Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın et ve Kanada gümrük tarifesi kararlarına Senatodan tepki

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın kıyma fiyatlarını düşürmek amacıyla sığır eti ithalatındaki gümrük vergilerini askıya alma ve Kanada ürünlerine ek tarife uygulama planı, Cumhuriyetçi senatörlerin eleştirilerine neden oldu. Senatörler ucuz ithal etin yerli üreticiye zarar vereceğini belirtirken, Kanada’ya yönelik yüzde 50’lik vergi tehditlerinin de tüketici maliyetlerini artıracağı uyarısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, sığır eti ithalatındaki gümrük vergilerini askıya alırken temel Kanada ürünlerine yönelik vergileri artırma kararı nedeniyle Senatodaki Cumhuriyetçilerle karşı karşıya geldi.

Trump’ın, Amerikalıların yüksek gıda fiyatlarına ilişkin kaygılarını gidermek amacıyla kıyma üretiminde kullanılan 300 bin tonluk ürünü kota dışı gümrük vergilerinden muaf tutma planı ile Kanada’dan yapılan ithalata otomotiv ve konut fiyatlarını etkileyebilecek yüzde 50 oranında tarife uygulama tehdidi, partinin farklı kanatlarındaki Cumhuriyetçi senatörlerin tepkisini çekti.

Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, pazartesi günü Kongre binasında yaptığı açıklamada, “Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Danışmanlarının her şeyi mikro düzeyde yönetmeye çalışmasının bir sonucu bu. Bir süreliğine sübvanse edilmiş sığır eti sağlamanın çiftçileri mutlu edeceğini ve fiyatları kalıcı olarak düşüreceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu gerçekleşmez” dedi.

Tillis, “Hükümet ekonomiyi her mikro düzeyde yönetmeye kalkıştığında tüketiciler zarar görür” uyarısını yaptı.

Tarım ağırlıklı eyaletleri temsil eden birçok Cumhuriyetçiden biri olan Tillis, Trump’ın ara seçimlere kadar temel bir gıda maddesinin fiyatını düşürme umuduyla ucuz sığır eti ithalatının önümüzdeki üç ay boyunca ABD pazarını kaplamasına izin verilmemesi gerektiğini savundu.

Senato Cumhuriyetçi Grubu Disiplin Amiri (Whip) ve liderlik kademesinin iki numaralı ismi olan Wyoming Senatörü John Barrasso, pazartesi günü X platformundan yaptığı paylaşımda “Amerikalılar masada yabancı ithal et değil, ABD üretimi sığır eti görmek istiyor” ifadesini kullandı.

Barrasso, “Wyomingli yetiştiriciler dünyanın en kaliteli sığır etini üretiyor. Yetiştiricilerimiz özel bir muamele istemiyor; sadece adil bir pazar talep ediyor. Wyomingli yetiştiricilerin Amerika’yı beslemesini zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak gerekir” dedi.

Senato Cumhuriyetçi liderliğinin üç numaralı ismi Arkansas Senatörü Tom Cotton da ABD pazarının ucuz ithalata açılmasının “yanlış bir adım” olduğunu ve yerli üreticiye zarar vereceğini belirtti.

Cotton, sosyal medya hesabından şu değerlendirmede bulundu: “Sığır eti fiyatlarının çok yüksek olmasının basit bir nedeni var: Sığır varlığımız çok küçük. Piyasa fiyatlarının altındaki ithal sığır eti, yetiştiricilerimiz üzerindeki baskıyı artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.”

Cotton ayrıca, “Geçmişte Sayın Başkana bu yanlış adıma karşı tavsiyede bulunmuştum, şimdi de kararını yeniden değerlendirmesini talep ediyorum. Yetiştiricilerimizi desteklemeli, hayvan varlığını artırmalı ve serbest piyasanın işlemesine izin vermeliyiz” ifadelerini kaydetti.

South Dakota Senatörü Mike Rounds ise Trump’ın bu hamlesini “geçici bir çözüm” olarak nitelendirerek kararın, başkanın Kanada’ya karşı tehdit ettiği tarifeler gibi yerli üretim kapasitesini yeniden inşa etme çabalarıyla çeliştiğini söyledi.

Rounds, “Piyasamızın asıl ihtiyacı, yabancı sığır etini geçici bir ‘çözüm’ olarak ithal etmeye devam etmek yerine Amerikan etini öne çıkaran istikrarlı ve ‘Önce Amerika’ ilkeli ulusal bir politikadır. Bu istikrarsızlık, çalışkan Amerikalı yetiştiricilere ve Amerikan üretimi sığır eti isteyen tüketicilere zarar veriyor. Bu, imalat sanayisinde izlediğimiz yaklaşımın tam tersidir ve hiçbir mantığı yoktur” açıklamasını yaptı.

Senato Tarım Komisyonu üyesi Kansas Senatörü Jerry Moran, görece yüksek seyreden sığır eti fiyatlarının ülkenin “zor durumdaki tarım sektörü” için bir “parlak nokta” olduğunu dile getirdi.

Moran, “Piyasa fiyatının altında sığır eti ithal etmek, hayvancılık sektörü üzerindeki aşağı yönlü baskıyı artıracak ve zor durumdaki bir tarım sektöründe parlak bir nokta olan bu alanı tehlikeye atacaktır. Başkan Trump’a bu uygulamayı durdurması, yetiştiricileri dinlemesi ve serbest piyasaların işlemesine izin vermesi çağrısında bulunuyorum” dedi.

Cumhuriyetçi senatörlerden Chuck Grassley (Iowa), Deb Fischer (Nebraska) ve Pete Ricketts (Nebraska) da Amerikan marketlerinde yabancı menşeli sığır etinin yer almasına karşı endişelerini dile getirdi.

Grassley konudan “endişe duyduğunu” ifade ederken, Fischer “bu karardan ötürü büyük hayal kırıklığına uğradığını” aktardı.

Ricketts ise “piyasanın daha düşük kaliteli sığır etiyle doldurulmasının” Nebraska’daki çiftçi ve yetiştiricilere zarar vereceği uyarısında bulundu.

Trump’ın, göreve başladığı Ocak 2025’ten bu yana yaklaşık yüzde 20 oranında artan kıyma fiyatlarına odaklandığı görülüyor.

Ortalama kıyma fiyatı temmuz ayında libre (yaklaşık 453 gram) başına 6,89 dolara ulaştı. Trump, ithal sığır etinin önümüzdeki üç ay boyunca “mevcut piyasa fiyatlarının yüzde 25 altında” satılacağını taahhüt etti.

Iowa Eyalet Temsilcisi Josh Turek gibi Senato koltuğuna aday olan bazı Demokrat adaylar seçim kampanyalarında sığır eti fiyatlarındaki hızlı artışı öne çıkarırken, pek çok Cumhuriyetçi ucuz ithalata izin verilmesinin doğru bir çözüm olmadığı görüşünü paylaşıyor.

Iowa’daki Senato yarışının Cumhuriyetçi adayı Temsilciler Meclisi Üyesi Ashley Hinson, sosyal medya platformunda, “Sığır eti ithalatını artırmak, çiftçilerimiz için daha fazla belirsizlik ve istikrarsızlığa yol açacaktır. Sığır üreticileri üzerindeki bürokrasiyi azaltmaya, üretim maliyetlerini düşürmeye ve Iowalı üreticileri destekleyip tüketicilerin maliyetlerini azaltacak piyasa temelli çözümlere odaklanmalıyız” ifadelerini kullandı.

Kanada tarifelerine yönelik itirazlar

Senatörlerin et ithalatındaki vergilerin durdurulmasına yönelik eleştirileri, diğer Cumhuriyetçi senatörlerin Trump’ın çeşitli Kanada ürünlerine uyguladığı yüzde 50’lik gümrük vergilerine ve daha fazlasına yönelik tarife tehditlerine karşı çıktığı bir dönemde geldi.

Önceki iki başkanlık seçiminde eski Başkan Joe Biden ve eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris’e oy veren bir eyalette zorlu bir yeniden seçilme yarışı veren Maine Senatörü Susan Collins, Trump’ın Kanada’ya yönelik tarife tehditlerini “bir hata” olarak nitelendirdi.

Pazartesi günü News Center Maine’e konuşan Collins, “Maine’de sınırın diğer tarafında işlenen çok sayıda ürün üretiyoruz; yaban mersinimiz, patatesimiz, ıstakozumuz ve kerestemiz gibi. Bunlar büyük bir gümrük vergisiyle, belki de yüzde 50 gibi bir oranla geri dönerse bu durum gıda ve konut inşa maliyetlerini artırır ve en bilinen ürünlerimizin ticaretini zorlaştırır” dedi.

Collins, geçen yıl Trump’ın Kanada’ya yönelik tarifelerini iptal etmek yönünde oy kullanan dört Cumhuriyetçiden biriydi. Collins ile birlikte Cumhuriyetçi senatörler Lisa Murkowski (Alaska), Rand Paul (Kentucky) ve Mitch McConnell (Kentucky), tarifeleri engelleyen karar tasarısını Demokratlarla birlikte kabul etmişti.

Temsilciler Meclisinde de geçen yıl altı Cumhuriyetçi üye, Demokratlarla birlikte benzer bir düzenlemeyi geçirmek için oy vermişti.

Trump’ın eski ekonomi danışmanı Stephen Moore, pazartesi günü Fox Business’a verdiği mülakatta, Kanada mallarına yönelik daha yüksek gümrük vergilerinden yerli işletmelerin elde edebileceği olası kazanımların, Kanada ürünlerini ithal eden veya Kanada pazarına satış yapan ABD’li tüketiciler ve işletmelerin çekeceği sıkıntının gerisinde kalabileceğini söyledi.

Moore, “Muhtemelen çekilen sıkıntı, elde edilecek kazanca değmeyecektir. Biliyorsunuz, Trump’ın stratejisi bağlamında gümrük vergileri konusunda biraz şüpheci yaklaştım” dedi.

Kanada mallarının maliyetinin artmasının, Amerikalıların İran’daki savaşın petrol ve doğalgaz fiyatları üzerindeki etkisi nedeniyle hâlâ yüksek enerji maliyetleriyle mücadele ettiği bir döneme denk gelebileceği uyarısında bulundu.

Moore, “Bu müzakerelerle ilgili olarak İran’da karmaşık bir durumdayız. Şimdi Kanada ile bir ticaret savaşına girmek için iyi bir zaman olduğunu düşünüyor muyum? Muhtemelen hayır. Şu anda ABD’de emtia fiyatları yükseliyor. Bu kötü bir işaret ve enflasyonun yukarı yönlü hareketini sürdürdüğünün bir göstergesi” diye konuştu.

Tillis de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kanada ürünlerine yüksek gümrük vergileri koymanın Maine gibi Kanada ekonomisiyle iç içe geçmiş sınır eyaletlerinin ekonomilerini olumsuz etkileme riski taşıdığını vurguladı.

Tillis, “Bırakın ekonomi kendi işleyişini sürdürsün. Bütün bu oynaklık yerine Kanada ile ticari ilişkileri netleştirin. Bu tür taktikler yerine bunu yaparak fiyat dalgalanmalarının önüne daha iyi geçersiniz” dedi.

Kuzey Carolina Senatörü, kuraklık ve yangınlardan zarar gören yetiştiricilere yönelik yardım programlarını içeren tarım yasası tasarısı ile çiftçilere 12 milyar dolarlık acil yardımı kapsayan bütçe uzlaşma paketinin Senatoda bekletildiğini, bu nedenle Cumhuriyetçilerin ara seçimlerden önce çiftçilere yardım etmek için zamanının daraldığını belirtti.

Tillis, “Seçime 71 günümüz kaldı ve şu anda tarım bölgelerine söyleyecek olumlu bir mesajımız yok. Geçen yılki ‘Kurtuluş Günü’nden bu yana da olmadı; endişe duymamın nedeni de buydu” dedi.

Trump, 2 Nisan 2025’te geniş kapsamlı küresel gümrük tarifelerini duyurmuş ve bu günü “Kurtuluş Günü” ilan etmişti.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English