Amerika
Peter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”

Peter Thiel’in ABD’nin siyaset, finans ve teknoloji alanındaki nüfuzlu isimlerini bir araya getirdiği gizli cemiyeti “Dialog” açığa çıktı.
WIRED’da yer alan habere göre cemiyetin iç kayıtları internette açıkta kaldı ve bu kayıtlarda, derneğin etkinliklerine katılanların isimleri yer alıyor.
Dialog adlı cemiyet, milyarder teknoloji yatırımcısı ve Palantir’in kurucusu Peter Thiel tarafından 2006 yılında kurulan, davetle katılımın mümkün olduğu özel bir kuruluş.
Grup, ABD’li yetkilileri, yabancı hükümet temsilcilerini ve Silikon Vadisi yöneticilerini, kayıt dışı yıllık toplantılarda bir araya getiriyor.
Dialog, yirmi yıldır üye listesini açıklamayı reddediyor.
Web sitesinin kodunda yer alan bir dizin, ilk olarak İsviçreli hacker “maia arson crimew” tarafından ortaya çıkarıldı.
ABD hükümetinin Uçuş Yasağı Listesi’ni ifşa etmesi ve güvenlik kamerası şirketi Verkada’nın sistemine sızmasıyla tanınan hacker, WIRED’e bu dizinin isimsiz bir ihbar yoluyla ortaya çıktığını söyledi. WIRED, dizinin içeriğini bağımsız olarak doğruladı.
Bir kaynak, WIRED’e ayrı olarak Dialog’un 2026 yılına ait inziva etkinliğinin kayıt listesini sağladı.
Listede 222 kişinin adı yer alıyor ve her bir katılımcının üyelik durumu ile katılımcı türü –“aktif üye” ve “misafir” dahil– belirtiliyor. İnziva etkinliği, 12-16 Ağustos tarihleri arasında İrlanda’nın Dublin kentinin dışındaki Powerscourt Oteli’nde yapılacak.
Aynı veriler, “Para (Gerçekten?) Mutluluğu Satın Alır mı?”, “Nükleer Enerjiyi Geri Getirelim”, “Üçüncü Dünya Savaşı’nda Yol Bulmak”, “Savaş Alanı Teknolojileri” ve “Cinsel Yaşamınız Nasıl?” gibi kapalı oturumlardan oluşan bir programı ortaya koyuyor.
Diğer konuşmalar arasında, Hristiyan ağ sitesi Pray.com’un kurucusu tarafından yönetilen “Bir Tarikat Kurun” ve eski bir Beyaz Saray ulusal güvenlik yetkilisi tarafından yürütülen “Bir Parti Kurun” yer alıyor.
Belgeler, tipik bir düşünce liderliği konferansının sıradan içeriğinin yanı sıra, olağanüstü bir iktidar birleşimini de ortaya koyuyor.
Kayıt kayıtlarında, Temmuz 2025’te göreve başlayan ve sızdırılan listede 2021’den beri Dialog toplantılarına katıldığı belirtilen NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı ve ABD Avrupa Komutanlığı Başkanı General Alexus Grynkewich’in adı yer alıyor.
Web sitesindeki rehberde, görevdeki Trump yönetimi yetkilileri, iki ABD senatörü, “PayPal Mafyası”nın altı üyesi, eski bir Orta Doğu istihbarat şefi ve görevdeki bir ABD büyükelçisinin yanı sıra, ülkenin en büyük gözetim, veri aracılık ve reklam verisi şirketlerinin kurucuları ve yöneticileri de yer alıyor.
Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri
Bu yöneticiler, kendi sektörlerini denetleyen üst düzey ABD yetkilileriyle yan yana görünüyor.
Örneğin Dialog’un başkanı Auren Hoffman, tüketici veri ekonomisinin en önemli tedarikçilerinden ikisi olan konum verisi aracısı SafeGraph ve kimlik belirleme şirketi LiveRamp’ı kurdu.
Hoffman, dizinde, finansal verilerle ilgili kuralları belirleyen Hazine Bakanı Scott Bessent ve Federal Ticaret Komisyonu ile veri gizliliği otoritesini denetleyen Ticaret, Bilim ve Ulaştırma Komitesi Başkanı Senatör Ted Cruz ile birlikte yer alıyor.
Palantir’in kurucu ortağı Joe Lonsdale, Ordu Bakanı Dan Driscoll ve Palantir’in sözleşme yaptığı kurumları denetleyen Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli üyesi Temsilci Jim Himes ile aynı dernekte listeleniyor.
Bu haberde adı geçen kişilerin hiçbiri yorum taleplerine yanıt vermedi. LinkedIn profilinde kendini Dialog’un icra direktörü olarak tanıtan ve How to Be a Grown-Up [Nasıl Yetişkin Olunur?] adlı kişisel gelişim kitabının yazarı olan Raffi Grinberg, yorum talebine yanıt vermedi.
Kayıt kayıtları, sadece Dialog’a kimlerin üye olduğunu değil, aynı zamanda kimlerin etkinliğe katıldığını da gösteriyor gibi görünüyor.
Sızan kayıtlara göre, 2026 yılındaki etkinliğe kaydolan 222 kişiden 87’si ilk kez katılanlar olarak işaretlenmiş.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Diğerlerinin ise on yıldan fazla bir geçmişi var ve birkaçı derneğin 20 yıl önceki kuruluşuna kadar uzanıyor. Grynkewich dahil olmak üzere kayıt yaptıranların hiçbiri devlet e-posta adresi kullanmamış.
Hepsi kişisel veya kurumsal hesaplarla kayıt yaptırmış; böylece katılımları, kamu kayıtları yasalarına tabi e-posta sistemlerinin kapsamı dışında kalmış.
WIRED’a göre bu listeyi herhangi bir unvan veya görevden daha fazla birleştiren şey, yapay zeka, uzun ömür ve yakın geleceğe yönelik ortak bir ilgi.
Kayıt formunda geleceği tahmin etmeleri istendiğinde, kayıt yaptıranlar defalarca aynı temaya geri döndüler: Yapay zekanın birkaç yıl içinde iş, savaş, eğitim ve inanç alanlarını yeniden düzenleyeceği.
Birçoğu, kitlesel işsizlik ve sendikalara ve devlet programlarına geri dönüş öngörüyor; diğerleri ise bir “yapay zeka kışı”, veri merkezlerini hedef alan iç terör, sanıkların kamu avukatları yerine yapay zeka avukatlarını tercih etmesi ya da bu dönüşümün tetikleyeceği dini bir canlanma olacağını tahmin ediyor.
Başka bir kişi, “Toplumsal yozlaşma hızlanmaya devam edecek,” diye öngörüyor.
Üyeler ayrıca “eğlence evi yapımı,” aksan taklidi, dağ kayakçılığı, kentsel keşif ve “gerçekliğin doğasına dair meditatif ve psikedelik araştırma” gibi yeteneklerini sıralıyor.
Biri “şefkat ve varoluşsal korku,” diğeri ise “akşam yemeği partileri, sır saklama, doğum günlerini hatırlama” gibi yetenekleri olduğunu öne sürüyor.
Kitap önerileri ise klasik ve “optimizasyon odaklı”: Marcus Aurelius ve Milan Kundera’nın yanı sıra Annie Duke’un Thinking in Bets [Bahislerle Düşünmek], Peter Attia’nın Outlive kitapları ve en az bir katılımcının önerisiyle Thiel’in kendi kitabı Zero to One [Sıfırdan Bire].
Dialog aynı zamanda çöpçatanlık da yapıyor. Katılımcı formunda kayıt yaptıranlara “Aşk arıyor musunuz?” diye soruluyor ve “gelecekteki eşleştirme” çalışmalarına “Bekar Erkek”, “Bekar Kadın” veya “Diğer” yanıtlarını dahil etme seçeneği sunuluyor.
Ayrı bir site olan dating.dialog.org, “olağanüstü insanlar için anlamlı bağlantılar” sloganıyla tanıtılan bir uygulamaya ev sahipliği yapıyor.
Form ayrıca, her katılımcının “siyasi eğilimi” de dahil olmak üzere hassas bilgileri topluyor. Dialog, bu bilgilerin “asla uygulamada veya diğer katılımcılarla paylaşılmayacağını” taahhüt ediyor. Ama bu veriler ve eşleştirme yanıtları, sızıntı sonucunda açığa çıktı.
Kayıtlar, ticari bir veritabanı olan Airtable’da tutuluyor. Dialog, her katılımcı için üyelik durumunu, kişinin katıldığı tüm inziva etkinliklerini, özgeçmişini, yaşadığı şehri ve kişisel erişim tokenini kaydediyor.
Sızdırılan kayıt listesinde, 113’ün kamuya açık dizininde yer almayan üst düzey isimler de yer alıyor: Şu anda İngiltere Merkez Bankası’nın Finansal Politika Komitesi’nde görev yapan eski Federal Rezerv Başkanı Randy Kroszner; Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’nin (DEA) eski genel danışmanı ve vekil genel sekreteri Hallie Hoffman; İftira ve İnkârla Mücadele Birliği’nin (ADL) genel müdürü Jonathan Greenblatt; Cato Enstitüsü Başkanı Peter Goettler; Charles Koch Vakfı’nın yönetici direktörü Ryan Stowers; ve Chicago Üniversitesi’nden Nobel ödüllü iktisatçı Roger Myerson.
Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor
Listede ayrıca, şirketin öncü yapay zeka bölümünün küresel ilişkilerinden sorumlu Tom Lue’nun da aralarında bulunduğu bir grup Google ve Google DeepMind yöneticisi ile Washington Post’un ulusal güvenlik muhabiri Souad Mekhennet yer alıyor.
Üyelerin geri kalanı arasında hedge fon ve özel sermaye milyarderleri, görevdeki ve eski yabancı yetkililer, ulusal televizyon kanallarında rol alan oyuncular, en çok satan yazarlar ve dini liderler yer alıyor.
Dialog’un kayıt bilgilerini barındıran aynı çevrimiçi veritabanında açıkta bıraktığı birkaç iç belgeden biri, etkinlik moderatörlerine yönelik bir kılavuz.
Bu kılavuzda moderatörlerin katılımcılara her şeyin “kayıt dışı” olduğunu, yorumların ise özlü ve “aşikar olmayan” şekilde yapılması gerektiğini hatırlatmaları isteniyor.
Ayrıca, senatörler, üst düzey yetkililer ve iş dünyası devleriyle dolu bir odada “statü göstergelerinden kaçınmak” için kısa tanıtımlar yapmaları konusunda da yönlendiriliyorlar.
Dialog, kurulduğu günden bu yana kamuoyunda neredeyse hiç iz bırakmadan faaliyet gösterdi. Yılda en az bir kez, koltukların önceden belirlendiği, oturumların moderatör tarafından yönetildiği ve söylenen hiçbir şeyin kaynak gösterilemeyeceği kuralının geçerli olduğu bir toplantı düzenliyor.
Peter Thiel’in kurduğu gizli Dialog kulübü Washington’da yeni mülkler alacak
Grubun Washington, DC bölgesinde bir kampüs kurma planlarını ilk kez haber yapan Axios’a göre, geçmişteki toplantılar Arizona’daki Ritz-Carlton Dove Mountain ve İtalya’nın Venedik kentindeki San Clemente Palace’ta gerçekleştirilmişti.
Cemiyet, Batı’daki siyasi ve iş dünyası elitlerinin kapalı kapılar ardında bir araya geldiği Bilderberg toplantılarının teknoloji sektörü versiyonu olarak nitelendiriliyor.
İstatistikçi Andrew Gelman, 2022 yılında blogunda Dialog’un davetiyelerinden birini yayınlamış ve etkinliğin formatını ve 16.000 dolardan fazla olan kayıt ücretini açıklamıştı.
2014 yılındaki toplantı, yaklaşık 150 davetli arasında Jeffrey Epstein’in de yer aldığı davet listesinin, ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarını kamuoyuna açıklamasının ardından bu yıl yeniden gündeme geldi.
Epstein’in toplantıya katılıp katılmadığı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.
Amerika
Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.
Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.
Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.
Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.
Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.
Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.
Vance, süreci şu sözlerle anlattı:
“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”
MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.
Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.
Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.
Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.
Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.
Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.
MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.
Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.
Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.
CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.
Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.
Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.
El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.
Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.
İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.
Amerika
ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.
ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.
Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.
Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.
Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.
OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.
Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.
OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.
Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.
ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.
ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.
ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.
Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.
Amerika
ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.
ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.
Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.
Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.
Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.
Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.
Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.
Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.
Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.
Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.
Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.
Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.
ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.
Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceSuudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı
Diplomasi2 hafta önceABD ile Almanya savunma sanayii işbirliğini derinleştirecek
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi











