Rusya
IMF: Rusya, 21. yüzyılda ekonomik büyüme açısından ilk 10 ülke arasında yer aldı

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, Rusya ekonomisinin 21. yüzyılda büyüme oranları açısından dünyanın büyük ekonomileri arasında 10. sırada yer aldığını bildirdi.
RİA Novosti ajansının aktardığı verilere göre 2000 yılından bu yana Rusya’nın GSYİH’si 7,7 kat artarak 260 milyar dolardan 2 trilyon doların üzerine çıktı.
En hızlı GSYİH büyümesi Etiyopya tarafından kaydedilerek 19,4 kat arttı ve 160 milyar dolara ulaştı.
Çin ikinci sırada yer alırken (GSYİH’si 14,6 kat artarak 17,7 trilyon dolara ulaştı), onu Kazakistan (14,2 kat artarak 261 milyar dolara), Vietnam (13,9 kat artarak 434 milyar dolara ) ve Katar (13,2 kat artarak 234 milyar dolara), Romanya (9,3 kat artarak 346 milyar dolara), Kenya (8,6 kat artarak 109 milyar dolara), Bangladeş (8,4 kata artarak 446 milyar dolara) ve Endonezya (8,3 kat artarak 1,4 trilyon dolara ulaştı) takip etti.
Japonya, GSYİH’si yüzde 15 azalarak 4,2 trilyon dolara düşen tek ülke oldu. Yunanistan (yüzde 83), Porto Riko (yüzde 88) ve İtalya’da (yüzde 97) da yavaş GSYİH büyümesi kaydedildi.
Kanada’da GSYİH 2,9 kat, ABD’de 2,7 kat, Almanya’da 2,3 kat, Fransa’da 2,2 kat ve İngiltere’de 2 kat büyüdü.
Nisan ayında IMF, önümüzdeki iki yıl içinde Rusya ekonomisinin büyümesine ilişkin tahminini yükseltmişti.
Ekonomistlerin ocak ayında yayımlanan bir önceki tahminiyle karşılaştırıldığında, 2024 yılı için beklenen rakam yüzde 2,6’dan yüzde 3,2’ye, 2025 yılı için ise yüzde 1,1’den yüzde 1,8’e yükselmişti.
Rosstat ilk çeyrekte büyümeyi yüzde 5,4 olarak açıkladı
Öte yandan Rusya Federal İstatistik Kurumunun (Rosstat) ön tahminine göre, Rusya’da ilk çeyrekte ekonomik büyüme 2023’ün ilgili dönemine göre yüzde 5,4 olarak gerçekleşti.
Vedomosti gazetesinin haberine göre Rosstat’ın resmi internet sitesinde yayımlanan bilgilendirmede, “Ön tahminlere göre, 2024 yılının ilk çeyreğinde GSYİH’nin fiziksel hacmi endeksi, 2023 yılının ilgili dönemine göre yüzde 105,4 olarak gerçekleşmiştir,” ifadelerine yer verildi.
Bir önceki yılın dördüncü çeyreğinde GSYİH endeksi yüzde 104,9 olarak kaydedilmişti.
Geçen hafta Rusya Merkez Bankası, ülkenin 2024 yılının ilk çeyreğindeki GSYİH büyümesini yüzde 4,6 olarak tahmin etmişti.
Banka, 2024 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 4,4 oranında GSYİH büyümesi beklediğini, ardından 2024 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 0,5 ila 1,5 oranında bir yavaşlama olacağını belirtmişti.
Aynı gün Maliye Bakanlığı, Rusya’nın ilk çeyrekte federal bütçesinin 1,484 trilyon ruble, yani GSYİH’nin yüzde 0,8’i oranında bir açık verdiğini duyurmuştu.
Rusya
Fransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi

Fransa, Rus milyarder Alişer Usmanov’un AB yaptırım listesinden çıkarılmasını destekleyerek Slovakya’nın yürüttüğü girişime katıldı. Paris’in bu hamlesi, 15 Eylül’e kadar oybirliğiyle uzatılması gereken ve 3 binden fazla aktörü kapsayan yaptırım müzakerelerinde görüş ayrılığı yarattı.
Fransa, Rus milyarder Alişer Usmanov’un Avrupa Birliği yaptırım listesinden çıkarılması yönünde tavır aldı.
Paris yönetimi böylece, uzun süredir bu yönde girişim yürüten Slovakya’nın safına katıldı.
Dört AB diplomatının Euronews kanalına aktardığına göre Paris’in bu tercihi, diğer Birlik üyelerinde derin bir hayal kırıklığı yarattı ve yaptırımların uzatılmasına yönelik müzakereleri zorlaştırma riski taşıyor. Usmanov, Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya askeri müdahaleye başlamasının ardından AB yaptırım listesine alınmıştı.
Slovakya, bir diğer Rus milyarder Mihail Fridman’ın da listeden çıkarılmasını talep ediyor. Fransa ise yalnızca Usmanov’a yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını savunuyor.
Kimliğinin gizli kalması koşuluyla Euronews’e konuşan bir AB diplomatı, “Bu adım gerekçeler konusunda birçok soru işareti yarattı. Görünüşe göre burada esasen ekonomik saikler rol oynuyor. Diğer üye ülkeler nezdinde ise pek bir makuliyet yok” değerlendirmesini yaptı.
Avrupa genelinde hibrit tehditlerin tırmandığı bir evrede hoşnutsuzluk daha da belirginleşiyor.
Almanya’daki Leipzig Havalimanı’nda kısa süre önce yaşanan insansız hava aracı saldırısı girişimi de bu tehditler arasında yer alıyor.
Özbekistan doğumlu Rus milyarder Usmanov; metalurji, madencilik, telekomünikasyon ve teknoloji yatırımlarıyla servet kazandı.
2026 yılı Forbes sıralamasında 14,5 milyar dolarlık servetiyle en zengin Ruslar listesinin 10. basamağında yer alıyor.
AB’nin mevcut yaptırım rejimi, Rus savunma sanayii ve Ukrayna savaşıyla bağlantılı 3 binden fazla kişi ile kuruluşu kapsıyor.
Söz konusu rejim 15 Eylül’de sona eriyor. Bugüne kadar her altı ayda bir yenilenen bireysel yaptırım listelerinin bu defa doğrudan bir yıllığına uzatılması tartışılıyor. Sektörel yaptırımlarda bir yıllık süre temmuz ayında kabul edilmişti.
Slovakya, büyükelçiler düzeyindeki toplantılarda yaptırımların uzatılmasına karşı çıktı; Usmanov ile Fridman’ın muaf tutulmasını ve altı aylık döngünün korunmasını istedi.
Bratislava yönetimi benzer talepleri mart ayındaki uzatma sürecinde de dile getirmişti. Kısıtlamaların uzatılması için 27 üye ülkenin oybirliği gerekiyor; dolayısıyla tek bir ülke dahi kararı engelleyebiliyor.
Euronews’in aktardığı takvime göre AB büyükelçileri yaptırımların uzatılmasını görüşmek üzere 14 Eylül Pazartesi günü yeniden toplanacak.
Tarafların 15 Eylül’e kadar siyasi bir uzlaşıya varması gerekiyor. Fransa’nın AB Daimi Temsilciliği Sözcüsü, Paris’in yaptırımların uzatılmasından yana olduğunu belirtti ancak müzakerelerin gizliliğini gerekçe göstererek ayrıntı vermedi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Avrupa7 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa7 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










