Amerika
Trump’ın posta yoluyla oy kısıtlamalarına Yüksek Mahkemeden onay çıktı

ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın posta yoluyla oy kullanma şartlarını artıran başkanlık kararnamesine yönelik alt mahkeme engelini kaldırdı. Kararda, Demokratların yönetimindeki eyaletlerin ABD Posta Servisi nihai kuralları uygulamadan önce dava açtığı ve bu nedenle sürecin erken işletildiği kaydedildi.
ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın posta yoluyla oy kullanma şartlarını artıran başkanlık kararnamesine bir bölge yargıcı tarafından getirilen engeli kaldırarak, uygulamanın kasım ayındaki ara seçimlerde yürürlüğe girmesini önleyen temel engeli bertaraf etti.
Üç liberal yargıcın kamuoyuna açıklanan muhalefet şerhlerine rağmen Yüksek Mahkeme pazartesi günü aldığı kararda, en azından ABD Posta Servisi (USPS) yeni oy pusulası standartlarını uygulamaya koymadan önce yargıcın Trump’ın direktifini engelleme yetkisi bulunmadığını bildirdi.
Mahkeme kararında, “Federal mahkemeler önerilen kuralları ve kesinlikle bir kural önerilmesine yönelik önceki kurum içi direktifleri değil, nihai kuralları inceler. Posta Servisi’nin nihai kuralı eyaletlere zarar verirse, eyaletler bu kurala karşı dava açabilir” ifadelerine yer verildi.
Karar, Trump’ın kasım seçimleri için posta yoluyla oy pusulası kısıtlamalarını uygulamaya koyma hedefine yaklaşmasını sağlıyor. Ancak Posta Servisi’nin geçen haftanın sonlarında nihai düzenlemesini duyurmasıyla birlikte eyaletler bu düzenlemeyi engellemek için yeni girişimlerini başlattı.
Karara muhalif kalan liberal yargıçlar ise yürütmeyi durdurma kararının yürürlükte kalması gerektiğini belirtti.
Yargıç Elena Kagan’ın da katıldığı muhalefet şerhinde Yargıç Sonia Sotomayor, “Bugünkü karar, Başkan’ın eyaletlerin Kasım 2026 seçimlerini yönetmesine müdahale etme girişimlerinin hukuka uygun olup olmadığını ele almamaktadır” diye yazdı. Sotomayor, “Karar, Yürütme Organı’nın Başkan’ın direktiflerini uygulamak için herhangi bir anayasal veya yasal yetkiye sahip olduğunu da öne sürmemektedir. Bunun yerine bugünkü karar, yalnızca söz konusu itirazlara ilişkin yargılamayı ertelemektedir” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin kıdemsiz liberal yargıcı Ketanji Brown Jackson ise meslektaşlarının “durumsal farkındalıktan yoksun olduğunu” ve seçim sürecine kaos enjekte ettiğini kaydetti.
Jackson kendi ayrı muhalefet şerhinde, “Hükümetin oyunbazlığını bütünüyle sineye çekmek yerine Mahkeme, bu içi boş, stratejik ve kötü niyetli yürütmeyi durdurma talebine hak ettiği hızlı reddi vermeliydi” değerlendirmesinde bulundu.
Toplam 23 eyalet ile Columbia Bölgesi’ni içeren davaya California, Massachusetts, Nevada ve Washington eyaletleri birlikte öncülük etti.
Trump mart ayında, yönetimine oy kullanma hakkına sahip doğrulanmış vatandaşların bir listesini oluşturması talimatını veren ve Posta Servisi’ne posta yoluyla kullanılan oy pusulaları için yeni standartlar uygulama emri veren bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.
Bu adım, Trump’ın posta yoluyla kullanılan oyların kitlesel seçim sahtekarlığına yol açtığı yönündeki iddiaları üzerinden söz konusu oy pusulalarını hedef aldığı yıllara dayanan yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor. Eyaletler bazı sahtekarlık ve vatandaş olmayanların oy kullanması vakaları tespit etmiş olsa da bunlar Trump’ın iddia ettiği kitlesel ölçeğe yaklaşmadı.
Trump yönetimi, eski Başkan Barack Obama tarafından atanan ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Indira Talwani’nin, davacı Demokrat yönetimindeki eyaletler grubunda Trump’ın kararnamesini engellemesinin ardından Yüksek Mahkemeye başvurmuştu.
Hükümeti Yüksek Mahkemede temsil eden Başsavcı (Solicitor General) D. John Sauer, yargıcın sürece çok erken müdahale ettiğini belirtti. Sauer, Posta Servisi’nin Trump’ın politikasını henüz uygulamadığını ve nihai düzenlemeyi yalnızca geçen hafta duyurduğunu kaydetti.
Sauer, Yüksek Mahkemeye ilettiği yazıda, “Nihai kuralın yayımlanması, bölge mahkemesinin usulsüz ve zamanı gelmemiş ihtiyati tedbir kararından muafiyet sağlanması ihtiyacını pekiştirmektedir” dedi.
Dava şimdi, Posta Servisi’nin yeni duyurusunun yasallığını değerlendirmek üzere hızlı bir takvim belirlemiş olan Talwani’nin görev yaptığı alt mahkemeye geri dönüyor. Obama tarafından atanan yargıç, Trump’ın başkanlık kararnamesini özel gruplar tarafından açılan ayrı bir davaya yanıt olarak da engellemişti. Ancak eyaletlerin davasından farklı olarak o karar ülke çapında geçerliydi.
Washington Başsavcısı Nick Brown yaptığı açıklamada, “ABD Yüksek Mahkemesi çoğunluğu, başkanın eylemlerinin demokrasimiz için oluşturduğu vahim tehdidi görmüyor gibi görünüyor. Başkan’ın meşru oyları yasa dışı biçimde bastırma niyetinde varsayımsal hiçbir yön bulunmamaktadır” dedi.
Brown açıklamasına şöyle devam etti: “Neyse ki bugünkü karar başkanın eylemlerinin özünü onaylamamakta, yalnızca eyaletlerin bunlara itiraz etmek için biraz daha beklemesi gerektiğini söylemektedir. Seçimlerimizin dürüstlüğünü korumak ve bu açıkça anayasaya aykırı yetki aşımının yürürlüğe girmesini önlemek için harekete geçmeye hazır durumdayız. Seçimleri başkan değil, eyaletler kontrol eder.”
Karar, yargıçların acil ve zamana duyarlı meselelere doğrudan müdahale ettiği, genellikle sözlü savunmalar olmaksızın sıkıştırılmış bir takvimle işletilen Yüksek Mahkemenin acil dava listesinde Başkan’ın kazandığı son başarı niteliğini taşıyor.
Demokratların yönetimindeki eyaletler, Yüksek Mahkemeye dava açmak için beklemeye zorlanmalarının “mantıklı olmayacağını” iletmişti. Eyaletler, politikaların sonuçta hukuka aykırı olacağını ve kasım ayındaki seçimlerden önce mahkemeleri bunu engellemeye ikna etmek için yeterli zamana sahip olamayacaklarını belirtiyor.
Eyaletler mahkemeye sundukları metinde, “Hata riskinin yüksek olması ve hataları düzeltmek için tanınan sürenin kısıtlılığı nedeniyle, posta yoluyla oy kullanmaya güvenen milyonlarca seçmenin birçoğu (özellikle engelli seçmenler ve kırsal alanlardakiler) muhtemelen posta yoluyla oy pusulasından mahrum kalacak ve bunun sonucunda oy hakkını kaybedecektir. Çok daha fazla seçmenin ise kafası karışacaktır” ifadelerini kullandı.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi7 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Asya7 gün önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik












