Ortadoğu
ABD ve Suudi Arabistan Irak’ta Haşdi Şabi üslerini ortak hava harekatıyla vurdu

ABD ve Suudi Arabistan orduları, çarşamba sabahı Irak’ın en az yedi vilayetinde Halk Seferberlik Güçlerine (Haşdi Şabi) ait üs ile silah depolarını kapsayan koordineli hava saldırıları düzenledi. Haşdi Şabi, bombardımanda ilk belirlemelere göre 20 mensubunun yaşamını yitirdiğini, 32 kişinin yaralandığını açıklarken operasyonun bilançosunun sahadaki incelemelerin ardından kesinleşeceğini bildirdi.
ABD ve Suudi Arabistan orduları, çarşamba sabahı Irak genelinde Halk Seferberlik Güçlerine (Haşdi Şabi) ait üsler, lojistik merkezler ve silah depolarına koordineli hava saldırıları gerçekleştirdi.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), yaptıkları ayrı açıklamalarda ortak askeri operasyonu doğruladı. Riyad ve Washington yönetimleri, İran ile bağlantılı olduğunu ileri sürdükleri silahlı grupların ABD birlikleri ile Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik son saldırılardan sorumlu olduğunu savundu.
Can kaybı 20’ye yükseldi
Rudaw’ın aktardığı bilgilere göre Haşdi Şabi, bombardımanın bilançosuna dair yaptığı ilk açıklamada Ninova vilayetinde sekiz mensubunun yaşamını yitirdiğini, dört mensubunun ise yaralandığını duyurdu. Kurum tarafından daha sonra yayımlanan ikinci açıklamada ise toplam can kaybının 20’ye, yaralı sayısının 32’ye yükseldiği kaydedildi.
Haşdi Şabi, hava harekatının Bağdat, Vasıt, Ninova, Basra, Kerkük, Kerbela ve Diyala’nın da aralarında bulunduğu en az yedi vilayeti kapsadığını bildirdi. Bombardıman neticesinde üslerin, araçların ve askeri teçhizatın hasar gördüğü açıklandı.
Saha hasarının saptanması ve bilgilerin doğrulanması amacıyla özel komisyonların incelemelerini sürdürdüğü kaydedildi. Kamuoyuyla paylaşılan can kaybı ve yaralı sayısının ön tespit niteliği taşıdığı, arama çalışmaları ile saha raporlarının tamamlanmasıyla bilançonun ağırlaşabileceği vurgulandı.
Riyad İHA saldırılarını gerekçe gösterdi
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, CENTCOM ile koordinasyon içerisinde belirlenen hedeflerin vurulduğunu açıkladı. Maliki, hedef alınan noktaların Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi ile başkent Riyad’daki petrol tesislerine yönelik son insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, söz konusu saldırılarda kullanılan İHA’ların Irak topraklarından fırlatıldığını iddia etti.
Riyad yönetimi, bölgedeki gerilimi tırmandırma amacı taşımadığını duyurmakla birlikte Suudi Arabistan’a yöneltilecek her türlü saldırıya karşılık verileceğini kaydetti. CENTCOM ise ABD ve Suudi savaş uçaklarının Irak’taki lojistik üsler ile silah depolarını hedef aldığını doğruladı.
Saldırıların Basra ve Vasıt hatlarındaki dökümü
Iraklı kaynaklar, en yoğun bombardımanın Basra vilayetinde meydana geldiğini aktardı. Haşdi Şabi’nin ed-Deyr bölgesindeki operasyon merkezi ile silah depolarının hedef alındığı kaydedildi. El-Hadath’ın da aralarında yer aldığı Arap yayın organları, bölgeye çok sayıda hava saldırısı düzenlendiğini ve yaralıların bulunduğunu bildirdi. Güvenlik kamerası kayıtlarında bölgede sıralı patlamaların yaşandığı görüldü.
Haşdi Şabi Basra Operasyon Komutanlığı, karargah çevresine üç hava saldırısı yapıldığını, iki füzenin ise yakındaki alanlara düştüğünü duyurdu.
Vasıt vilayetinin es-Suveyre bölgesindeki üsler ile silah depolarının da vurulduğu, hedef alınan mevkiler arasında el-Feth el-Mübin Üssü’nün yer aldığı belirtildi. İlk raporlarda Babil vilayetindeki Haşdi Şabi mevzilerinin ve Cürf en-Nasr bölgesindeki bazı noktaların da hedef alındığı öne sürüldü. Haşdi Şabi’nin son açıklaması bombardımanın Bağdat, Diyala, Kerkük ve Kerbela hattına yayıldığını kesinleştirdi.
Irak egemenliği ve direniş gruplarının uyarısı
Haşdi Şabi, ABD ve Suudi Arabistan’ın ortak harekatını “son derece tehlikeli bir tırmanış” şeklinde niteledi. Açıklamada bombardımanın Irak’ın egemenliğini ihlal ettiği ve ülkenin resmi güvenlik kurumlarını doğrudan hedef aldığı vurgulandı.
Askeri operasyon, Iraklı direniş gruplarının Suudi Arabistan’ı Irak topraklarına yönelik olası bir askeri harekata karşı uyarmasının ardından gerçekleşti. Irak İslami Direnişi, pazartesi günü yayımladığı metinde Suudi petrol tesislerine düzenlenen saldırılarla ilişkisi bulunduğu iddiasını reddederek Riyad’ın suçlamalarını “asılsız” olarak tanımlamıştı.
Irak İslami Direnişi açıklamasında, “Bu asılsız iddialar, Suudi yönetiminin Yemen direniş güçlerinin ülke derinliklerindeki altyapıya yönelik son derece etkili operasyonlarına karşılık vermekteki başarısızlığını örtme girişiminden başka bir şey değildir” ifadesine yer vermişti.
Grup ayrıca şu uyarıyı kaydetmişti: “Suudi yönetimini açık biçimde uyarıyoruz. Atacağı herhangi bir düşüncesiz adım, kendisine derin pişmanlık yaşatacak kararlı bir karşılıkla karşılanacaktır.”
Irak İslami Direnişi, Suudi Arabistan yönetimine Irak’ı suçlamak yerine Yemen halkına uygulanan ablukayı kaldırma çağrısında bulunmuştu.
Ortadoğu
Suudi Arabistan’da enerji sahalarına saldırı: Tesisler kapatıldı

Suudi Arabistan’ın güneyindeki enerji tesisleri, Husilerin sabah saatlerinde düzenlediği saldırıların ardından üretimini durdurdu. Resmi makamlar, Abha, Cizan ve Necran gibi kentleri kapsayan saldırılarda 73 kişinin yaralandığını duyurdu.
Suudi Arabistan’ın güneyinde yer alan bazı enerji tesisleri, düzenlenen saldırıların ardından faaliyetlerini geçici olarak durdurdu.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’ya konuşan Enerji Bakanlığı yetkilisi, tesislerin 8 Eylül Salı sabahı hedef alındığını ve vuruş noktalarında yangın çıktığını duyurdu.
Yetkili, saldırılarda yaralanan kişilere gerekli tıbbi müdahalenin yapıldığını belirtirken hangi tesislerin doğrudan hedef kaldığına dair ayrıntı paylaşmadı.
Bloomberg ise, Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ile ulusal petrol şirketi Saudi Aramco’nun konuya ilişkin ilave açıklama yapmaktan kaçındığını aktardı.
Saldırıları kınayan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Sanaa hükümetine bağlı Yemen Silahlı Kuvvetlerinin Abha, Hamis Müşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki hedeflere yöneldiğini açıkladı.
Riyad yönetiminin paylaştığı resmi verilere göre, 73 kişi saldırılarda yaralandı.
Bloomberg, ülkenin güneybatısına yönelik bu hamlelerin, Sanaa hükümetinin temmuz ayı sonunda Suudi petrol akışını engelleme tehdidinin peşi sıra geldiğine dikkat çekti.
Sanaa hükümeti, söz konusu abluka girişimini, Suudi Arabistan’ın yaklaşık 12 yıldır sürdürdüğünü savundukları “haksız ve baskıcı kuşatmaya” karşı bir yanıt olarak nitelendirmişti.
Yemenliler son dönemde Suudi Arabistan’a ait gemileri, havalimanlarını ve petrol altyapısını düzenli biçimde hedef alıyor.
Temmuz ayı sonunda Saudi Aramco’nun Cidde’de yer alan günlük 400 bin varil kapasiteli rafinerisi, düzenlenen saldırıların ardından operasyonlarını durdurmuştu. Ağustos ayı başında ise şirketin Cizan’daki rafinerisi insansız hava araçlarıyla vurulmuş, tesiste çıkan yangın kontrol altına alınmıştı.
The New York Times (NYT) gazetesi, ağustos ayı sonunda yayımladığı haberinde kaynaklarına dayandırarak Suudi Arabistan’ın haftalar süren saldırıların neticesinde Yemen güçleriyle yeniden çatışmaya girmek üzere hazırlıklara başladığını yazmıştı.
Gazete, bu sürecin Yemen’in müttefiki konumundaki İran ile ABD arasındaki gerilimde yeni bir cephe açabileceğine işaret etmişti.
Ortadoğu
Netanyahu, bin Zayed’den gelen “7 Ekim” uyarısını görmezden gelmiş

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, BAE lideri Muhammed bin Zayed’in 7 Ekim 2023’e giden süreçte muhatabını uyardığı ama İsrailli siyasetçinin bunu görmezden geldiği iddia edildi.
İsrailli Haaretz gazetesinin araştırmasına göre, “MBZ” olarak bilinen BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed, Eylül 2023’te özellikle Batı Şeria’da yükselen gerilimi göz önüne alarak bölgede bir patlama yaşanacağını biliyordu.
Bin Zayed ile dostane ilişkiler sürdüren İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, “Savaştan önceki aylarda bu konuyu benimle sık sık konuştu. Durumun yatıştırılması gerektiği mesajını sürekli iletti. Hatta İsrail’e başbakanla görüşen özel bir elçi bile gönderdi. Emir, bölgenin patlamaya hazır olduğunu sezmiş gibiydi,” diye anlatıyor.
MBZ, Netanyahu ile de doğrudan görüşüyordu. Bu görüşmeler standart bir prosedüre göre gerçekleşiyordu: Birleşik Arap Emirlikleri büyükelçiliğinden bir temsilci, görüşmenin gizliliğini sağlayan özel bir telefon cihazıyla birlikte başbakanın ofisine geliyordu.
Öte yandan gazeteye göre bu sefer, bin Zayed’in başlattığı görüşme alışılmadık bir nitelikteydi.
2023 yılının 7 Ekim tarihinden bir buçuk hafta önce, Birleşik Arap Emirlikleri hükümdarı Abu Dabi’deki Başkanlık Sarayı’ndan Netanyahu’yu aradı ve onunla 45 dakika boyunca görüştü.
Bu görüşmede bin Zayed, Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar’ın İsrail’e karşı büyük bir operasyon planladığını söyledi.
Bin Zayed, söz konusu olayın sadece kan dökülmesine yol açmakla kalmayıp, tüm bölgenin istikrarını bozacağı ve İbrahim Anlaşmalarını zayıflatacağı endişesini dile getirdi.
Haaretz’e göre bu görüşmenin içeriğini bilen üç üst düzey yabancı kaynak var ve bu görüşmenin varlığı ilk kez ortaya çıkıyor.
Görüşmede, yıllar önce Gazze’den Abu Dabi’ye göç etmiş ve Gazze Şeridi’nde güçlü bağlarını sürdüren bin Zayed’in yakın bir Filistinli danışmanı da hazır bulunuyordu.
Danışmana göre, Birleşik Arap Emirlikleri hükümdarı Netanyahu’ya bu tehdide karşı hazırlık yapılması gerektiğini vurguladı.
Danışman şunları söyledi:
“Emir, kendi değerlendirmesine göre Sinvar’ın büyük bir olaya hazırlandığını açıkladı. Netanyahu’ya İsrail’in hazır olması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda, gerginliğin tırmanmasını önlemek için Gazze Şeridi’ne yönelik iktisadi bir çözüm bulunmaya çalışılmasını ve Batı Şeria’da ortamı yatıştırmayı önerdi.”
Bin Zayed, Netanyahu’dan durumu ciddiye almasını istedi. Fakat başbakan, onun sürprizine rağmen nispeten sakin bir tepki gösterdi.
Netanyahu, kendi değerlendirmesine göre Hamas’ın Batı Şeria bölgesinde faaliyet göstermeyi planladığını söyledi ve İsrail’in her türlü senaryoya hazır olduğunu belirterek bin Zayed’i teskin etti.
BAE lideri, daha sonra Netanyahu ile yaptığı görüşmeyi ve CIA Direktörü William J. Burns’e ilettiği uyarıyı anlatacaktı.
Bin Zayed, Burns’e Netanyahu’ya aktarmaya çalıştığı “orada bir şey patlamak üzere” hissini paylaştı ve İsrail başbakanının bu istikrarsız bölgenin aslında Batı Şeria olduğuna inandığını söyledi.
Danışman, “Emir, Netanyahu’nun çekingen tepkisine rağmen mesajı ciddiye alıp harekete geçeceğini umuyordu,” dedi.
Ama hiçbiri, başbakanın mesajı dinleyip de savunma kurumlarının başkanlarına bilgi vermeyeceğini tahmin etmemişti: Yani Şin Bet Başkanı, Mossad Başkanı, İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı da dahil, hiçbiri MBZ’nin uyarısından haberdar değildi.
Haaretz 2023 yılının başında İsrail ile Hamas arasında yürütülen Gazze müzakerelerinin iyi gittiğini ve BAE şeyhinin uyarılarının bu zemin üzerinde yükseldiğini yazıyor.
Habere İsrail muhalefetinden de destek geldi. Eski başbakan ve B’Yachad partisi lideri Naftali Bennett, Birleşik Arap Emirlikleri lideri Muhammed bin Zayed’in, 7 Ekim öncesinde Hamas’ın planları hakkında Netanyahu’ya yaptığı uyarının gerçek olduğunu bildiğini söyledi.
103FM’e konuşan Bennett, “Size şunu söylüyorum: Bunun doğru olduğunu biliyorum,” dedi.
Bennett şöyle devam etti:
“BAE’den Muhammed bin Zayed, Netanyahu’yu Sinvar’ın bir operasyon planladığı konusunda uyarmıştı. Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Abbas Kamel de katliamdan birkaç gün önce Netanyahu’ya büyük bir operasyonun planlandığını bildirmişti. İlişkilerim hakkında kimseyle konuşmak istemiyorum. Size şunu söylüyorum: Bu gerçeğin doğru olduğunu biliyorum.”
Netanyahu’nun İsrail’i “körü körüne bu korkunç felakete sürüklediğini” ileri süren muhalif siyasetçi, “Hamas’ın bir kıymet [asset] olduğu düşüncesine o kadar derinlemesine kapılmıştı ki, açık uyarılar almasına rağmen hiçbir şey yapmadı,” diye iddia etti.
Netanyahu’nun 7 Ekim’in doğrudan sorumlusu olduğunu savunan Bennett, sadece başbakan olması nedeniyle değil, “15 yıl boyunca Hamas’ı güçlendirip hiçbir şey yapmadığı için” de sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.
Ortadoğu
Netanyahu, Batı Şeria’daki izinsiz yerleşimci karakollarının dağıtılmasını emretti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahun Batı Şeria’daki izinsiz İsrail yerleşimci ileri karakollarının sökülmesini emretti.
Reuters’a konuşan kaynaklar, Netanyahu’nun bu emri, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine karşı sert önlem alınması yönündeki ABD baskısına yanıt olarak verdiğini belirtti.
Söküm işlemlerinin ne zaman başlayacağı ise hemen belli olmadı.
Haber, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, yerleşimciler tarafından defalarca hedef alınan Batı Şeria’daki Turmus Ayya kasabasında Filistin kökenli Amerikalılarla bir araya gelmesinden bir gün sonra yayınlandı.
Huckabee, Filistinlilere yönelik yasa dışı Yahudi yerleşimcilerinin düzenlediği saldırıları “terör eylemleri” olarak nitelendirmişti.
İsrail yerleşimlerinin uzun süredir destekçisi olan Huckabee, son haftalarda yerleşimcilerin şiddet eylemlerini defalarca kınadı.
Ağustos ayında, Batı Şeria’nın Kusra köyünde Filistinlilere ait evleri kuşatan yerleşimcileri “İsrailli teröristler” olarak nitelendirdi ve daha sonra Filistinli Amerikalılara ait mülkleri ele geçiren yerleşimcilerin ABD’nin yaptırımlarına veya ülkeye giriş yasaklarına maruz kalabileceği uyarısında bulundu.
Huckabee, suçu kimin işlediğine bağlı olarak “farklı bir adalet standardı” olmaması gerektiğini belirterek, İsrail’i sorumluları soruşturmaya ve yargılamaya çağırdı.
İzinsiz yerleşim noktaları genellikle az sayıda yerleşimciyi barındıran prefabrik yapılardan oluşur. İsrail, bu tür yerleşim noktalarını zaman zaman söküp kaldırırken, diğerlerine geriye dönük olarak izin veriyor ve bunların devlet fonlarından yararlanmasını sağlıyor.
Son yıllarda Batı Şeria’da yerleşimcilerin şiddet eylemleri keskin bir artış gösterdi. Filistinliler ve insan hakları örgütleri, İsrail makamlarını saldırıları yeterince soruşturmamak veya faillerini adalete teslim etmemekle suçluyor.
Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke, Batı Şeria’daki tüm İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuk kapsamında yasadışı kabul ediyor ve bu bölgeyi “işgal altındaki topraklar” olarak değerlendiriyor.
İsrail ise bu tanımlamaya itiraz ediyor ve bölgenin işgal altında değil, “ihtilaflı bir bölge” olduğunu savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Avrupa1 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Avrupa1 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor










