Diplomasi

Trump ve Xi Washington’da görüştü: Ticaret ateşkesi uzatıldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Washington’da gerçekleştirdikleri görüşmelerde kasım ayında süresi dolacak ticaret ateşkesini iki ay uzattı. Resmi törenlerin öne çıktığı temasta liderler iki saatten az doğrudan görüşme yürütürken; Tayvan, yapay zeka ve Ortadoğu krizlerinde somut diplomatik ilerleme sağlanamadı.

ABD Başkanı Donald Trump, Washington’da ağırladığı Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmeler yürüttü.

Dünyanın en büyük iki ekonomisinin liderlerini bir araya getiren zirvede, uygulanan yoğun resmi protokolün arkasında somut diplomatik ilerlemelerin sınırlı kaldığı dikkat çekti.

Pekin yönetimi ile ilişkilerinde Xi ile kurduğu kişisel bağı öne çıkaran Trump, Çinli mevkidaşını havalimanı pistinde bizzat karşıladı, başkanlık helikopterinde özel bir tur düzenledi ve kendisine kel kartal heykeli hediye etti.

Brookings Enstitüsü uzmanı Ryan Hass, resmi törenlerin ve askeri geçitlerin programdan çıkarılmasıyla iki liderin baş başa iki saatten daha az görüştüğünü belirtti.

AFP ajansına konuşan Hass, temasların ana amacının ikili ilişkileri “rekabetin katlanılabilir sınırları içinde etkin biçimde yönetmek” olduğunu vurguladı.

Xi Jinping temasların ardından “birçok yeni uzlaşıya” varıldığını ifade etti. Buna karşın kamuoyuna açıklanan somut adımlar, 100 bin Amerikalı gencin öğrenci değişimi kapsamında Çin’e davet edilmesi ve Atlanta’daki bir hayvanat bahçesine iki panda kiralanmasıyla sınırlı kaldı.

Xi, yükselen bir gücün yerleşik güçle çatışmaya gireceğini öngören “Tukidides Tuzağı”ndan kaçınılması çağrısını yinelerken, yapay zeka ve Tayvan gibi başlıklarda derin görüş ayrılıkları korundu.

Trump’ın “süper zeka” olarak nitelediği yapay zekanın denetimi konusunda taraflar farklı pozisyonlar benimsedi. Trump teknoloji sektörünün kısıtlama çağrılarına mesafeli dururken, Xi yapay zekanın “daima insan kontrolü altında kalması gerektiğini” savundu.

Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nden Dylan Loh, iki ülkenin riskler konusunda hemfikir olduğunu ancak yönetim biçiminde derin şüpheler ve yoğun rekabet nedeniyle ortak zemin bulmakta zorlandığını söyledi.

Zirvenin en somut ekonomik çıktısı, kasım ayında sona ermesi beklenen kırılgan ticaret ateşkesinin iki ay uzatılması oldu.

Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren uzlaşı, ABD’nin Çin ürünlerine yönelik gümrük vergilerini düşürmesini ve Pekin’in imalat sektörü için kritik önemdeki nadir toprak elementlerine getirdiği ihracat kısıtlamalarını kaldırmasını sağlamıştı.

Sydney Üniversitesi ABD Çalışmaları Merkezi Araştırma Direktörü Jared Mondschein, Trump’ın Washington’ın Pekin karşısındaki kırılganlıklarını azaltana kadar ilişkileri geçici olarak istikrara kavuşturmaya çalıştığı değerlendirmesini yaptı.

Ancak Trump’ın ticaret dengesini sağlama taleplerine rağmen Pekin’den Boeing uçakları veya Amerikan tarım ürünleri alımına dair yeni bir taahhüt gelmedi.

Ortadoğu politikasında da taraflar arasındaki uyuşmazlık sürdü. Trump, Tahran ile yaşanan çatışmanın sonlandırılması ve Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılması için Çin’den arabuluculuk desteği beklerken, Pekin bu talepleri yanıtsız bıraktı.

Çin tarafının yayımladığı görüşme notuna göre Xi, Trump’a savaşı derhal durdurması ve Tahran yönetimiyle müzakere masasında uzlaşmaya varması çağrısını iletti.

Çin ayrıca bölgede Amerikan askeri unsurlarının hedef alınmasında Tahran’a yardım etmekle suçlanıyor.

Harvard Kennedy School öğretim üyesi Rana Mitter, Pekin’in kamuoyu önünde açık bir çözüm müzakerecisi rolü üstlenmesinin gerçekçi görünmediğini ifade etti.

Tayvan başlığında ise Xi, Trump’a mayıs ayında ilettiği “ihtiyatlı olma” uyarısını tekrarlamanın ötesine geçerek ABD’den adanın bağımsızlığına açıkça karşı çıkmasını talep etti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tayvan’a yönelik 14 milyar dolarlık silah satış paketinin durdurulduğunu ve “inceleme altında” olduğunu açıkladı.

Trump’ın bu satışları daha önce bir pazarlık unsuru olarak kullanabileceğini ima etmesi Taipei yönetiminde güvenlik endişelerine yol açmıştı.

Mitter, Trump’ın geçmiş yönetimlerden farklı bir üslup kullandığını, ancak Washington’ın Tayvan’a sağladığı temel güvenlik taahhütlerinde radikal bir değişiklik beklemediğini kaydetti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version