Diplomasi
Stavridis: Suudiler Pakistan, Türkiye, Avrupa ve İsrail ile ittifak kurmalı
Eski NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı James Stavridis, Suudi Arabistan’ın “ciddi bir Husi sorunu” olduğunu savundu ve yeni bir ittifak önerdi.
Bloomberg için yazan ABD’li emekli general, Suudi Arabistan’ın, güneyindeki “geniş, dağlık ve elverişsiz komşusu Yemen’de Husi isyancılarla ciddi bir sorun yaşadığını” söyledi.
Riyad’ın “uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek amacıyla” on yılı aşkın bir süredir bu ülkede savaştığını hatırlatan eski NATO komutano, “Fakat İran’dan muazzam destek alan inatçı Husi isyancılar, Yemen’in istikrarını tehdit etmeye ve Suudi Arabistan’a doğrudan saldırmaya devam ediyor,” diye yazdı.
Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının küresel ekonomi için büyük bir tehdit teşkil ettiğini öne süren Stavridis, dünya deniz taşımacılığının %12-15’inin Bab el-Mendeb boğazından geçtiğini hatırlattı.
Alternatif rotaların kullanılmasının, deniz yoluyla taşınan mallara önemli maliyetler eklediğinin altını çizen Stavridis, Suudi Arabistan için ise riskler daha da büyük olduğunu hatırlattı:
“Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşımın kesintiye uğramasıyla, Kızıldeniz’deki Yanbu limanı ve buraya kaynak sağlayan Doğu-Batı boru hattı, Suudi Arabistan’ın ana ihracat can damarı haline gelmiştir ve Husi milisleri bu noktalara çoktan saldırı düzenlemiştir.”
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yardım için kime başvurması gerekiğini soran Stavridis, en mantıklı cevabın ABD gibi göründüğünü ama ABD silahlı kuvvetlerinin İran’la süren savaşta yoğun bir şekilde meşgul durumda olduğuna ve Trump yönetiminin şu ana kadar Suudilere yardım etmekten kaçındığına işaret etti.
“Bu gerçek göz önüne alındığında, Suudi Arabistan’ın diğer ortaklara daha fazla güvenmesi gerekecek,” diyen Stavridis, öncelikle Türkiye ve Pakistan’a fakat potansiyel olarak Avrupa’ya ve hatta İsrail’e de bakmasını tavsiye etti.
Krallığın Ağustos ayında Türkiye ve Pakistan ile “akıllıca hazırlanmış bir bölgesel savunma anlaşması” imzaladığını hatırlatan Stavridis, “Bu iki Sünni ülke, tıpkı NATO’nun meşhur 5. Maddesi gibi, ‘birine yapılan saldırı hepsine yapılan saldırıdır’ şeklindeki Mekke Savunma Antlaşması’ndaki taahhüdü yerine getirmeleri halinde önemli bir askeri güç ortaya koyacaktır,” diye yazdı.
Suudiler için sorunun, Ensarullah’ın zorlu bir araziye yerleşmiş olmaları olduğunu iddia eden eski NATO komutanı, Ensarullah hareketinin doğduğu Yemen dağlarının “gerilla savaşçılarını destekleyen üsler, mağaralar ve tünellere ev sahipliği yaptığını” hatırlattı.
Stavridis, “Suudiler, Husilere karşı dağ savaşında zorlanmaktadır ama Pakistanlılar bu konuda derin bir deneyime sahiptir,” dedi.
NATO’da görev yaptığı süre boyunca, Pakistan Sınır Muhafızları’na ve diğer dağ birliklerine hayranlık duyduğunu kaydeden Stavridis, bu birliklerin Afganistan ile Pakistan arasındaki dağlık bölgelerde ve Hindistan’la süregelen anlaşmazlıkların yaşandığı “dünyanın zirvesinde” geniş çaplı operasyonlar yürüttüklerini ve dağlık arazilerde isyanla mücadele konusunda özel bir uzmanlığa sahip olduklarını söyledi.
2015 yılında, Pakistan parlamentosunun Yemen’de tarafsız kalma kararı aldığında İslamabad’ın, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona katılmayı reddettiğini hatırlatan ABD’li asker, “Fakat yeni anlaşma bu hesaplamayı değiştirmelidir. Veliaht prens, Pakistanlılardan yardım istemekle akıllılık eder,” dedi.
Yeni anlaşmanın diğer üyesi olan Türkiye’den de çok farklı bir tür destek gelebileceğini vurgulayan Stavridis, bu desteğin Kızıldeniz’in açık kalmasını sağlamak için görev yapacak deniz kuvvetlerinden oluşabileceğini ileri sürdü:
“Türkler, yeni ve gelişmiş fırkateynler ve korvetler kullanıyor ve bu sularda bol miktarda deneyime sahip. Onlar, Somali korsanlarıyla mücadele etmek için NATO’nun oluşturduğu koalisyonun son derece yetkin üyeleriydi. Ankara’dan, Suudi Arabistan’ın batı kıyısındaki limanları üs olarak kullanarak Kızıldeniz’e önemli bir filo göndermesini istemek mantıklı olacaktır.”
Veliaht prensten ayrıca kuzeye, Avrupa’ya da yönelmesini isteyen Stavridis, Avrupalılar şu ana kadar Hürmüz Boğazı’ndaki İran’la savaşın dışında kalmış olsalar da, Ensarullah’a karşı Suudi Arabistan’ı desteklemek için geçerli nedenleri olduğunu savundu.
Süveyş Kanalı’nın Avrupa ekonomileri için hayati önem taşıyan bir darboğaz olduğuna işaret eden yazar, ayrıca Avrupa Birliği’nin malların akışını ve Süveyş Kanalı’nın açık kalmasını sağlamak amacıyla, şu anda savunma görevine sahip sadece birkaç gemiden oluşan Kızıldeniz’deki mevcut Aspides deniz misyonunu genişletebileceğine işaret etti.
Stavridis, İngilizlerin Sky Sabre hava savunma sistemleri ve Suudi Typhoon uçaklarına yakıt ikmali yapmak üzere bir RAF yakıt ikmal uçağıyla Suudi hava sahasının savunulmasına şimdiden destek olduğunu hatırlattı.
Yazara göre Fransa da Yanbu’yu korumak için asker ve hava savunma sistemleri gönderiyor; Yunanistan tarafından işletilen Patriot sistemleri ise krallık üzerinde İran füzelerini önledi.
Stavridis, “Daha geniş çaplı bir AB deniz veya hava misyonu, bu temele dayanarak geliştirilebilir,” dedi.
Stavridis’e göre son olarak ve “en tartışmalı olan” öneri, Suudi Arabistan’ın İsrail’e yönelmesi.
Stavridis’in aktardığı haberlere göre Kudüs ile Riyad arasında füze savunması, siber güvenlik ve özel kuvvetler konularında halihazırda bir düzeyde gizli işbirliği bulunuyor.
Yazar, “Bu işbirliği, Akabe Körfezi’ndeki Eilat’ta bulunan İsrail deniz üssünden sağlanacak deniz işbirliğini de içerecek şekilde genişletilebilir,” dedi.
Stavridis, bu ittifakın Ensarullah’ı “yeniden masaya oturtmak” amacıyla kurulması gerektiğine işaret ederek yazısını bitirdi:
“Suudiler, Husilerle uğraşmakla açıkça ellerinden geleni yapıyorlar ve kısa süre önce önemli yıllık yatırım konferansları olan, ‘Çöldeki Davos’ olarak adlandırılan etkinliği 2027 yılına ertelediler. Husileri yeniden müzakere masasına oturtmaları gerekiyor. Bunun bir parçası da, Yemenli isyancılara karşı güçlü bir cephe oluşturmak için dış aktörleri devreye sokmak olacaktır. Bu cephe ne kadar güçlü olursa, müzakereler yeniden başladığında Riyad’ın elindeki koz da o kadar güçlü olacaktır.”