Avrupa
AB liderleri enerji krizini tartışırken, Liz Truss istifa etti

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin liderleri, tüm Avrupa’yı etkisi altına alan enerji krizini ve alınacak önlemleri görüşmek üzere Brüksel’de bir araya geldi. Zirveye, yüksek gaz fiyatlarını kontrol altına almak için önerilen tavan fiyat uygulaması tartışması damga vurdu.
Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi sonrası yaptırım kararı alan Avrupa ülkelerinin ekonomileri çökme noktasına gelirken, kara kış öncesi Birliğin en önemli gündemini enerji krizi oluşturuyor. Avrupa’nın yaptırımlarına Rusya lideri Putin’in gazı keserek yanıt vermesi Birlik içerisinde yaptırım politikasının sorgulanmasına da yol açtı.
AB liderleri, iki günlük bu zirvede doğal gaz ve elektrik fiyatlarının durumunu ve enerji arz güvenliğini tartışmak üzere toplandı. Liderlerin tartışacakları diğer ana konu, yüksek enerji fiyatlarından sert şekilde etkilenen bloğun ekonomisinin nasıl korunacağı.
"An important topic to be discussed is how can we support our economy.
We see that we need investment in energy infrastructure, in renewables, in interconnectors, to get into an economy that is future proof and more independent."
— Doorstep by President @vonderleyen at #EUCO pic.twitter.com/t48neThyFf
— European Commission 🇪🇺 (@EU_Commission) October 20, 2022
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya’nın Avrupa’ya enerji yoluyla “sistematik olarak şantaj yapmaya çalıştığını” öne sürerken, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların Putin’e değil, AB vatandaşlarına zarar verdiğini savunuyor.
Ursula von der Leyen, zirveden bir gün önce de, Avrupa’daki enerji krizine yönelik hazırladıkları yeni tedbirleri içeren bir paket açıkladı.
Paket, üye ülkelerin belirli bir miktarı zorunlu olacak biçimde ortak gaz alımı gerçekleşmesine, enerjide zorunlu dayanışma gösterilmesine, likidite sıkıntısı yaşayan enerji firmalarına mali destek sağlanmasına ve yüksek gaz fiyatlarını düşürmek için Avrupa doğal gaz borsalarında acil durumlarda fiyatları sınırlandıracak bir mekanizma kurulmasına yönelik unsurlar içeriyor.
Ayrıca, İspanya ve Portekiz’de uygulanan “elektrik üretiminde kullanılan gaza tavan fiyat” uygulamasının AB genelinde de uygulanıp uygulanamayacağı tartışılıyor.
Tavan fiyat tartışması
Ancak, aralarında Fransa, İtalya, İspanya ve Belçika’nın da bulunduğu AB üyesi 15 ülkenin ithal doğal gaza tavan fiyat uygulamaya yönelik talebi bu tedbir paketinde yer almadı. Almanya ve Hollanda başta olmak üzere bazı ülkeler, bu aşamada doğal gaz fiyatlarına tavan getirilmesi fikrini desteklemiyor. Aksine, bu ülkeler, gaza tavan fiyat getirilmesinin enerji arz güvenliğini riske sokacağı ve özellikle kış aylarında doğal gaz tedarikine zarar verebileceği görüşünde.
AP’ye konuşan üst düzey bir Alman yetkili, Almanya’nın tavan fiyat uygulamasına karşı çıkma konusunda kararlı olduğunu belirtti. Yetkili, “yapay nitelikteki piyasa müdahalelerinin hem doğal gazın mevcudiyeti hem de hükümetler ve tüketiciler için onu kurtarmaya yönelik teşvikler üzerinde olumsuz sonuçları olabileceğini” ifade etti. Hollandalı yetkililerin yorumları da benzer şekilde.
Zirve ile ilgili Euronews’e konuşan bir diplomat, “Tartışmalar yoğun ama bir ülke diğerine karşı değil. Herkesin şüpheleri var ve bunlar meşru” dedi.
AB liderleri enerji gündeminin yanı sıra, Ukrayna savaşını ve Xi Jinping’in üçüncü dönem liderliği sonrası AB-Çin ilişkilerini de ala alacak.
İran İHA’ları için yaptırım
Diğer yandan AB liderleri, İran’a ait insansız hava araçlarını Rusya’ya tedarik eden kuruluşlara yaptırım uygulamayı onayladı. Liderler, Rusya’ya insansız hava aracı teslimatlarından sorumlu üç kişinin ve bir kuruluşun varlıklarının dondurulması konusunda anlaştılar.
Rusya’nın son dönemde İran yapımı Shahed-136 insansız hava araçlarını kullanması üzerine Kiev, Tahran’a daha fazla yaptırım uygulanması çağrısında bulunmuştu.
Liz Truss’un istifası Zirveye damgasını vurdu
Zirveye damga vuran bir diğer gündem de 45 gün önce görevi devralan İngiltere Başbakanı Liz Truss’un istifa etmesi oldu.
Konuyla ilgili konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “bir meslektaşının ayrılmasına üzüldüğünü”, ancak İngiltere’nin “siyasi istikrar” bulacağını umduğunu söyledi.
Macron, savaş ve enerji krizi bağlamında, “Büyük Britanya’nın siyasi istikrarı hızla yeniden kazanmasının” önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












