Avrupa
Spahn’ın istifası Merz için fırsat olabilir

Friedrich Merz’in Berlin’deki en sadık destekçilerinden Jens Spahn’ın istifası, Almanya Şansölyesi için beklenmedik bir siyasi fırsat haline geldi.
Merz’in partisi Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) meclis grubu başkanı Spahn, kendisi ve eşinin Almanya’da yasak olmasına rağmen ebeveyn olmak için ABD’de bir taşıyıcı anne kullandıklarını itiraf etmelerinin ardından cumartesi günü istifa etti.
Bu ayrılış ilk başta bir aksilik gibi görünse de Merz, istifayı kendi lehine çevirmek için hemen harekete geçti ve pazar günü kabine değişikliği olasılığını gündeme getirdi.
Kabine değişikliği Merz için cazip bir seçenek çünkü Spahn zaman zaman onun önünde bir engel teşkil ediyordu: 46 yaşındaki eski sağlık bakanı, sadece zaman zaman planlarına karşı çıkan bir parti içi rakip olmakla kalmayıp, koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içindeki daha sol eğilimli politikacılar tarafından da sevilmeyen bir isimdi.
Spahn’ın ayrılmasıyla Merz, koalisyonu istikrara kavuşturmak için yeni bir CDU parlamento grubu başkanı seçebilir.
Kabine değişikliği ayrıca, sonbaharda yapılacak ve Almanya için Alternatif’in (AfD) iyi bir performans sergilemesi ve eylül ayında doğu Almanya’daki Saksonya-Anhalt eyaletinde mutlak çoğunluğu elde etmesi beklenen kritik eyalet seçimleri öncesinde siyasi bir “resetleme” yapmasına olanak tanıyacak.
Merz’in sözcüsü Stefan Kornelius, başbakanın şu anda bir sonraki hamlesini değerlendirdiğini söyledi.
Merz ve diğer üst düzey muhafazakarların önümüzdeki günlerde somut bir öneri sunması bekleniyor.
POLITICO’nun eline geçen ve milletvekillerine gönderilen bir mesaja göre, pazartesi günü yapılan CDU liderlik toplantısının ardından, muhafazakâr milletvekillerinden, devam eden yaz tatiline rağmen, önümüzdeki hafta çarşamba günü Bundestag’da yeni bir parlamento grup başkanı seçmek üzere bir toplantıya hazırlanmaları istendi.
Yeni bakan atamalarını da içeren daha kapsamlı bir kabine değişikliği olması durumunda, Bundestag’da tam bir oturum düzenlenmesi gerekecek.
Fakat bir kabine değişikliği siyasi açıdan da zorlayıcı olabilir. Eylül ayında Almanya’nın üç eyaletinde yapılacak eyalet seçimleri göz önünde bulundurulduğunda, Merz’in temel hedeflerinden biri iktidar mücadelelerini önlemek olacak.
Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletinde CDU’nun önde gelen ismi Daniel Peters, pazartesi günü POLITICO’nun Berlin Playbook Podcast’ine verdiği demeçte şunları söyledi:
“Yakında yeni personel kararları almalıyız. Bunu son derece önemli buluyorum. Eğer [Merz] kabine içinde de personel değişikliklerinin gerekli olduğuna inanıyorsa, o kararları verecektir. Şu an bunu yapmak için kesinlikle uygun bir zaman.”
Merz hükümetinin ve başbakanın kendisinin tarihsel olarak en düşük destek oranlarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde, kabine değişikliği faydalı olabilir.
Bu ayın başlarında yayınlanan en son ARD-DeutschlandTrend anketi sonuçlarına göre, Almanların yalnızca yüzde 13’ü Merz’in performansından memnun.
Bu, anketin yaklaşık 30 yıllık tarihinde görevdeki bir başbakan için kaydedilen en düşük destek oranı.
Merz’in stratejisi, bu sonbaharda parlamentodan örneğin emeklilik sisteminde gibi çok ihtiyaç duyulan reformları geçirerek destek oranlarını artırmak ve AfD’nin iktidara gelmesini önlemek.
Böylece seçmenlere, işleri halletmek için siyasi merkezin gerçekten de tek geçerli seçenek olduğunu gösterecektir; en azından hükümet içinde düşünce bu yönde.
Fakat bu önerilerin birçoğu “merkezci” seçmenler için de sancılı olacak ve Merz’in sadece 12 sandalye farkla sahip olduğu çok ince parlamento çoğunluğundaki yeterli sayıda üyeyi ikna ederek bu önerileri onaylatmak için yine de ciddi bir ikna çabası gerekecek.
Bu nedenle Merz’in, parlamento grup başkanı olarak yeni ve güçlü bir pozisyona yakın bir müttefikini önermesi bekleniyor.
Ortaya atılan isimler arasında şu anki başbakanlık ofisi şefi Thorsten Frei, CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt yer alıyor.
Spahn, 2018’de CDU liderliği için Merz’e karşı yarışmış ama her ikisi de kaybetmişti. Üç yıl sonra, Merz’i yenmek için Armin Laschet ile güçlerini birleştirdi ve Laschet’in parti liderliğini kazanmasına yardımcı oldu.
Geçen yıl iktidara geldikten sonra Merz, Spahn’ı milletvekili grubu başkanı olarak atadı; bu hamle, hırslı bir rakibi ve stratejik bir siyasi düşünürü, yeni şansölyeye karşı parti içi muhalefeti yönetmekten alıkoyma çabası olarak değerlendirildi.
Ne var ki Spahn, SPD’nin daha sol kanadında da son derece sevilmeyen bir isimdi; oysa Merz’in reformlarını hayata geçirebilmesi için bu kesimin oylarına ihtiyacı vardı.
SPD’nin gençlik örgütü lideri Philipp Türmer, bir sosyal medya paylaşımında Spahn’ın ayrılışına bir bardak bira kaldırarak, kutlamalarının nedeni olarak Spahn’ın ABD’li teknoloji milyarderi Peter Thiel ile yakın olduğu iddialarını ve koronavirüs dolandırıcılığı iddialarını gösterdi.
Türmer, “Şampanya yoktu. Ama karşınıza çıkan her türlü kutlamadan en iyi şekilde yararlanmak gerekir,” dedi.
Spahn’ın adı, internete sızan Thiel’in gizli cemiyeti “Dialog”un katılımcı listesinde de yer alıyordu.
Avrupa
Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.
Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.
İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.
Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.
Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.
Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.
Avrupa
Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.
Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.
Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:
“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.
CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.
Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Söder şöyle devam etti:
“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”
Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:
“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”
Avrupa
Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.
Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.
Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.
Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.
Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.
Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.
İş dünyasından AfD politikalarına tepki
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.
Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.
AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.
BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.
Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.
Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını6 gün önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor












