Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail ve Hamas’a ateşkes baskısı

Yayınlanma

AB liderleri bir ilke imza atarak Gazze’de ateşkes çağrısında bulunurken ABD’nin Gazze’de tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla bağlantılı olarak acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısı, BMGK’da bugün oylamaya sunulacak. Orta Doğu turundaki ABD Dışişleri Bakanı Blinken’la Kahire’de bir araya gelen Arap bakanlar Gazze’de ateşkese varılması, sonra da iki devletli formül üzerinden siyasi çözümü hedefleyen somut eylemler aşamasına geçilmesi gerektiğini anlattı. Blinken’ın ise Katar’ı, esir takası yapmazsa Hamas’ı Doha’dan kovmakla tehdit etmeye çağırdığı iddia edildi.

Avrupa Birliği (AB) liderleri, Brüksel’de süren zirvenin Orta Doğu oturumunda beş ay süren derin görüş ayrılığını sonlandırarak Gazze konusunda hazırlanan ortak bildiriyi kabul etti.

Gazze’de eşi benzeri görülmemiş sivil can kayıpları ve kritik insani durum karşısında dehşete düşüldüğü belirtilen bildiride, “AB Konseyi, sürdürülebilir bir ateşkese, tüm esirlerin koşulsuz serbest bırakılmasına ve insani yardım sağlanmasına imkan verecek şekilde acil bir ‘insani ara’ çağrısında bulunur” ifadesi kullanıldı.

Bildiride, “AB Konseyi, Gazze’deki felaket niteliğindeki insani durum ve bu durumun başta çocuklar olmak üzere siviller üzerindeki orantısız etkisi ve yaklaşan kıtlık riski konusunda derin kaygı duyuyor” denildi.

Gazze’ye tüm yollardan tam, hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin, sivil nüfusa hayat kurtarıcı yardım ve temel hizmetlerin geniş ölçekte sağlanması açısından hayati önem taşıdığı vurgulanan bildiride, “Sivillerin her zaman korunmasını sağlamak için nüfusun daha fazla yer değiştirmesini önlemek ve nüfusa güvenli barınak sağlamak için acil önlemler alınmalıdır” değerlendirmesi yapıldı.

Refah’a saldırıdan kaçınılması çağrısı

Bildiride, İsrail’in, Refah’ta zaten felaket durumda olan insani durumu daha da kötüleştirecek, acil ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını engelleyecek kara saldırısı yapmaktan kaçınması istendi.

Uluslararası Adalet Divanının hukuki açıdan bağlayıcı olan 26 Ocak tarihli kararına saygı gösterilmesinin ve uygulanmasının önemi vurgulanan bildiride, uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin kapsamlı ve bağımsız şekilde soruşturulması ve hesap verebilirliğin sağlanması gerektiği ifade edildi.

Bildiride, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) hayati rol oynadığı kaydedildi.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs

Bildiride ayrıca, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki duruma da değinilerek “AB, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki şiddetin derhal durdurulması ve kutsal mekanlara güvenli erişimin sağlanması çağrısında bulunuyor. AB Konseyi, aşırılıkçı yerleşimcilerin uyguladığı şiddeti, şiddetle kınıyor.” ifadeleri kullanıldı.

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri daha da genişletme yönündeki kararları kınanırken, bu karardan geri dönülmesi istendi.

Öte yandan Arap bakanlar, Orta Doğu turu kapsamında Mısır’ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Gazze’de ateşkes ve siyasi çözüme dair görüşlerini iletti.

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Blinken, Kahire’de Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Uluslararası İşbirliği İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Rim el-Haşimi’nin yanı sıra Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh ile bir araya geldi.

Görüşmede, Gazze’de yaşanan kriz ve ateşkes için yürütülen çalışmalar ele alınırken, Filistin meselesinin tasfiyesine ya da Filistinlilerin göçe zorlanmasına yönelik girişimler ile Refah’a saldırının reddedildiği vurgulandı. Görüşmede ayrıca iki devletli çözümün ve Filistin devletinin kurulmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi. Arap bakanlar, Blinken’a, Gazze’de ateşkese varılması, sonra da iki devletli formül üzerinden siyasi çözümü hedefleyen somut eylemler aşamasına geçilmesi gerektiğini anlattı.

Toplantıda, Gazze’deki insani krizin çözümüne yönelik somut ve koordineli adımların belirlenmesi amacıyla gelecek günlerde katılımcı ülkelerden uzmanların iştirakiyle acilen bir toplantı yapılması kararlaştırıldı.

Öte yandan CNN’de yer alan habere göre, ABD’li yetkililer, Blinken’ın, Hamas’a, Gazze’deki çatışmayı durduracak bir rehine takası ve ateşkes mutabakatı yapmaması halinde üst düzey üyelerinin bulunduğu Doha’dan atılma riskiyle karşı karşıya kalacağına yönelik mesaj verdiğini belirtti.

Yetkililer, mesajın, Blinken tarafından Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’ye, 5 Mart’ta Washington’da yapılan toplantıda iletildiğini söyledi.

ABD’li yetkililer, ateşkes mutabakatı çabalarında Washington ile arabulucu rolü oynayan Katar’ın, “mesajı anladığını ve büyük bir tepki göstermediğini” ifade etti.

Katarlı yetkililerin, bu uyarıyı Hamas liderlerine iletip iletmediğinin ise bilinmediği kaydedildi.

ABD, Katar ve Mısır, Hamas ile İsrail arasında esir takası ve ateşkes mutabakatına varılması için arabulucu rolü oynuyor.

ABD tasarısı BMGK’de oylanacak

BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) bugün yapılması planlanan oylamada, ABD’nin bir süredir müzakereye açtığı karar tasarısı görüşülecek.

AA’nın ulaştığı karar tasarısında, terörün her türlüsü kınanırken Mısır ve Katar tarafından yürütülen girişimler takdirle karşılanıyor.

Sağlanacak ateşkesin sürdürülebilir ateşkese çevrilmesinin önemine işaret edilen tasarıda, “Hamas ve diğer terörist ve aşırıcı grupların Filistin halkını temsil etmediği” ve Hamas’ın “bazı üye ülkelerce terör örgütü ilan edildiğine” dikkat çekiliyor.

Gazze’nin 1967’de işgal edilen toprakların bir parçası olduğu vurgulanan karar tasarısında, iki devletli çözüme destek veriliyor.

Karar tasarısında, “Tüm taraflarda sivilleri korumak için acil ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, gerekli insani yardımın sevkiyatı, çekilen acının azaltılması ve söz konusu ateşkesin geri kalan tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte sağlanması önem taşıyor” ifadeleri kullanıldı.

Söz konusu ateşkesin çatışmaları daha sürdürülebilir bir şekilde durdurmak için koşulların yaratılması bakımından fırsat olarak görülmesi gerektiği kaydedilen karar tasarısında, bu yönde diplomatik çabaların artırılması talep ediliyor.

Tüm taraflara uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yapılan tasarıda, siviller ve sivil altyapının korunması ile insani yardım erişiminin sağlanması isteniliyor.

Gazze’de sivil halkın zorla yerinden edilmesine karşı çıkılan karar tasarısında, bunun uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edeceği ifade ediliyor.

BMGK’nin seçilmiş üyeleri de tasarı hazırlığında

Gazze’deki durumla ilgili BMGK’nin seçilmiş 10 üyesinin de bir karar tasarısı hazırlığı bulunuyor.

“E-10″un karar tasarısı olarak bilinen metinde ise Gazze’de ramazanda acilen ateşkes sağlanması talep ediliyor. Tüm esirlerin acilen ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısı yapılan karar tasarısında, aynı zamanda insani yardım dağıtımının genişletilmesi ve buna yönelik engellerin kaldırılması isteniliyor.

Diğer taraftan iki haftadır BMGK’yi Gazze için kapalı oturumla toplayan Fransa’nın da bir karar tasarısı hazırlığı mevcut.

Fransa tasarısının ise daha sonra kalıcı ateşkese odaklanacağı belirtiliyor.

Müzakereler Doha’da sürüyor

Öte yandan Mossad Başkanı David Barnea liderliğindeki İsrail heyetini bugün Hamas ile İsrail arasında esir takası müzakerelerinin sürdüğü Katar’a gidecek.

İsrail Başbakanlık Basın Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Doha’ya gitmelerine onay verdiği Barnea öncülüğündeki İsrail heyeti, esirlerin serbest bırakılması için CIA Direktörü William (Bill) Burns, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamil ile görüşecek.

Ziyaretin ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin ardından yarın İsrail’e gelmesiyle eş zamanlı gerçekleştirilmesi dikkati çekiyor.

Barnea liderliğindeki İsrail heyeti, esirlerin serbest bırakılmasına ilişkin müzakerelerin yeni turu için 18 Mart’ta Katar’ın başkenti Doha’ya gitmişti.

İsrail basını, Mossad Başkanı liderliğindeki İsrail heyetinin Doha’ya ulaşmasıyla birlikte Hamas ile Tel Aviv arasında esir takası müzakerelerinin resmen başladığını duyurmuştu.

İsrail heyetinde, İsrail ordusunda kaçırılan ve kayıp kişiler dosyasının sorumlusu Nitzan Alon’un de yer aldığı belirtilmişti.

İsrail’in Kanal 12 televizyonunun haberinde, müzakerelerin yaklaşık iki hafta sürebileceği kaydedilmişti.

İsrail basınında Tel Aviv heyetine başkanlık eden Mossad Başkanı Barnea’nın 19 Mart’ta ülkesine döndüğü, ertesi gün hükümet ve savaş kabinesiyle görüştüğü haberleri yer almıştı.

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English