Asya

ABD füze savunma sistemleri Güney Kore’den ayrıldı: Sırada Filipinler mi var?

Yayınlanma

Güney Kore, füze savunma sistemlerinin çekilmesini durduramadı. Şimdi Manila, gerçekten stratejik bir ortak mı yoksa sadece başka bir tedarik deposu mu olduğunu anlamaya çalışıyor.

ABD, İran’a karşı savaşına destek sağlamak için Güney Kore’den füze savunma sistemlerini çekmeye başladı ve bu durum Filipinler’de Washington’un Asya-Pasifik’e yönelik askeri taahhütleri hakkında yeni soru işaretleri doğurdu.

Patriot bataryalarının Kore yarımadasından transferi ve bir THAAD füze savunma sisteminin parçalarının da taşındığına dair haberler, ABD’nin Filipinler’deki askeri varlığını doğrudan etkilemedi. Ancak bu olay, Manila’da ABD’nin savunma güvencesi konusunda soru işaretleri yarattı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung salı günü yaptığı açıklamada, Seul yönetiminin transferi resmen protesto ettiğini ancak durduramadığını doğruladı.

“ABD güçlerinin buradaki bazı hava savunma bataryalarını kendi askeri ihtiyaçları için yeniden konuşlandırmasına karşı olduğumuzu ifade ettik,” dedi.

Lee, Seul’un pazarlık gücünün sınırlarını kabul ederek, Washington’un kendi askeri varlıklarını taşımaya karar vermesi durumunda Güney Kore’nin itirazlarının ancak bir yere kadar etkili olabildiğinin “açık bir gerçeklik” olduğunu söyledi. Ancak, çekilmenin Güney’in Kuzey Kore’ye karşı savunmasında bir zafiyet yaratmadığı konusunda halkı rahatlatmaya çalıştı.

Dünyanın en güçlendirilmiş sınırı boyunca on binlerce daimi konuşlu ABD askerine ev sahipliği yapan Güney Kore, Washington’ın kendi ihtiyaçlarına göre hareket etmesini engelleyemiyorsa, bu Filipinler için de ABD’nin ittifak garantisini tartışmalı hale getirebilir.

Güney Kore, Pentagon’un hızlı bir şekilde hareket kabiliyeti yüksek sistemlere ihtiyaç duyduğunda ilk başvurduğu türden bir yer. Açıkça taşınmak üzere tasarlanmış Patriot bataryaları da dahil olmak üzere, büyük miktarda daimi olarak konuşlandırılmış ABD askeri teçhizatına ev sahipliği yapıyor. Kore yarımadası, bir anlamda, ABD için iyi stoklanmış bir stratejik depo.

Bu arada Filipinler ise, acil durumlarda yeniden konuşlandırma için kolay bir kaynak haline getirecek türden ağır, daimi bir güç yoğunlaşmasına ev sahipliği yapmıyor.

İkili Geliştirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması kapsamında Washington, takımadalar genelinde belirlenmiş alanlara dönüşümlü asker yerleştiriyor ve teçhizat ön konuşlandırması yapıyor; bu, erişim ve operasyonel esneklik etrafında inşa edilmiş bir duruş biçimi.

“Washington’un füze savunma varlıklarına hızlıca ihtiyacı olsaydı, Güney Kore daha makul bir kaynak olurdu,” yorumunu yaptı savunma politikası üzerine çalışan Central Lancashire Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Sylwia Monika Gorska.

South China Morning Post’a konuşan Gorska, “ABD, Kuzey Kore balistik füzelerine karşı katmanlı füze savunma sisteminin bir parçası olarak orada Patriot bataryaları bulunduruyor ve bu sistemler hareketli olacak şekilde tasarlandı” diye ekledi.

Analistler, Filipinler’in de ABD stratejisi için bir o kadar önemli hale geldiğini söylüyor.

Washington, takımadalar genelinde askeri bir varlık oluşturmak için yıllar harcadı; bu varlık şu anda Luzon Boğazı, Güney Çin Denizi ve herhangi bir Tayvan senaryosu için yapılan planlamaların temelini oluşturuyor.

“Filipinler, son dönemdeki ABD caydırıcılık planlamalarında daha az değil, daha fazla önem kazandı,” görüşünde Paris Dauphine Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan güvenlik analisti Arnaud Leveau.

Ancak uzmanlara göre bu esneklik “iki ucu keskin bir kılıç” niteliğinde: “Hedef alınması zor olan kabiliyetler, doğaları gereği, bir yere sabitlenmeleri de zor olan kabiliyetlerdir”.

“Filipinler’in sağladığı şey, ek bir operasyonel katmandır; Kuzeydoğu Asya’daki ana güç merkezlerinin yerini almak yerine, bir düşmanın planlamasını karmaşıklaştıran dağınık konuşlandırmalara izin verir,” dedi Gorska.

ABD’nin Asya’daki askeri gücü Japonya ve Güney Kore’de yoğunlaşmış durumda. Filipinler stratejik bir dış yay oluşturuyor, ancak bu yay esneyecek şekilde tasarlanmış.

Leveau, ciddi bir baskı altında Washington’un büyük olasılıkla toptan bir geri çekilme yerine seçici bir yeniden dengeleme yoluna gideceğini, stratejik çekirdeği bozulmadan korurken en taşınabilir varlıkları kaydıracağını söyledi.

“Duruş muhtemelen kıyıda köşede daha yalın hale gelir, ancak özünde sağlam kalır,” dedi.

Öte yandan a”nalistler, Amerikan füze stoklarının azaldığını, diğer harekat alanlarındaki çatışmaların savunma yüklenicilerinin stokları yenileyebileceğinden daha hızlı bir şekilde stokları tükettiğini söylüyor.

Tayvan merkezli güvenlik analisti Sasha Chhabra, İran’daki savaş devam ettikçe, ABD’nin mühimmat stokları üzerindeki baskının artacağını ve Washington’un Asya’daki caydırma kapasitesinin azalacağını söyledi.

“Uzun vadede, 50.000 dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 4 milyon dolarlık füzeler kullanma mantığını düşünmemiz gerekiyor,” diyen Chhabra, Asyalı müttefikleri kritik mühimmatların ortak üretimini hızlandırmaya çağırdı.

“Ne de olsa, savunması ABD önleme füzelerine bağlı olan bir müttefik, ancak arkasındaki tedarik zinciri kadar güvendedir ve bu tedarik zinciri artık ciddi bir baskı altında” dedi.

Güvenlik uzmanı ve Bölgesel Güvenlik Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun CEO’su Chris Gardiner, somut bir örnek sundu.

Füze tedarikine büyük yatırım yapan yakın bir ABD müttefiki olan Avustralya, Amerikan stoklarına İran harekat alanı için öncelik verildiği için teslimatlarının şimdiden geciktiğini gördü.

Gardiner, “İran’la çatışmaya giren ABD, İran’ı yenmek zorunda ve bu nedenle mühimmat ve malzemeyi bu amaçla yönlendirmek önceliktir” dedi.

Uzmanlara göre, kendi ABD füze sistemi tedarikini hızla genişleten Filipinler de benzer bir olay beklemelidir.

Washington, Kore’deki yeniden konuşlandırmayı lojistik bir karar olarak görebilir, ancak analistler Pekin’in bunu politik bir karar olarak ele alacağını söylüyor.

Analistlere göre, Filipinler için sorunun özü tam olarak bu: ABD askeri varlığındaki ne kadar sınırlı olursa olsun görünür herhangi bir değişiklik, Amerika’nın Asya’ya yönelik taahhütlerine gerçekten güvenilip güvenilemeyeceğine dair daha geniş bilgi savaşında cephane haline geliyor.

Leveau, yeniden konuşlandırmanın ya ABD’nin aşırı genişlemesinin bir hikayesi olarak ya da Ortadoğu’da savaşıp aynı anda Asya’da hattı tutabilecek kadar geniş ve hareketli bir orduya sahip, rakipsiz Amerikan gücünün bir hikayesi olarak okunabileceğini söyledi.

Her iki durumda da, bölge için politik mesajın “açık” olduğunu belirtti: “Asyalı müttefikler, ABD kaynaklarının sonsuza kadar mevcut olduğunu varsayamazlar.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version