Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

ABD’ye OPEC+ şoku: Vanayı kıstılar

Yayınlanma

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ petrol üretimini azaltma kararı aldı. ABD, kararı “OPEC+’ın Rusya ile aynı safta olduğu açık” diye yorumladı.

Suudi Arabistan ve Rusya’nın da içinde olduğu OPEC+ grubunun Kasımdan itibaren günlük petrol üretimini 2 milyon varil azaltma kararı alması ABD’yi tedirgin etti.

Rusya’nın Ukrayna müdahalesi sonrası artan petrol fiyatları nedeniyle üretimin artırılması çağrısı yapan Washington, kararla ilgili olarak “sağduyusuz bu gelişmeden üzüntü duyduklarını” açıkladı.

Kararı değerlendiren Beyaz Saray Sözcüsü Jean-Pierre, “Bugünkü duyurunun ardından OPEC+’ın Rusya ile aynı safta olduğu açık” dedi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Brian Deese’nin ortak açıklamasında ise, “ABD Başkanı Biden, küresel ekonomi Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna işgalinin olumsuz etkileriyle mücadele ederken, OPEC+ grubunun üretimi azaltmaya yönelik basiretsiz kararından dolayı hayal kırıklığına uğramıştır” denildi.

ABD Başkanı Joe Biden yaptığı açıklamada, farklı alternatif arayışında olduklarını söyledi. Diğer yandan ABD Kongresindeki Demokratlar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) ABD askeri varlığının çekilmesi için yasa tasarısı sundu.

Sunulan tasarıda, halihazırda Suudi Arabistan ve BAE’de 5 bine yakın Amerikan askerinin olduğuna işaret edilerek, tasarının yasalaşarak yürürlüğe girmesinin ardından 90 gün içinde bu askerlerin geri çekilmesi, Patriot ve THAAD gibi bölgede konuşlu hava savunma sistemlerinin de kaldırılması gerektiği belirtildi.

3 Demokrat vekil tarafından sunulan tasarıda, “Bu ülkeler aktif bir şekilde bizim aleyhimize çalışırken, burada askeri varlığımızı sürdürmemiz için bir neden göremiyoruz” ifadesine yer verildi.

Financial Times’a konuşan ABD Hazine Bakanı Janet Yellen da, OPEC+’ın petrol üretimini kısma hamlesinin küresel ekonomi, özellikle de halihazırda yüksek enerji fiyatlarıyla mücadele eden yükselen piyasalar için “yararsız ve akılsız” bir hamle olduğu yorumunu yaptı.

OPEC üyeleri kararı savundu

Viyana’da toplanan OPEC üyeleri, küresel ekonominin resesyona girme endişesi bulunan bir ortamda petrole olan talepteki belirsizliğe karşı atılan bir adım olduğunu söyleyerek kararı savundu.

Suudi Arabistan, Batı’da artan faiz oranlarına ve daha zayıf bir küresel ekonomiye yanıt vermek için günlük 2 milyon varil (bpd) üretim kesintisinin – küresel arzın % 2’sine eşit – gerekli olduğunu söyledi ve bunun piyasaya olumlu yansıyacağını belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri Enerji Bakanı Süheyl Al Mazrouei de, bunun siyasi değil, “teknik bir karar” olduğunu vurguladı.

OPEC+ kararının, ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) Rus petrolüne tavan fiyat uygulaması getirmeye çalıştığı dönemde gelmesi ise dikkat çekti.

Suudi Arabistan ile ilişkiler geriliyor

Yükselen enflasyon nedeniyle ara seçimler öncesinde düşük onay notlarıyla karşı karşıya kalan Biden, Suudi Arabistan’ı fiyatları düşürmeye çağırmıştı. Washington’ın düşük petrol fiyatları istemesinin bir sebebinin de Moskova’yı petrol gelirinden mahkum bırakmak olduğu söyleniyor.

ABD Başkanı Biden bu yıl Temmuz ayında Riyad’a gitmişti, ancak beklentilerinin aksine enerji konusunda herhangi bir sağlam işbirliği taahhüdü alamamıştı. Suudi Arabistan’ın, ABD ve Batı’nın baskılarına rağmen Rusya’nın Ukrayna müdahalesini kınamaması ilişkileri daha da gerginleştirdi.

Uzmanlar, Biden yönetimi ile başta Körfez ülkeleri olmak üzere OPEC+ arasındaki gerilimin daha da artacağı görüşünü paylaşıyor.

Novak da Viyana’daydı

Geçen hafta ABD’nin özel yaptırım listesine alınan Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak da toplantılara katılmak için Viyana’daydı. Novak, AB yaptırımlarına tabi değil. O ve diğer OPEC+ üyeleri, OPEC ile işbirliği anlaşmasını bir yıl daha 2023’ün sonuna kadar uzatma konusunda anlaştılar.

“Biden, Rusya’ya kapıyı açtı”

Fiyat Vadeli İşlemler Grubu üst düzey hesap yöneticisi Phil Flynn, Biden yönetiminin enerji politikasını ‘korkunç’ olarak tanımlayarak eleştirdi.

Bu kararın, petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara geri döneceği anlamına geldiğine işaret eden Flynn, daha da önemlisi bu durumu “Biden’ın enerji bağımsızlığı savaşını kaybettiği gün” olarak nitelendirdi.

Biden’ın OPEC ve Rusya’nın küresel petrol piyasasının kontrolünü yeniden kazanması için kapıyı açtığını vurgulayan Flynn, bu durumun dünyayı ve küresel ekonomileri değiştireceğini söyledi.

OPEC ülkeleri

OPEC üyesi ülkeler şöyle: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Venezuela, İran, Irak, Libya, Kuveyt, Cezayir, Angola, Kongo, Ekvator Ginesi, Gabon, Nijerya.

2016’da OPEC’in diğer 10 petrol üreticisiyle güçlerini birleştirmesiyle kurulan OPEC+’daki 10 ülke ise şunlar: Azerbaycan, Bahreyn, Brunei, Kazakistan, Malezya, Meksika, Umman, Rusya, Güney Sudan ve Sudan.

Tüm bu ülkeler dünyadaki toplam ham petrolün üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını üretiyor.

DİPLOMASİ

G20: İsrail-Filistin çatışmasına sadece iki devletli çözüm cevap veriyor

Yayınlanma

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira 22 Şubat Perşembe günü yaptığı açıklamada, Brezilya’daki G20 toplantısında dışişleri bakanlarının İsrail-Filistin çatışmasında barışa giden tek yol olarak iki devletli bir çözüme verdikleri destekte neredeyse oybirliği içinde olduklarını söyledi.

Vieira, iki günlük toplantının kapanışında yaptığı açıklamada, “İki devletli çözümün çatışmanın tek çözümü olduğu konusunda fiili bir oybirliği vardı,” dedi.

Vieira, dünyanın en büyük ekonomileri grubunun tüm üyelerinin Gazze’deki savaş ve çatışmanın Ortadoğu’da yayılma riskiyle ilgili endişelerini vurguladığını söyledi.

Bakan, ateşkes ve insani yardım için Gazze’ye erişim çağrıları yapılırken, birçok ülkenin de İsrail’in Refah’taki askeri saldırısını eleştirdiğini aktardı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin bu hafta çatışmayla ilgili bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto etmesine rağmen, Gazze konusunda G20 üyeleriyle ‘ortaklık’ bulduğunu söyledi.

Blinken, G20 toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, çatışmayı sona erdirmenin ortak bir hedef olduğunu ve bunu başarmanın yolunun, ABD’nin rehinelerin serbest bırakılması konusunda İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk yapmasına yardımcı olduğu bir anlaşmadan geçtiğini söyledi.

Blinken, “Taktikler konusunda farklılıklar olabilir, Güvenlik Konseyi kararı üzerinde farklılıklar olabilir, fakat gerçekten sonuç almaya odaklanmaya çalışıyoruz,” dedi.

Bu yıl Brezilya’nın başkanlık ettiği G20 toplantısında, başta Gazze ve Ukrayna’daki çatışmalar olmak üzere dünyadaki mevcut gerilimler ele alındı.

Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Josep Borrell de yaptığı açıklamada, İsrail’de çatışmayı ele alan her konuşmacı tarafından desteklenen iki devletli bir çözüme ihtiyaç olduğu konusunda fikir birliği olduğunu söyledi.

Borrell, gazetecilere verdiği demeçte, “İki devletli bir çözüm için güçlü bir talep vardı. Aramızda fikir birliği var,” dedi.

Borrell ayrıca Gazze’deki krizin Batı Şeria’ya kadar uzandığını ve İsrailli yerleşimcilerin ‘Filistinli sivillere saldırması’ nedeniyle ‘kesinlikle kaynama noktasına ulaştığını’ söyledi.

Ukrayna konusunda ise Borrell, Rusya’nın ateşkesi kabul ettiğine dair bir işaret görmediğini söyledi. AB diplomatı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bahsederek, “Putin bu savaşı sürdürmek istiyor,” iddiasında bulundu.

Diplomatlar, çarşamba günü G20’den Batılı dışişleri bakanlarının, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da dinlediği bir toplantıda, ‘Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya hücum ettiğini’ iddia ettiler.

Blinken, “Bence Dışişleri Bakanı Lavrov gibi o odada olsaydınız, Rus saldırganlığını sona erdirmenin zorunluluğu hakkında çok güçlü bir koro duyardınız,” dedi.

Brezilya’da açıklama yapan Lavrov ise cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalnıy’ın ölümüne ilişkin Batı’nın Rusya’yı suçlayıcı açıklamalarını değerlendirdi ve “Batı’nın iç işlerimize karışmaya hakkı yok,” dedi. Lavrov ayrıca Batı’nın Navalnıy’ın ölümüne ilişkin tepkisini ‘histeri’ olarak nitelendirdi.

TASS’ın aktardığına göre Lavrov, Rusya’nın ABD ile stratejik istikrar konusunda diyaloga hazır olduğunu belirterek, “Fakat bu dürüstçe olmalı,” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Japonya, ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore ile başa çıkmak için işbirliği konusunda anlaştı

Yayınlanma

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore’nin üst düzey diplomatları perşembe günü “Kuzey Kore’nin nükleer ve füze yeteneklerini istikrarlı bir şekilde geliştirmesi ve Rusya ile genişleyen askeri işbirliğini” ele almada daha yakın bir işbirliği sürdürme konusunda anlaştı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Japon ve Güney Koreli mevkidaşları Yoko Kamikawa ve Cho Tae Yul ile G20 Dışişleri Bakanları Zirvesi için gittikleri Rio de Janeiro’da bir araya geldi ve görüşme sonrası yaptığı açıklamada “En yakın müttefiklerimizle işbirliği ve koordinasyon her zamankinden daha önemli” dedi. Blinken, Çin’in “giderek artan iddialı eylemleri” de dahil olmak üzere bölgesel zorluklara değindi.

ABD Dışişleri Bakanlığı üst düzey sözcüsü Matthew Miller’a göre Blinken, Kamikawa ve Cho, Kuzey Kore’nin yanı sıra Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasına yönelik çabaları ve devam eden İsrail-Hamas savaşını da ele aldı.

Miller, her üç ülkenin de Hint-Pasifik stratejilerine destek verdiklerini teyit ederken, üçlünün Gazze’ye ilişkin görüşmelerinde tüm rehinelerin serbest bırakılmasının sağlanması ve çatışmanın ortasında Filistinli sivillere insani yardımın arttırılmasına duyulan acil ihtiyacı yinelediklerini söyledi.

Cho’nun geçen ay göreve gelmesinden bu yana yapılan ilk üçlü görüşme, G20 dışişleri bakanları toplantısı çerçevesinde gerçekleşti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın geçen yıl ağustos ayında Japonya ve Güney Kore liderleriyle üçlü bir zirveye ev sahipliği yapmasından bu yana üç ülke, savunma koordinasyonunu artırıyor.

Bakanlık Kamikawa’nın şu sözlerini aktardı: “Küresel manzaraya baktığımızda, hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık uluslararası düzene meydan okunuyor. Stratejik koordinasyonumuz her zamankinden daha önemli ve Kuzey Kore ve ötesiyle ilgili olarak her ikinizle de daha da yakın çalışmaya istekliyim.”

Bir Japon Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, yaklaşık bir saat süren görüşme sırasında üçlünün Çin konusunda “samimi bir görüş alışverişinde” bulunduğunu söyledi.

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore Dışişleri Bakanları en son kasım ayında San Francisco’da yüz yüze görüşmelerde bulunmuşlardı.

Japonya Başbakanı Kishida Kuzey Kore lideri Kim ile zirve yapmak istiyor

Öte yandan bu toplantı, Japonya Devlet Başkanı Kishida’nın Kuzey Kore lideri Kim ile görüşme gerçekleştirmek istediğini duyurmasının arından geldi.

Kuzey Kore devlet medyası geçtiğimiz günlerde lider Kim Jong Un’un kız kardeşi Kim Yo Jong’un nadiren yaptığı bir açıklamada Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın Pyongyang’a olası bir ziyaret önerdiğini bildirmişti.

Bu görüşme haberi Güney Kore tarafından yakından takip edilirken, ABD’nin endişeli olduğu basına yansımıştı.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Dendias: Üç milin ötesindeki her şey Yunanistan’ın

Yayınlanma

Yunanistan Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, athensvoice.gr’den gazeteci Makis Provatas’ın sorularını yanıtladı.

Türk sahil güvenliğinin Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Gümüşlük Mahallesi’ni 3,5 mil uzaklıktaki Kardak kayalıklarına avlanmak için gelen Yunan balıkçılara müdahale etmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlayan Dendias, “Lozan Antlaşması ve koşulları Türkler ve bizim tarafımızdan rahatlıkla okunabilir; üç milin ötesindeki her şeyin Yunan olduğunu çok iyi biliyorlar, bunu biz de biliyoruz. Bu yüzden, adaların kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge hakkına sahip olmadığı yönündeki kesinlikle işe yaramaz ilk savunma hattının yanında ikinci bir savunma hattı kurarak bir adalar meselesi yaratmaya çalışıyorlar. Başka bir deyişle, kabul edilmesi mümkün olmayan ikinci bir sorun yaratıyorlar.”

Lozan Barış Antlaşması’nda karasularının genişliğine dair doğrudan bir ifade bulunmamakla birlikte iki ülke antlaşmanın alınan karşılıklı karar ile karasularının 3 mil olmasında mutabık kaldı. Ancak Yunanlar, Montrö anlaşmasının 1936 yılında imzalanmasından sonra karasularını 6 mile çıkardı. Türkiye de yıllar sonra 1964 yılında karasularını 6 mile çıkardı. Ancak Yunanistan kendi karasularını 12 mile çıkaracağına dair zaman zaman açıklamalar yapıyor. TBMM’nin Yunanistan’ın karasularını 6 milin üstüne çıkarmasının ‘Casus Belli’ sayılacağına dair kararı var.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English