Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler İran savaşının seçimleri kaybettirmesinden korkuyor

Yayınlanma

ABD’li Cumhuriyetçiler, Başkan Trump’ın İran ile uzlaşma adımlarından memnuniyet duysalar da bu hamlelerin yaklaşan ara seçimlerde ağır bir yenilgiyi engellemek için geç kaldığından endişe ediyor. Parti içindeki hakim görüşe göre savaşın neden olduğu yüksek yaşam maliyeti ve akaryakıt fiyatlarındaki sert artış, seçmenlerin değişim arzusunu tetikleyerek Kongre kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir.

Cumhuriyetçiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile uzlaşmaya yönelik attığı adımlar karşısında bir nebze rahatlamış olsalar da bu önlemlerin, kendilerini ara seçim döngüsündeki ağır bir yenilgiden kurtarmak için çok az ve çok geç kalmış olmasından kaygı duyuyor.

Birçok Cumhuriyetçinin iki haftalık geçici ateşkes ilanını kamuoyu önünde kutlamasının ardında, partinin deneyimli isimleri kasvetli bir siyasi gerçeğe işaret etmeye devam ediyor.

Uzmanlar, kırılgan ateşkes sürse bile savaşın neden olduğu yüksek yaşam maliyeti ve özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışın haftalarca, hatta daha uzun süre etkisini sürdüreceği uyarısında bulunuyor.

Beyaz Saray’a yakın olan ve samimi açıklamalarda bulunabilmek amacıyla kimliğinin gizli tutulmasını isteyen bir yetkili, durumu açık bir dille ifade etti.

Politico’ya konuşan yetkili, “İran’daki bu savaş, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’nin her iki kanadını, yani hem Senato’yu hem de Temsilciler Meclisi’ni kaybedeceğimiz gerçeğini neredeyse kesinleştiriyor” dedi.

Partideki bu endişeler, Cumhuriyetçilerin son dönemdeki bir dizi seçimde beklentilerin altında performans sergilemesiyle daha da derinleşiyor.

Ekonomik meseleler ve cüzdanlarını ilgilendiren konularda kaygılı olan seçmenlerin değişim arzusunda olması, bu korkuları besliyor. Savaş şu an sona erse bile akaryakıt ve diğer emtia fiyatları üzerindeki kalıcı etkilerin devam edeceği öngörülüyor.

Bu durumun, vergi indirimleri veya sınır güvenliği konularını gündeme getirmeye çalışsalar dahi Cumhuriyetçileri seçim meydanlarında savunma yapmaya zorlayacağı belirtiliyor.

Arizona’da uzun süredir görev yapan Cumhuriyetçi stratejist Barrett Marson, “Bu gidişatı düzeltmek için bir anda yön değiştiremeyiz” değerlendirmesini yaptı. Marson ayrıca, kasım seçimleri söz konusu olduğunda zamanın başkanın aleyhine işlediğini kaydetti.

Trump ve üst düzey danışmanları ise son birkaç ayı, “Büyük, Güzel Yasa” (One Big Beautiful Bill) olarak adlandırılan düzenlemeden kaynaklanan politikaların tam olarak yürürlüğe girmesiyle ülkenin bir ekonomik dönüşümün eşiğinde olduğunu savunarak geçirdi.

Ancak buna karşın İran savaşı, başkanı ve müttefiklerini savunma pozisyonuna itti. Savaş, yönetimin ekonomik mesajlarını gölgelerken birçok seçmenin gerçek ekonomik koşullarını daha da kötüleştirdi.

İran, küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı savaşta ABD’ye karşı bir koz olarak kullandı. Bu durum, ülke genelinde akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Beyaz Saray danışmanları, Trump’ın ateşkes ilanının ardından petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüş ile borsadaki toparlanmayı, başkanın vaatlerinin gerçekleştiğinin kanıtı olarak gösteriyor.

Yetkililer ayrıca, “Büyük, Güzel Yasa” kapsamındaki vergi indirimleri dahil olmak üzere ekonomik politikaların faydalarının seçmenler tarafından henüz tam olarak hissedilmediğini savunuyor.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai yaptığı açıklamada, “Enerji piyasaları istikrara kavuşmaya başladıkça, tarihi vergi iadesi çekleri posta yoluyla ulaştıkça ve Trump yönetiminin büyüme odaklı gündeminin geri kalanı yürürlüğe girmeye devam ettikçe, Amerikalılar en iyisinin henüz gelmediğinden emin olabilirler” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Cumhuriyetçilerin bu karamsar bakış açısı, partinin her türlü seçimde Trump’ın gerisinde kalmaya devam ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.

Salı günü gerçekleşen seçimlerde bu eğilimin hızlandığı görüldü. Georgia’da Demokrat Shawn Harris, Cumhuriyetçi Marjorie Taylor Greene’den boşalan koltuk için yapılan özel seçimi 12 puan farkla kaybetti; ancak Harris, Trump’ın 2024’te bu bölgede elde ettiği 37 puanlık devasa farkı ciddi şekilde eritti. Wisconsin’de ise Demokrat eğilimli eyalet yüksek mahkemesi adayı, eyaletteki Cumhuriyetçi kaleleri de kazanarak büyük bir zafer elde etti.

Demokratlar savaş üzerinden Trump’a yüklenmeye devam ederken, savaşın neden olduğu yüksek akaryakıt fiyatlarını kendi temel kampanya odakları olan “karşılanabilirlik” konusunu öne çıkarmak için kullandı.

Demokrat araştırma firması Navigator Research tarafından çarşamba günü yayımlanan anket sonuçlarına göre, seçmenlerin yüzde 65’i Trump’ın ortalama galon başına 4 doların üzerine çıkan akaryakıt fiyatlarını yönetme biçimini onaylamıyor. Katılımcıların yüzde 71’i ise İran’daki savaşın fiyat artışlarına yol açtığına inanıyor.

Cumhuriyetçiler, Demokratların karşılanabilirlik argümanının seçmende karşılık bulduğunu kabul ediyor. Georgia’dan bir Cumhuriyetçi stratejist, dış müdahale konusunda MAGA tabanını da bölen savaşın aslında bir “karşılanabilirlik meselesi” olduğuna dikkat çekti.

Samimi şekilde konuşabilmek için isminin gizli tutulmasını isteyen stratejist, “Trump bu durumu sahiplenmek zorunda kalacak” dedi.

Aynı stratejist ayrıca, “Georgia’daki genel seçmen kitlesini anlayan hiçbir Georgia Cumhuriyetçisinin Trump’ın buraya gelmesini isteyeceğini sanmıyorum” değerlendirmesini yaptı.

Stratejist, özellikle Trump’ın popülaritesinin yüzde 30’ların ortasında olması durumunda, bunun bir “kan gölüne” dönebileceğini de sözlerine ekledi.

New York Times verilerinin ortalamasına göre, Trump’ın mevcut görev onay oranı yüzde 39 seviyesinde bulunuyor.

Buna rağmen bazı Cumhuriyetçi stratejistler, başkanın ekonomiyi ve seçim şanslarını tersine çevirmek için hala vakti olduğu konusunda iyimserliğini koruyor.

Trump’ın salı gecesi yaptığı açıklamanın ardından ABD petrolü, yaklaşık 113 dolarlık zirve seviyesinden 94 dolara gerilese de bu rakam hala savaş öncesi seviyelerin çok üzerinde bulunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt çarşamba günü muhabirlere yaptığı açıklamada, Trump’ın ekonomik politikalarını tanıtmak üzere Arizona ve Nevada’ya seyahat edeceğini bildirdi. Leavitt, bu ziyaretleri duyururken “Başkan’ın politikalarının Amerikan halkına nasıl fayda sağladığına dair kendisinden pek çok şey duyacaksınız” dedi.

Kararsız eyaletlerden birinde aday olan bir Cumhuriyetçi de kasım ayına kadar hala uzun bir süre olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Michigan’daki boş Senato koltuğu için yarışan Cumhuriyetçi Mike Rogers, çarşamba günü Politico’ya verdiği demeçte, karşılanabilirlik konusundaki soru üzerine, “Bu tabloyu düzeltmek için pek çok fırsat var” şeklinde konuştu.

Rogers, “Savaştaki bir ulus olduğunuz her an endişe duyarsınız. Ancak bence halk, başkanın doğru yönde ilerlediğini ve bir terör devletini herkesi tehdit edemeyecek şekilde devre dışı bırakarak başarması gerekeni başardığını hissediyor” dedi.

Salı günkü seçim sonuçlarına da değinen Rogers, bu sonuçlar ile kendi eyaleti arasında bir bağ görmediğini belirterek, “Wisconsin Wisconsindir, Michigan ise Michigan” ifadesini kullandı.

Georgia’dan bir başka Cumhuriyetçi yetkili ise ara seçimlerin İran meselesinden önce de zaten zor geçeceğinin belli olduğunu söyledi. Yetkili, özel seçim sonuçlarının Cumhuriyetçilerin zaten bildiği bir gerçeği doğruladığını belirterek, “Bu da daha önce hiç savaşmadığımız kadar çok savaşmak zorunda kalacağımızdır” dedi.

Aynı yetkili, “Demokrat arkadaşlarımın ve meslektaşlarımın bu durumdan muhtemelen gereğinden fazla anlam çıkardığını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca, “İran’ı işgal etmeden önce de özel seçimleri kaybetmiştik, değil mi? Bu yüzden bunu söylemek gerçekten zor” diyerek görüşlerini tamamladı.

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.

ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.

Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.

Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”

Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.

Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.

Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.

İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.

Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.

Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor

Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.

Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.

Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.

Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.

Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.

Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.

WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.

Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

Yayınlanma

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.

ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.

Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.

Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.

Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.

Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.

Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.

Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.

Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti

Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.

Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.

Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.

Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.

Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.

Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor

Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.

Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.

Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.

Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.

İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.

Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English