Ortadoğu
Avrupa Mısır’a karşı neden bu kadar cömert?

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), Mısır’a vereceği kredi miktarını 3 milyar dolardan 8 milyar dolara çıkarmasından hemen sonra Avrupa Birliği (AB) Mısır’a bir kısmı kredi bir kısmı da hibelerden oluşan 7.4 milyar avroluk bir yardım paketi sundu. Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, Avrupa’nın çökmekte olan Mısır ekonomisine cansuyu olmasının nedenlerine ışık tutuyor.
***
Neden bu kadar cömert? Avrupa’nın Mısır’a yardım paketinin üzerindeki perde kalkıyor
Düşüşte olan ekonomisi, artan nüfusu ve büyüyen mülteci topluluğu ile Mısır, Avrupa’ya yönelik bir sonraki göç dalgasının kaynağı olabilir. Bu paket bu ‘tehdidi’ bertaraf etmeyi amaçlıyor.
AMR EMAM
Avrupa Mısır’a 7.4 milyar avroluk cömert bir yardım paketi sunuyor.
Yeni paket Kahire’nin ekonomik ihtiyaçları karşısında devede kulak kalsa da, Avrupa başkentlerinde, Mısır’ın büyüyen ekonomik ve güvenlik sorunları karşısında kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakılmasının yaratacağı risklere ilişkin yaygın korkuları ortaya koyuyor.
Aralarında Belçika, İtalya ve Yunanistan, Avusturya başbakanları ile (Güney) Kıbrıs Cumhurbaşkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de bulunduğu AB heyeti anlaşmayı imzalamak ve kutlamak üzere 17 Mart’ta Mısır’ın başkentinde bir araya geldi.
Avrupalı şirketlerin Mısır ekonomisine katılımını artırmak amacıyla Mısırlı yatırım planlamacılarının ülkelerinin yatırım cazibelerini sergileyecekleri bir yatırım konferansı için bu yılın ikinci yarısında Kahire’ye dönme sözü verdiler.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi Avrupalı liderlerin Kahire ziyaretini “Mısır ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde önemli bir aşama” olarak nitelendirdi.
Von der Leyen, altı Avrupalı liderin aynı anda Kahire’de bulunmasının Avrupalıların Mısır ile ortaklıklarına ne kadar değer verdiklerini gösterdiğini söyledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı X’e yaptığı açıklamada “Mısır Orta Doğu’da istikrar ve güvenliğin temel direğidir” dedi.
“Mısır’ın siyasi ve ekonomik ağırlığı ve çok sorunlu bir bölgedeki stratejik konumu nedeniyle ilişkilerimizin önemi zaman içinde daha da artacaktır” diye ekledi.
Kritik zaman
Avrupa’nın Mısır’a taahhüt ettiği milyarlarca avro, kalabalık Arap ülkesi ekonomik zorlukların üstesinden gelmek için mücadele ederken geldi.
Hükümet bu zorluklardan Kovid-19 ve Ukrayna’daki savaş gibi uluslararası gelişmeleri sorumlu tutarken, hükümet karşıtları da ekonominin kötü yönetimi ve kamu fonlarının yanlış harcanmasına işaret ediyor.
Gazze’deki savaş ve genişleyen kapsamı, Süveyş Kanalı’ndan elde edilen gelirler üzerindeki olumsuz etkisiyle Mısır ekonomisinin sıkıntılarını artırıyor ve gemilerin Mısır su yolundan kaçınarak daha güvenli ancak daha uzun olan Ümit Burnu’nu tercih etmeleri nedeniyle Mısır hazinesini çok ihtiyaç duyduğu gelirlerden mahrum bırakıyor.
Bu milyarlarca avro aynı zamanda Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi uluslararası kredi kuruluşlarının Kahire’ye, 105 milyon nüfuslu ve 9 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapan bir ülke için korkutucu bir senaryo olan ekonomik çöküş olasılığından kaçınmasına yardımcı olmak için ekonomik can simidi sunmaya çabaladığı bir dönemde geliyor.
Köklü nedenler
Avrupa yardım paketi Mısır ekonomisini canlandırmak, Kahire’nin yasadışı göç dalgasını durdurmasına yardımcı olmak ve iki taraf arasında doğal gaz ve yeşil hidrojen de dâhil enerji gibi hayati alanlarda işbirliğini teşvik etmek üzere hazırlanmıştır.
Mısır’ın makroekonomik reformlarını desteklemek üzere 5 milyar avro imtiyazlı kredi ve Avrupa’nın komşuluk politikası kapsamında yenilenebilir enerji ve dijital bağlantıyı artırmak üzere 1.8 milyar avro ek yatırım içeriyor.
Göç yönetimi konusunda anlaşma, 600 milyon avro’luk geri ödemesiz hibelerden oluşan daha kapsamlı bir paketin parçası olarak Kahire’nin insan kaçakçılığı ve ticaretini engellemesine yardımcı olmak üzere 200 milyon avro ayırıyor.
Kahire’nin bu fonları kendi halkına ekonomik fırsatlar yaratmak için kullanması bekleniyor ki bu da sonuçta Arap ülkesinden Avrupa’ya yasadışı göç olasılığını azaltabilir.
Aynı fonlar Mısır hükümetinin, Sudan, Suriye, Yemen ve Etiyopya gibi ülkelerdeki savaş ve katliamlardan kaçan yüz binlerce insanı da içeren, Mısır’ın ev sahipliği yaptığı büyük mülteci topluluğunun ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olacak.
Değişen talih
Kahire’nin ekonomik talihi, uluslararası kredi kuruluşları ve Avrupa Birliği’nin yukarıda bahsedilen mali desteği ve geçen ay imzalanan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Mısır’ın ekonomik damarlarına 35 milyar dolar enjekte etmesini sağlayacak büyük bir yatırım anlaşması ile dönüyor.
Bununla birlikte Avrupa, Mısır’da kıyılarına istenmeyen bir göç dalgasına yol açabilecek ekonomik çöküş korkusuyla hareket ediyor.
Avrupa Birliği Sığınma Ajansı’na göre, Avrupa’daki Mısır vatandaşlarının iltica başvurularında dramatik bir artış yaşandı. Bu başvurular 2021’de 6 bin 616 iken 2023’te 26 bin 512’ye yükseldi. Ajans, bu başvuruların çoğunun İtalya ve Yunanistan’da yapıldığını söylüyor.
Gözlemciler, Afrika ve Arap bölgesinden gelen mülteciler için güvenli bir sığınak olan Mısır’ın bu mültecilerin ihtiyaçlarını karşılama yükünün de arttığını belirtiyor.
Majalla’ya konuşan Mısır Dışişleri Bakanı’nın eski yardımcılarından Mohamed el-Shazli, “Mısır her zaman dünyanın dört bir yanından gelen mültecilerin yükünü taşımıştır” dedi.
“Ancak bu durum ekonomik yükü daha da arttırdı” diye ekledi.
Mısır’ın kötüleşen ekonomik koşulları, mültecilerin ihtiyaçlarını karşılama kabiliyetini de zorlaştırıyor. Kendi yüklerine rağmen Mısır mültecilere sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler açısından vatandaşlarıyla eşit muamele ediyor.
Aciliyet kazandı
Mısır Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Ahmed Fehmi’ye göre yardım paketi iki yıldır hazırlanıyordu ancak İsrail’in Gazze’ye açtığı savaşın ardından hızlı bir şekilde hayata geçirildi. Bu gelişme Mısır ekonomisine ağır bir darbe vurmanın yanı sıra ülkeye yeni bir mülteci akınının kapısını açabilir.
Bu olasılık özellikle İsrail’in Filistinlileri Gazze’den çıkarmayı başarması halinde geçerli.
Mısır ise kendisiyle ortak sınırda yer alan Refah sınır kapısı aracılığıyla kıyı yerleşim bölgesine insani yardım sevkiyatını artırmaya çalışıyor. Yine de İsrail, yardımların girişini ciddi şekilde kısıtlıyor.
Mısır da hava yoluyla yardım ulaştırmayı denedi ancak bu yöntemin maliyeti yüksek ve Gazze’nin açlık çeken nüfusuna umutsuzca ihtiyaç duyulan büyük miktarlarda yardım ulaştırmak mümkün değil.
Bu arada Mısır, ABD ve Katar’ın da katılımıyla Gazze’deki gruplar ile İsrail arasında bir ateşkes sağlamaya çalışıyor.
Ancak İsrail ordusu Gazze’nin güneyini işgal etmeye hazırlanırken yüz binlerce Gazze sakininin güvenlik için Mısır sınırına yönelmesi bekleniyor.
Gazze’nin kuzey ve orta kesimlerinden yaklaşık 1,4 milyon insanın sığındığı Refah, Mısır’ın Sina bölgesine sadece birkaç kilometre uzaklıkta.
Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Nourhan el-Sheikh Majalla’ya yaptığı açıklamada “İsrail Refah’ta büyük bir askeri operasyon başlatırsa Gazze sakinleri büyük olasılıkla Mısır’a kaçacaktır” dedi:
“Avrupa’da, özellikle de İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin de aralarında bulunduğu sağ popülizm yanlılarının korkusu, bu insanların bir kez buraya geldiklerinde Mısır’ı Avrupa’ya giden yolda bir geçiş noktası haline getirmeleri.”
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












