Diplomasi
Trump’ın Chagos çıkışında İngiliz sağı ve “Çin şahinleri” etkili oldu
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Britanya’nın Chagos Adalarının egemenliğini devretmesini “aptallık” olarak nitelendirmesinin arkasında, Washington’daki “Çin şahinleri” ve İngiliz sağcıları var.
Londra, salı günü Trump’ın Truth Social’da, Diego Garcia’daki İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Chagos Adalarının kontrolünü Mauritius’a devretme kararını eleştiren bir paylaşımıyla uyandı.
POLITICO’da yer alan habere göre, İngiliz hükümeti uzun süredir, adaların egemenliğini Mauritius’a devreden anlaşmanın ABD yönetimi ile uzlaştırıldığını düşünüyordu, fakat Trump bunu Rusya ve Çin’i cesaretlendirecek “büyük bir aptallık” olarak nitelendirdi.
Yetkililer, Trump’ın müdahalesi hakkında önceden herhangi bir uyarı almadılar. Bu durum, aylardır anlaşmaya karşı kampanya yürüten muhalefet partilerinin işine yaradı.
İngiliz yetkililer, önümüzdeki günlerde Chagos anlaşmasına yönelik ABD desteğini güçlendirmek için yeni çabalar göstereceklerini doğruladılar.
Britanya ile Mauritius arasındaki Chagos meselesi: ABD de topa girdi
Britanya’da, Chagos anlaşmasına karşı kampanya, bölgedeki Çin’in etkisine ilişkin endişeleri gerekçe göstererek sağcı politikacılar tarafından yürütüldü ve Trump’ın sert çıkışının ardından zaferlerini ilan ediyorlar.
ABD’li yetkililer, Reform UK lideri Nigel Farage ve Boris Johnson’ın eski danışmanı ve Lordlar Kamarası üyesi Ross Kempsell dahil olmak üzere Muhafazakârlardan temsilciler geldiğini söyledi.
GB News salı günü, şüpheci İngiliz milletvekillerinin Trump’ın eylül ayında İngiltere’ye yaptığı resmi ziyaret sırasında Trump’ın ekibine bir mektup teslim ettiğini bildirdi.
ABD ile bağlantıları olan ve açıkça konuşmak için isminin gizli kalmasını isteyen bir İngiliz savunma analisti, “Washington’daki tüm Çin şahinleri anlaşmaya karşıydı,” dedi.
King’s College London’da araştırma görevlisi olan Sophia Gaston, Birleşik Krallık ile müzakereler üzerinde çalışan ABD kurumlarının anlaşmayı “desteklediğini” ve Trump’ın “özel ilişkiye olan güven ve iyi niyetinin bir göstergesi olarak mayıs ayında anlaşmayı memnuniyetle onayladığını” söyledi.
Fakat Gaston, “(…) başkanın desteğinde her zaman bir kırılganlık unsuru vardı, çünkü bu anlaşma tamamen uluslararası hukuka saygıya dayalı ve o, ulusal çıkarlar için sert gücü önceliklendiriyor,” diye ekledi.
Bir İngiliz yetkili, bu iddiayı yalanlamadı ve “Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı bunu dikkatle inceledi ve anlaşmanın ABD’nin hayati çıkarlarını güvence altına almak için en iyi sonuç olduğu sonucuna vardı,” dedi.
Birleşik Krallık Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakanı Stephen Doughty, hükümetinin Chagos anlaşması konusunda ABD’ye yeniden baskı yapması gerektiğini kabul etti.
Doughty, “Elbette, önümüzdeki günlerde yönetimle görüşmeler yapıp onlara bu anlaşmanın gücünü ve üssün güvenliğini nasıl sağladığını hatırlatacağız,” dedi.
Starmer’ın sözcüsü gazetecilere, Chagos anlaşmasını yürürlüğe koymak için parlamento sürecinin planlandığı gibi devam edeceğini söylerken, Mauritius Başsavcısı Gavin Glover ise transferin devam etmesini beklediklerini vurgulayan bir açıklama yaptı.
Glover, “Mauritius Cumhuriyeti’nin Chagos Adaları üzerindeki egemenliği, uluslararası hukuk tarafından zaten açıkça tanınmaktadır ve artık tartışmaya konu olmamalı,” dedi.
Liberal Demokratların dışişleri sözcüsü Callum Miller, Avam Kamarasında daha sert bir yaklaşım çağrısında bulunarak, “Başkan Trump’a eylemlerinin sonuçları olduğunu göstermeliyiz [ve] onunla ilişkilerimizde hiçbir seçeneği masadan kaldırmamalıyız,” dedi.
Fakat muhalefet milletvekillerinin protestoları, Starmer’ı Trump ile ortak bir zemin bulmaya ve farklılıkları özel olarak gündeme getirmeye yönelik kararlı tutumundan vazgeçirebilecek gibi görünmüyor.
Bir üst düzey İşçi Partisi milletvekili, “Bu başkanın trollemesi. En iyisi buna karşılık vermemek,” dedi.