Bizi Takip Edin

Diplomasi

Beyaz Saray, Putin zirvesinde Trump’ın ‘içgüdülerine güveniyor’

Yayınlanma

Beyaz Saray, ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında Alaska’da yapılacak zirveye hazırlık için sadece bir hafta ayrıldığını bildirdi. Trump’ın “içgüdülerine güvenileceği” belirtilirken, görüşmenin amacının Putin’in Ukrayna’da ateşkese ne kadar ciddi yaklaştığını anlamak olduğu vurgulandı.

Beyaz Saray, başkanlar düzeyindeki zirvelerin hazırlığı aylar sürebilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapacağı görüşme için sadece bir haftalık hazırlık süresi öngördüğünü açıkladı.

Yönetim, Putin’in Ukrayna’da ateşkes müzakerelerine hazır olup olmadığını anlamak için Trump’a birkaç dakikanın yeteceğini düşünüyor. Bu nedenle hem Trump hem de yönetimi, Alaska’da gerçekleşecek görüşmeden büyük beklentilere girilmemesi çağrısında bulunuyor.

Politico‘ya konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, amacın Trump’ın Putin’i değerlendirmesi, ne kadar ciddi olduğunu anlaması ve Volodimir Zelenskiy ile yapılacak üçlü bir görüşme için zemin hazırlaması olduğunu söyledi.

“Her şey Trump’ın içgüdülerine güvenmekle ilgili”

Yetkili, meselenin tamamen “Trump’ın içgüdülerine güvenmekle” ilgili olduğunu ifade etti. Başkanın özel elçisi Steve Witkoff’un geçen hafta Rusya’dan döndüğünü ve Putin’in görüşmek istediğini Trump’a ilettiğini belirten yetkili, Trump’ın bunu bir ilerleme olarak gördüğünü aktardı.

Yetkili, “Bu yüzden Putin’i dinlemek için görüşmeye gidecek. Rusya lideri bir plan önerdi. Belki uygulanabilir bir plan değil ama kağıt üzerinde bir şeyler olması ilerlemeye işaret ediyor,” diye konuştu.

Politico‘ya bilgi veren bir başka Beyaz Saray çalışanı ise Trump’ın ön koşulsuz bir görüşmeyi kabul etmesinin, savaşı bitirme arzusunu ve Putin’in niyetini çözebileceğine olan inancını gösterdiğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeden sonra Trump, Putin’in barış yapma konusunda ne kadar ciddi olduğunu değerlendirebilecek,” diyerek müzakereleri “yeni bir aşamanın başlangıcı” olarak nitelendirdi.

Trump, Alaska’da Ukrayna’ya toprak iadesini deneyecek

“İki dakikada anlayabilirim”

Trump da Alaska’daki zirve hakkında benzer yorumlarda bulundu. Görüşmeyi “nabız yoklama” olarak tanımlayan Trump, bir ilerleme kaydedilip kaydedilemeyeceğini iki dakika içinde anlayabileceğini iddia etti.

Trump, “Onlara ‘İyi şanslar, savaşmaya devam edin’ diyebilirim ya da ‘Bir anlaşma yapabiliriz’ diyebilirim,” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, başka bir açıklamasında anlaşma yapmanın kendisine bağlı olmadığını da kaydetti.

Trump, Putin ile görüştükten sonra Zelenskiy ve Avrupalı liderleri derhal bilgilendirmeyi planladığını, onlara ya bir anlaşmanın ana hatlarını sunmayı ya da barış anlaşması ihtimaline inanmadığını bildirmeyi hedeflediğini söyledi.

Beyaz Saray’a yakın bir kaynak Politico‘ya, Zelenskiy’nin Ukrayna’daki siyasi konumunun, kısmen yolsuzlukla mücadele kurumlarıyla ilgili son skandal nedeniyle zayıfladığını ve bunun Putin’e kendi taleplerini ilerletme fırsatı verdiğini dile getirdi.

Kaynak, “Her şey, ABD Başkanı’nın Putin’in niyetinin ne olduğu konusunda bir yargıya varması gerektiği şekilde gelişiyor,” dedi.

“Aceleyle düzenlenen zirveler nadiren sonuç verir”

Öte yandan Bloomberg‘in Avrupa, Rusya ve Orta Doğu köşe yazarı Mark Champion ise konuya şüpheyle yaklaştığını belirtti.

Champion, “Düşmanla konuşmak harika bir fikir, ancak başarılı zirveler çok daha fazla hazırlık gerektirir. Aceleyle düzenlenen toplantılar nadiren istenen sonucu verir ve Witkoff’un Moskova ziyaretinden doğan Alaska davetiyle ilgili her şey tam bir kargaşa,” değerlendirmesinde bulundu.

Champion, Putin’in Trump ile görüşmeyi stratejik bir fırsat olarak gördüğünü, bu sayede ABD Başkanı’nın uygulamakla tehdit ettiği yaptırım risklerini ortadan kaldırmayı ve savaşın devamını sağlamayı amaçladığını kaydetti.

Champion, sözlerini şöyle tamamladı:

“Trump’ın yaptığı davetin kendisi bile Kremlin için bir zaferdir. Zirve sonucunda yaptırımların ertelenmesi veya Ukrayna ile müttefikleri arasında yalnızca anlaşmazlık yaratacak bir ‘barış’ planı hazırlanması daha da büyük bir zafer olacaktır. Askeri faaliyetleri uzun süre durduracak sürdürülebilir bir yola girmek için Rusya üzerinde hem mali hem de askeri olarak çok daha güçlü bir baskı kurmak ve iyi hazırlanmak gerekir.”

Buzlar eriyor mu? Putin ve Trump Alaska’da bir araya geliyor

Diplomasi

G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

Yayınlanma

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.

Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.

ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.

G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.

Açıklama şöyle devam etti:

“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”

Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.

İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.

Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.

Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.

Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.

BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.

Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.

Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

Yayınlanma

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.

Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.

Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.

Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.

ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.

Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.

Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.

Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.

Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

THY, Pegasus ve AJet, İran uçuşlarını iptal etti

Yayınlanma

Türkiye’nin ulusal havayolu şirketi Türk Hava Yolları (THY) ile düşük maliyetli havayolları AJet ve Pegasus, ABD’nin yaptırımlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte 21 Eylül’den itibaren İran’a ve İran’dan yapılan uçuşları iptal etti.

Middle East Eye’ın (MEE) araştırmasına göre THY ve AJet’in internet sitelerinde Mart ayına kadar İran’a giden hiçbir uçuş bulunmazken, Pegasus ise öngörülebilir bir gelecekte bu ülkeye yönelik tüm uçuşları rezervasyon sisteminden kaldırmış görünüyor.

Iran International yayınladığı habere göre, bir Türk Hava Yolları temsilcisi kanala, Mart 2027’den sonra bile uçuşların yeniden başlayacağının garantisi olmadığını söyledi.

Konuya yakın bir kaynak MEE’ye, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran havacılık sektörüne uyguladığı yaptırımların çok ağır olduğunu ve Türk havayolu şirketlerinin uçuşlarını askıya almak zorunda kaldığını belirtti.

Bu kişi, Boeing uçakları gibi ABD menşeli uçaklara yönelik kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu fakat yeni yaptırımların, ABD menşeli bileşenler içerdikleri için Airbus uçaklarının da İran’a uçmasını engellediğini belirtti.

Bu kaynağa göre havayolu şirketlerinin başka seçeneği yoktu.

Bir Türk yetkili, pazartesi (21 Eylül) itibarıyla Mahan Air’in Türkiye’ye uçuşları yasaklanan tek İranlı havayolu şirketi olduğunu, diğer İranlı havayollarının ise şimdilik iki ülke arasındaki seferlerini sürdürmekte serbest olduğunu belirtti.

Türkiye ve İran, ABD’nin Tahran’a uyguladığı arka arkaya yaptırımlara rağmen istikrarlı bir ilişki ve kapsamlı enerji ve ticari bağlar sürdürmüştü.

Fakat MEE’ye göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran üzerindeki iktisadi baskıyı artırmaya başlamasından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan farklı bir yaklaşım benimsemeye başladı.

Hafta sonu Türkiye, ülkede onlarca yıldır faaliyet gösteren İranlı Bank Mellat’ın bankacılık lisansını iptal etti.

Türkiye’nin bankacılık düzenleme kurumu da, ABD’nin İran hükümetine fon aktardığı iddiasıyla bu kuruma yaptırım uygulamasının ardından geçen hafta Golden Global Investment Bank’ı devraldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English