Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yanlısı düşünce kuruluşu, ‘Önce Amerika’ dış siyasetini açıkladı

Yayınlanma

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kasım ayında tekrar kazanması halinde ikinci bir Trump yönetimi için zemin hazırlamaya çalışan bir düşünce kuruluşu, “Önce Amerika” adı verilen ulusal güvenlik siyasetini detaylandırmayı amaçlayan, An America First Approach to U.S. National Security [ABD Ulusal Güvenliğine Önce Amerika Yaklaşımı] başlıklı yeni bir kitap yayımladı.

Kitap, aralarında ABD ticaret temsilcisi olarak görev yapan Robert Lighthizer, Florida Cumhuriyetçisi ve eski Yeşil Bereli Temsilciler Meclisi üyesi Michael Waltz ve Trump’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’nde özel kalem müdürü olarak görev yapan Fred Fleitz gibi eski Trump danışmanları tarafından yazıldı.

Bu isimlerin hepsinin, Trump’ın Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerini kazanması halinde üst düzey pozisyonlar için seçileceği konuşuluyor.

Düşünce kuruluşları ‘Trump’ın 2016’daki hatalarından kaçınması’ için çalışıyor

Kitap, America First Policy Institute (Önce Amerika Politika Enstitüsü – AFPI) isimli düşünce kuruluşu tarafından hazırlandı. Associated Press’e göre bu grup, bir başka Trump yanlısı think-tank Heritage Foundation’ın hazırladığı “Project 2025” gibi, Trump’ın Beyaz Saray’a büyük ölçüde hazırlıksız girdiği 2016’daki hatalardan kaçınmasına yardımcı olmaya çalışıyor.

Kitapta, Ukrayna’ya gelecekte yapılacak askeri yardımların bu ülkenin Rusya ile barış görüşmelerine katılması koşuluna bağlanması; Çin vatandaşlarının ABD hükümet binalarının 50 mil (yaklaşık 80 km) yarıçapı içinde mülk satın almalarının yasaklanması; ulusal güvenlik sektörünün Donald Trump’ın yardımcıları ile doldurulması gibi öneriler yer alıyor.

Enstitü, aynı zamanda onlarca başkanlık emri taslağı üzerinde çalışıyor ve gelecekteki siyasi atamalar için bir eğitim programı geliştiriyor. Heritage Foundation ise kapsamlı bir personel veritabanı oluşturuyor ve kendi politika kılavuzlarını hazırlıyor.

Kitabın yazarları Trump ile temas halinde

Her iki grup da Trump’ın seçim kampanyasından bağımsız olduklarını vurguluyor ve Trump’ın desteklediği tek politikanın adayın kendisinin ifade ettiği politikalar olduğunda ısrar ediyor.

Bununla birlikte kitabın editörü Fred Fleitz, kendisinin ve bir süre Trump’ın ulusal güvenlik danışman vekili olarak görev yapan ve kitabın bazı bölümlerini yazan emekli Korgeneral Keith Kellogg’un eski başkanla sık sık temas halinde olduklarını, geri bildirim istediklerini ve Ukrayna gibi konuları uzun uzun tartıştıklarını belirtti.

“Umarız bunlar onun da düşündüğü şeylerdir. Onun adına konuşmuyoruz ama onaylayacağını düşünüyorum,” diyen Fleitz, daha önce Ulusal Güvenlik Konseyi’nin özel kalem müdürü olarak görev yapmıştı.

Fleitz, kitabın ulusal güvenliğe yönelik “Önce Amerika yaklaşımı için entelektüel bir temel oluşturacak” ve “kullanımı kolay” bir rehber kitap olmasını umduğunu söyledi.

Kellogg ise, “Bu büyük bir strateji. Önce politikalarla başlamazsınız. Önce stratejilerle başlarsınız. Ve biz de bunu yaptık,” diye ekledi.

‘Küreselci’ stratejilere eleştiriler

Kitap, Amerika’nın “ulusal çıkarları” pahasına müdahaleci ve “küreselci” bir yaklaşımı benimsemekle suçladığı dış politika kurumu nedeniyle, ABD ulusal güvenliğinin mevcut gidişatını bir başarısızlık olarak nitelendiriyor.

Kitap, gelecekteki bir Trump yönetiminin Ukrayna savaşı gibi dış politika konularına nasıl yaklaşabileceğine dair bazı öncüller sunuyor.

Trump, seçilmesi halinde ocak ayındaki Göreve Başlama Gününden önce bu sorunu çözeceğini söylemişti.

Kitabın savaşla ilgili bölümünde çatışmanın nasıl sona erdirileceğinden çok nasıl geliştiği tartışılıyor. Fakat ABD’nin gelecekteki askeri yardımlarını Ukrayna’nın Rusya ile barış görüşmelerine katılması koşuluna bağlaması gerektiğini söylüyor.

‘Barış’ tesis edilince Ukrayna’yı silahlandırmaya devam

Ukrayna ordusunun zaman içinde zemin kaybedeceğini öngören rapor, ABD’nin “Ukrayna’nın eninde sonunda kazanmakta zorlanacağı bir çıkmaza silah göndermeye” devam etmemesini tavsiye ediyor.

Fakat bir barış anlaşması olduğunda, ABD’nin Rusya’ya karşı caydırıcı bir unsur olarak Ukrayna’yı silahlandırmaya devam edeceği belirtiliyor.

Yazarlar, Ukrayna’dan “tüm topraklarını geri alma hedefinden vazgeçmesinin istenmeyeceği” ama “bunun gelecekte diplomatik bir atılım gerektireceği ve muhtemelen (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin görevden ayrılmadan önce gerçekleşmeyeceği anlayışıyla” diplomasiyi kabul edeceği bir çerçeveyi öne sürüyor.

Kitap, Ukraynalıların “topraklarının tamamını geri vermeyen ya da en azından şimdilik Rusya’yı Ukrayna’da yarattığı katliamdan sorumlu tutmayan müzakere edilmiş bir barışı kabul etmekte zorlanacaklarını” da kabul ediyor.

Bununla birlikte yazarlar, Donald Trump’ın 2023’te CNN’de söylediği “Herkesin ölmeyi bırakmasını istiyorum,” sözlerine katıldıklarını beyan ediyor ve “Bu iyi bir ilk adımdır,” diyor.

Ukrayna için ‘ikili güvenlik savunmasına odaklanmış’ bir mimari

Kitap savaş için Başkan Joe Biden’ı suçluyor ve Trump’ın, kendisi görevde olsaydı “Putin’in Ukrayna’yı asla işgal etmeyeceği” iddiasını tekrarlıyor.

Kitabın bu iddiayı savunmak için öne sürdüğü ana argüman ise Putin’in “Trump’ı güçlü ve kararlı gördüğü.”

Kitap, ileriye dönük olarak, Biden ve diğer NATO liderlerinin Ukrayna’nın NATO üyeliğini uzun bir süre için ertelemeyi teklif etmeleri halinde, Putin’in barış görüşmelerine katılmaya ikna edilebileceğini öne sürüyor.

Bunun yerine ABD’nin “Ukrayna’nın savunması için ikili güvenlik savunmasına odaklanan uzun vadeli bir güvenlik mimarisi” kurması öneriliyor.

Ayrıca Ukrayna’nın yeniden inşası için Rusya’nın enerji satışlarına vergi konulması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan kitaba göre, Ukrayna’daki savaşın uzaması, düşünce kuruluşunun yeni bir “Amerikan karşıtı eksen” olarak adlandırdığı Rusya, Çin, İran ve Kore Demokratik Cumhuriyeti arasındaki ittifakı derinleştirme riski taşıyor.

Çin ‘en ivedi ulusal güvenlik tehdidi’

Yazarlar kitapta, “Ukrayna’daki savaş ne kadar ciddi olursa olsun, ülkemize yönelik en büyük ulusal güvenlik tehdidi değildir. Bu tehdit Çin’dir,” diye yazıyor.

Kitap Çin’i, ABD’yi dünyanın önde gelen gücü olmaktan çıkarmaya hevesli, ülkenin “en ivedi ulusal güvenlik tehdidi” olarak tanımlıyor. Yazarlar, Pekin’in politikalarını “Amerikan yaşamıyla büyük ölçüde ilgisiz” hale getirmek amacıyla, hem Trump yıllarının hem de Biden yönetiminin yaklaşımlarını temel alan “şahin bir politika” öneriyor.

Çin’le ilgili ekonomik kaygıları ulusal güvenlik kaygılarının üzerine çıkaran kitap, Amerikan şirketlerinin Çin’de engellendiği gibi Pekin’in de ABD pazarlarına erişimini engelleyecek karşılıklı bir yaklaşım öneriyor.

Kitap ayrıca ABD’nin düşmanlarının, özellikle de Çin’in sahip olduğu siber ve teknoloji şirketlerinin hassas bilgileri toplamadıklarından emin olmak için daha titiz bir şekilde taranmasını öneriyor.

Ayrıca Çin vatandaşlarının herhangi bir ABD devlet mülkünün 50 mil (80 km) yarıçapında mülk satın almalarının yasaklanmasını tavsiye ediyor.

AFPI, ABD eyaletleriyle birlikte çalışarak tarım arazilerinde yabancı mülkiyetin yasaklanmasına yönelik yasalar çıkarılmasını sağlıyor. Şimdiye kadar Arizona, Florida, Mississippi, Montana, Kuzey ve Güney Dakota, Tennessee, Virginia ve Utah gibi eyaletlerde bu tür yasalar çıkarıldı.

Bunun yanı sıra, ABD’de eğitim görmek isteyen Çinli öğrencilere vize kısıtlamaları getirilmesini ve veri gizliliğine ilişkin endişeler nedeniyle TikTok ve diğer Çin uygulamalarının yasaklanmasını talep ediyor.

Bununla birlikte Trump, TikTok’un satışını zorlayacak ya da ABD erişimini engelleyecek bir yasaya karşı olduğunu açıklamıştı. Trump, geçen hafta sosyal medya uygulaması TikTok’un yasaklanması önerisi nedeniyle Biden’a yönelik eleştirilerini artırarak, mevcut başkanın “Facebook’taki arkadaşlarının daha zengin ve daha baskın olmasına yardımcı olmak” için yasağı desteklediğini iddia etti.

Amerikan yatırımları Halk Kurtuluş Ordusu’nu güçlendiriyor

Waltz kitabın bir bölümünde, “Önce Amerika yönetimi altında, ABD askeri gücünü, siyasi, ekonomik ve askeri gücün tüm yelpazesini kullanarak, Çin’in eş düzeydeki tehdidini caydırmaya odaklamalıdır” diye yazıyor.

Kitap, ABD’nin Çin’i küresel sahnede sorumlu bir ortağa dönüştürmek için onlarca yıldır sürdürdüğü çabaların “kendi kendini yok eden bir politika” olduğunu iddia ediyor.

Yazarlar, Çin’deki Amerikan yatırımlarının Pekin’in yüksek teknoloji projelerine likidite sağladığını ve bu projelerin askeri-sivil kaynaşmasını güçlendirerek Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nu güçlendirdiğini ileri sürüyor.

Çin’e karşı gümrük vergilerine devam 

Kitap, Trump yönetimi sırasında Çin’e uygulanan tüm gümrük vergilerinin sürdürülmesi çağrısında bulunurken, ABD’yi “yalnızca Amerikalı işçilere, müttefiklerimize ya da Amerika kıtasındaki dost komşularımıza dayanan” tedarik zincirleri geliştirmeye davet etti.

Biden yönetimine yapay zeka gibi hassas Çin sektörlerine ABD yatırımlarını kısıtladığı için teşekkür eden yazarlar, Çin Komünist Partisi ile ilişkili kuruluşlarla Amerikan yatırım bağlarını koparmak için daha fazla önlem alınması çağrısında bulundu.

Tayvan’ın ‘savunması’ öncelikli, Japonya ile ortaklık kritik

ABD’de Tayvan’a yönelik olası bir Çin müdahalesinde verielcek tepki tartışılırken, kitabın yazarları bu konuya da değiniyor.

Kitap, “adanın savunulması gerektiğini” açık bir şekilde belirtiyor. Yazarlar, Tayvan’ın güvenliğinin korunmasının ABD’nin hem ekonomik hem de ulusal güvenlik çıkarlarına uygun olduğunu savunuyor. 

Fakat yazarlar ABD’nin müttefiklerinden daha fazlasını talep etmesi konusunda ısrarcı.

Kitapta, “Müttefik ülkelerin kendi yöntemleriyle katkıda bulunmalarına izin verilirse, ABD üzerindeki stratejik yükü önemli ölçüde azaltabilirler,” deniyor.

ABD-Japonya ittifakının başarılı “Önce Amerika” dış politikası için “standardı belirlediğini” yazan yazarlar, Tokyo’nun savunma harcamalarını artırma ve stand-off füzeleri edinme kararını övüyor. 

ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya arasında dört yönlü gayrı resmi bir ortaklık olan Quad ile ilgili olarak yazarlar, Çin’in yükselişine karşı koymak için “daha yakın bir askeri entegrasyonu” teşvik ediyorlar.

İsrail’e askeri desteği artırma çağrısı

Trump’ın ‘antisemitizmi izlemek ve bununla mücadele etmekle’ görevli eski Dışişleri Bakanı yardımcısı Ellie Cohanim, “Önce Amerika” stratejisinin İsrail ordusu için ne anlama geldiğini açıkladı.

Cohanim, ABD’nin İsrail’e 25 adet Lockheed Martin F-35, bir adet Boeing F-15 EX ve bir adet Apache E saldırı helikopteri filosu göndermesi gerektiğini yazdı.

Cohanim, ABD’nin İsrail’e verdiği milyarlarca dolarlık askeri fonun bir kısmını İsrail’in kendi ülkesinde harcayabilmesi için İsrail para birimi cinsinden vermesi ve Washington’un Arap devletlerini, İsrail’in Filistinlilerle siyasi görüşmeleri rafa kaldırmasını kabul etmeleri için zorlaması ve “Filistin halkının süresiz olarak zorunlu radikallikten arındırılmaya” tabi tutulması gerektiğini yazdı.

Cohanim’e göre “Ortadoğu barışı, ancak Amerikan gücünün yeniden ortaya konulmasıyla sağlanacak.”

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English