Bizi Takip Edin

AVRUPA

Almanya’da savaş karşıtı miting ve medyanın karşı hamlesi

Yayınlanma

Sahra Wagenknecht ve Alice Schwarzer öncülüğündeki savaş karşıtı imza kampanyasının son durağı, hafta sonu yapılan büyük mitingdi. 15 bin ila 50 bin arasında değişen tahminlere bakılırsa, mitinge on binlerin katıldığını söylemek abartı olmaz. Fransa’da devam eden ‘barış’ eylemleri ile birlikte düşünüldüğünde, Ukrayna savaşının başındaki ‘anti-Rus birleşik cephe’de çatırdamaların başladığını savunmak mümkün.

Polisin açıkladığı rakamlara göre 13 bin kişinin katıldığı, organizatörlerin ise 50 bine yakın kişiden bahsettiği mitingde konuşan Sahra Wagenknecht, şunları söyledi:

“Sevgili dostlar, sevgili barış dostları, hepinizin bugün burada olmasından dolayı çok mutluyum ve binlerce kişinin de mitingimizi çeşitli canlı yayınlardan takip ettiğini biliyorum. Sanırım bugün ne kadar kalabalık olduğumuz görülebilir ve bundan sonra da sesimiz, görmezden gelinemeyecek kadar gür çıkacak. Çünkü sevgili dostlar, biz yalnızca kalabalık değiliz. Biz şimdi örgütlenmeye de başlıyoruz. Çünkü, Almanya’nın yeniden gerçekten güçlü olan bir barış hareketine ihtiyacı var.

Alice Schwarzer ve ilk 69 imzacımızla birlikte ‘Barış için Manifesto’yu yayınladığımızda neler olduğunu hepiniz takip ettiniz. Alman siyasetinin ve medyasının bir kısmında gerçek bir histeri patlak verdi. Neyle suçlanmadık ki? Biz ve manifestomuzu imzalayan 600 binden fazla kişi neyle suçlanmadık ki? Bizler alaycı, vicdansız, ahlaksız ve Putin’in yardakçıları olduk hatta biz, muhtemelen Putin’den ödeme alıyoruz. Tüm bu suçlamalara rağmen caymadılar. Manifestomuzu imzaladılar ve her geçen gün daha fazla imzalanıyor. Ve bu noktada hepinize tekrardan yürekten teşekkür ederim.

‘Barış çağrısı ne zamandan beri sağcılık?’

Bize karşı yürütülen kampanyada, son nokta bizi aşırı sağın yanında göstermeye çalışmak oldu. Bu, Almanya’daki tartışmaların ne kadar hastalıklı olduğunu gösteriyor. Ne zamandan beri barış çağrısı, diplomasi ve müzakere çağrısı sağcı; savaş sarhoşluğu ise solcu oldu? Belli ki bazıları siyasi pusulalarını tamamen kaybetmişler. Sırf bunları her yere yaymak isteyenlere gözdağı vermek için ve kendiliğinden anlaşılmadığı için yeniden çok açık bir şekilde söyleyeceğim. İnsanlık tarihinin en kötü dünya savaşlarından sorumlu olan, rejim geleneğinden gelen neo-Nazilerin ve İmparatorluk Vatandaşlarının (Reichsbürger) barış mitingimizde elbette yeri yoktur, bunu söylememe bile gerek yok sanmıştım. Ama bunun yanında söylemeliyim ki, bizlerle birlikte barış ve müzakere için mitingimize katılan herkes de hoş gelmiş.

‘Nazilerle ittifak kurmaktan utanmayanlar…’

Buradan böyle akılsızca tartışmalar çıkarılmamalı, Almanya’daki tartışmaların seviyesizliği benim canımı sıkıyor, bu hadsizlik. Ve burada tekrar söylemek isterim ki, ‘Sağa açık olma’ hakkında konuştuğumuzda, biliyorsunuz bu terim miting öncesinde çok kullanılan bir terimdir. ‘Sağa açık olma’ hakkında konuştuğumuzda, lanet olası savaş çığırtkanları özeleştiri yapmalılar. Nazilere gerçekten tapanlarla ittifak kurmaktan utanmayan insanlar, örneğin Ukrayna’nın eski kabadayı büyükelçisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Melnyk’i düşünüyorum. Bay Melnyk bunu hiç gizlemiyor, hem Melnyk hem de Nazi işbirlikçisi Stepan Bandera gibi bu ülkedeki diğer büyük isimler de ulusal bir kahraman olarak gördüklerini gizlemiyorlar. Ayrıca antisemit Stepan Bandera’nın binlerce Yahudi, Polonyalı ve Rus’un katledilmesinin sorumlularından biri olduğunu hatırlatırım. Ve bu adama Melnyk ve başkaları tapıyor. Bizim savaş çığırtkanlarımız da onlarla birlikte hareket ediyor ve bize ‘Aykırı cephe (Querfront) ve sağa açık olma’ hakkında bir şeyler tavsiye ediyorlar. Bu ne yalancı bir tartışmadır?

Burada yeniden açıkça söylemek istiyorum ki, siyasetin ve medyanın bazı kısımlarındaki histerik sesler bizden ve yeni bir barış hareketinden korktuklarını gösteriyor. Ve bence korkmak için de sebepleri var. Artık siyasetlerini değişiklik olmadan sürdüremeyeceklerini farkındalar ve bundan korkuyorlar. Ve evet, biz de tam bu yüzden buradayız, bu politikalarını devam ettiremesinler diye. İşte, eğer korkuyorsanız, bu hepimiz için bir iltifattır.

‘Dayanışma savaş için değil, barış için yapılır’

Mitingimiz çok şey hakkında, bir yandan da Ukrayna’daki korkunç acı ve ölümlere son vermekle ilgili. Sonsuz bir yıpratma savaşını yeni silahlarla beslemek yerine Rusya’ya müzakere teklifinde bulunmakla ilgili. Demek istediğim, Beyaz Saray’ın, Joe Biden’ın Ukrayna’ya silah tedarik eden silah şirketleriyle uzun yıllardır süren sözleşmeleri olduğunu göz önüne getirmelisiniz. Uzun yıllar boyunca cephaneniz yeni silahlarla beslenmeli ki silahlarınız bitmesin. Bu nasıl bir çılgın ve alaycı politikadır?

Sonra da kalkıp bunun Ukrayna ile dayanışma olduğunu söylüyorlar, bu nasıl bir yalandır? Bu dayanışma değildir, dayanışmanın tam tersidir. Dayanışma, ölümleri durdurmak için her şeyi yapmak demektir. Dayanışma hayat kurtarmaktır, hayatları mahvetmek değildir. Bu çok açıktır. Dayanışma savaş için değil barış için çalışmak demektir. Bunun için de tanklara ihtiyacınız yoktur. Diplomasi, müzakere ve her iki tarafın da taviz vermeye hazır olmasına ihtiyacınız vardır. Bunlara ihtiyacınız vardır, dayanışma budur. Ve evet, elbette bu çağrım Rusya Devlet Başkanına da gidiyor. Tabii ki Putin de müzakereye ve uzlaşmaya istekli olmalıdır. Ukrayna, Rus himayesi altında olmamalıdır.

‘Savaşın Avrupa’ya yayılması riski var’

Ancak baharda yapılan barış görüşmelerine dair elimizdeki haberlere göre dönemin İsrail Başbakanı ve Türk hükümeti de işin içine girdi. Ve o dönemdeki müzakerelerle ilgili çıkan onca haberden sonra söylemek gerekir ki, müzakerelerin başarısız olma sebebi Rusya değildi. Bu da bence gerçeğin bir parçası. Sonuç olarak mitingimiz Ukrayna’daki ölümleri bitirmekle ilgili, ama aynı zamanda az önce bahsettiğimiz bundan daha fazlası hakkında. Bunların yanında savaşın tüm Avrupa’ya belki de tüm dünyaya yayılma riskinin önlenmesi hakkındadır. Ve bu risk çok büyüktür.

Başlangıçta bir Rus füzesi olarak sunulan ama Ukrayna füzesinin o dönemde Polonya’ya düşmesinin ardından, ilk çılgınların NATO’nun 5. maddeyi devreye sokmasını talep ettiklerini hepimiz gördük. Ve hepimiz biliyoruz ki, bir Rus füzesi yanlışlıkla da olsa Ukrayna’nın ötesine düşebilir. O zaman ne olacak? O zaman ittifak olur mu? O zaman dünya savaşı çıkar mı?

Bu, savaşın uzadığı her günün ve yollamaya devam ettiğimiz her ölümcül silahın, tüm Avrupa’da hatta muhtemelen tüm dünyada büyük bir savaş tehlikesi yarattığı anlamına geliyor. Ve bunu kesinlikle durdurmalıyız. Bugün burada karşı karşıya bulunduğumuz şey de kesinlikle durdurulması gereken sorumsuzca bir gelişmedir.”

Alman medyası karşı atakta

Bazı taşları yerinden oynatması beklenen mitingin ardından Alman medyası da hamle yapmaya başladı. Örneğin Der Spiegel, Wagenknecht ile Schwarzer’in gösterisinin ‘soldaki tartışmayı büyüttüğünü’ ileri süren bir habere imza attı.

Haberde, mitinge başkalarının yanı sıra ‘aşırı sağcılar’ın da katıldığı öne sürüldü. Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanvekili Amira Mohamed Ali’nin mitingin barışçıl geçtiğine ilişkin tweetini alıntılayan Der Spiegel, ‘sağcıların’ varlığını gerekçe göstererek bu iddiayı sorguladı.

Haberde, mitinge bazı AfD yöneticilerinin, ‘Compact’ dergisini yayımlayan Jürgen Elsässer ve ‘Holokost inkârcısı’ Nicolai Nerling’in katılmasını ‘sağcı katılım’ örneği olarak gösteren Der Spiegel, bu durumun Sol Parti’nin içini karıştırdığını öne sürdü.

Der Spiegel’in ‘parti çevrelerine’ dayandırdığı haberinde, Amira Mohamed Ali’nin tweetinin ve mitinge katılımının ‘hayal kırıklığı’ yarattığı, sadece Wagenknecht’in değil, tüm parti liderliğinin ‘sağ ile araya mesafe koyma’da yetersiz kaldığı ileri sürüldü.

Sol Parti kendisini Wagenknecht’ten ayırdı

Örneğin Sol Parti Berlin lideri Katina Schubert, eyleme katılmadığını, eylemin köşelerinde faşizmin ‘görelileştirildiğini’, miting konuşmalarında da fail ile kurbanın yer değiştirdiğini savundu.

Sol Parti liderlerinden Janine Wissler de mitingin kararın partide alınmadığını söyleyerek kendini Wagenknecht ve Schwarzer’den ayırmıştı. Wissler, Wagenknehct’e ‘kendisini açıkça sağcı aşırılıkçılardan ayırma’ çağrısı yapmıştı.

İktidar memnun görünüyor

Haberde, trafik lambası koalisyonunun, mitinge katılımın beklenenden az olması nedeniyle rahatladığı öne sürülürken, SPD’nin de mitingde Rusya bayraklarının olmasından rahatsız olduğu, bunun yalnızca Vladimir Putin’e yarayan bir oyun olduğunu düşündüğü hatırlatıldı.

Yeşiller Meclis Grup Başkanvekili Britta Haßelmann’a göre de Sahra Wagenknecht ve Schwarzer, ‘sağcılara’ ve ‘komplo teorisyenlerine’ bilinçli olarak sahneyi hazırladı.

Die Welt’te yer alan bir haberde ise, AfD’nin Thüringen lideri Björn Höcke’nin, Wagenknecht’i partiye çağıran sözleri öne çıkarıldı. Barış siyaseti konusunda Wagenknecht’in kendisini zaten ‘doğru konumda’ bulduğunu savunan Höcke, “AfD’de, soldayken yalnızca hayal edebileceğiniz siyaseti gerçekleştirebilirsiniz,” dedi.

FDP’den Sol Parti’yi tecrit çağrısı

Die Welt’teki başka bir haberde görüşlerine yer verilen FDP milletvekili Marie-Agnes Strack-Zimmermann ise, Wagenknecht ile Schwarzer’in ‘Putin’in ağzıyla konuştuğunu’ öne sürdü.

Strack-Zimmermann da mitingde fail ile kurbanın yer değiştirdiğini savunurken, gösteri örgütleyenlerin ‘radikal sağ ve solla birlik olduğunu’ söyledi.

Öte yandan Bild’de yer alan habere göre, FDP, AfD’ye nasıl davranılıyorsa Sol Parti’ye de öyle davranılması gerektiğini söyledi ve SPD’den Yeşiller’e uzanan bir hatta radikal sola karşı savunma duvarı kurulmasını istedi.

Bild’e konuşan FDP Genel Sekreteri Bijan Djir-Sarai, SPD ve Yeşiller’in şimdiye kadar Sol Parti’yi kendi ‘rezervleri’ olarak gördüğünü fakat artık bunun sona ermesi gerektiğini söyledi.

Bu, aslında Berlin’deki muhtemel SPD-Yeşiller-Sol Parti ittifakının önüne geçmeye yönelik bir çağrı gibi görünüyor. Nitekim, Bild’de görüşlerine yer verilen ‘Alman Demokratik Devletindeki sivil aktivist’ Marianne Birthler, “Partiden Rusya hayranları atılmadığı takdirde Berlin’de bir koalisyona hayır diyorum,” dedi.

*Sahra Wagenknecht’in konuşmasını çeviren: Gülçin Akkoç

AVRUPA

Morawiecki: AP’de tek bir sağ grup kurulabilir

Yayınlanma

Eski Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, Avrupa Parlamentosu’ndaki iki sağ grup arasında olası bir birleşmeye açık kapı bıraktı.

Hukuk ve Adalet (PiS) partisinden Morawiecki, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Fransa’da Ulusal Birlik’in (RN) AP adayı AB sınır ajansı Frontex’in eski direktörü Fabrice Leggeri ile basın toplantısı düzenledi.

Toplantının ardından POLITICO’ya verdiği demeçte Polonyalı lider, “Avrupa seçimlerinin nihai sonuçlarının ne olacağını göreceğiz,” dedi.

Basın toplantısının, Morawiecki’nin AP’de bağlı bulunduğu Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubu ile RN ve Leggeri’nin bağlı bulunduğu Kimlik ve Demokrasi (ID) grubu arasında artan bir yakınlaşmanın işareti olup olmadığı sorusuna Polonyalı eski Başbakan, “Bunu söylemek için çok erken, tango için iki kişi gerekir ve ECR grubu içindeki tüm delegasyonların söz hakkı olmalı ve biz herkese son derece saygılı ve önemli davranıyoruz,” cevabını verdi.

Aralarında Belçika’dan Vlaams Belang Milletvekili Gerolf Annemans ve Almanya için Alternatif’ten (AfD) Maximilian Krah’ın da bulunduğu çok sayıda ID üyesi, ECR’nin ev sahipliğinde Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen etkinliğe katıldı.

Etkinlik, AB’nin yeni göç anlaşmasına karşı çıkmak, bürokratlara yüklenmek ve ‘Yeşil Mutabakat’ı ulusal sanayiler için yıkıcı olarak nitelendirmek söz konusu olduğunda partilerin pek çok ortak zemini paylaştığını gösterdi.

Fakat Orbán, Ukrayna’nın AB üyeliğine ilişkin tartışmaların bu ülkenin Rusya ile olan savaşı hakkındaki konuşmalardan ayrı tutulması gerektiğini söylemek dışında bu konuya değinmekten kaçındı.

Orbán’ın partisi Fidesz’ten AP üyesi Kinga Gál, partisinin ECR’ye katılmasını umduğunu söyledi. Fidesz 2021’de merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nden (EPP) ayrıldığından bu yana AP’de herhangi bir gruba üye olmadı.

Gál ayrıca Fidesz ile PiS’in ‘Rus işgalcilere karşı Ukrayna’yı destekleme’ konusunda farklı düşündükleri yönündeki iddiaları da reddetti.

“Bu konuda çok olumluyum,” diyen Gál, iki partinin ‘ulusal egemenlikçi’ bir platformda yarışan partiler olarak pek çok ortak noktası olduğunu savundu.

RN Milletvekili Gilles Lebreton da iki grup arasında müzakerelerin sürdüğünü söyledi ama ‘Avrupa şüphecilerini, milliyetçileri ve aşırı sağı’ birleştiren tek bir büyük grup oluşturmanın çok da önemli olmadığını savundu. Lebreton, “İster bir grup ister iki grup olsun, bana hiç fark etmez,” dedi.

Bununla birlikte Morawiecki, Fidesz’den milletvekillerinin ECR’ye katılmasını isteme konusunda net konuştu. Bu öneri, Ukrayna’nın ECR içindeki en sadık müttefiklerinden bazıları arasında şimdiden şaşkınlığa neden oldu.

Morawiecki, “Çok yoğun bir şekilde konuşuyoruz ve Viktor’un [Orbán] grubumuza katılacağını umuyorum, ama bu onun ve delegasyonlarımızın da kararı,” dedi.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Liz Truss: Derin devlet Trump’a karşı tetikte

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ın ‘en kısa süre görev yapan başbakanı’ olarak tarihe geçen Liz Truss, ‘derin devletin Donald Trump’ın ikinci döneminde altını oymak için daha da çok çalışacağını’ ileri sürdü.

Wall Street Journal’a (WSJ) yazan Truss, bir süredir yakın zamanda raflarda yerini alan kitabı Ten Years to Save the West’i [Batıyı Kurtarmak için On Yıl] tanıtıyor. Kitapta, “Küreselleşmeye, Sosyalizme ve Liberal Müesses Nizama Karşı Devrim”in lideri olarak tanıtılan Truss, salı günü kaleme aldığı bir yazıda ABD ‘iktisadi müesses nizamının’ şimdiden ‘Bay Trump’a ve onun iktisadi programına karşı silahlandığını’ savundu.

İngiliz siyasetçi ayrıca, ABD’li Cumhuriyetçileri kendi Muhafazakâr yönetimiyle kıyaslayarak, Trump bir kez daha Beyaz Saray için yarışırken Cumhuriyetçi politikacıların ‘hayatlarının mücadelesini’ verecekleri uyarısında bulundu.

Liz Truss Washington’da: ‘Biden’ın gizli Ukrayna silahı’

WSJ’deki yazısında, “İdareciler devleti Bay Trump’ın ilk dönemini baltaladı ve Birleşik Krallık’ın başbakanı olarak benim görev süremi de baltalayarak beni 49 gün sonra görevden ayrılmaya zorladı,” dedi.

Truss, “Seçildiğim gündemi hayata geçirebileceğimi varsaymıştım. Ne kadar da yanılmışım. Şeffaf olmayan İngiliz bürokratik devleti önerdiğim reformları baltaladı ve onların Amerikalı muadilleri, kasım ayında zafer kazanması halinde Bay Trump’ı hedeflerine alacaklar. Derin devlet onun altını, ilk döneminde olduğundan daha fazla oymaya çalışacaktır,” diye yazdı.

Truss, mini bütçesinin ekonomik çalkantılara yol açması ve piyasaları altüst etmesinin ardından kendi partisi tarafından görevden alındı. Truss kitabında, Birleşik Krallık Hazinesi, İngiltere Merkez Bankası ve Bütçe Sorumluluk Ofisinin kendi vergi indirimi politikalarına karşı ‘sürekli bir fısıltı kampanyası’ yürüttüğünü savunuyor. Eski İngiliz liderin kitabında yazdığına göre bu kurumlar AB, Çin ve göç gibi büyük konularda “aynı zihniyete sahip.”

Eski İngiliz Başbakanı Truss: Çin’e karşı ekonomik NATO kuralım

Truss bu çerçevede, Muhafazakârların ‘kendi kendini korumaya çalışan derin devleti dağıtmak için uyumlu bir plana’ ihtiyacı olduğu çağrısında bulundu.

Kitabın tanıtımı için medyaya verdiği röportajlarda Truss bir adım daha ileri giderek İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey’nin istifa etmesi gerektiğini söyledi ve politika planlarının nasıl suya düştüğüne dair ‘düzgün bir soruşturma’ yapılması çağrısında bulundu.

Truss kitap tanıtım turlarını Donald Trump’a verdiği desteği pekiştirmek için de kullanıyor. LBC’ye konuşan Truss, Beyaz Saray’da Trump’ın olması gerektiğini’ söyledi ve Spectator’a verdiği demeçte de Cumhuriyetçiler iktidardayken ‘dünyanın daha güvenli olduğunu’ ileri sürdü.

Joe Biden’a da yüklenen Truss, ABD Başkanı’nın kendisinin vergi indirimi öngören mini bütçesine karşı çıkmasını eleştirdi ve ‘Biden’ın Birleşik Krallık iç politikası hakkında yorum yaparak protokolü ihlal etmesine hayret ettiğini’ söyledi.

AB liderleri enerji krizini tartışırken, Liz Truss istifa etti

Truss ayrıca, Birleşik Krallık’ın bloktan ayrılmasını ‘bir savaş eylemi’ olarak gören Avrupa Birliği ile Brexit görüşmelerinde ‘çok daha sert davranması gerektiğini’ de hayıflanarak yazdı. 

“Yalnızca acıdan anlıyorlar,” diyen Truss, ‘temkinli memurlara’ ve ‘pes etmeye hazır politikacılara’ yüklendi.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

İsviçre parlamentosu, ‘Rusya Yaptırımları Görev Gücü’ne katılmayı reddetti

Yayınlanma

İsviçre parlamentosu, hükümetin Rusya’ya karşı ABD liderliğindeki yaptırım görev gücüne katılması önerisini reddederek, bağımsız bir taraf olarak kurumla işbirliğinin yeterli olduğunu söyledi.

G7 ülkelerinden oluşan komite, Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa Birliği ve ABD tarafından uygulanan yaptırımların kapsamına giren Rus varlıklarını dondurmak ve bunlara el koymakla görevli.

İsviçre şu ana kadar görev gücüne resmen katılması yönündeki baskılara direnerek grupla zaten düzenli temas halinde olduğunu ve işbirliğinin iyi işlediğini söyledi.

Eski NATO-Rusya Konseyi Başkanı Kujat: İsviçre tarafsızlığını dişiyle tırnağıyla korumalı

Parlamentodan yapılan açıklamada çarşamba günü milletvekillerinin Yeşiller partisinin önerisine karşı 101-80 oy kullandığı belirtildi. Tasarıda, ‘Rus varlıklarının koruyucusu ve Rus emtia ticaretinin ana merkezi olarak’ İsviçre’nin yaptırımların etkinliği konusunda özel bir sorumluluk taşıdığı belirtiliyordu.

Ekonomi bakanlığından bir sözcü Bloomberg’e yaptığı açıklamada, hükümetin duruşunu teyit ettiği için parlamentonun kararını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Yaptırımlar, geleneksel olarak tarafsız olan İsviçre’de, hükümetin uluslararası ve yerel baskılar arasında sıkışıp kaldığı sıcak bir konu. Aralarında Halk Partisi’nin de bulunduğu tarafsızlığın zayıflatılmasına karşı çıkan gruplar, geçtiğimiz günlerde anayasaya kalıcı bir bağlantısızlık duruşu eklenmesi için oylama yapılmasına yetecek kadar imza topladı.

Ukrayna savaşı İsviçre’nin ‘tarafsız’ konumunu zorluyor

Bu aynı zamanda hükümetin herhangi bir yaptırım rejimine katılmasını da yasaklayacak.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English