Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Bibi’nin olası kabinesi: Makyajsız İsrail

Yayınlanma

İsrail, tarihinin en sağcı hükümetlerinden birine hazırlanırken, Netanyahu geçen yıl aynı kareye girmekten imtina ettiği Ben-Gvir’e bugün bakanlık yolunu açmak üzere. Batı kamuoyunun tüylerini diken diken eden Ben-Gvir, özünde İsrail’in makyajının akmış halinden başka bir şey değil.

İsrail’de milletvekili seçimlerin ardından oyların tamamının sayılmasıyla, Likud Partisi Genel Başkanı, eski Başbakan Binyamin Netanyahu (Bibi) liderliğindeki sağ muhalif blok ezici bir zafer elde etti. Netanyahu’nun bloğu toplam 120 sandalyeden 64’ünü aldı. Başbakan Yair Lapid liderliğindeki mevcut koalisyon kampı sadece 51 sandalye kazanırken Arap partileri ise 10 sandalye ile Knesset’teki temsiliyetlerini korudular.

Resmi olmayan sonuçlara göre, Bibi’nin partisi Likud, 32 milletvekili çıkararak seçimi birinci tamamladı. Başbakan Lapid’in Gelecek Var Partisi ise 24 sandalyeyle ikinci parti oldu. Bibi’nin blokunda yer alan aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi 14 milletvekiliyle yarışı üçüncü bitirdi. Bibi’nin diğer ultra Ortodoks partilerden müttefiki Şas 11, Birleşik Tevrat Partisi ise 7 milletvekili kazandı.

İşçi Partisi eridi

Lapid liderliğindeki “Değişim Koalisyonu” içinde yer alan Benny Gantz’ın öncülüğündeki Ulusal Birlik Partisi seçimleri dördüncü sırada tamamlayarak, 12 milletvekili çıkardı. Aynı kampta yer alan Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beitenu (İsrail Evimiz) ise Knesset’e 6 milletvekili sol parti Meretz ise 4 milletvekili gönderdi. İsrail’in kurulmasında ve yönetilmesinde baş rol oynayan İşçi Partisi ise mevcut 7 sandalyeden 4’ünü koruyabildi, böylece Knesset’teki en küçük parti haline geldi.

Balad baraj altı

İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Araplara hitap eden ve üç ayrı liste ile sandığa giden partilerden Mansur Abbas başkanlığındaki Birleşik Liste (Ra’am) ve Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe ile Değişim için Arap Listesi’nin koalisyonu Ortak Liste Knesset’e 5’er milletvekili gönderdi. Liderliğini Sami ebu Şehade’nin yaptığı milliyetçi Balad Partisi ise baraj altında kaldı.

Tarihten bugüne İsrail Başbakanları…

Süreç nasıl işleyecek

Merkez Seçim Kurulu, ikamet ettikleri ilçe dışında oy kullanan seçmenlere yönelik mobil oyların sayımının ardından bugün sonuçların açıklanacağını duyurdu. İtiraz sürecinin tamamlanmasından sonra çarşamba günü sonuçların resmi olarak yayınlanması bekleniyor. Bunun ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümeti kurmak için Knesset’in bir üyesini atayacak. Yasaya göre bu görev, en büyük bloku yöneten veya milletvekillerinden en fazla destek alan vekile verilmeli ki her iki durumda da bu kişi Netanyahu. Görev verildikten sonra Bibi’nin hükümeti kurmak için 3+2 hafta süresi olacak. Hükümeti kuramazsa, cumhurbaşkanı aynı şartlarla başka bir milletvekili atayabilir veya tüm Knesset’i bununla görevlendirebilir. Tüm bu süre boyunca Lapid, başka bir hükümet kurulana kadar başbakanlık görevine devam edecek.

Zafer konuşmasında ‘Araplara ölüm’ sloganı

Seçim sonuçlarına göre sağ, merkez ve sol partilerden oluşan hükümetin yerini, İsrail tarihindeki en sağcı hükümetlerden birine bırakması kuvvetle muhtemel. Bibi’nin ittifakında yer alan ultra Ortodoks geleneksel partilerden Şas ve Birleşik Tevrat Partisi’nin talepleri, sonuçları Bibi’nin başını ağrıtmayacak nitelikte. Ancak Knesset’in 3. büyük partisi konumuna yükselen Dini Siyonizm Partisi’nin tartışmalı liderleri ve söylemleri, başka bir formüle yönelmezse Bibi’nin kabusu olacak gibi duruyor. Bezalel Smotrich liderliğindeki parti, Itimar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü ile birleştikten sonra bu yıl büyük bir sıçrama yaptı. Seçimdeki bu zaferinin ardından parti merkezinde destekçilerine seslenen Ben-Gvir, “Halk Yahudi kimliğine oy verdi. Kız ve erkek çocuklarımızın sokakta güvenle yürüyebilmelerinin zamanı geldi, İsrail askerlerinin ve polislerinin desteklenmesinin zamanı geldi” dedi. Ben-Gvir’in konuşması sık sık “Araplara ölüm” sloganıyla kesildi. “Tanrı’nın yardımıyla Siyonist sağcı bir hükümet kurmak için kesin sonuçları bekliyoruz” açıklaması yapan Smotrich ise devletin Yahudi kimliğini koruyacaklarını ve güvenliği yeniden sağlayacaklarını söyledi. Smotrich ayrıca, destekçilerine Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini iyileştirmek ve genişletmek için çalışma vaadinde bulundu.

‘Uygun değil’ demişti

Dünya kamuoyu, Ben-Gvir’i Oslo Barış görüşmelerine muhalefet eden, “düzen karşıtı” bir genç olarak tanıdı. Gvir, dönemin İsrail Başbakanı İzhak Rabin’in aracından kopardığı amblemi kameralara doğru sallarken “Bu ambleme ulaştığımız gibi gerekirse Rabin’e de ulaşırız” diyordu. Rabin bu olaydan kısa bir süre sonra uğradığı suikastta hayatını kaybetti.

Ben-Gvir’in siyasi kökleri, 1994’te İsrail’in terör örgütü ilan ettiği Haham Meir Kahane liderliğindeki Arap karşıtı Kach hareketine uzanıyor. Ben-Gvir, oturma odasının duvarında asılı, 29 Müslüman’ı katleden Kach üyesi Baruch Goldstein’ın posterini, siyasete katıldığı 2019’da indirmişti. O dönem Başbakan olan Bibi’ye göre de Ben-Gvir önemli bir görev için uygun bir isim değildi. Nitekim 2021’de kendi başkanlığını desteklemesine rağmen Netanyahu, Ben-Gvir’le yan yana gelmekten ve aynı fotoğraf karesine girmekten imtina etti.

Irkçı değilmiş

Siyasete adım attıktan sonra savunduğu fikirleri söylem bazında biraz yumuşasa da özü değişmedi. Ben-Gvir hâlâ bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor. Filistin Yönetimi’ni ortadan kaldırmayı ve Filistinlilerin İsrail yönetimi altında ancak oy hakkından mahrum ve bağımsızlığa giden yollar tamamen kapalı olarak yaşamaları gerektiğini söylüyor. Irkçı olduğu iddialarını reddediyor ama ona göre Araplar, ancak İsrail Devleti’ni evin efendisi olarak tanıdığı sürece Yahudilerle birlikte yaşayabilir. Aksini iddia edenlerin sınır dışı edilmesi gerektiğini savunuyor. Kullanmamış olsa bile elinde molotof kokteyli olan bir Arap’ı öldüren İsrail güvenlik güçlerine dokunulmazlık verilmesini istiyor. Tüm bu görüşleri, gençliğinde Ben-Gvir’in askerlik yapmasını engellemişti şimdi ülke yönetiminin kapısını açıyor.

Olası Bibi kabinesinin bir diğer tartışmalı ismi Smotrich ise geçen yıl Knesset’te yaptığı konuşmada Arap milletvekillerine hitaben, “Sizinle konuşmuyorum, anti Siyonist, terör destekçisi, düşmanlar. (İsrail’in ilk başbakanı) Ben-Gurion işi tamamlamadığı, 1948’de sizleri dışarı atmadığı için, kaza sonucu buradasınız” demişti.

Netanyahu’nun diplomatik kabusu

Gelinen noktada Bibi’nin önündeki en güçlü seçenek, “rüya” diye nitelenen aşırı sağ koalisyona dayanma ihtimali. 64 sandalyeli böyle bir hükümet, İsrail’in son dört yıldır girdiği siyasi istikrarsızlık sürecinin sonu olabilir. Ayrıca Smotrich’in önerdiği yargı gücünü, bağımsız mahkemelerden alıp yasama gücüne verecek “yasal reformlar” Bibi’nin peşini bırakmayan yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma davalarını bir daha inmemek üzere rafa kaldırabilir.

Bu durumda Bibi tartışmalı ortaklarına bakanlık dışında, Filistin ve Araplar aleyhine bazı tavizler de vermek zorunda kalacak. Aslında Bibi, ülkeyi yönettiği 12 yıl boyunca Filistinlilerle barış için pek bir şey yapmadı. Aksine İsrail işgalini sağlamlaştıran adımlar attı. Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim nüfusunu büyük ölçüde genişletti ve geriye dönük yasalaştırdı. ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını sağladı. Onun yönetiminde İsrail’in, Filistin ve Gazze’ye düzenlediği düzinelerce saldırıda binlerce Arap hayatını kaybetti. Ama tüm bunları yaparken söylemde iki devletli çözüm de dahil barış gündemini öne çıkardı, savaşı sonlandırma çağrıları yaptı. Ezcümle “makyajlı” İsrail, ABD başta olmak üzere Batı başkentlerine Tel Aviv’i “demokrat” ilkelerinden taviz vermeden savunmanın rahatlığını sundu. Hatta bu makyaj ona bölgede uygulanan tecridi sonlandırma imkanı yarattı. Arap ülkelerini İsrail’le anlaşmanın “vicdanı sorumluluğu”ndan kurtardı.

Şimdi Bibi, yeni ortaklarının çıplak, katı ve şekilci sağ söylemleri nedeniyle Batı’nın desteğini zayıflatması ve Arap ülkeleri ile normalleşmenin rafa kalkması tehlikesiyle karşı karşıya.

Gantz seçeneği: Düşük bir ihtimal

Bibi’nin henüz geç olmadan yapabileceği az şey var: Kendi gibi sağcı olan ama daha az ideolojik görünen bir partiye yaslanmak. Bunun için karşı blokta yer alan 12 sandalyede sahip Benny Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi en iyi seçeneği. Her ne kadar Gantz, bir çok kez Bibi koalisyonuna katılmayacağını açıklasa da bu seçenek imkansız değil, üstelik Gantz, Netanyahu’ya ideolojik olarak Ben-Gvir’den daha yakın. Düşük de olsa böyle bir ihtimal diplomatik alanda Bibi’ye nefes aldıracak ve bugüne kadarki “kazanımlarını” koruma kalkanı sunacak. Ancak Gantz, Bibi’ye seçimsiz dört yılı garanti etmediği gibi yolsuzluk davalarına karşı yasal bir koruma da sağlamıyor.

Türkiye ile ilişkiler…

İsrail seçimlerinin Türkiye açısından önemi de ilişkilerin son dönemde girdiği “normalleşme” seyriyle ilgili. Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Yair Lapid’in telefon görüşmesinden sonra iki ülke karşılıklı büyükelçi atama kararı almıştı. İç politikadaki tüm cepheleşmelere karşın İsrail siyasetinde, dış politikada elde edilen kazanımların korunması yönelimi dikkate alındığında Bibi’nin Lapid’in mirasını devam ettireceği söylenebilir. Hatta olası aşırı sağ koalisyon, kendisinin başlatma imkanı zor olan Türkiye ile yeni sayfanın açılmış olmasından memnun. Ancak, aşırı sağ koalisyonun, Filistin’de patlak verecek bir ayaklanmanın fitilini ateşlemesi ise normalleşme sürecinin fiilen bitmesi en potansiyel olasılık olarak bir kenarda duruyor.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English