Avrupa

Alman-Fransız nükleer gücü yola çıkıyor

Yayınlanma

Almanya ve Fransa’nın Avrupa’da ortak bir “nükleer şemsiye” kurma planları ilerliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a göre, Fransa gelecekte Forces aériennes stratégiques’i (nükleer silahların olası kullanımı için görevlendirilmiş Fransız Hava Kuvvetleri birimleri) diğer Avrupa ülkelerine taşıyacak.

Macron, bunun Fransız nükleer caydırıcılığına “yeni bir stratejik derinlik” kazandıracağını ileri sürdü ve ayrıca, Fransa’nın “hayati çıkarlarının” “Avrupa boyutunu” da teyit ettiğini söyledi.

Macron’a göre Almanya, Fransız cumhurbaşkanının Pazartesi günü resmi olarak duyurduğu “gelişmiş caydırıcılık” stratejisinde “kilit bir ortak.”

Bu kapsamda bir Alman-Fransız “nükleer yönlendirme grubu” kuruldu. Alman Silahlı Kuvvetleri, bu yılın sonuna kadar Fransız nükleer savaş tatbikatlarına katılacak.

Öte yandan Fransa’nın mevcut nükleer stratejisi, katılımcı Avrupa ülkelerine sağlam bir savunma garantisi sunmadığından, Almanya’da bir kez daha “Alman bombası” çağrıları duyulmaya başlandı.

Avrupa’da Fransız nükleer şemsiyesi ve ‘Alman bombası’ tartışması

Fransa ve ‘gelişmiş’ nükleer caydırıcılık

Macron, pazartesi günü yaptığı konuşmada yeni bir “gelişmiş” nükleer caydırıcılık planını açıkladı.

Fransız lidere göre, bu stratejiye diğer Avrupa ülkeleri de dahil olacak; nükleer güçler Fransa ve Birleşik Krallık’ın yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Danimarka, İsveç ve Yunanistan’ı da saydı. Diğer Avrupa ülkelerinin de katılımı mümkün.

Paris, ABD’nin nükleer paylaşım modelini düşünmüyor gibi görünüyor. Bu modelde, ABD’nin nükleer bombaları Avrupa’da depolanıyor ve gerektiğinde ilgili ulusal hava kuvvetleri tarafından konuşlandırma yerine uçuruluyor. 

Fransa ise aksine, nükleer silahların olası kullanımına yönelik olarak görevlendirilen Fransız Hava Kuvvetleri birimleri olan Forces aériennes stratégiques’in katılımcı ülkelere konuşlandırılmasını sağlamak istiyor.

Macron bunu, nükleer silahlarla donatılmış ve dünya okyanuslarında herhangi bir yere hareket edebilen, bu nedenle yok edilmesi zor olan dört nükleer denizaltıdan oluşan “Force océanique stratégique” (Stratejik Okyanus Kuvvetleri) ile karşılaştırdı.

Benzer şekilde, Avrupa’ya dağılmış nükleer silahlı jetlerin konuşlandırılmasının, Fransız nükleer caydırıcılığına “yeni bir stratejik derinlik” kazandıracağını ve “düşmanlarımızın hesaplamalarını” karmaşıklaştıracağını öne sürdü.

Merz, “güç politikası” istiyor: Almanya’da nükleer bomba çağrıları

Ortak konvansiyonel projeler hedefleniyor

Macron, somut uygulama için bir iş bölümü önerdi. Paris, Forces aériennes stratégiques ile ana nükleer silah bileşenini sağlarken, özellikle üç alanda yeni kapasiteler yaratılmasını istedi.

Bunlardan ilki, radar ve uydular kullanarak potansiyel saldırı füzelerini tespit edip takip edebilen erken uyarı sistemleri.

İkincisi, gelen füzeleri ve insansız hava araçlarını güvenilir bir şekilde önleyebilecek gelişmiş hava savunmasına duyulan acil ihtiyaç.

Üçüncüsü, Macron’a göre, düşman topraklarının derinliklerine saldırı yapabilme kabiliyeti gerekli.

Fransız cumhurbaşkanı, halihazırda başlatılmış iki girişime işaret etti. 2025 yılının ağustos ayı sonunda, Almanya ve Fransa, JEWEL (Joint Early Warning for a European Lookout) adlı bir kara ve uzay tabanlı erken uyarı sistemi kurmak üzere anlaştı.

Temmuz 2024’te ise Almanya, Fransa, İtalya ve Polonya, 500 kilometreden fazla menzile sahip füzeler ve seyir füzeleri geliştirme niyetlerini açıklamışlardı.

İsveç’in de katıldığı bu proje, ELSA (European Long-Range Strike Approach) kısaltmasıyla bilinir.

2022 sonbaharından bu yana bir Avrupa hava savunma sistemi üzerinde çalışılıyor: Avrupa Hava Kalkanı Girişimi (ESSI).

Almanya, Fransız nükleer şemsiyesine göz koydu

Fransız çıkarlarının “Avrupa boyutu”

Macron, Paris’in nükleer silahları üzerindeki kontrolünü sürdüreceğinden şüpheye yer bırakmadı.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada, nükleer caydırıcılık konusunda “ortak karar, planlama veya uygulama” olmayacağını söyledi.

Paris’in nükleer silahlarıyla koruduğu “hayati çıkarların ortak tanımı” için de herhangi bir plan yok; bu, Fransa’nın “egemenlik sorumluluğu” olarak kalacak.

Bu nedenle, “gelişmiş caydırıcılık”a katılan devletler için “kelimenin tam anlamıyla hiçbir garanti” verilemiyor.

Fakat Macron, Fransa’nın çıkarlarının kesinlikle dış sınırlarıyla sınırlı olmadığını yineledi:

“En yakın ortaklarımızın hayatta kalmasının, hayati çıkarlarımızı etkilemeden tehlikeye girebileceğini düşünebilir miyiz?”

Bu nedenle Fransa’nın nükleer stratejisi uzun süredir “ülkenin hayati çıkarlarının Avrupa boyutu”na dayanıyor.

Bu bağlamda Macron, Paris’in nükleer silah sayısını artıracağını duyurdu. Şu anda 290 adet nükleer silah bulunuyor. Gelecekte, “düşmanları karanlıkta bırakmak” için bu sayı artık açıklanmayacak.

Macron’un planı ABD’ye karşı değil, onu “tamamlayıcı”

Macron, tüm bu gelişmelerin ardından, Fransa’nın yeni “gelişmiş caydırıcılık” stratejisinin NATO’nun nükleer caydırıcılığıyla rekabet veya hatta çatışma içinde olmadığını, aksine onu tamamlayıcı nitelikte tasarlandığını iddia etti.

Bu, Batı Avrupa’da şu anda kabul gören ilkeyle uyumlu görünüyor. Örneğin Alman Marshall Fonu başkan yardımcısı Claudia Major, Avrupalıların nükleer silahlar konusunda “ABD’ye alternatifler düşünmemesini”, fakat aynı zamanda Avrupa nükleer şemsiyesi tamamlanana kadar nükleer caydırıcılıkta bir boşluk oluşmasını önlemek için “ABD’yi mümkün olduğunca uzun süre işin içinde tutmasını” istiyor.

Major, bu nedenle hedefin “ABD’ye artık ihtiyaç duyulmadığını ima etmeden” bir Avrupa nükleer şemsiyesi oluşturmak olduğunu açıklıyor.

Almanya-Fransa nükleer manevraları

Macron’un “gelişmiş caydırıcılık” konusunda kilit ortak olarak gördüğü Almanya, pazartesi günü yayınlanan bir açıklamaya göre, ilk adımları çoktan attı.

Stratejik önlemlerin paylaşımını ve koordinasyonunu kolaylaştırmak için “üst düzey bir nükleer yönlendirme grubu” kuruldu. Bu grubun görevleri arasında “konvansiyonel yetenekler, füze savunması ve Fransız nükleer yeteneklerinin uygun bir karışımına ilişkin istişareler” yer alıyor. 

Almanya’nın Fransız nükleer tatbikatlarına konvansiyonel katılımı 2026 için planlanıyor.

Ayrıca, “stratejik tesislere ortak ziyaretler” ve “Avrupa ortaklarıyla konvansiyonel yeteneklerin daha da geliştirilmesi” planlanıyor.

“Nükleer eşiğin altındaki tırmanma yönetimi yeteneği” de bu kapsamda “iyileştirilecek.”

“Alman bombası” talebi: İki Artı Dört Antlaşması hedefte

Planlama ilerledikçe, “Alman bombası” için yeni çağrılar duyulmaya başlandı.

Şansölye Friedrich Merz kısa süre önce bu fikri reddederek, “Almanya’nın kendi nükleer silahlarını geliştirmeyi düşünmesini istemiyorum,” demişti.

Fakat özellikle Frankfurter Allgemeine Zeitung’daki (faz) yorumcular, ısrarla bu görüşe karşı çıkıyor.

İki hafta önce, gazetenin “Şansölyenin Bombadan Korkusu” başlıklı bir başyazısında, “Almanya’nın nükleer silahlanmasını” dikkate almamanın “[görevi] ihmal” olduğu ileri sürüldü.

Salı günü (3 Mart), yeni Alman-Fransız nükleer anlaşmalarıyla ilgili olarak gazete, “Almanya’nın nükleer sorusu cevapsız kalmaya devam ediyor” dedi.

İki Artı Dört Antlaşması’nın Federal Cumhuriyet’in nükleer silahlanmasını yasakladığını belirten gazetenin bir editörü, “Rusya’nın Avrupalı bir komşusuna karşı yürüttüğü saldırı savaşının, 1990 barış anlaşmasının temelini (yasal olarak) ortadan kaldırıp kaldırmadığını düşünmenin” tamamen meşru olduğunu savundu.

1990 yılında Alman Demokratik Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti arasında ve 4 büyük gücün (ABD, SSCB, Britanya, Fransa) gözetiminde imzalanan antlaşma, iki Almanya’nın “birleşmesini” kayıt altına aldıktan sonra Almanya’nın Polonya sınırlarını garanti altına alıyor, İkinci Dünya Savaşı tazminatlarını meselesini bitiriyor ve birleşmiş Almanya’nın nükleer silah elde etmesini yasaklıyordu.

Çok Okunanlar

Exit mobile version