Bizi Takip Edin

Asya

ABD füze savunma sistemleri Güney Kore’den ayrıldı: Sırada Filipinler mi var?

Yayınlanma

Güney Kore, füze savunma sistemlerinin çekilmesini durduramadı. Şimdi Manila, gerçekten stratejik bir ortak mı yoksa sadece başka bir tedarik deposu mu olduğunu anlamaya çalışıyor.

ABD, İran’a karşı savaşına destek sağlamak için Güney Kore’den füze savunma sistemlerini çekmeye başladı ve bu durum Filipinler’de Washington’un Asya-Pasifik’e yönelik askeri taahhütleri hakkında yeni soru işaretleri doğurdu.

Patriot bataryalarının Kore yarımadasından transferi ve bir THAAD füze savunma sisteminin parçalarının da taşındığına dair haberler, ABD’nin Filipinler’deki askeri varlığını doğrudan etkilemedi. Ancak bu olay, Manila’da ABD’nin savunma güvencesi konusunda soru işaretleri yarattı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung salı günü yaptığı açıklamada, Seul yönetiminin transferi resmen protesto ettiğini ancak durduramadığını doğruladı.

“ABD güçlerinin buradaki bazı hava savunma bataryalarını kendi askeri ihtiyaçları için yeniden konuşlandırmasına karşı olduğumuzu ifade ettik,” dedi.

Lee, Seul’un pazarlık gücünün sınırlarını kabul ederek, Washington’un kendi askeri varlıklarını taşımaya karar vermesi durumunda Güney Kore’nin itirazlarının ancak bir yere kadar etkili olabildiğinin “açık bir gerçeklik” olduğunu söyledi. Ancak, çekilmenin Güney’in Kuzey Kore’ye karşı savunmasında bir zafiyet yaratmadığı konusunda halkı rahatlatmaya çalıştı.

Dünyanın en güçlendirilmiş sınırı boyunca on binlerce daimi konuşlu ABD askerine ev sahipliği yapan Güney Kore, Washington’ın kendi ihtiyaçlarına göre hareket etmesini engelleyemiyorsa, bu Filipinler için de ABD’nin ittifak garantisini tartışmalı hale getirebilir.

Güney Kore, Pentagon’un hızlı bir şekilde hareket kabiliyeti yüksek sistemlere ihtiyaç duyduğunda ilk başvurduğu türden bir yer. Açıkça taşınmak üzere tasarlanmış Patriot bataryaları da dahil olmak üzere, büyük miktarda daimi olarak konuşlandırılmış ABD askeri teçhizatına ev sahipliği yapıyor. Kore yarımadası, bir anlamda, ABD için iyi stoklanmış bir stratejik depo.

Bu arada Filipinler ise, acil durumlarda yeniden konuşlandırma için kolay bir kaynak haline getirecek türden ağır, daimi bir güç yoğunlaşmasına ev sahipliği yapmıyor.

İkili Geliştirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması kapsamında Washington, takımadalar genelinde belirlenmiş alanlara dönüşümlü asker yerleştiriyor ve teçhizat ön konuşlandırması yapıyor; bu, erişim ve operasyonel esneklik etrafında inşa edilmiş bir duruş biçimi.

“Washington’un füze savunma varlıklarına hızlıca ihtiyacı olsaydı, Güney Kore daha makul bir kaynak olurdu,” yorumunu yaptı savunma politikası üzerine çalışan Central Lancashire Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Sylwia Monika Gorska.

South China Morning Post’a konuşan Gorska, “ABD, Kuzey Kore balistik füzelerine karşı katmanlı füze savunma sisteminin bir parçası olarak orada Patriot bataryaları bulunduruyor ve bu sistemler hareketli olacak şekilde tasarlandı” diye ekledi.

Analistler, Filipinler’in de ABD stratejisi için bir o kadar önemli hale geldiğini söylüyor.

Washington, takımadalar genelinde askeri bir varlık oluşturmak için yıllar harcadı; bu varlık şu anda Luzon Boğazı, Güney Çin Denizi ve herhangi bir Tayvan senaryosu için yapılan planlamaların temelini oluşturuyor.

“Filipinler, son dönemdeki ABD caydırıcılık planlamalarında daha az değil, daha fazla önem kazandı,” görüşünde Paris Dauphine Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan güvenlik analisti Arnaud Leveau.

Ancak uzmanlara göre bu esneklik “iki ucu keskin bir kılıç” niteliğinde: “Hedef alınması zor olan kabiliyetler, doğaları gereği, bir yere sabitlenmeleri de zor olan kabiliyetlerdir”.

“Filipinler’in sağladığı şey, ek bir operasyonel katmandır; Kuzeydoğu Asya’daki ana güç merkezlerinin yerini almak yerine, bir düşmanın planlamasını karmaşıklaştıran dağınık konuşlandırmalara izin verir,” dedi Gorska.

ABD’nin Asya’daki askeri gücü Japonya ve Güney Kore’de yoğunlaşmış durumda. Filipinler stratejik bir dış yay oluşturuyor, ancak bu yay esneyecek şekilde tasarlanmış.

Leveau, ciddi bir baskı altında Washington’un büyük olasılıkla toptan bir geri çekilme yerine seçici bir yeniden dengeleme yoluna gideceğini, stratejik çekirdeği bozulmadan korurken en taşınabilir varlıkları kaydıracağını söyledi.

“Duruş muhtemelen kıyıda köşede daha yalın hale gelir, ancak özünde sağlam kalır,” dedi.

Öte yandan a”nalistler, Amerikan füze stoklarının azaldığını, diğer harekat alanlarındaki çatışmaların savunma yüklenicilerinin stokları yenileyebileceğinden daha hızlı bir şekilde stokları tükettiğini söylüyor.

Tayvan merkezli güvenlik analisti Sasha Chhabra, İran’daki savaş devam ettikçe, ABD’nin mühimmat stokları üzerindeki baskının artacağını ve Washington’un Asya’daki caydırma kapasitesinin azalacağını söyledi.

“Uzun vadede, 50.000 dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 4 milyon dolarlık füzeler kullanma mantığını düşünmemiz gerekiyor,” diyen Chhabra, Asyalı müttefikleri kritik mühimmatların ortak üretimini hızlandırmaya çağırdı.

“Ne de olsa, savunması ABD önleme füzelerine bağlı olan bir müttefik, ancak arkasındaki tedarik zinciri kadar güvendedir ve bu tedarik zinciri artık ciddi bir baskı altında” dedi.

Güvenlik uzmanı ve Bölgesel Güvenlik Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun CEO’su Chris Gardiner, somut bir örnek sundu.

Füze tedarikine büyük yatırım yapan yakın bir ABD müttefiki olan Avustralya, Amerikan stoklarına İran harekat alanı için öncelik verildiği için teslimatlarının şimdiden geciktiğini gördü.

Gardiner, “İran’la çatışmaya giren ABD, İran’ı yenmek zorunda ve bu nedenle mühimmat ve malzemeyi bu amaçla yönlendirmek önceliktir” dedi.

Uzmanlara göre, kendi ABD füze sistemi tedarikini hızla genişleten Filipinler de benzer bir olay beklemelidir.

Washington, Kore’deki yeniden konuşlandırmayı lojistik bir karar olarak görebilir, ancak analistler Pekin’in bunu politik bir karar olarak ele alacağını söylüyor.

Analistlere göre, Filipinler için sorunun özü tam olarak bu: ABD askeri varlığındaki ne kadar sınırlı olursa olsun görünür herhangi bir değişiklik, Amerika’nın Asya’ya yönelik taahhütlerine gerçekten güvenilip güvenilemeyeceğine dair daha geniş bilgi savaşında cephane haline geliyor.

Leveau, yeniden konuşlandırmanın ya ABD’nin aşırı genişlemesinin bir hikayesi olarak ya da Ortadoğu’da savaşıp aynı anda Asya’da hattı tutabilecek kadar geniş ve hareketli bir orduya sahip, rakipsiz Amerikan gücünün bir hikayesi olarak okunabileceğini söyledi.

Her iki durumda da, bölge için politik mesajın “açık” olduğunu belirtti: “Asyalı müttefikler, ABD kaynaklarının sonsuza kadar mevcut olduğunu varsayamazlar.”

Asya

Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Yayınlanma

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.

Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.

Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.

Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.

South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:

Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?

Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.

Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.

Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.

Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.

Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.

Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.

Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?

UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.

Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.

Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.

Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.

Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.

Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?

Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.

Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.

Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.

Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.

Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.

Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.

Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English