litre su, 14 günlük yiyecek, ilaç, acil durum kiti ve el kranklı bir radyo stoklamalı.
Savaş hazırlığına perakende zinciri de katıldı
Edeka perakende zinciri, sadece bu yılki Red Storm tatbikatını desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda BBK’nın savaş hazırlık önlemlerinin uygulanmasına da katılıyor.
Savaş hazırlığını teşvik eden halkla ilişkiler çabalarının ve konvoy kampanyasına katılımın yanı sıra, Edeka ve Edeka Grubu’na ait indirimli market zinciri Netto, savaş tatbikatının bir parçası olarak, “özel olarak geliştirilmiş acil durum sırt çantası”nı, “özel kriz hazırlığı için kompakt bir temel” olarak pazarlıyor. Çantaya, bir paketleme listesi ve el kranklı bir radyo da dahil.
Ayrıca Edeka, Bundeswehr’in açıkça dahil olmadığı bir Ticaret Odası girişimi olan Red Storm Business’e de katılıyor.
Ticaret Odası, sivil bir eğitim programı olan Red Storm Business ile şirketlerin “kendi eylem yeteneklerini” test etmek amacıyla “kendi operasyonları kapsamında belirli bir kriz senaryosunu uygulamalı olarak deneyimlemelerini” sağlamayı hedefliyor.
Tatbikat, uzun süreli bir elektrik kesintisini simüle ediyor. Edeka’nın yanı sıra Airbus, Rheinmetall, Deutsche Bahn, Unilever ve Hamburger Hochbahn gibi şirketlerin yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil olmak üzere 160’tan fazla şirket bu tatbikata gönüllü olarak kaydoldu.
Alman ordusu olası protestolara hazırlanıyor
Fakat sivil halk sadece destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda muhalefetini de dile getiriyor.
GEW gibi sendikalardan Disarm Rheinmetall gibi gruplara kadar uzanan, giderek büyüyen savaş karşıtı hareketin çok sayıda örgütü, tatbikata karşı protesto ve direniş çağrısında bulunuyor.
Öte yandan sivil protestolarla başa çıkmak da elbette Red Storm tatbikat serisinin açık bir parçası: Geçen yıla ait görüntülerde, kırmızı piroteknik malzemelerle simüle edilmiş bir oturma eylemi ablukası ve kendilerini yere yapıştırmış kişiler görülüyordu.
Tatbikatta Bundeswehr askerleri bu ablukayı aşmak zorundaydı.
Buna bağlı olarak, federal hükümet bir seferberlik durumunda halkın, tırmanan gösterilerden ve abluka eylemlerinden sabotaja kadar uzanan kitlesel protestolar düzenleyeceğini öngörüyor.
Ukrayna savaşını eleştirenler iç istihbaratın takibinde
Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı (Anayasa Koruma Federal Dairesi – BfV) başkanı Sinan Selen’e göre, “memnuniyetsizlik” ya da sadece “mevcut sisteme yönelik eleştiri” bile, “Rus anlatılarına” karşı “zayıf noktalar” oluşturduğu için şüpheli olarak değerlendirilmeli.
Selen’e göre, BfV ve polis tarafından ortaklaşa yürütülen “Tek Kullanımlık Ajan Olma” kampanyası, “Ukrayna çatışmasına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan… ve Rusya’yla ilgilenen” kişileri hedef almayı amaçlıyor.
Son zamanlarda birkaç trafo merkezine yönelik saldırılar meydana geldiğinde, polis sadece şüpheli bir “aşırı sol arka plan”ı değil, aynı zamanda olayların “yabancı bir devlet tarafından yönlendirilmiş sabotaj” olup olmadığını da soruşturdu.
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, “aşırılık unsurları ile devlet terörizmi arasında” bağlantılar olabileceğini öne sürdü; “birinin diğerine bağlı olup olmadığı”nın, “soruşturmaların bir parçası olarak her zaman incelendiğini” de ekledi.
Sivil-askeri işbirliğinin genişlemesiyle birlikte, devlet kurumları orduyla polis, iç ve dış istihbarat servisleri arasındaki sınırları giderek daha da bulanıklaştırıyor.
Avrupa
ABD, yapay zekada İngiltere’nin erken erişimini engellemek istiyor

Beyaz Saray, OpenAI ve Anthropic’ten yeni yapay zeka modellerini ABD hükümetinin testlerinden geçmeden İngiltere’deki kurumlara açmamasını istedi. Washington’ın bu adımı, teknoloji şirketlerini İngiliz denetçiler ile Donald Trump yönetimi arasında bıraktı.
Beyaz Saray, yapay zeka geliştiricileri OpenAI ve Anthropic’ten, yeni geliştirdikleri modelleri ABD hükümetinin denetimindeki testler tamamlanmadan İngiltere’deki test kurumuna iletmemelerini istedi.
Politico’nun üst düzey bir Washington yetkilisine ve konuyu yakından takip eden bir kaynağa dayandırdığı habere göre talep, yeni modellerin denetim süreçlerini doğrudan hedef alıyor.
ChatGPT’yi geliştiren OpenAI ile Claude’un arkasındaki Anthropic, Washington’ın bu girişimiyle zorlu bir tercihle karşı karşıya kaldı.
Şirketler, küresel çaptaki önemli bir kamu denetçisini geri çevirmek ile ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkileri bozma riski arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ABD hükümeti yetkilisi, yapay zeka geliştiricilerine iletilen talebi şu sözlerle savundu:
“Bunlar Amerikan şirketleridir ve geleceğe dönük her yeni model için benimsediğimiz politika budur.”
İngiltere Yapay Zeka Güvenliği Enstitüsü (AISI), kamu kaynakları bakımından dünyanın en donanımlı resmi test kurumları arasında gösteriliyor ve daha önce geliştirilen modeller üzerinde ayrıcalıklı erken erişim hakkına sahipti.
Anthropic’in Washington’ın getirdiği şartı benimsediği görülüyor.
Şirket, eylül ayı başında yeni modeli Claude Mythos 5.1’i tanıtırken, sistemin şu anda sadece “ABD’deki belirli kuruluşların” kullanımına açık olduğunu duyurdu.
Şirket açıklamasında, “Yerli ve uluslararası ortaklardan oluşan daha geniş bir çevreye erişimi en kısa sürede sağlamak adına ABD hükümetiyle koordinasyon halindeyiz” ifadelerine yer verdi.
İngiliz Parlamentosu’na bir mektup gönderen AISI Direktörü Henry de Zoete, kurumun yeni modellerin güvenliğini artırmak amacıyla ABD Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) gibi Amerikalı meslektaşlarıyla yakın temas içinde çalıştığını kaydetti.
De Zoete, enstitü uzmanlarının ChatGPT-6 Astra modeline, OpenAI’ın sistemi eylül ayı başında kamuoyuna duyurmasından bir ay önce erken erişim sağladığı bilgisini paylaştı.
ABD Başkanı Trump daha önce OpenAI yöneticisi Sam Altman, Anthropic yöneticisi Dario Amodei ve xAI yöneticisi Elon Musk’ın küresel güvenlik tehditlerini önlemek amacıyla yapay zekanın gelişim hızını yavaşlatma yönündeki çağrılarını geri çevirmişti.
Trump, ABD’nin bu alanda Çin’in önünde yer aldığını vurgulayarak Washington’ın teknoloji yarışında geriye düşmesine izin veremeyeceğini savunuyor.
Avrupa
AB ülkeleri Göç Paktı’nı ağırlaştırmak için yeni adımlar planlıyor

AB başkentleri, yürürlüğe girmesinden aylar sonra Göç ve İltica Paktı’nda yeni değişiklikler yapılması için hazırlıklara başladı. Almanya’nın ev sahipliğinde Münih’te toplanacak yaklaşık 18 ülkenin temsilcileri, iltica kurallarının esnetilmesini ve ağır suçluların sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılmasını ele alacak.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, sınır güvenliği ve iltica kurallarını kökten değiştiren Göç ve İltica Paktı’nın yürürlüğe girmesinden yalnızca aylar sonra, yeni yasal düzenlemeler için zemin yokluyor.
Geniş katılımlı bir grup ülkenin bakanları, söz konusu paktta yapılabilecek değişiklikleri ele almak üzere cumartesi günü Münih’te toplanıyor.
Euractiv haber sitesinin ulaştığı toplantı belgesine göre gündemin ilk sırasında, Avrupa Komisyonu’na 2027 ortasına kadar bir “sadeleştirme” yasa paketi hazırlama çağrısı yapılması yer alıyor.
Toplantıda iltica prosedürlerinin basitleştirilmesi ve aralarında ağır suçluların da yer aldığı belirli vakalarda koruma statüsünün iptal edilip bu kişilerin sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılması masaya yatırılacak.
Katılımcılar ayrıca iltica süreçlerindeki tercüme işlemlerinde yapay zeka kullanımına yasal dayanak oluşturacak adımları değerlendirecek.
Ele alınan seçenekler arasında ilk tarama süreçlerinin hızlandırılması ve AB’nin göç veri tabanı Eurodac’ın tarama esnasında toplanan verileri içerecek şekilde genişletilmesi de öne çıkıyor.
Bu adım, ulusal makamların AB göç sistemine giren kişilere ait daha kapsamlı kayıtlara erişmesini amaçlıyor.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in ev sahipliğinde düzenlenen Münih buluşması, Göç ve İltica Paktı’nın tüm birlik genelinde uygulanmaya başlamasından üç ay sonra gerçekleşiyor.
Toplantıya aralarında AB üyelerinin ve İngiltere gibi blok dışındaki aktörlerin de yer aldığı yaklaşık 18 ülkenin katılması bekleniyor.
AB içişleri bakanları ise ekim ayındaki zirvede liderlerin yürüteceği stratejik göç tartışmalarına hazırlık amacıyla gelecek hafta Lüksemburg’da bir araya gelecek.
Birliğin temel göç paktı, AB’nin dış sınırlarında yer alan ülkeler ile daha kuzey ve batıda kalan hükümetler arasındaki hassas bir uzlaşmanın sonucunda kabul edilmişti.
Maddelerin tek tek yeniden müzakereye açılması, geçmiş görüşmeleri zorlaştıran görüş ayrılıklarını yeniden canlandırma ve varılan uzlaşmaları tartışmaya açma riski barındırıyor.
Öte yandan Avrupa Parlamentosu’ndaki mevcut dönemde merkez sağ ve sağ partiler, daha kısıtlayıcı düzenlemeleri geçirebilecek sayısal gücü elinde tutuyor.
AB başkentleri, üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezlerinin kurulmasına imkan tanıyan yeni bir geri dönüş çerçevesi de dahil olmak üzere daha sert kurallara destek vermişti.
Birçok hükümet bu seçeneği sahada hayata geçirmeye çalışıyor.
Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda, eylül ayı başında sınır dışı edilmeyi bekleyen düzensiz göçmenlerin nakledilebileceği merkezler için bir takvim ve model üzerinde uzlaşmaya vardı.
Göç eksenindeki tartışmalar, Avrupa Komisyonu’nun AB sınır koruma ajansı Frontex’in işleyiş kurallarında değişiklik planladığı bir dönemde yürütülüyor.
Ajansın üçüncü ülkelerle işbirliği yapma yetkisinin güçlendirilmesi, geri gönderme operasyonlarında daha etkin rol üstlenmesi ve sosyal medyada yayılan dezenformasyonu izleme yetkilerinin genişletilmesi öngörülüyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”







