Avrupa
Starmer’dan Burnham’a borçlanma uyarısı

Keir Starmer, halefi Andy Burnham’a savunma harcamalarını karşılamak için daha fazla borçlanmaması konusunda uyarıda bulundu.
Başbakan, kendisine bir savunma bakanına mal olan ve muhtemelen düşüşüne katkıda bulunan 11 aylık hükümet içi tartışmanın ardından uzun süredir beklenen savunma yatırım planını (DIP) açıkladı.
Starmer, hükümetin bu plan için gerekli 15 milyar sterlini yol ve enerji projelerinden aktararak sağladığını belirtti.
Önümüzdeki on yıl içinde askeri konutları yenilemeyi amaçlayan 9 milyar sterlinlik bir program, maliyetlerin 2030’dan sonra düşmesi için yeniden düzenlendi.
Bu, Starmer’ın ayrılmasının ardından görevini korumak için mücadele eden yeni savunma bakanı Dan Jarvis tarafından elde edilen 1,5 milyar sterlinlik bir artış oldu.
Buna karşılık, kendisine teklif edilen parayı protesto ederek istifa eden John Healey’e ise 13,5 milyar sterlin teklif edilmişti.
Jarvis, yatırım planının giriş bölümünde, ek paranın gerekli olduğunu çünkü İşçi Partisi’nin “yetersiz finanse edilmiş, taahhütleri aşmış ve şu anda karşı karşıya olduğumuz tehditlere yeterince uyum sağlamamış bir savunma programını miras aldığını” belirtti.
Toplam savunma harcamaları, 2027’de GSYİH’nin %2,6’sından 2030’a kadar yaklaşık 80 milyar sterline ya da %2,7’ye hafifçe artacak.
Starmer, bunun Birleşik Krallık’ı bir sonraki parlamento döneminde %3’e ulaşma yoluna sokacağını belirtti.
Görevinden ayrılacak olan başbakan, muhtemelen İşçi Partisi milletvekili Andy Burnham olacak olan halefine, bir sonraki harcama gözden geçirme sürecinde savunma için daha fazla kaynak ayırması çağrısında bulundu.
Fakat Starmer bunun karşılığında daha fazla borç alınmaması gerektiği konusunda da uyarıda bulundu.
Starmer, “Savunma, bir sonraki harcama gözden geçirme toplantısında bir numaralı öncelik olmalı,” dedi.
Fakat kendisi bu ayın sonlarında başbakanlık görevinden ayrılacak. Starmer’ın da kabul ettiği NATO hedefi, 2035 yılına kadar %3,5’e ulaşmak.
Başbakanın bazı müttefikleri geçiş dönemini, Burnham’a daha önce Hazine Bakanlığı tarafından reddedilen “savunma tahvilleri” fikrini yeniden gündeme getirmesini tavsiye etmek için kullanacak.
Berkshire’daki bir insansız hava aracı üretim şirketinde dinleyicilere hitap eden Starmer, “Savunma tahvilleri, başka bir adla borçlanmaktan ibaret,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu konuyu çok dikkatli bir şekilde inceledik, ancak gerçek şu ki, her 10 sterlinin 1’i zaten faiz ödemesine gidiyorken, bunu borçlanma yoluyla yapmak faiz oranlarını daha da yükseltecek. Bu hükümet, kamu maliyesini kontrol altına almak için çok mücadele etti ve bu çabalar, enflasyon ile mortgage faiz oranlarının düşmesine yardımcı olarak meyvesini verdi. Bunu feda etmemeliyiz.”
Başbakanın planı, hükümetin daha önce ayırdığı 283 milyar sterlinin ötesinde, 2026/7 ile 2029/30 arasındaki dört yıllık dönemde savunmaya 15 milyar sterlinlik ek harcama yapacağı anlamına geliyor.
Bu plan, öğleden sonra yayınlanan 80 sayfalık planın tamamına göre “savunma taleplerinin arttığı” bir dönemde ortaya çıkıyor.
Planda, “kıyılarımızda Rus saldırganlığının arttığı”, İran savaşının hava ve füze savunmasını güçlendirme ihtiyacını pekiştirdiği ve “ABD’nin haklı olarak Avrupa’dan daha fazla adım atmasını talep ettiği” uyarısında bulunuluyor.
En olası rakiplerinin kendisine karşı aday olmayacaklarını açıklayan Burnham’ın, 17 Temmuz’da parti liderliğini devralması ve 20 Temmuz’da başbakan olması bekleniyor.
Starmer, halefinin kendisiyle mutabık kalınan anlaşmayı bozmaya çalışmayacağından ve bir sonraki harcama gözden geçirme sürecinde savunma yatırımlarına öncelik vereceğinden emin olduğunu söyledi.
Starmer, “[DIP] herhangi bir İşçi Partisi başbakanının arkasında durmak isteyeceği bir şeydir, çünkü herhangi bir başbakanın ilk görevi ülkenin savunması ve güvenliğidir,” dedi.
Avrupa
Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.
Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.
Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.
İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.
Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.
Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.
Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.
Avrupa
Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.
Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.
Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:
“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”
Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.
CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.
Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Söder şöyle devam etti:
“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”
Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:
“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”
Avrupa
Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.
Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.
Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.
Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.
Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.
Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.
İş dünyasından AfD politikalarına tepki
AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.
Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.
AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.
BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.
BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.
Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.
Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Diplomasi1 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor











