Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump, AB ve Meksika’ya yeni tarifeler getireceğini açıkladı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, AB ve Meksika’ya yönelik gümrük vergisi tehditlerini yeniledi ve artırdı.

Nisan başında AB’den gelen tüm ithalata yüzde 20 gümrük vergisi uyguladıktan sonra, bu vergileri geçici olarak yüzde 10’a indiren Trump, şimdi 1 Ağustos’tan itibaren yüzde 30 gümrük vergisi uygulamak istiyor.

Neredeyse tüm mallar bu vergiden etkilenecek. İstisnalar, otomobiller ve otomobil parçaları ile çelik ve alüminyum. Otomobiller halihazırda yüzde 27,5 gümrük vergisine tabi.

Çelik ve alüminyum da bir süredir Trump tarafından uygulanan yüzde 50’lik gümrük vergisine tabi ve her ikisi de yürürlükte kalacak.

Öte yandan Meksika’dan ABD’ye yapılan ithalata uygulanan gümrük vergileri –otomobiller ve otomobil parçaları için halihazırda yüzde 25 olan ve 1 Ağustos’tan itibaren diğer tüm mallara yüzde 30’a yükselecek olan– başta Alman şirketleri olmak üzere Avrupalı şirketleri de etkileyecek.

Bunun nedeni, özellikle otomotiv sektöründe olmak üzere çok sayıda Alman şirketinin Meksika’daki düşük ücretlerden yararlanarak ABD pazarına buradan tedarik sağlaması.

ABD şirketleri arasında da çok yaygın olan bu uygulama, Trump’ın Meksika’dan ithalata uyguladığı gümrük vergileriyle uzun vadede tehlikeye girmiş gibi görünüyor.

AB şimdilik misilleme yapmayacak

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in dün açıkladığı gibi, AB gümrük vergisi saldırısına karşı önlemlerle yanıt vermeyecek ve böylece mevcut politikasını sürdürecek.

Nisan ayında AB üye ülkeleri, ABD’den yapılan ithalata 21 milyar avro tutarında karşı gümrük vergisi uygulamaya karar vermişti fakat Komisyon daha sonra bu önlemi erteledi ve 15 Temmuz’a kadar askıya aldı.

Şu anda AB’nin ABD’ye ihracatı yüzde 10 gümrük vergisine tabi iken, ABD şirketleri geleneksel koşullar altında AB’ye tedariklerine devam edebiliyor ve AB’nin misilleme gümrük vergileriyle karşı karşıya kalmıyor.

Trump’ın 1 Ağustos’tan itibaren AB’den ithalata yüzde 30 gümrük vergisi uygulayacağını açıklamasına yanıt olarak von der Leyen, bunun “önemli transatlantik tedarik zincirlerini bozacağını” ve dolayısıyla “Atlantik’in her iki yakasındaki şirketlere, tüketicilere ve hastalara zarar vereceğini” belirtti.

Avrupa Komisyonu, ABD ile gümrük vergisi anlaşmazlığının müzakere yoluyla çözülmesini hâlâ umut ediyor. Von der Leyen pazar günü yaptığı açıklamada, “Bu nedenle, karşı önlemlerimizin askıya alınmasını ağustos ayı başına kadar uzatacağız,” dedi.

Müzakere talebi Berlin’den; Paris misilleme istiyor

Brüksel böylece Alman hükümetinin taleplerini dikkate alıyor ve diğer AB ülkelerinin taleplerini göz ardı ediyor.

Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron cumartesi günü yeni yüzde 30’luk gümrük vergilerine “çok güçlü bir şekilde karşı olduğunu” ifade etti ve “Avrupa çıkarlarının kararlı bir şekilde savunulması” çağrısında bulundu ve bunun için “inandırıcı karşı önlemler” alınması ve “mevcut tüm araçların” kullanılması gerektiğini savundu.

Paris’in yanı sıra Madrid de, ABD’nin gümrük vergilerine karşı aktif adımlar atılması için büyük baskı yapmıştı.

Dahası Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Alman üyeleri bile artık seslerini yükseltmeye başladılar. AP’deki CDU/CSU grubunun başkanı Daniel Caspary cumartesi günü, Avrupa Komisyonu’nun “şimdi yavaş yavaş uygun karşı önlemleri almaya başlamasını” istediğini söylerken, AP Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange (SPD) “ilk telafi tedbirleri listesinin… artık nihayet yürürlüğe konması gerektiğini” belirtti.

Öte yandan Alman hükümeti fren yapmaya devam ediyor. Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, “ABD ile pragmatik bir çözümün müzakere edilmesi” talebinde bulundu.

Brüksel’in tavizleri sürüyor

Son haftalarda ve aylarda Avrupa Komisyonu Başkanı, Brüksel’in ABD’ye misilleme yapma fırsatlarını geri çeviren bir dizi karar aldı. 

Örneğin Politico’nun haberine göre, von der Leyen, AB dijital vergisi getirme ve Apple ve Google gibi ABD’li internet devlerinden vergi alma planlarını rafa kaldırdı.

Dijital vergi, teknoloji şirketlerinin aşırı kârlarının en azından bir kısmını geri kazanmanın yanı sıra, Covid-19 pandemisinin sonuçlarıyla mücadele için borçlanarak oluşan devasa borcu azaltmaya da yardımcı olacaktı.

Politico, von der Leyen’in planı sessizce geri çekmesinin “Trump’ın zaferi” olduğunu yorumluyor. Bunun yerine Brüksel, gelecekte elektronik atık ve tütüne yeni vergiler getirmeyi ve cirosu 50 milyon avroyu aşan şirketlerden vergi almayı planlıyor. 

Von der Leyen, Çin ile ilişkileri de geriyor

Buna ek olarak von der Leyen, nisan ayında başlatılan ve Çin Halk Cumhuriyeti ile ticareti genişleterek ABD ile yaşanması muhtemel ticari kayıpları telafi etmeyi amaçlayan Pekin ile yakınlaşma girişimini de torpilledi.

Haziran ortasında Kanada’nın Kananaskis kentinde düzenlenen G7 zirvesi sırasında Pekin hakkında sert açıklamalar yapan Komisyon Başkanı, Çin hükümetini “baskıcı davranış” ve “şantaj” ile suçlamıştı.

Von der Leyen aynı zamanda Trump’a, AB’den ithalata uygulanan gümrük vergilerini kaldırmasını ve Çin’e karşı Brüksel ile güçlerini birleştirmesini önermişti.

AB dışişleri şefi Kaja Kallas da, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Brüksel ziyareti sırasında da benzer bir yaklaşım sergilemişti.

Von der Leyen, geçen hafta salı günü Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada suçlamalarını daha da sertleştirdi. Pekin’in bu suçlamalara yanıt olarak, iki gün (24-25 Temmuz) olarak planlanan AB-Çin zirvesini bir güne kısalttığı, zirve öncesinde genellikle yapılan Avrupa-Çin ticaretinin genişletilmesine ilişkin diyaloğun da yapılmayacağını duyurduğu belirtiliyor.

Von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa, muhtemelen planlandığı gibi Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından kabul edilmeyecek. Brüksel’de zirvenin tamamen iptal edilmesi yönündeki çağrılar artıyor.

AB, Asya ile anlaşma yapmayı değerlendirecek

Öte yandan AB rekabet komiseri Teresa Ribera bugün (14 Temmuz) Bloomberg’e verdiği demeçte, “Pasifik bölgesinde diğer ülkelerle ne kadar ileri gidebileceğimizi, ne kadar derinlemesine ilerleyebileceğimizi araştırmamız gerekiyor,” dedi.

Ribera, Hindistan ile devam eden görüşmelerin oldukça önemli olduğunu söyledi. Bu görüşmelerin yıl sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Bloomberg’in haberine göre, AB, Trump’ın bloğa ve diğer ABD ticaret ortaklarına yönelik bir dizi yeni tehdidin ardından, ABD’nin gümrük vergilerinden etkilenen diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye hazırlanıyor.

Konuya yakın kaynaklara göre, AB, Donald Trump’ın gümrük vergileriyle vurulan diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye hazırlanıyor. Bu karar, AB ve diğer ABD ticaret ortaklarına yönelik bir dizi yeni tehdidin ardından alındı.

Anonim kalmak koşuluyla konuşan kaynaklar, Kanada ve Japonya gibi ülkelerle yapılacak görüşmelerin koordinasyon olasılığını da içerebileceğini belirtti.

Bu adım, AB ile ABD arasındaki görüşmelerin uzaması ve otomobil ve tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergileri gibi birçok konuda çıkmaza girmesinin ardından geldi.

Üye ülkelere Pazar günü görüşmelerin durumu hakkında bilgi verildi.

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Yayınlanma

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.

Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.

Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.

Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.

Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.

Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.

Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.

Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.

Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.

Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.

Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.

ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.

Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.

Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.

Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.

Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English