Asya
AUKUS planları Çin’i mi endişelendirmeli yoksa Avustralya’yı mı?

Asya ve Pasifik güvenlik işlerinden sorumlu ABD Savunma Bakan Yardımcısına eski günlük istihbarat brifingleri veren, Rand Corporation’da kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Foreign Policy’de yazdığı makalede, Çin’in Asya ülkelerinin AUKUS’a meyli konusunda endişelenmesi gerektiğini söylerken, Asya ülkelerinin Avustralya’nın nükleer denizaltı planına destek verdiğini öne sürüyor.
ABD, İngiltere ve Avustralya, geçen ay, Çin’in Hint-Pasifik bölgesindeki etkisine karşı koymayı amaçlayan yeni bir nükleer enerjili denizaltı filosu oluşturma planlarının ayrıntılarını açıklamıştı.
Plana göre, Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri’nden en az üç ve muhtemelen beş Virginia sınıfı nükleer enerjili denizaltı satın alacak ve sonunda, İngiltere ile birlikte, üç ülke tarafından ortaklaşa geliştirilen yeni bir nükleer enerjili denizaltı sınıfı konuşlandıracak.
Böylece Avustralya, Birleşik Krallık’tan sonra Washington’ın nükleer tahrik teknolojisini alan ikinci ülke olacak. Ayrıca, AUKUS’un ardından Avustralya, “nükleer güce” ulaşmadan önce nükleer denizaltılara kavuşacak ilk ülke olarak kayıtlara geçecek.
Yeni denizaltılar, ülkenin mevcut dizel motorlu filosundan daha uzak ve daha hızlı hareket edebilecek ve böylece Avustralya ilk kez “düşmanlara karşı” uzun menzilli saldırılar gerçekleştirebilecek.
Canberra’ya 30 yılda 368 milyar A$’a (245 milyar $) mal olacak bu plan, Avustralya’nın savunma harcamalarını, tam da NATO direktiflerine uygun şekilde, GSYİH’nın yüzde 2,5’ine çıkaracak.
Çin, bu planın ciddi nükleer silahlanma riski oluşturduğunu ve bölgede barış ve istikrarı bozacağını söyleyerek tepki göstermişti.
Sonraki adımlar: Nükleer kapasiteli bombardıman uçakları ve hipersonik füzeler
Derek Grossman, denizaltı planının, üç ülke arasında Çin’e karşı koymayı amaçlayan derinleşen güvenlik işbirliğinin sadece bir parçası olduğunu söylüyor. Grossman’a göre, sonraki adımlar ise, ABD’nin stratejik bombardıman uçakları gibi nükleer kapasiteli platformlarını Avustralya’da kurmanın yanı sıra hipersonik füzeler, siber operasyonlar, kuantum hesaplama ve diğer alanlarda işbirliğini içerebilir.
Tüm bunların AUKUS’u bölgesel askeri denge açısından; Avustralya, Hindistan, Japonya ve ABD’yi birleştiren Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) veya Avustralya, İngiltere, Malezya, Yeni Zelanda ve Singapur arasındaki Beşli Güç Savunma Düzenlemesi dahil diğer gruplaşmalardan daha önemli kıldığını söyleyen Grossman, şu ifadeleri kullanıyor:
“AUKUS, gelecekteki potansiyel bir çatışmada Çin’i caydırmak ve gerekirse yenmek için katılımcıların askeri yeteneklerinin birlikte çalışabilirliğini modernleştirmeye ve geliştirmeye odaklandığı için gerçekten benzersizdir.”
‘Asya ülkeleri olumsuz tepki vermedi’
Grossman yazısında aynı zamanda, AUKUS kapsamında duyurulan anlaşmayla ilgili Çin dışında diğer Asya ülkelerinin olumsuz tepki vermediğini iddia ediyor.
Başta Güneydoğu Asya olmak üzere bazı ülkelerin nükleer yayılma potansiyelinden endişe duysa da, çoğu Hint-Pasifik ülkesinin AUKUS’u desteklediğini veya alenen karşı çıkmaktan kaçındığını söyleyen Grossman, buna gerekçe olarak da “Çin’in askeri yığınağı, artan gücü ve bölgedeki niyetleri hakkında” yaygın ve çeşitli endişeleri işaret ediyor.
Bu durumun, AUKUS’un “barış zamanı caydırıcılık amacıyla ek müttefikler ve ortaklar bağlama yeteneği” için iyiye işaret olduğu yorumunu yapıyor.
Grossman, AUKUS’u destekleyen ülkelerin başında ise, yeni savunma planlarını tamamen ABD ile uyumlulaştırmayı amaçlayan ve Çin’i “benzeri görülmemiş en büyük stratejik zorluk” olarak tanımlayan Japonya’yı örnek gösteriyor.
Grossman, ABD’nin bir diğer kritik müttefiki Güney Kore’nin ise AUKUS’la resmi olarak pek ilgilenmediğini söylüyor. Bunun sebebinin ise Kuzey Kore ile meşgul olan Seul yönetiminin Washington ile Pekin arasında hassas bir denge sağlamaya çalışması olarak sunuyor. Ancak yine de Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol’un Çin’in bölgedeki iddialılığından rahatsız olduğunu ekliyor.
2021’de bir seçim adayı olarak AUKUS hakkında ne düşündüğü sorulduğunda Yoon’un, “Seul’ün Avustralya’ya giden nükleer enerjiyle çalışan denizaltılara ihtiyacı olmadığını” söylediğini hatırlatan Grossman, diğer yandan Kuzey Kore’den atılan balistik füze denemeleri düşünüldüğünde Yoon’un fikrini değiştirebileceği yorumunu yapıyor.
Grossman, AUKUS’u benimseyen bir diğer taraf olarak, sanki şaşılacak bir şeymiş gibi, Tayvan’ı örnek gösteriyor.
Savunma analisti, Güneydoğu Asya’da AUKUS’un daha tartışmalı olduğunu yazısına eklese de, “Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki ve başka yerlerdeki tecavüzlerine rağmen, neredeyse tüm ülkeler anlaşmayı ne onaylayarak ne de kınayarak büyük güç rekabetinin dışında kalmaya çalışıyor” ifadesiyle olumsuz bir yargı bildiriyor. Grossman, bölgenin tek güçlü AUKUS destekçisinin ise, tartışmalı Güney Çin Denizi’nde “her gün Çin baskısıyla karşı karşıya olan bir başka ABD müttefiki Filipinler” olduğunu öne sürüyor.
Grossman’ın iddialarının aksine Asya ülkeleri endişeli
Ancak Derek Grossman’ın iddia ettiğinin aksine, Japonya gibi coşkulu bir ABD müttefiki dışında, çoğu Asya ülkesi AUKUS planlarının bölgeyi nükleer tehlikeye sokacağı konusunda endişelerini dile getirdiler.
Hatta Grossman’ın iddia ettiğinin aksine Filipinler, AUKUS planlarını “güçlü bir şekilde” desteklemediği gibi, AUKUS ortaklarını “nükleer denizaltılar için güvenlik standartları uygulamaya” çağırdı.
Manila’dan yapılan açıklamada, AUKUS programı kapsamındaki ortaklar, “faaliyetlerinin ilgili uluslararası nükleer koruma önlemlerine ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına uymasını sağlamak için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile işbirliği yapmalıdır” denildi.
Bu açıklama, Manila’nın da özellikle nükleer tehdit konusunda endişe taşıdığını gösteriyor.
Güneydoğu Asya ülkelerinin çoğu, Avustralya’nın AUKUS kapsamında ABD ve İngiltere öncülüğünde elde edeceği nükleer güdümlü denizaltılarının ağırlıklı olarak kendi bölgelerinde, özellikle Güney Çin Denizi’nde faaliyet gösterebileceğinden endişe duyuyor.
Ayrıca anlaşmanın, diğer devletler tarafından yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum veya plütonyumu uluslararası gözetimden gizlemek için kullanılabilecek tehlikeli bir emsal oluşturabileceğinden endişe ediliyor.
‘Yeni kitle imha silahları riskini artırır’
Malezya ve Endonezya, nükleer silahların yayılması riskinden endişelerini dile getirirken, Jakarta nükleer teknolojiyi güçlü denizaltılarla paylaşmanın yeni kitle imha silahları riskini artırabileceğini belirtmişti. Vietnam ve Tayland da bu endişeleri paylaşmıştı.
Endonezya Dışişleri Bakanlığı, Avustralya’nın “NPT ve UAEA güvenceleri kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmede tutarlı kalmasını” ve “etkili, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir doğrulama mekanizması” geliştirmesini beklediğini söylemişti.
Malezya Dışişleri Bakanlığı bölgede olası bir “silahlanma yarışı” konusunda uyarıda bulunurken, devletleri her türlü provokasyondan kaçınmaya çağırmıştı.
Kamboçya Başbakanı Samdech Techo Hun Sen de AUKUS ittifakıyla ilgili endişelerini dile getirmişti.
Hun Sen, Phnom Penh’deki Build Bright Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Diğer ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) ülkeleriyle düşünüyoruz. Ayrıca endişelerimizi de ifade ediyoruz. Nükleer (silah) olmadığını iddia ediyorlar ama nükleer varsa nasıl olacak” ifadelerini kullanmıştı.
ASEAN’ın nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge olduğunu söyleyen Hun Sen, büyük ülkeleri güçlerini “küçük ülkeleri suistimal etmek için kullanmamaya” çağırmıştı.
Birleşmiş Milletler nükleer gözlemcisi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da, üç devleti koruma önlemlerini uygulamaya ve küresel nükleer silahların yayılmasının önlenmesine bağlı kalmaya çağırmıştı.
Grossman’ın iddia ettiğinin aksine, ciddi nükleer riskler barındıran ve bölgedeki silahlanma yarışını artırma potansiyeli olan AUKUS anlaşması konusunda tek endişe etmesi gereken Çin değil, bundan daha büyük zarar görme ihtimalleri olan bölge ülkeleri… Hatta bizzat Avustralya’nın kendisi.
Eski Avustralya Başbakanı: En kötü uluslararası karar
Nitekim bu karar Avustralya içinde de tartışma yarattı. Eski Avustralya Başbakanı (1991-1996) Paul Keating, AUKUS kapsamındaki anlaşmayı, 1. Dünya Savaşı’ndaki zorunlu askerlik kararından bu yana bir İşçi Partisi hükümetince verilen “en kötü uluslararası karar” olarak tanımlamıştı.
Başbakan Anthony Albanese’i, ABD’nin Çin’i çevreleme planlarının parçası olmakla suçlayan Keating, anlaşmanın gereksiz yere Çin’i hedef aldığını söyleyerek, “ölümcül sonuçlar” doğurabileceği uyarısında bulunmuştu.
‘Artık ABD’ye çok daha fazla borçlu olacağız’
Avustralyalı gazeteci David Speers, ülkede pek çok analist ve siyasetçinin, Avustralya’nın neden Güney Çin Denizi’nde aylarca gizlenen nükleer enerjili denizaltılara sahip olma yeteneğine ihtiyaç duyduğunu merak ettiğini ve ülkenin artık ABD’ye çok daha fazla borçlu olacağından endişe ettiğini yazmıştı.
Avustralya nükleer çöplüğe mi dönüşecek?
Avustralya’nın ulusal yayın kuruluşlarından The ABC’nin politika editörü Andrew Probyn de, AUKUS ile ülkeye yerleşecek nükleer varlıkla ilgili endişelerini şöyle dile getirmişti:
“AUKUS anlaşması uyarınca Avustralya, ABD’den AUKUS denizaltıları için ‘mühürlü nükleer reaktörler’ alacak, ancak bunların imhasından sorumlu olacak. Bu, ülkenin jeolojik olarak istikrarlı bir bölümünde bir yerde dev bir çukur kazmak ve reaktörleri potansiyel olarak binlerce yıl orada bırakmak anlamına geliyor.
Marles, bunun ‘şimdiki veya gelecekteki’ savunma topraklarında olacağını söylüyor, bu da nükleer çöplüğün İngilizlerin nükleer testler yaptığı Güney Avustralya’nın Woomera Yasak Bölgesi’nde değil, İngiliz Milletler Topluluğu tarafından satın alınan topraklarda olabileceği anlamına geliyor.
Kullanılmış nükleer reaktörler için uzun vadeli bir depo belirlemek dikenli bir siyasi mesele olacaktır. Avustralya için nükleer çağ başladı.”
Asya
Çin’in ekonomik reformlarının baş mimarlarından eski Başbakan Zhu Rongji 97 yaşında hayatını kaybetti

Eski Başbakan Zhu Rongji, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılım sürecine öncülük etti.
İnsanlık tarihinin en büyük ekonomik reformlarından birinin mimarlarından olan Çin’in eski Başbakanı Zhu Rongji, çarşamba günü hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Zhu 97 yaşındaydı.
1998-2003 yılları arasında Çin Başbakanı olarak görev yapan Zhu, yolsuzlukla mücadele etmesi, merkezi planlı ekonomide kapsamlı değişikliklere gitmesi ve kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) sektörünü yeniden yapılandırmasıyla hatırlanıyor.
Zhu, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılımına ilişkin müzakerelerin başındaki isimdi. Bu süreç Çin’in uluslararası pazarlara açılmasını sağladı ve ülke ekonomisinde büyük değişimlerin önünü açtı.
Zhu ayrıca 1997’de Hong Kong’un Çin’e sorunsuz biçimde devredilmesinde önemli rol oynadı ve aynı yıl patlak veren Asya mali krizine karşı Pekin’in yürüttüğü politikaların başında yer aldı.
Zhu kamuoyu önüne son kez Ekim 2018’de Pekin’de çıktı. Tsinghua Üniversitesi Ekonomi ve Yönetim Fakültesi Danışma Kurulu üyeleriyle bir araya geldiği toplantıya eski ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, Apple CEO’su Tim Cook ve dönemin IBM CEO’su Ginni Rometty de katıldı.
Çin devlet haber ajansı Xinhua’nın çarşamba günü yayımladığı resmi ölüm ilanında Zhu, “Komünist Partinin seçkin bir üyesi, uzun yıllar sınanmış ve sadık bir komünist savaşçı, seçkin bir proleter devrimci ve devlet adamı, parti ile devletin müstesna bir lideri” olarak nitelendirildi.
İlanda Zhu’nun, ülkenin Asya mali krizinin yarattığı büyük etkilerin üstesinden gelmesine yardımcı olduğu ve “Hong Kong’un uluslararası bir finans merkezi olarak refah ve istikrarını kararlılıkla koruduğu” belirtildi.
Zhu’nun istikrarlı ve hızlı ekonomik büyümeyi sürdürmek amacıyla daha aktif maliye ve para politikalarına yöneldiği de kaydedildi.
Xinhua’nın yayımladığı ölüm ilanında Zhu’nun ekonomik sistem reformlarının ilerletilmesindeki rolüne de dikkat çekildi. Özellikle kamu işletmelerini yeniden yapılandırırken mülkiyet haklarının daha açık biçimde tanımlanmasına ve devletin idari işlevleriyle şirketlerin ticari faaliyetlerinin birbirinden ayrılmasına öncelik verdiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca Zhu’nun, Çin’in DTÖ’ye katılımını sağlayan “zorlu müzakerelere” liderlik etmedeki belirleyici rolüne dikkat çekildi. Bu adım, ülkenin küresel ekonomiyle bütünleşme sürecini yeniden şekillendirdi.
Resmi ölüm ilanına göre Zhu, Mart 2003’te başbakanlıktan emekli olduktan sonra da Hu Jintao ve Xi Jinping liderliğindeki merkezi yönetimi desteklemeyi sürdürdü.
İlanda, “Çin karakterli sosyalizmin büyük davasıyla ilgilenmeye devam etti ve partinin çalışma tarzı ile dürüstlüğünün güçlendirilmesini ve yolsuzlukla mücadeleyi kararlılıkla destekledi” denildi.
Açıklamada ayrıca Zhu’nun “halka derin bir bağlılık duyduğu; kamu görevlilerinin halkın hizmetkârı olarak hareket etmesi, doğruyu söylemeye cesaret etmesi, insanları gücendirmekten korkmaması, özel ayrıcalık peşinde koşmaması, ağır sorumluluklar üstlenmesi, zor meselelerin üzerine sorumlulukla gitmesi ve somut sonuçlar üretmesi gerektiğini vurguladığı” belirtildi.
Economic Information Daily’nin 2013 yılında yayımladığı bir habere göre Zhu, 1998’de başbakan olduğunda bilim, eğitim ve ekonomi arasındaki yakın entegrasyonu teşvik ederek ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla Ulusal Bilim, Teknoloji ve Eğitim Liderlik Grubu’nu kurdu ve başına geçti.
1990’lı yıllarda Çin’de yüksek enflasyon, artan borç yükü ve kamu işletmelerinin zararları mali istikrarı tehdit ederken Zhu, maliye politikasını merkezileştirerek, bürokrasiyi azaltarak ve başarısız işletmeleri kapatarak ya da özelleştirerek bu riskleri azaltmaya çalıştı.
Çarşamba günü yayımlanan resmi ölüm ilanında Zhu, işten çıkarılan ve işsiz kalan çalışanların yeniden istihdam edilmesini teşvik etmesi ve sosyal güvenlik sistemini güçlendirmesi nedeniyle de övüldü.
1928 yılında Çin’in orta kesimindeki Hunan eyaletinin başkenti Changsha’da doğan Zhu, 1951’de Tsinghua Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu ve kamu hizmetine girerek bölgesel ve ulusal ekonomi politikaları üzerinde çalıştı.
Zhu, 1991-1998 yılları arasında Çin ekonomisinden sorumlu başbakan yardımcılığı görevini yürüttü, ardından başbakan oldu.
Asya
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Çin ve Endonezya ağustos ortasında Tayvan adasının doğusunda tatbikat yapacak: İlk ortak tatbikatın “büyük önem” taşıdığı belirtiliyor. Tayvan hükümeti ise tatbikatı kınadı.
Çin Savunma Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, ağustos ortasında Tayvan’ın doğusunda gerçekleştirilecek tatbikatın, Endonezya donanmasına ait bir gemiyle düzenlenecek bir “seyir tatbikatı” olacağını duyurdu. Tatbikatın tam olarak nerede yapılacağı açıklanmadı.
Bu, Çin donanması ile yabancı bir ülkenin donanmasının söz konusu sularda gerçekleştireceği ilk tatbikat olacak. Çinli askeri uzman Zhang Junshe, salı günü Global Times’a yaptığı açıklamada, tatbikatın büyük önem taşıdığını ve Çin’in Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerindeki egemen haklarını ve yetkisini ortaya koyduğunu söyledi.
Çin Savunma Bakanlığı’nın salı günkü açıklamasına göre, ağustos ortasında Çin donanmasına ait Honghe gemisi, Tayvan adasının doğusunda Endonezya donanmasına ait bir gemiyle seyir tatbikatı gerçekleştirecek. Tatbikatta haberleşme ve seyir halinde ikmal gibi konulara odaklanılacak. Tatbikatın iki donanmanın müşterek operasyon kapasitesini artırmayı, ikili pratik işbirliğini derinleştirmeyi ve bölgesel barış ve istikrarı ortaklaşa korumayı amaçladığı belirtildi.
Çin ve Endonezya daha önce de çeşitli vesilelerle ortak tatbikatlar düzenledi. Kasım sonundan aralık başına kadar iki ülke, Çin ve Endonezya silahlı kuvvetlerinin kara, deniz ve hava unsurlarının katıldığı ortak bir insani yardım ve afet müdahale tatbikatı gerçekleştirdi.
Askeri uzman Zhang Junshe, Çin ve Endonezya donanmalarının Tayvan adasının doğusundaki sularda gerçekleştireceği yaklaşan tatbikatın, Çin ile yabancı bir ülke arasında bu sularda düzenlenen ilk deniz tatbikatı olacağını belirterek bunun “son derece önemli” olduğunu söyledi.
Zhang, bu adımın Çin’in tutumunu dış dünyaya açık biçimde iletmeyi amaçladığını belirtti:
“Çin, Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerinde egemen haklara ve yargı yetkisine sahiptir.”
Zhang şöyle devam etti:
“Yabancı donanma gemelerini Çin’in kendi yetki alanındaki sularda eğitim gerçekleştirmeye davet etmek normal ve makuldür. Bu eylem aynı zamanda Çin’in bu sularda egemen haklara ve yargı yetkisine sahip olduğunu göstermektedir. Çin’in egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarının ilgili kapsamı, Tayvan adasının doğusundaki karasularının yanı sıra münhasır ekonomik bölgeyi ve kıta sahanlığını da içermektedir.”
Daha önce Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) Doğu Harekât Alanı Komutanlığı, Tayvan Boğazı’nda ve adanın kuzeyi, güneybatısı, güneydoğusu ve doğusundaki sularda “Justice Mission 2025” kod adlı ortak tatbikatlar gerçekleştirmişti.
Bu yıl haziran ayından bu yana Çin Sahil Güvenliği gemileri Tayvan adasının doğusundaki sularda düzenli kolluk devriyeleri gerçekleştiriyor. Bu devriyelerin amacının, “hukuka uygun biçimde yetki kullanmak ve Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak” olduğu ifade edildi.
ABD ve müttefikleri, çok cepheli tatbikatlarla Çin’in etrafında güç gösterisi yapıyor
Bu eylemlerin, Japonya ve Filipinler’in Tayvan adasının doğusundaki sularla ilgili sınır müzakerelerini başlatacaklarını tek taraflı olarak açıklamalarına karşı gerekli olduğu belirtildi. Söz konusu adımın Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını ciddi biçimde ihlal ettiği savunuldu.
Zhang, Çin ve Endonezya’nın bu sularda gerçekleştireceği ortak deniz tatbikatının Çin’in ulusal egemenlik ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumaya yönelik “araç setini” daha da genişleteceğini söyledi.
“Bu, Çin’in düzenli ve pratik deniz faaliyetleri aracılığıyla denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak ve Tayvan adasının doğusundaki ilgili sularda egemen haklarını ve yargı yetkisini ortaya koymak konusunda hem kapasiteye hem de güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu tam anlamıyla göstermektedir” dedi.
Bu, Çin ile Endonezya arasında bu ay gerçekleştirilen ikinci denizcilik işbirliği faaliyeti olacak ve iki ülke arasındaki giderek daha somut hale gelen askeri ilişkilerin bir başka örneğini oluşturacak.
China Military Online’a göre, uzak denizlerde staj eğitimi ve ziyaret görevi yürüten, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait Qijiguang eğitim gemisi (Borda No. 83) ve Kunlunshan amfibi çıkarma gemisinden (Borda No. 998) oluşan görev grubu, dört günlük dostluk ziyareti kapsamında 2 Ağustos’ta Endonezya’nın Surabaya kentindeki Tanjung Perak Limanı’na ulaştı.
Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, 30 Temmuz’daki olağan basın toplantısında şöyle konuşmuştu:
“Son yıllarda Çin ve Endonezya donanmaları, ortak tatbikatlar ve karşılıklı gemi ziyaretleri dahil olmak üzere işbirliğini sürekli genişletti ve iki ülke arasındaki askeri ilişkileri hem kapsam hem de derinlik açısından ileri taşıdı.”
Salı günü geç saatlerde açıklama yapan Tayvan yönetimi ise, tatbikatı “tehlikeli bir askeri provokasyon” olarak nitelendirdi ve Pekin’e “statükoyu baltalayan bu tehlikeli davranışı derhal durdurma” çağrısında bulundu.
Öte yandan Tayvan da, Çin’in olası bir saldırısını nasıl püskürteceğini simüle ettiği yıllık Han Kuang savaş tatbikatlarını sürdürüyor.
Asya
Kuzey Kore, ABD-Güney Kore tatbikatları öncesinde füze fırlattı

Kuzey Kore, çarşamba günü Kore Yarımadası’nın doğu kıyısı açıklarındaki denize doğru bir balistik füze fırlattı. Güney Koreli ve Japon yetkililer, fırlatmanın Seul ve Washington’ın, Pyongyang’ın uzun süredir tepki gösterdiği büyük çaplı ortak askeri tatbikatlarından birkaç gün önce gerçekleştirildiğini bildirdi.
Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı’na (JCS) göre füze, Kuzey Kore’nin doğu kıyısındaki Wonsan bölgesinden yerel saatle yaklaşık 06.00’da (salı 21.00 GMT) fırlatıldı. Kuzey Kore, altı gün önce de aynı bölgeden başka bir balistik füze fırlatmıştı.
Fırlatma, Güney Kore ile ABD’nin 17-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirmeyi planladığı ve Pyongyang’ın gelişen nükleer ve silah kapasitesine karşı koymayı amaçlayan “Ulchi Freedom Shield” adlı askeri tatbikat öncesinde geldi.
Seul’deki Kore Ulusal Birleşme Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Hong Min, fırlatmanın muhtemelen Kuzey Kore’nin mevcut silah geliştirme takviminin bir parçası olduğunu, ancak zamanlamanın ABD-Güney Kore tatbikatları öncesinde bir mesaj vermek amacıyla da seçilmiş olabileceğini söyledi.
Hong, “Geliştirilmekte olan bir silahın testi olsa bile, ne zaman gerçekleştirileceğinin seçilmesi siyasi bir karar gerektirir,” dedi.
Güney Koreli yetkililer, Kuzey Kore’nin 6 Ağustos’ta da Wonsan’dan bir balistik füze fırlattığını, ancak Pyongyang’ın bu fırlatmayı devlet medyasında duyurmadığını belirtti. Hong, söz konusu testin amaçlanan hedefe ulaşamamış olabileceğini söyledi.
Kuzey Kore bu yıl kısa menzilli balistik füzeler, topçu roketleri ve diğer taktik silahlar dahil olmak üzere bir dizi test gerçekleştirdi.
Güney Kore’nin değerlendirmelerine göre çarşamba günkü fırlatma, Kuzey Kore’nin 2026’daki 11’inci şüpheli balistik füze testi oldu.
Güney Kore ve Japonya savunma makamları, füzenin yaklaşık 700 kilometre uçtuğunu açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı, çarşamba günü fırlatılan silahı kısa menzilli balistik füze olarak tanımlamadı ve yetkililerin füzenin teknik özelliklerine ilişkin ayrıntılı analiz yürüttüğünü bildirdi.
Analistlere göre bu tanımlamanın yapılmaması, füzenin hangi türden olduğu sorusunu açık bırakıyor. Menzili 300 ila 1.000 kilometre arasında olan balistik füzeler genel olarak kısa menzilli olarak sınıflandırılıyor.
Hong, menzil, yörünge ve fırlatma bölgesinin bunun bir tür hipersonik füze olabileceğine işaret ettiğini, ancak denizaltından fırlatılan bir füze olma ihtimalinin de bulunduğunu söyledi.
Pyongyang’dan fırlatmaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Kınamalar ve yükselen gerilim
Güney Kore ve Japonya fırlatmayı kınadı.
Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi gazetecilere yaptığı açıklamada, “Japonya, Pekin’deki Japonya Büyükelçiliği üzerinden diplomatik kanallarla Kuzey Kore’ye güçlü bir protesto iletti ve bu eylemi şiddetle kınadı,” dedi.
Kuzey Kore devlet medyası salı günü Japonya’nın son savunma beyaz kitabını militarizmi yeniden canlandırmayı amaçlayan bir belge olarak nitelendirmiş, Tokyo’nun Pyongyang’ı güvenlik tehdidi olarak temelsiz biçimde göstermesini silahlanmasını meşrulaştırmak için kullandığını savunmuştu.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Ofisi acil toplantı düzenledi ve Kuzey Kore’nin 6 Ağustos’taki fırlatmanın ardından balistik füze denemelerine devam etmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Pyongyang’a, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden provokasyonları durdurma çağrısı yapıldı.
Güney Kore ordusu, ABD ile ortak savunma düzeni kapsamında herhangi bir provokasyona “ezici” biçimde karşılık verecek hazırlık seviyesini koruduğunu açıkladı.
ABD Hint-Pasifik Komutanlığı, müttefikler ve ortaklarla yakın istişare halinde olduğunu belirterek, ilk değerlendirmeye göre fırlatmanın ABD personeli veya toprakları ile müttefiklerine yönelik acil bir tehdit oluşturmadığını bildirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise salı günü, Rusya’nın ülkenin güneydoğusundaki Zaporijya kentinde bulunan bir çelik fabrikasına düzenlediği ve yedi işçinin hayatını kaybettiği saldırıda Kuzey Kore yapımı balistik füzeler kullandığını iddia etti.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu3 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit











