Amerika
Apple davası OpenAI’ın cihaz planlarını ve halka arzını zorlayabilir

Apple’ın eski çalışanları üzerinden ticari sırlarını çalmakla suçladığı OpenAI, iddiaları ciddiyetle ele aldığını ancak ellerinde herhangi bir ihlale dair kanıt bulunmadığını açıkladı. Şirketin donanım şefi Tang Yew Tan’ı odağına alan davanın, teknoloji devleri arasındaki rekabeti yazılımdan akıllı telefon ve robotik gibi fiziki yapay zeka cihazlarına taşıdığı belirtiliyor.
Yapay zeka şirketi OpenAI, Apple’ın ticari sırlarını sistematik olarak çaldığı yönündeki suçlamaları ciddiyetle ele aldığını ancak söz konusu iddiaları destekleyen herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi.
Taraflar arasındaki gerilim, Silikon Vadisi’nde yapay zeka rekabetinin veri merkezlerinden çıkarak doğrudan tüketiciye yönelik fiziki cihazlara kaydığı bir dönemde tırmanıyor.
Apple, 10 Temmuz’da mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde, eski çalışanlarının OpenAI bünyesine katılırken şirkete ait gizli bilgileri ve ticari sırları beraberinde götürdüğünü öne sürdü.
Cupertino merkezli teknoloji devi, uğradığı zararın tazmin edilmesinin yanı sıra mahkemeden OpenAI ve diğer davalıların bu ticari sırları saklamasını veya kullanmasını engelleyecek ihtiyati tedbir kararı talep ediyor.
“İddiaları ciddiye alıyoruz ancak kanıt yok”
Bloomberg ve The Hill‘in aktardığına göre, dava konusu suçlamalara ilişkin açıklama yapan bir OpenAI sözcüsü, şirketin başka firmaların ticari sırlarına ilgi duymadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu iddiaları ciddi bir şekilde ele alıyor olsak da şikayetin haklı bir gerekçeye dayandığını gösteren herhangi bir kanıttan haberdar değiliz. Adil rekabete ve insanların diledikleri yerde çalışma özgürlüğüne inanıyoruz. Tüm dünyadaki insanları güçlendiren yenilikçi teknolojiler geliştirmeye odaklanmaya devam ediyoruz.”
Dava dosyasındaki iddialara göre OpenAI, iş görüşmelerine çağırdığı Apple çalışanlarına tasarım prototipleri, araçlar veya tedarikçilerle yapılan yazışmalar gibi tescilli bilgileri yanlarında getirmeleri yönünde talimat verdi.
Ayrıca OpenAI’ın kendi çalışanlarının Apple’ın güvenlik prosedürlerini aşabilmesi için özel bir süreç geliştirdiği öne sürülüyor.
Merkezdeki isim: Eski iPhone Tasarım Şefi Tang Yew Tan
Davanın odağında, Apple’da 24 yıl görev yaptıktan sonra OpenAI’a baş donanım yöneticisi olarak katılan ve en son iPhone ile Apple Watch ürün tasarımından sorumlu başkan yardımcılığı koltuğunda oturan Tang Yew Tan yer alıyor.
Apple, Tan’ı henüz şirketten ayrılmadan önce OpenAI ve iş ortaklarıyla gizli toplantılar yapmakla, tedarikçi bilgilerini kendi kişisel e-posta adresine göndermekle ve OpenAI bünyesindeyken işe alım mülakatlarında Apple çalışanlarından içeriden bilgi sızdırmaya çalışmakla suçluyor.
Hukuk uzmanları ve sektör analistleri, davanın sadece ticari sırların korunmasıyla ilgili olmadığını, teknoloji devleri arasındaki cihaz savaşına işaret ettiğini belirtiyor.
PP Foresight kurucusu ve teknoloji analisti Paolo Pescatore, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu dava, yapay zeka savaşının bir sonraki aşamasının artık sadece veri merkezlerinde değil, fabrikalarda ve oturma odalarında verileceğini gösteriyor” dedi.
Pescatore, yapay zeka fiziki hale geldikçe endüstriyel tasarımın, bileşenlerin, üretim uzmanlığının ve tedarik zinciri ilişkilerinin en az algoritmalar kadar değerli hale geldiğini ekledi.
Yapay zekalı akıllı telefon iddiası
Davanın, OpenAI’ın Apple’ın amiral gemisi iPhone’a doğrudan rakip olabilecek yapay zeka tabanlı bir akıllı telefon üzerinde çalıştığı dönemde açılması dikkati çekiyor.
OpenAI Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman, kasım ayında yaptığı bir açıklamada geliştirecekleri cihazın bir iPhone’dan daha “huzurlu ve sakin” olacağını söylemişti.
Mahkeme kayıtları, şirketin özel kulaklık projelerini de incelediğini ortaya koyuyor.
OpenAI, geçen yıl Tang Yew Tan ve Apple’ın efsanevi eski tasarım şefi Jony Ive tarafından kurulan yapay zeka donanım girişimi “io”yu satın alarak donanım alanındaki iddialarını güçlendirmişti.
Davada Jony Ive’ın isminin sanıklar arasında yer almaması ise dikkat çeken bir diğer ayrıntı oldu. Analist Dan Ives, bu satın almanın OpenAI’ı Apple karşısında çok daha rekabetçi hale getirdiğini saptayarak, “Apple’ın sahaya bir sınır çizgisi koyması ve OpenAI’a durduğu yeri göstermesi akıllıca bir hamle” yorumunu yaptı.
Dava dilekçesinde ayrıca, şu anda 400’den fazla eski Apple çalışanının OpenAI bünyesinde görev yaptığı bilgisi yer aldı.
Ortaklıktan mahkeme eşiğine
Apple ve OpenAI, 2024 yılında ChatGPT’nin Siri gibi Apple ürünlerine entegre edilmesi amacıyla ortaklık kurmuştu. Ancak mayıs ayında basına yansıyan iddialara göre OpenAI, Apple’ın entegrasyon biçiminden hoşnut kalmadı ve işbirliğinden beklenen faydayı sağlayamadığı gerekçesiyle yasal yollara başvurmayı değerlendirdi. Apple ise ocak ayında yapay zeka alanında Google ile de işbirliğine gittiğini duyurmuştu.
Sam Altman, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Apple’dan korkmadığını ancak şirkete büyük bir saygı duyduğunu belirterek Apple’ı “en üst sınıf” (S-tier) olarak nitelendirdi.
Piyasaya çıkış takvimi ve halka arz tehlikede
Davanın hızlı bir şekilde uzlaşmayla sonuçlanmaması halinde, OpenAI’ın ticari planlarına ciddi zarar verebileceği öngörülüyor. Lowenstein Sandler LLP hukuk firması ortaklarından Bryan Sterba, konunun OpenAI’ın piyasaya çıkış planlarını ciddi şekilde yavaşlatabileceğini vurguladı.
Sterba, “Eğer Apple’ın bahsettiği ticari sırlar söz konusu fiziki yapay zeka ürünlerinin tamamını ilgilendiriyorsa, bu durum OpenAI’ın yakın vadede ticarileşme kabiliyetini büyük ölçüde engeller. Araştırma-geliştirme çalışmalarını ve yatırım almalarını doğrudan etkiler” değerlendirmesinde bulundu.
Bu süreç aynı zamanda OpenAI’ın halka arz hedefleri üzerinde de bir belirsizlik bulutu yaratma riski taşıyor.
Apple’ın açtığı dava, Altman’ın eski iş ortaklarıyla yaşadığı tek yasal mücadele değil. Kaliforniya’daki bir federal mahkeme jürisi, SpaceX CEO’su Elon Musk’ın OpenAI’ın kuruluş misyonundan saptığı gerekçesiyle açtığı davayı zaman aşımı gerekçesiyle reddetmiş ve Altman lehine karar vermişti.
Analistler, sektörde trilyonlarca dolarlık bir pazar payının söz konusu olduğunu belirterek, Silikon Vadisi’ndeki çalışan transferlerinin ve şirketlerin kendilerini koruma reflekslerinin artarak devam edeceğini öngörüyor.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Asya6 gün önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor












