Diplomasi
ABD’nin ambargo kararına Rusya ‘uçarak’ yanıt verebilir

ABD’nin, Rus savaş gemilerinin Güney Kıbrıs limanlara girişinin engellenmesi karşılığında silah ambargosunu kaldırması sonrası Rusya’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) direkt uçuş izni vermesi gündeme geldi.
ABD, 1987 yılından bu yana Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) uygulanan silah satışı ambargosunu her yıl gözden geçirilmek üzere 2023 yılı için kaldırdı.
ABD Dışişleri Sözcüsü Ned Price, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Washington’un uluslararası silah ticareti düzenlemelerinin, 1 Ekim 2022’den itibaren geçerli olmak üzere yeni politikayı yansıtacağını söyledi ve ekledi: “Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 2023 mali yılında yeniden ihracat ve savunma malzemelerinin transferlerinin onaylanmasına izin vermek için GKRY, ilgili mevzuat kapsamında gerekli koşulları yerine getirdiğini tespit etmiş ve Kongre’ye tebliğ etmiştir. Koşullara uygunluk yıllık olarak değerlendiriliyor. Bu tespit ve belgelendirmenin bir sonucu olarak, Bakan, 2023 mali yılında Kıbrıs Cumhuriyeti (GKRY) için savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırdı.”
Hedef: Türkiye
Kararın açıklanmasından sonra ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Robert Menendez’in Twitter hesabından yaptığı “Türkiye’nin kuzeyde devam eden yasa dışı işgaline karşı Güney Kıbrıs’ın kendini savunma yeteneğini güçlendirmeliyiz” paylaşımı dikkat çekti.
Güney Kıbrıs’a silah ambargosunun kaldırılmasına yönelik karar ilk olarak eski başkan Donald Trump döneminde, 2020 yılında verilmişti. Dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Güney Kıbrıs’a savunma amaçlı silahların satışına yönelik kısıtlamanın kaldırılması için tebliği Kongre’ye bildirmişti.
2019 ve 2020 mali yıllarında ABD, uygulamaya koyduğu iki yeni düzenlemeyle ABD’nin savunma ürünlerinin Güney Kıbrıs’a ihraç edilmesini iki koşula bağlanmıştı: Güney Kıbrıs’ın kara para aklama ile mücadelede düzenlemeler yapacak ve Rus savaş gemilerinin yakıt ikmali ve hizmet için limanlarına girişini engellemek için gerekli adımları atacak. Güney Kıbrıs, Rus sermayesini ve silahlarını adadan çıkarmayı hedefleyen bu iki koşulda attığı adımları yıllık olarak ABD’ye rapor edecek.
ABD, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Türkiye ve o zamanki adıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’ne silah ambargosu uygulamaya başlamıştı. ABD Başkanı Jimmy Carter, 1977’de Türkiye’ye ambargoyu kaldırmıştı. ABD, 1987’de bütün Kıbrıs’ı kapsayacak şekilde yeni bir ambargo kararı almıştı.
‘Dönüm noktası’
GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, büyük mutluluk duyduğunu söylediği kararı “dönüm noktası” olarak niteledi: “Bu karar, iki ülke arasında gelişen, güvenlik meselelerini de kapsayan stratejik ilişkileri yansıtan bir dönüm noktasıdır.” Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da Twitter üzerinden yaptığı açıklamada kararın, “politik bir dönüm noktası” olduğunu söyledi: “Yunanistan, ABD ile birlikte Doğu Akdeniz’de her zaman uluslararası hukuk çerçevesinde istikrar ve güvenliği geliştirme çabalarına devam edecektir.”
Garantörlük hatırlatması
Karara, KKTC ve Türkiye’den tepki geldi. KKTC Dışişleri Bakanlığı, kararı kınayarak, “ABD yönetiminin Ada ve bölgedeki gerginliği artırma pahasına aldığı karar kabul edilemezdir” dedi. Türk Dışişleri’nden yapılan yazılı açıklamada ise “Ada’daki iki tarafın eşitliği ilkesiyle çelişen ve Rum tarafını daha uzlaşmaz kılacak bu karar, Kıbrıs meselesinin çözülmesi yönündeki çabaları olumsuz etkileyecek; Ada’da bir silahlanma yarışına yol açacak ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrara zarar verecektir. ABD’yi bu kararı gözden geçirmeye ve Ada’daki iki tarafa karşı dengeli bir politika izlemeye davet ediyoruz. ABD dahil uluslararası toplum Kıbrıs Türk halkının 1959-1960 Antlaşmalarıyla da teyit edilen egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeli ve buna göre hareket etmelidir” denildi.
Açıklamada, her halükarda Türkiye’nin garantör ülke sıfatıyla Kıbrıs Türkü’nün varlığını, güvenliğini ve huzurunu sağlamak amacıyla, tarihi ve hukuki sorumlulukları çerçevesinde, gerekli adımları atmaya devam edeceği vurgulandı.
Rusya iddiası
Habertürk yazarı Güntay Şimşek, kaleme aldığı yazıda, ABD’nin kararının ilginç yansımaları olacağını söyledi: “Rusya’nın da bu karara tepki olarak KKTC ile yakınlaşacağı ve ilk gösterge olarak da direkt uçuşlara yeşil ışık yakacağını önemli kaynaklardan öğrendim. Ancak KKTC-Rusya arasında direkt uçuşlarda Batı’nın ambargosuna takılmamak için özel durumlar gerekiyor.”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 22 Şubat’ta Ukrayna krizi ile ilgili yaptığı açıklamada Donetsk ve Lugansk’ı anlatırken KKTC’yi örnek göstermişti. Lavrov’un KKTC’ye atıf yaparken ilk kez “sözde” dememesi Güney Kıbrıs’ın tepkisini çekmişti.
Diplomasi
İsrail diplomasisinin yeni hedefi Latin Amerika

Latin Amerika ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkiler son yıllarda hızla gelişirken “İshak Anlaşmaları” yeni bir çerçeve oluşturuyor.
Pazartesi günü Kudüs’te düzenlenen 2026 JNS Uluslararası Politika Zirvesi’nde, “Batı Yarımküre”de İsrail için açılan fırsatlara ilişkin bir panel tartışmasının arka planını oluşturdu.
Diplomatlar ve bölge uzmanlarının katıldığı “Yaklaşan İshak Anlaşmaları: İsrail ve Latin Amerika” başlıklı panelde, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun nisan ayında Milei’nin İsrail ziyareti sırasında duyurdukları stratejik çerçeve olan İshak Anlaşmaları’na katılımı teşvik edecek gelişmeler ele alındı.
JNS muhabiri Etgar Lefkovits’in moderatörlüğünü üstlendiği tartışmaya, Panama’nın İsrail Büyükelçisi Ezra Cohen; ABD’nin eski Kosta Rika Büyükelçisi Fitzgerald Haney; ve İspanyolca yayın yapan haber kuruluşlarına Orta Doğu haberleri sağlayan Fuente Latina’nın kurucusu ve CEO’su Leah Soibel katıldı.
Soibel şunları söyledi:
“Farkına varmamız gereken şey, İshak Anlaşmaları’nın diplomatik alanın çok ötesinde geniş kapsamlı bir etkiye sahip olduğudur. ABD nüfusunun %20’si Latin kökenlidir. 2050 yılına kadar bu oranın ABD nüfusunun %30’una ulaşması bekleniyor. Bu kesim, en az antisemitik duyguya sahip olan kesimdir.”
Panel, pazar günü Kolombiya’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde solcu rakibini geride bırakan ABD ve İsrail yanlısı aday Abelardo De La Espriella’nın zaferini kutladı.
De La Espriella, İsrail ile ilişkilerin yeniden kurulmasını ve ülkesinin büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını seçim programının temel unsurlarından biri haline getirmişti.
Cohen, Latin Amerika ülkelerinin haritasına baktığını ve sadece dördünün solcu, İsrail karşıtı hükümetler tarafından yönetildiğini söyledi.
Avrupa’daki Yahudiler için kasvetli geleceğe dair daha önceki bir panelden bahsederek, “Bir pencere kapandığında, bir diğeri açılır. Latin Amerika’ya gelin,” dedi.
Haney ise “İsrail’in dostlarının kazanmaya devam ettiğini” savunarak, “Bence Latin Amerika’dan çok daha fazla olumlu gelişme göreceğiz,” iddiasında bulundu.
Kolombiya’dan bir meslektaşı ona bir kısa mesaj göndererek “7 Ağustos saat 17.00’de İsrail ile ilişkilerimizi yeniden kuracağız,” diye söz verdi.
Bunun yeni cumhurbaşkanının göreve başlama tarihi ve saati olduğunu belirten Haney, Kolombiya’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararıyla ilgili bir başka duyuru daha yapılacağını öngördü.
Kolombiya, “ortak değerler, ortak refah ve ortak güvenlik” için İsrail’e yönelen bir dizi Latin Amerika ülkesinin en sonuncusu olduğunu belirtti.
Haney, milletvekilleriyle birlikte çalışan İsrail yanlısı bir savunma grubu olan Israel Allies Foundation’ın, hafta sonunda Latin Amerika’nın dört bir yanından 11 farklı yasama organını Buenos Aires’te bir araya getirerek ortak ilkeler bildirgesini imzalatacağını söyledi.
Bunun, İsrail karşıtı lideri Başkan Luiz Inácio Lula da Silva’ya rağmen Brezilya yasama organıyla başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Brezilya yasama organı, önümüzdeki dokuz ay içinde İsrail ile ilişkileri derinleştirmek için bir plan hazırladı.
Soibel, 12 Latin Amerika ülkesinin İsrail ile dostluklarını yeniden kurduğunu ve İspanyolca içerik üreticiler, influencer’lar ve gazeteciler arasında İsrail’ee yönelik ilginin giderek arttığını belirtti. Soibel’in grubu, 300 Yahudi olmayan İspanyol asıllı gazeteciyi İsrail’e getirdi.
Panelde, JNS’nin Panama merkezli İspanyolca bir edisyon yarattığı da vurgulandı. Soibel, bölgede aktif olan İsrail yanlısı grupların sayısının çok az olması nedeniyle bu grupların çalışmalarının hayati önem taşıdığını, buna karşılık “İran, Katar ve Hizbullah’ın ise İspanyolca dilinde Latin Amerika’da propaganda yürüttüğünü” belirterek şöyle devam etti:
“İspanyolca konuşulan coğrafyada faaliyet gösteren kuruluşların ve liderlerin sayısını muhtemelen bir, belki iki elin parmaklarıyla sayabilirsiniz. Dolayısıyla yapılan bu çalışma inanılmaz derecede stratejik. Etkisi de inanılmaz derecede büyük. İsrail ve Yahudi halkı daha fazla yatırım yapmalıdır. İsrail’de çok büyük bir Hispanik-İsrailli nüfus var ve bunların çoğu 7 Ekim olaylarının kurbanlarıydı. Anlatacak hikayelerimiz var. Şimdi bu mesajları ve bilgileri yayabilmek için yatırıma ve dağıtım kanallarına ihtiyacımız var.”
Panelistler, Latin Amerika’nın önümüzdeki yıllarda İsrail’in küresel diplomatik stratejisinin giderek daha önemli bir ayağı haline geleceği konusunda iyimser olduklarını belirterek konuşmalarını sonlandırdılar.
Milei ile Netanyahu’dan anlaşma imzası
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, geçen cumartesi İshak Anlaşmaları’nın başlatıldığını duyurdu.
İshak Anlaşmaları, “özgürlük ve demokrasinin savunulması ile terörizm, antisemitizm ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede” Arjantin, İsrail ve “Batı Yarımküre”deki benzer görüşlü ortaklar, “İshak’ın torunları ve Yahudi-Hristiyan geleneğine sahip uluslar” arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir stratejik çerçeve oluşturuyor.
Anlaşmaya imza atan ülkeler, “terör örgütlerine karşı” koordinasyonu güçlendirmeye yönelik olacak ve özellikle “İran’ın Batı Yarımküre genelinde terör ağlarını ve operasyonel varlığını genişletme girişimlerine” özel önem verecek.
Girişim ayrıca, uluslararası forumlarda koordinasyon ve uyumu teşvik etmeyi ve inovasyon, teknoloji, ticaret ve ekonomik açıklık alanlarında işbirliğini genişletecek bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.
Milei, Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Terörle ve İran rejimiyle mücadelelerinde ABD ve İsrail’e kararlı desteğimizi ifade ettik; bunu sadece doğru olan şey olduğu için değil, aynı zamanda ülkelerimizin acı içinde kardeş oldukları için de yaptık.”
Milei, konuşmasında 1992’de Buenos Aires’teki İsrail büyükelçiliğine düzenlenen bombalı saldırıyı ve 1994’teki AMIA Yahudi toplum merkezine yapılan saldırıyı hatırlattı.
Arjantin mahkemeleri her iki saldırıyı da İran’a atfetmiş olsa da, İran her zaman bu olaylarla ilgisi olduğunu reddediyor.
Netanyahu, Arjantinli lideri İsrail’in yanında durarak kendi deyimiyle “ahlaki netlik” sergilediği için övdü ve diğer Latin Amerika hükümetlerinin de, iki liderin “İbrahim Anlaşmaları’ndan esinlendiğini” belirttiği İshak Anlaşmaları’na katılacağını umduğunu ifade etti.
İbrahim Anlaşmaları, 2020 yılında Washington’un arabuluculuğunda imzalanmış ve Arap-İsrail diplomatik ilişkilerinde bir normalleşme dalgası başlatmıştı.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee imza törenine katıldı ve Milei ile Netanyahu’nun “Başkan Trump’ın en yakın iki dostu” olduğunu söyledi.
Huckabee, “Dünyada başkanımızın bu kadar saygı duyduğu ve bu kadar kişisel bir ilişkisi olduğu başka iki dünya lideri daha olduğunu sanmıyorum,” diye ekledi.
Ziyaret sırasında, Kasım ayında başlaması planlanan Buenos Aires ile Tel Aviv arasındaki ilk doğrudan ticari uçuşların duyurusu da yapıldı.
Milei, yeni güzergâhın iki ülke arasında “kopmaz bir bağ” kuracağını belirtti ve Arjantin Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma niyetini yineleyerek şöyle konuştu: “Koşullar elverdiği anda Arjantin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma konusundaki istekliliğimizi bir kez daha vurguluyoruz.”
Diplomasi
Ukrayna, Almanya ile 600 Patriot füzesi için anlaştı

Ukrayna, hava savunmasını güçlendirmek amacıyla Almanya ile 600 adet Patriot füzesi tedariki için sözleşme imzaladı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, füzeleri teslim almanın yanı sıra ABD’den lisans alarak bu mühimmatı kendi ülkelerinde de üretmeyi hedeflediklerini açıkladı.
Ukrayna, hava savunma sistemleri için Almanya ile 600 adet Patriot füzesi tedarik edilmesini öngören bir sözleşme imzaladı.
Gelişmeyi Ukrayna televizyon kanalı TSN’ye verdiği mülakatta duyuran Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Kiev’in yalnızca bu füzeleri teslim almayı hedeflemediğini, aynı zamanda söz konusu mühimmatın kendi ülkesinde de üretilmesini planladığını belirtti. Zelenskiy, bu üretimin başlaması için ABD’den nihai onayın alınması gerektiğini ifade etti.
Zelenskiy, ABD’nin şu anda yılda sadece yaklaşık 700 adet Patriot füzesi üretebildiğine dikkat çekti. Washington yönetiminin bir süre önce Almanya’ya üretim lisansı verdiğini hatırlatan Ukrayna lideri, bunun ardından Alman şirketlerinin füze üretimine başladığını kaydetti.
Zelenskiy, “Almanlara bir süre önce lisans verdiler. Almanlar üretime başladı ve biz de onlarla ciddi bir meblağ karşılığında, 600 adet füze için sözleşme imzaladık. Bu iyi bir sözleşme. Bunların teslimatı şüphesiz oldukça uzun bir süreç alacaktır” ifadelerini kullandı.
Zelenskiy Patriot üretimi için Trump’tan onay bekliyor
G7 Zirvesi marjında ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği son görüşmeye değinen Zelenskiy, Ukrayna’ya Patriot füzelerinin üretimi için lisans verilmesi konusunda ilk kez olumlu bir sinyal aldığını aktardı.
Daha önce bu konudaki taleplerine her zaman belirsiz yanıtlar aldıklarını belirten Zelenskiy, “İlk kez oldu çünkü daha önce hep ‘Bilmiyoruz, belki, bakacağız’ deniyordu. Şimdi ise Ukrayna için bu sorunu çözme imkanını gördüklerini söylediler” dedi.
Ukrayna’nın, Almanya ile birlikte Avrupa’da bu füzeleri üretebilmek için gerekli tüm teknik imkanlara sahip olduğunu vurgulayan Zelenskiy, bunun için sadece ABD’den gelecek lisanslara ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Zelenskiy, bugün Patriot üretimine odaklanmış olan tüm Avrupalı ve Amerikalı şirketlerin yöneticilerini tanıdığını ifade ederek, “Şu anda bizzat Trump’tan gelecek bir onaya ihtiyaç duyduğumuz noktaya geldiğimizi anlıyoruz, geri kalan herkes bunu kabul ediyor” açıklamasında bulundu.
Ukrayna’da ilkbahardan bu yana füze sıkıntısı yaşanıyor
Ukrayna yönetimi, ilkbahar aylarından bu yana Patriot füzelerinin tedarikinde yaşanan sorunları dile getiriyor. Zelenskiy, mart ayında yaptığı uyarıda, ABD’deki üretim kapasitesinin sınırlı olması ve Ortadoğu’daki savaş nedeniyle mühimmat tüketiminin artması sebebiyle Kiev’in Patriot füzesi sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtmişti.
Mayıs ayında ise Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuriy İhnat, hava savunma füzesi stoklarında ciddi bir açık olduğunu açıklayarak, yeni teslimatlar için müttefiklerle sürekli müzakere yürüttüklerini bildirmişti.
Aynı dönemde Zelenskiy, ABD merkezli şirketlerin küresel talebi tek başına karşılayamadığına işaret ederek, ABD’den Ukrayna’ya Patriot füzesi üretimi için lisans vermesini talep etmişti.
Haziran ayı başlarında Bloomberg’de yer alan haberde, Kiev’in Almanya’ya, gelecekte kendi üreteceği füzelerle geri ödeme taahhüdünde bulunarak Federal Ordu (Bundeswehr) stoklarındaki ek füzeleri Ukrayna’ya devretmesini önerdiği aktarılmıştı.
Daha sonra füze üreticisi Lockheed Martin firmasından yapılan açıklamada, yüksek talep sebebiyle yabancı müşterilere yönelik teslimat sürelerinin uzayabileceği uyarısında bulunulmuş ve teslimat önceliğinin ABD hükümeti tarafından belirlendiği kaydedilmişti.
Diplomasi
Ukrayna savunma harcamalarında rekor artışa gitti

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ülkenin 2026 yılı savunma ve güvenlik harcamalarını rekor seviyeye çıkaran yasa tasarısını imzaladı. Avrupa Birliği kredisiyle finanse edilecek düzenlemeyle askeri harcamalar 4,4 trilyon grivnaya ulaşacak. Bütçenin büyük bölümü silah alımı ile askeri personele yapılacak ödemelere ayrılacak.
Ukrayna’nın 2026 yılı savunma ve güvenlik harcamaları 1,56 trilyon grivna artırılarak rekor seviye olan 4,4 trilyon grivnaya (yaklaşık 98 milyar dolar) yükseltildi.
Ukrayna parlamentosu Verhovna Rada üyeleri tarafından 10 Haziran günü kabul edilen ilgili yasa tasarısı, Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından imzalandı.
Güvenlik ve savunma sektörüne yönelik harcamalardaki artış, ağırlıklı olarak Avrupa Birliği tarafından sağlanan “Ukraine Support Loan” (USL) programı kapsamında finanse ediliyor.
Başbakan Yuliya Sviridenko konuya ilişkin yaptığı açıklamada, toplam tutarın 2,3 trilyon grivnalık kısmının silah ve askeri teçhizat alımına, 1,45 trilyon grivnadan fazlasının ise askeri personele yapılacak ödemelere yönlendirileceğini belirtti.
Savunma harcamalarındaki bu artış, Avrupa Birliği ile 2026-2027 yıllarını kapsayan 90 milyar avroluk kredi anlaşması sayesinde mümkün oldu.
İlk bütçe kanununda Kiev’in askeri ve güvenlik harcamaları için 64 milyar dolar ayrılmıştı. Yeni düzenlemeyle birlikte 2026 yılı savunma bütçesi, geçen yılki 61,4 milyar dolarlık seviyeye kıyasla yüzde 63 oranında arttı.
Diğer taraftan Almanya Uluslararası Güvenlik Enstitüsü araştırmacısı Janis Kluge’nin hesaplamalarına göre, Rusya’nın sadece 2026 yılının ilk çeyreğindeki askeri harcamaları rekor düzeyde olan 5,908 trilyon rubleye ulaştı.
Yaklaşık 83 milyar dolara karşılık gelen bu miktar, Ukrayna’nın tüm yıl için planladığı savunma harcamalarından sadece yüzde 15 oranında daha az bir paya işaret ediyor.
Rusya’nın 2026 yılı bütçesinde savunma harcamaları için 12,93 trilyon ruble (yaklaşık 182 milyar dolar) ödenek ayrılmış durumda.
Zelenskiy’nin imzaladığı yeni belgeyle birlikte Ukrayna’nın savunma harcamaları, Rusya’nın askeri bütçesinden üç kat değil, 1,8 kat daha az bir seviyeye gelmiş oldu.
Ukrayna’nın kabul edilen yeni bütçe yasası, askeri vergiler ile askeri ve çift amaçlı mallardan alınan ithalat vergilerinin doğrudan Savunma Bakanlığına aktarılmasını öngörüyor.
Kiev yönetimi bu kaynaklarla silah, askeri teçhizat ve donanımların satın alınmasını, modernize edilmesini ve onarılmasını finanse etmeyi, aynı zamanda Ukrayna savunma sanayisini reforme ederek geliştirmeyi planlıyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe








