Bizi Takip Edin

Diplomasi

Hindistan Petrol Bakanı Puri, ‘Rus petrolünü aklama’ iddialarına yanıt verdi

Yayınlanma

Hindistan Petrol Bakanı Hardeep Singh Puri, ülkesinin Rus petrolü için bir “aklama merkezi” olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Puri, Hindistan’ın bu adımıyla küresel petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara yükselmesinin önüne geçildiğini savundu.

Hindistan Petrol ve Doğalğaz Bakanı Hardeep Singh Puri, ülkesinin Rus petrolü alımında tüm uluslararası gerekliliklere uyduğunu belirtti.

Puri, Hindistan hükümetinin Rusya’dan enerji alımını sürdürme kararının, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından küresel petrol fiyatlarında yaşanacak keskin bir artışı engellediğini ifade etti.

“Hindistan, Rus petrolü için ‘aklama merkezi’ değil”

Puri, The Hindu gazetesi için kaleme aldığı makalede, “Bazı eleştirmenler Hindistan’ın Rus petrolü için bir ‘aklama merkezi’ haline geldiğini iddia ediyor. Bu, gerçeğin çok uzağında,” diye yazdı.

Hindistan’ın Ukrayna’daki savaştan çok önce, on yıllardır petrol ürünleri ihracatında dördüncü sırada yer aldığını belirten Puri, “Dahası, Avrupa’nın kendisi de Rus ham petrolüne yasak getirdikten sonra Hint yakıtına yöneldi,” diye ekledi.

Beyaz Saray danışmanı Peter Navarro, geçen hafta Hindistan’ın “petrol aklama merkezi” haline geldiğini söylemişti.

Navarro, Rusya’dan petrol satın alarak Ukrayna’daki askeri faaliyetlerin devam etmesine dolaylı olarak katkıda bulunduğu gerekçesiyle Hindistan’ı hedef almıştı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de Yeni Delhi’ye ve diğer Rus petrolü ithalatçılarına yönelik sert ifadeler kullanmıştı.

Trump’ın danışmanı Navarro, Hindistan’ı Rus petrolünü “aklamakla” suçladı

“Rus petrolüne yaptırım uygulanmadı”

Bakan Puri, Hindistan’ın Rusya’dan petrol alımını sürdürme kararının “bazı çevrelerde çok fazla gürültüye neden olduğunu” kaydetti.

Puri, İran veya Venezuela petrolünün aksine Rus petrolünün hiçbir zaman yaptırıma maruz kalmadığına dikkati çekti.

Puri, “Petrole yönelik, gelirleri sınırlarken petrol arzını sürdürmek için tasarlanmış bir G7 ve Avrupa Birliği fiyat sınırlaması sistemi bulunuyor. Toplam 18 kısıtlama paketi var ve Hindistan bunların her birine uydu,” diye ekledi.

Puri, Rus petrolü arzı olmasaydı küresel petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara yükseleceğini belirterek, “Hindistan’ın tüm uluslararası normlara uyması, petrol fiyatlarında 200 dolarlık feci bir artışı önledi,” ifadelerini kullandı.

Foreign Policy: Hindistan, ABD’nin yaptırımlarına rağmen Rusya’dan vazgeçmeyecek

Tavan fiyat uygulaması ve ABD’nin gümrük vergisi

G7 ülkeleri, Aralık 2022’de Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulamasını başlattı. Şubat 2023’te ise petrol ürünleri için de kısıtlamalar getirildi.

Bu kapsamda, dizel yakıt için varil başına 100 dolar, iskontolu satılan fuel oil için ise 45 dolar tavan fiyat belirlendi.

G7 ülkelerindeki şirketlerin, belirlenen limitin üzerinde satılan Rus petrolü ve petrol ürünleri için nakliye ve sigorta hizmeti vermesi yasaklandı.

Temmuz ayında ise AB ülkeleri, Rus petrolüne yönelik tavan fiyatı varil başına 47,6 dolara düşürme kararı aldı.

Ağustos sonunda ABD, Rus petrolü alımı nedeniyle Hindistan’a yüzde 25’lik ek gümrük vergisi getirdi. Böylece ABD’ye ihraç edilen Hint mallarına uygulanan toplam gümrük vergisi yüzde 50’ye ulaştı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Randhir Jaiswal, Washington’un eylemlerini “haksız ve yersiz” olarak nitelendirdi.

Bloomberg’in haberine göre, Yeni Delhi’nin henüz misilleme adımları planlamadığı bildirildi.

Navarro ise Hindistan’ın Rus petrolüne ihtiyacı olduğu yönündeki verileri “saçmalık” olarak nitelendirmişti.

Danışman, Ukrayna’da savaşın başladığı 2022’den önce Hindistan’ın Moskova’dan neredeyse hiç petrol almadığını, şimdi ise Rusya’nın toplam ithalattaki payının yüzde 35’e çıktığını belirtmişti.

Reuters’ın haberine göre, Hindistan, ABD’nin gümrük vergilerine rağmen eylül ayında Rus petrolü alımını artırma kararı aldı. Ancak Bloomberg, bu konuda farklı bilgiler aktarmıştı.

Diplomasi

Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.

Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

Macron şöyle konuştu:

“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”

Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.

Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.

Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.

Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.

Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.

Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.

Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.

Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.

Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

Yayınlanma

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.

Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.

ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.

G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.

Açıklama şöyle devam etti:

“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”

Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.

İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.

Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.

Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.

Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.

BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.

Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.

Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

Yayınlanma

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.

Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.

Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.

Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.

ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.

Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.

Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.

Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.

Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English