Diplomasi
Washington, Japonya ve Filipinler ile yeni Camp David’e hazırlanıyor

ABD Başkanı Joe Biden 10 gün içinde Japonya Başbakanı Fumio Kishida ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jnr ile Washington’da bir araya gelerek Asyalı müttefikleriyle Pekin’in etkisine karşı koyma çabalarını pekiştirecek.
Beyaz Saray, ilk ABD-Japonya-Filipinler zirvesinin sadece üçlü güvenlik, ekonomik ve teknolojik bağları değil, aynı zamanda “Hint-Pasifik ve dünya çapında barış ve güvenlik” konusundaki işbirliğini de geliştireceğini savundu.
Zirve, Güney Çin Denizi’nde Filipinlerle Çin arasındaki anlaşmazlıkların ve Tayvan Boğazı’ndaki gerginliklerin yükseldiği bir dönemde gerçekleşecek.
Analistlere göre toplantı aynı zamanda ABD ve anlaşmalı iki müttefiki için üçlü savunma düzenlemesini kurumsallaştırma ve Çin’e karşı bir güvenlik bağlarını daha da derinleştirme ‘fırsatı’ sunacak.
Çin’i çevreleme girişimlerinin son hamlesi
Pekin’in bu zirveyi, geçtiğimiz ağustos ayında ABD’nin ev sahipliğinde Japonya ve Güney Kore ile yapılan ve daha yakın güvenlik ortaklıklarını tetikleyen tarihi üçlü zirvenin yapıldığı Camp David’in bir benzeri olarak görmesi bekleniyor.
Nanjing Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Okulu dekanı Zhu Feng, South China Morning Post’a verdiği demeçte, Pekin’in 11 Nisan’daki zirveyi sadece ağustostakinin devamı ve uzantısı olarak değil, aynı zamanda ABD’nin Avustralya ve Birleşik Krallık’la yaptığı AUKUS gibi Çin’e karşı savunma ortaklıkları kurmaya yönelik son girişimi olarak görebileceğini söyledi.
Zhu Feng, “Çin’in bakış açısına göre nisan ayındaki liderler toplantısı, Washington’un Güney Çin Denizi’ndeki stratejik müdahalesini genişletmek için yaptığı jeopolitik hamlelerden biri” değerlendirmesinde bulundu ve Washington’un Çin’i toplu olarak çevrelemek için küçük bölgesel ittifaklar kurmaya hevesli olduğunu da sözlerine ekledi.
Zhu, önümüzdeki toplantının, kasım ayında San Francisco’da uzun zamandır beklenen ABD-Çin zirvesi ve o zamandan beri devam eden üst düzey diyaloglara rağmen Washington’un Pekin’i stratejik olarak çevrelemeye kararlılıkla devam etmesinin bir kanıtı olduğunu söyledi.
Üçlü savunma işbirliği
Zirve, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Washington’un “sarsılmaz kararlılığını” teyit etmek üzere geçen hafta Manila’ya gittiği sırada duyuruldu.
Ziyaret sırasında düzenlenen ortak basın brifinginde Blinken ve Filipinli mevkidaşı Enrique Manalo, üç liderin deniz güvenliği de dahil olmak üzere mevcut Filipin-ABD ve Filipin-Japonya ikili işbirliğinin tamamlayıcı unsurlarından “faydalanmayı” hedeflediklerini söyledi.
Blinken ayrıca Japonya ile üçlü bir ilişkinin “[Hint-Pasifik’te] daha da fazla istikrarın sağlanması ve barışın derinleştirilmesi için çok önemli bir platform” olacağını savundu.
Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nde (NTU) kamu politikaları ve küresel ilişkiler alanında doçent olan Kei Koga’ya göre Pekin’in tepkisi muhtemelen zirvenin sonucuna göre şekillenecek.
South China Morning Post’a konuşan Kei Koga, zirvenin diyalogla sınırlı kalması halinde olumsuz bir diplomatik tepkinin ortaya çıkabileceğini, ancak Güney Çin Denizi’nde daha fazla deniz işbirliği yapılacağına dair sinyaller alınması halinde daha güçlü bir tepkinin beklenebileceğini söyledi.
Çin ayrıca “denizdeki varlığını geçici olarak artırarak bu üçlü girişimlerin ne derece ciddi olabileceğini test edebilir” diye ekledi.
ABD, Japonya ve Filipinler’in halihazırda ikili savunma ilişkilerini geliştirdiği bir ortamda üçlü işbirliğini resmileştirmek için bu zirvede adım atacağı düşünülüyor.
Manila merkezli Uluslararası Kalkınma ve Güvenlik İşbirliği (IDSC) adlı düşünce kuruluşunun kurucu başkanı ve güvenlik stratejisti Chester Cabalza, önümüzdeki zirvenin birlikte çalışabilirliği geliştirmek amacıyla “üçlü bir savunma düzenlemesini resmileştirmek için en uygun zaman” olabileceğini söyledi.
Cabalza, “Ortaya çıkan bu üçlü, karşılıklı güven ve ortak tehdide dayalı savunma bağlarını derinleştirmek üzere bir stratejik ittifaklar ağı oluşturmak için kesinlikle yeni parametreler belirleyecektir” dedi.
Washington, Japonya-Filipinler savunma bağlarını teşvik ediyor
Japonya-Filipinler ilişkileri son yıllarda Washington’ın teşvikiyle daha da yakınlaştı ve Tokyo, Manila’nın ekonomik ve kalkınma girişimlerinin ana bağışçılarından biri oldu. Japonya’nın ilk denizaşırı güvenlik yardımı projesi de kasım ayında açıklanan kıyı radar sistemlerini güçlendirmeye yönelik 4 milyon ABD doları tutarındaki hibe ile Filipinler’e gitti.
Tokyo ve Manila ayrıca orduları için ortak tatbikat ve eğitimlerin önünü açabilecek karşılıklı bir erişim anlaşması üzerinde de görüşüyor. Bu anlaşma, İngiltere ve Avustralya’dan sonra Japonya için üçüncü anlaşma olacak.
Manila’nın halihazırda Washington ile 1999 yılında yürürlüğe giren ve ABD tarafının Filipinler’de ortak askeri tatbikat ve operasyonlara ev sahipliği yapmasına olanak tanıyan Ziyaret Kuvvetler Anlaşması kapsamında böyle bir anlaşması bulunuyor.
2014 yılında imzalanan Geliştirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması, ABD’nin Filipinler’deki askeri üslere erişimini genişletmenin yanı sıra, ABD askeri güçlerinin Filipinler’deki daimi olmayan varlığını da artırdı.
Çin Ulusal Güney Çin Denizi Araştırmaları Enstitüsü’nde yardımcı araştırma görevlisi olan Ding Duo, “daha önemli güvenlik ve savunma işbirliğini” ilerletmek için üçlü bir mekanizmanın oluşturulacağını tahmin ettiğini söyledi.
“Daha fazla ortak hava ve deniz devriyesi, askeri tatbikatların sıklığının artırılması, ekipman ve finansman için daha fazla destek ve Tayvan krizi söz konusu olduğunda silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasını içerebilir” diyen Ding, askeri yeteneklerin daha derin entegrasyonunun muhtemel olduğunu da sözlerine ekledi.
‘Bölgedeki gerginliği daha da artıracaktır’
Analistlere göre, zirvenin Çin için iyi bir haber olmayacağı ‘kesin’.
Hem Manila hem de Tokyo’nun Pekin ile sırasıyla Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi’nde toprak anlaşmazlıkları var. Bu arada ABD, bölgedeki müttefikleri aracılığıyla Çin’in etkisini bastırmaya ve ihtilaflı bölgelerde Çin’e karşı bölge ülkelerini ‘cesaretlendirmeye’ devam ediyor.
Pekin Washington’ın Hint-Pasifik’te bu stratejisini ‘çevreleme’ girişimi olarak nitelendirmiş, Beyaz Saray ise böyle bir niyetinin olmadığını savunmuştu.
Uzmanlar, bu zirve sonrası üçlünün tartışmalı su yolları ve Tayvan Boğazı konusunda Çin’e baskı uygulamak için hareketlerini koordine etmelerinin muhtemel olduğunu söyledi.
Ancak analistler, ortaya çıkan bloğun bölgedeki gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulundu.
Çin Ulusal Güney Çin Denizi Araştırmaları Enstitüsü’nden Ding, Çin’i hedef alan böyle bir bölgesel güvenlik ve savunma ortaklıkları ağının bölgesel bağları daha da gereceğini ve denizlerde sürtüşme riskini artıracağını söyledi.
Ding, ittifakın Çin’i egemenlik haklarını savunmaktan caydırmayacağını ancak başka kaygıları olduğunu belirtti.
Ding, “Pekin, bu tür ittifaklar gibi soğuk savaş benzeri blok çatışmalarının geri dönmesinden daha çok endişe duyuyor, bu da Hint-Pasifik’teki jeopolitik bölünmeleri ve antagonizmaları şiddetlendirecek ve sonuçlarına bölge katlanmak zorunda kalacak” dedi.
Başkanlık seçimleri öncesi
Analistlere göre, zirvenin arkasındaki bir diğer itici güç de ABD ve Japonya’da yaklaşan başkanlık seçimleri ve bu ülkelerdeki iktidarların yakında el değiştirebilecek olması.
Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde Biden ile selefi Donald Trump arasında bir rövanş mücadelesi yaşanacakken, Kishida’nın iktidardaki Liberal Demokrat Parti’deki liderliği, parti içi bağış toplama skandalı nedeniyle eylül ayında yapılacak bir oylamada test edilecek.
Singapur’dan Kei Koga, “Bu üçlü çerçeveleri kurumsallaştırarak, liderlik değişiminden etkilenmeyecek şekilde ilişkiyi sağlamlaştırmayı amaçlıyorlar” dedi.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









