Amerika
Elon Musk’ın DOGE’u tasarruf yerine maliyet getirdi

ABD’de Donald Trump ve Elon Musk öncülüğünde kurulan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak faaliyetlerine son verdi. Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu Başkanı Randy Erwin, hiçbir tasarruf sağlamayan yapının arkasında 317 bin işsiz federal çalışan bıraktığını açıkladı.
ABD’de Donald Trump yönetimi döneminde kurulan ve kamuoyunda tartışmalara neden olan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak kapatıldı.
Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu (NFFE) Başkanı Randy Erwin, sürecin sona ermesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek yapının geride hiçbir tasarruf bırakmadığını ve kamu hizmetlerine büyük zarar verdiğini ifade etti.
Erwin, Donald Trump ve Elon Musk’ın bütçe tasarrufu sağlama iddiasıyla kamu programlarında büyük kesintilere gittiğini ancak günün sonunda hiçbir tasarruf elde edilemediğini kaydetti.
NFFE Başkanı, bu süreçte en zengin kesimlere ise trilyonlarca dolarlık vergi ayrıcalıkları sağlandığını belirtti.
DOGE’nin kapatılmasının ardından nihai bir faaliyet raporu yayımlanmamasının başarısızlığın kabulü anlamına geldiğini vurgulayan Erwin, şu değerlendirmede bulundu:
“Son yüzyılın en büyük yıkıma yol açan hükümet reformu girişimi olan DOGE’nin sona ermesini memnuniyetle karşılıyoruz. DOGE, federal iş gücü üzerinde derin bir iz bıraktı. Kurumların görevlerini yerine getirmesi için gerekli yetenek ve tecrübeye sahip personeli istihdam etmek artık çok daha zor hale geldi. Amerikan halkı bu hataların ve tedbirsizliğin bedelini onlarca yıl boyunca ödemek zorunda kalacak.”
New York Times analizi iddiaları çürüttü
New York Times tarafından 2025 yılının sonlarında yayımlanan ve Trump’ın ikinci döneminin ilk dokuz ayındaki federal tedarik ile sözleşme kayıtlarını inceleyen analiz, DOGE’nin bütçe iddialarını çürüttü.
Analiz, Musk ve Trump’ın iddia ettiği bütçe kesintilerinin herhangi bir tasarruf sağlamadığını, aksine kamuya ek maliyetler getirmiş olabileceğini ortaya koydu.
DOGE bünyesinde görev yapan Musk ve Trump’ın Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought’un gerçekleştirdiği kesintiler sonucunda 317 bin federal çalışanın işine son verildi.
Tarım Bakanlığında benzer kesinti ve yapılandırma girişimlerinin sürdüğü, sendikaların ise bu sürece karşı direnmeye devam ettiği bildirildi.
Musk ve Trump, 2025 yılının başlarında bütçedeki usulsüzlük, israf ve suistimallerle mücadele ederek 2 trilyon dolar tasarruf sağlayacaklarını vadetmişti. Ancak süreç sonunda resmi olarak iddia edilen tasarruf miktarı, öngörülen hedefin yalnızca onda biri oranında, yani 215 milyar dolar seviyesinde kaldı.
Analistler, bu miktarın ne kadarının gerçek israf kalemlerinden kesildiğinin belirsiz olduğunu, kesintilerin büyük çoğunluğunun işten çıkarılan ve kritik kamu hizmetlerini yürüten personelin maaş bütçelerinden kaynaklandığını saptadı.
New York Times ekibi, DOGE’nin 2025 yılının ekim ayından önce federal harcamaları 1 trilyon dolar azaltma hedefine ulaşamadığını, bu süreçte federal harcamaların azalmak yerine artış gösterdiğini yazdı.
Analize göre DOGE tarafından iddia edilen en büyük 40 kesintiden, aralarında en yüksek bütçeli iki kalemin de yer aldığı 28 kesinti kararı tamamen yanlış çıktı.
Uçak bakımı ve bilgi teknolojileri alanlarındaki bu iki sözleşmenin toplam tutarının 7,9 milyar dolar olduğu ve sözleşmelerin yürürlükte kalmaya devam ettiği belirlendi.
Bu iki kalemin, DOGE’nin iddia ettiği diğer 29 bin kesintinin toplamından daha büyük bir bütçeyi kapsadığı kaydedildi.
İşten çıkarılan çalışanlar çadır kent kurdu
İşten çıkarmaların ardından mağdur olan federal çalışanlar, Washington’daki Union Station önünde bir çadır kent kurdu.
Federal Sendikacılar (FUN) Ağı adı verilen oluşum çatısı altında bir araya gelen eski kamu çalışanları, burada barınma, dayanışma ve yeni iş arama süreçleri için destek merkezi oluşturdu.
Oluşumun internet sitesinde yayımlanan açıklamada, “Federal iş gücünü birleştirmek, hayati öneme sahip hizmetleri korumak ve hizmet ettiğimiz halkı savunmak için buradayız” ifadesine yer verildi.
GAO zaten israfla mücadele ediyor
Randy Erwin, federal hükümet bünyesinde israf ve suistimallerle mücadele etmekle görevli resmi ve tarafsız bir kurum olan Hükümet Sorumluluk Ofisinin (GAO) zaten uzun yıllardır faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.
Bu nedenle DOGE gibi paralel bir yapıya hiçbir zaman ihtiyaç duyulmadığını vurguladı.
GAO’nun yayımladığı son raporlardan birine göre, 30 Eylül’de sona eren 2025 mali yılında federal bütçede “hatalı ödemeler”, usulsüzlükler ve israf kapsamında 186 milyar dolar boşluk çıktı.
Bu tutarın yüzde 73’ünden fazlası Medicare, Medicaid, SNAP (gıda yardımı), kazanılmış gelir vergisi indirimi ve salgın döneminden kalan küçük işletme destek programı olmak üzere beş temel alanda gerçekleşti.
GAO raporunda, donanmanın gemi inşa süreçlerinin etkinleştirilmesinden sosyal güvenlik sistemindeki mükerrer ödemelerin önlenmesine kadar 132 milyar ile 251 milyar dolar arasında ek tasarruf sağlanabileceği, ancak bunun için Kongre onayı gerektiği belirtildi.
DOGE’nin faaliyet gösterdiği süre boyunca binlerce federal çalışanı işten çıkardığı veya ücretli izne ayırdığı, ancak bu personelin yürüttüğü hizmetlerin kritik öneme sahip olması nedeniyle daha sonra tekrar işe alınmak zorunda kalındığı bildirildi.
Bu durumun, kamu bütçesinde tasarruf yerine büyük bir vergi israfına yol açtığı tespit edildi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri










