Bizi Takip Edin

Amerika

ABD bankacılık sektörü stabil kripto paralara karşı birleşti

Yayınlanma

ABD bankacılık sektörü, Senatoya gönderdikleri ortak mektupta dijital varlık piyasasını düzenleyen CLARITY Act yasa tasarısının sıkılaştırılmasını isteyerek stabil kripto paralara faiz ve getiri yasağı getirilmesini talep etti. Sektör temsilcileri, mevcut tasarıdaki boşlukların stabil kripto paraların mevduat alternatifi olarak kullanılmasına yol açabileceğini ve bankalardan fon çıkışını tetikleyebileceğini vurguladı.

ABD bankacılık sektörü temsilcileri, kripto para piyasasını düzenlemeyi hedefleyen Dijital Varlık Piyasasında Şeffaflık Yasası (CLARITY Act) tasarısındaki stabil kripto paralara ilişkin getiri hükümlerinin sıkılaştırılması için senatörlere çağrıda bulundu.

Beyaz Saray tarafından bir yılı aşkın süredir desteklenen ve kripto para şirketlerine geniş olanaklar tanıyan yasa tasarısı, geleneksel finans temsilcilerinin güçlü direnciyle karşılaşıyor.

Amerikan Bankacılar Birliği (ABA), Amerika Bağımsız Bölgesel Bankacılar Birliği (ICBA) ve 76 eyalet bankacılık derneği tarafından Senato liderliğine gönderilen ortak mektupta, stabil kripto paralara yönelik ödül ve getiri sağlayan mevcut ifadelerin çok belirsiz olduğu savunuldu.

Bankalar, stabil kripto paraların banka mevduatlarının yerine geçmesini önleyecek değişikliklerin tasarıya eklenmesini talep etti.

Açıklamada, “Tasarıdaki belirsizlik, kongrenin stabil kripto paraların bir değer saklama aracı değil, yalnızca bir ödeme aracı olarak hizmet etmesi gerektiği yönündeki uzun süredir devam eden net duruşuna rağmen, bu varlıkların fiilen mevduat alternatifi olarak kullanılmasına yol açabilir” ifadesine yer verildi.

Mektupta, mevduat çıkışlarının küçük ölçekli bankalarda konut kredileri, küçük işletmelerin ve tarım sektörünün finansmanını destekleyen kaynakları eriteceği, bunun da yerel toplulukların bağımlı olduğu kredi mekanizmalarına ciddi zarar vereceği kaydedildi.

Bankacılar, stabil kripto paralara faiz, getiri veya ödül verilmesinin kesin olarak yasaklanmasını ve bu yasağın başka hizmetler adı altında delinmesini engelleyecek net ifadelerin tasarıya eklenmesini istedi.

Ayrıca, stabil kripto paraların cüzdanlarda veya borsalarda tutulma süresine bağlı olarak ödül verilmesine imkan tanıyan hükümlerin de tasarıdan çıkarılması talep edildi.

Dernekler konuya ilişkin olarak, “Bu hükmün çıkarılması, ödeme amaçlı stabil kripto paraların kullanılmadan uzun süre tutulmasını teşvik etmeme yönündeki ortak hedefimizle örtüşmektedir. Bu bölümün korunması, ödüllerin doğrudan müşterilerin cüzdanlarında veya borsalarda ne kadar stabil kripto para tuttuklarına bağlı olacağı gerekçesiyle, mevduat çıkışını önlemeyi amaçlayan ilk yasağın hedeflerini boşa çıkaracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Bankacıların mektubu, Temsilciler Meclisinde 17 Temmuz Çarşamba günü yapılması planlanan CLARITY Act oturumundan birkaç gün önce gönderildi.

Mayıs ayında Senato Bankacılık Komisyonu, aylarca süren tartışmaların ve ihraççıların aleyhine olan bazı değişikliklerin ardından belgeyi onaylamıştı ancak bu değişikliklerin geleneksel finans temsilcilerini de memnun etmediği görülüyor.

Yasa tasarısının bu yıl sonuna kadar kabul edilme olasılığına yönelik piyasa beklentileri de zayıflıyor.

Tahmin platformu Polymarket üzerindeki verilerde, tasarının 2026 yılına kadar yasalaşma ihtimali 13 Temmuz Pazartesi günü yüzde 24’e gerileyerek ocak ayından bu yana en düşük seviyeyi gördü. Katılımcılar 14 Salı günü bu beklentiyi yüzde 34’e yükseltti.

Haziran ayı başında ise Coinbase, Ripple, Kraken, Circle, a16z ve Binance US dahil 200’den fazla kripto para şirketi ve kuruluşu ortak bir bildiriyle Senatoyu CLARITY Act yasa tasarısını kabul etmeye çağırmıştı.

Buna karşın haziran ayı sonunda Bölge Savcıları Ulusal Derneği, ABD Savcı Yardımcıları Ulusal Derneği, Uluslararası Polis Şefleri Derneği ve Ulusal Şerifler Derneği yasa tasarısına mevcut haliyle karşı çıktı.

Kurumlar, yasanın açık kaynaklı kripto ürün geliştiricilerini koruyan maddesinin yasadışı faaliyetler üzerindeki denetimi zayıflatabileceğini bildirdi.

Geçen hafta ise Federal Kolluk Kuvvetleri Görevlileri Derneği (FLEOA), merkeziyetsiz finans sistemlerinin hesap verebilirliği konusunda tasarıya daha fazla açıklık getirilmesini talep ederek belgeye destek verdi.

Yaklaşık 34 bin aktif ve emekli federal kolluk görevlisini temsil eden FLEOA, kripto projelerini yönetenlerin “yapay merkeziyetsizlik” arkasına gizlenerek sorumluluktan kaçabileceği uyarısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump da 13 Temmuz Pazartesi günü Truth Social platformundan yaptığı açıklamada, Senatoyu, tasarının en önemli destekçilerinden olan ve 11 Temmuz Perşembe günü 71 yaşında hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın anısına CLARITY Act yasa tasarısını kabul etmeye çağırdı.

Amerika

Trump, veri merkezi taahhüdünü eyaletler ve şirketlerle büyütüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın yol açtığı enerji talebi artışı karşısında elektrik fiyatlarının yükselmesine yönelik endişeleri gidermek amacıyla başlattığı Tüketiciyi Koruma Taahhüdü’nü Cumhuriyetçi valiler ve büyük enerji şirketleriyle genişletiyor. Montana, Wyoming ve Missouri valilerinin imzaladığı taahhüdün, veri merkezlerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra şebeke geliştirme maliyetlerini de üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, eyalet yetkilileri ve sektör yöneticilerinden edinilen bilgilere göre, veri merkezlerine yönelik taahhüdünü bazı Cumhuriyetçi valileri ve birkaç büyük enerji şirketini kapsayacak şekilde genişletiyor.

Montana Valisi Greg Gianforte, Wyoming Valisi Mark Gordon ve Missouri Valisi Mike Kehoe, Beyaz Saray’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü adını verdiği belgeyi imzaladı.

Eyalet yetkilileri, bu taahhüdün veri merkezi geliştiricilerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra elektrik şebekesinin iyileştirilmesi ve bakımı için adil pay ödemelerini güvence altına alan bir ilkeler bütününü içerdiğini aktardı.

Politico’ya konuşan konuya vakıf yedi kaynak da elektrik dağıtım şirketlerinin de taahhüdü imzalamasının beklendiğini bildirdi.

Beyaz Saray imza atan tarafları doğrulamayı reddetti ancak taahhüdün yeni destekçiler kazandığını açıkladı. Bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, “Şu an için duyurulacak yeni bir gelişme yok ancak Başkan Trump’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü o kadar etkili oldu ki diğer paydaşlar da buna imza atmak istiyor” ifadesini kullandı.

Bu adım, Trump yönetiminin yapay zeka ve artan enerji fiyatları konusundaki toplumsal endişeleri yatıştırmaya yönelik son girişimi olarak öne çıkıyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, elektrik faturalarındaki artış geçen ay yavaşlamış olsa da ortalama elektrik fiyatları son 12 ayda yüzde 4 artarak ABD’deki genel enflasyon oranını geride bıraktı. Federal tahminler de maliyetlerin önümüzdeki yıllarda daha da yükseleceğine işaret ediyor.

Cumhuriyetçi valilerin Trump ile birlikte bu sürece dahil olması, veri merkezlerinin ülke genelindeki seçilmiş yetkililer için oluşturduğu siyasi riski ortaya koyuyor.

Bazı Demokrat valilerin çalışma ekibi üyeleri, Beyaz Saray’ın taahhüdü imzalamaları için kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

Eyaletteki yeni büyük ölçekli veri merkezi inşaatlarının çoğunu durdurmak amacıyla salı günü bir kararname imzalayan New York’un Demokrat Valisi Kathy Hochul’un sözcüsü Ken Lovett, Beyaz Saray’ı iki partiden seçilmiş yetkilileri de harekete geçiren bir konuyu siyasallaştırmakla suçladı.

Lovett yaptığı açıklamada, “Bu yönetimin böylesine kritik bir meselede partizan siyaset yapması maalesef şaşırtıcı değil. Washington’daki Cumhuriyetçiler siyaset yapıp tutmayacakları sözler verirken, Vali Hochul New Yorklular için elektrik kesintilerini önlemek ve maliyetleri düşürmek adına somut adımlar atıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bağlayıcılığı olmayan taahhüt, ilk olarak mart ayında Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte, veri merkezlerinin enerji maliyetlerini tamamen üstlenmeyi taahhüt eden yedi teknoloji şirketinin yöneticileri tarafından imzalanmıştı.

Kamuya açık olmayan planlama hakkında bilgi sahibi olan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen dört kişi, yeni imzacı taraflar için bu hafta yapılması planlanan etkinliğin ertelendiğini aktardı.

Bu kişilerle birlikte süreçten haberdar olan diğer üç kaynak, büyük elektrik şirketlerinin taahhüdü imzalamasının beklendiğini kaydetti.

Southern Co., Duke Energy ve Exelon gibi şirketler, ülkede veri merkezlerinin en yoğun olduğu ve bu durumun elektrik fiyatlarında artış endişesi yarattığı bölgesel şebekelerde faaliyet gösteriyor.

Yatırımcılara ait elektrik şirketlerini temsil eden lobi grubu Edison Elektrik Enstitüsü Sözcüsü Dani Marx, üyelerinin katılıp katılmayacağına yönelik soruları Beyaz Saray’a yönlendirdi.

Yeni imzacılardan bazıları Beyaz Saray’ın takviminden önce hareket etti. Montana Valisi Gianforte geçen hafta taahhüdü imzaladığını duyurdu. Valilik sözcülerine göre Gordon ve Kehoe de belgeye imzalarını attı.

Colorado’nun Demokrat Valisi Jared Polis’in ofisi, taahhüdün içeriğini olumlu bulmalarına rağmen Beyaz Saray’dan kendilerine herhangi bir talep gelmediğini açıkladı. Sözcü Eric Maruyama, “Bu taahhüt olsun ya da olmasın, valimizin önceliği her zaman veri merkezi yatırımlarının Coloradolular için enerji maliyetlerini düşürmesi ve tasarruf sağlaması olmuştur” dedi.

Kuzey Carolina Valisi Josh Stein’ın sözcüsü Kate Schmidt de gönderdiği e-postada, Trump yönetiminden kendilerine bir bildirim ulaşmadığını belirtti.

Schmidt, Beyaz Saray’ın taahhüdünün Stein’ın Enerji Politikası Görev Gücü ile uyumlu olduğunu ve Demokrat valinin, Kuzey Carolina sakinlerinin yüksek enerji tüketim maliyetlerini yüklenmemesi için veri merkezlerinin kendi masraflarını karşılaması gerektiğine inandığını ifade etti.

Çoğunluğu Demokrat valilerden oluşan ABD İklim İttifakı’nın sözcüsü Nikki Burnett ise koalisyon üyesi eyaletlerin, Trump’ın taahhüdünü aşan politikalar uyguladığını ve yükümlülükler üstlendiğini dile getirdi.

Burnett, Vali Hochul’un New York’taki adımının yanı sıra Arizona, Illinois, Massachusetts, New Jersey, Oregon, Pennsylvania ve Virginia’daki girişimleri örnek gösterdi.

Bazı Demokrat valiler, Trump yönetiminin maliyet sorunlarını birlikte çözme çağrılarına daha önce olumlu yanıt vermişti.

Trump ve her iki partiden valilerden oluşan bir grup, ocak ayında ABD’nin en büyük elektrik şebekesi işletmecisi PJM Interconnection’a doğrudan çağrıda bulunarak, bölgedeki aşırı fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla teknoloji şirketlerine yönelik acil bir elektrik satışı ihalesi düzenlenmesini istemişti.

Mart ayında Amazon, Google, Meta ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin yöneticileri, veri merkezlerinin elektrik altyapı maliyetlerinin tamamını ödemeyi taahhüt eden kendi belgelerini imzalamıştı.

Bu taahhütle şirketler, şebeke güvenilirliğine katkıda bulunmak ve kesintileri önlemek amacıyla yedek güç sağlamak için şebeke işletmecileriyle işbirliği yapmayı da kabul etmişti.

Veri merkezlerinin tetiklediği enerji talebi karşısında tüketicileri elektrik faturası artışlarından korumayı amaçlayan bu çerçevenin uygulanması, büyük ölçüde eyalet meclislerinin ve kamu hizmetleri komisyonlarının kararlarına bağlı bulunuyor.

Taahhüt kapsamındaki teknoloji şirketlerine, elektrik dağıtım şirketleri ve eyalet yönetimleriyle tarife yapıları üzerinde müzakere etme görevi de verildi.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki milletvekilleri ise başkanın bu taahhüdünü yasalaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Bazı Demokrat kongre üyeleri ise daha ileri giderek ülke genelinde veri merkezi inşaatlarına geçici durdurma kararı getirilmesi çağrısında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Telegram kısa linklerinin kesilme nedeni ABD yaptırımları

Yayınlanma

Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa link hizmetinde yaşanan erişim kesintisinin, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin yaptırım kuralları nedeniyle gerçekleştiği açıklandı. Karadağ merkezli “.me” alan adı yöneticisi, Telegram kurucusu Pavel Durov’un çağrısı üzerine yaptığı açıklamada, hizmetin yaptırım uyumu sebebiyle geçici olarak durdurulduğunu ve sorunun giderilerek erişimin yeniden sağlandığını bildirdi.

Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa linklerinin tarayıcılarda açılmamasıyla başlayan küresel erişim sorununun arkasından ABD yaptırımları çıktı.

Karadağ’ın ulusal internet alan adı olan “.me” uzantısının yöneticileri, Telegram kurucusu Pavel Durov’a verdikleri yanıtta kesintinin ABD Hazine Bakanlığı taleplerinden kaynaklandığını bildirdi.

Telegram kurucusu Pavel Durov, sosyal medya platformu X üzerinden Karadağ alan adı tescil kuruluşuna seslenerek, “t.me linki çalışmayı durdurdu. Buna bir bakabilir misiniz?” çağrısında bulundu.

Yetkili kurumun X hesabından Durov’a verilen yanıtta, “Sabrınız için teşekkür ederiz. t.me adresinin faaliyeti, OFAC kurallarına uyum çerçevesinde geçici olarak durduruldu ancak servis şu an yeniden erişime açıldı” ifadeleri kullanıldı.

OFAC, ABD Hazine Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve ABD’nin ulusal güvenliği ile dış politikasına tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancı ülkeler, rejimler, şirketler ve kişilere yönelik ekonomik yaptırımları yöneten Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi olarak biliniyor.

Erişim kesintisi öncesinde, tarayıcılar üzerinden Telegram kanallarına, paylaşımlara ve kullanıcı profillerine yönlendiren kısa linkler açılmıyordu.

Rus teknoloji portalı Kod Durova, sorunun alan adının DNS sisteminden çıkarılmasına yol açan “serverHold” statüsünden kaynaklandığını duyurdu.

Rus bilişim şirketi Timeweb’in Genel Müdürü Andrey Başirov da t.me alan adının Karadağ’ın ulusal internet bölgesinde yer aldığını, sorunun alan adı sahibi kuruluştan kaynaklanması nedeniyle adresin DNS sisteminin dışına çıkarıldığını teyit etti.

TechCrunch internet sitesinin siber güvenlik uzmanı John Aragon’un değerlendirmelerine dayandırdığı analizine göre, t.me adresinin durdurulması, ABD Hazine Bakanlığının fidye yazılımı saldırılarında kullanıldığı belirtilen bir VPN sağlayıcısını yaptırım listesine aldığı günle eş zamanlı gerçekleşti. ABD’nin yaptırım listesinde (SDN) ilgili servisin Telegram kanalının bağlantı adresi de yer alıyordu.

Alan adı kayıt otoritesinin, listedeki spesifik bağlantıyı engellemek yerine yaptırım kurallarına uyum sağlama gerekçesiyle Telegram’a ait tüm t.me alan adının faaliyetini askıya aldığı değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Elon Musk’ın DOGE’u tasarruf yerine maliyet getirdi

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump ve Elon Musk öncülüğünde kurulan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak faaliyetlerine son verdi. Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu Başkanı Randy Erwin, hiçbir tasarruf sağlamayan yapının arkasında 317 bin işsiz federal çalışan bıraktığını açıkladı.

ABD’de Donald Trump yönetimi döneminde kurulan ve kamuoyunda tartışmalara neden olan Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 8 Temmuz itibarıyla resmi olarak kapatıldı.

Kamu Çalışanları Ulusal Federasyonu (NFFE) Başkanı Randy Erwin, sürecin sona ermesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek yapının geride hiçbir tasarruf bırakmadığını ve kamu hizmetlerine büyük zarar verdiğini ifade etti.

Erwin, Donald Trump ve Elon Musk’ın bütçe tasarrufu sağlama iddiasıyla kamu programlarında büyük kesintilere gittiğini ancak günün sonunda hiçbir tasarruf elde edilemediğini kaydetti.

NFFE Başkanı, bu süreçte en zengin kesimlere ise trilyonlarca dolarlık vergi ayrıcalıkları sağlandığını belirtti.

DOGE’nin kapatılmasının ardından nihai bir faaliyet raporu yayımlanmamasının başarısızlığın kabulü anlamına geldiğini vurgulayan Erwin, şu değerlendirmede bulundu:

“Son yüzyılın en büyük yıkıma yol açan hükümet reformu girişimi olan DOGE’nin sona ermesini memnuniyetle karşılıyoruz. DOGE, federal iş gücü üzerinde derin bir iz bıraktı. Kurumların görevlerini yerine getirmesi için gerekli yetenek ve tecrübeye sahip personeli istihdam etmek artık çok daha zor hale geldi. Amerikan halkı bu hataların ve tedbirsizliğin bedelini onlarca yıl boyunca ödemek zorunda kalacak.”

New York Times analizi iddiaları çürüttü

New York Times tarafından 2025 yılının sonlarında yayımlanan ve Trump’ın ikinci döneminin ilk dokuz ayındaki federal tedarik ile sözleşme kayıtlarını inceleyen analiz, DOGE’nin bütçe iddialarını çürüttü.

Analiz, Musk ve Trump’ın iddia ettiği bütçe kesintilerinin herhangi bir tasarruf sağlamadığını, aksine kamuya ek maliyetler getirmiş olabileceğini ortaya koydu.

DOGE bünyesinde görev yapan Musk ve Trump’ın Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought’un gerçekleştirdiği kesintiler sonucunda 317 bin federal çalışanın işine son verildi.

Tarım Bakanlığında benzer kesinti ve yapılandırma girişimlerinin sürdüğü, sendikaların ise bu sürece karşı direnmeye devam ettiği bildirildi.

Musk ve Trump, 2025 yılının başlarında bütçedeki usulsüzlük, israf ve suistimallerle mücadele ederek 2 trilyon dolar tasarruf sağlayacaklarını vadetmişti. Ancak süreç sonunda resmi olarak iddia edilen tasarruf miktarı, öngörülen hedefin yalnızca onda biri oranında, yani 215 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Analistler, bu miktarın ne kadarının gerçek israf kalemlerinden kesildiğinin belirsiz olduğunu, kesintilerin büyük çoğunluğunun işten çıkarılan ve kritik kamu hizmetlerini yürüten personelin maaş bütçelerinden kaynaklandığını saptadı.

New York Times ekibi, DOGE’nin 2025 yılının ekim ayından önce federal harcamaları 1 trilyon dolar azaltma hedefine ulaşamadığını, bu süreçte federal harcamaların azalmak yerine artış gösterdiğini yazdı.

Analize göre DOGE tarafından iddia edilen en büyük 40 kesintiden, aralarında en yüksek bütçeli iki kalemin de yer aldığı 28 kesinti kararı tamamen yanlış çıktı.

Uçak bakımı ve bilgi teknolojileri alanlarındaki bu iki sözleşmenin toplam tutarının 7,9 milyar dolar olduğu ve sözleşmelerin yürürlükte kalmaya devam ettiği belirlendi.

Bu iki kalemin, DOGE’nin iddia ettiği diğer 29 bin kesintinin toplamından daha büyük bir bütçeyi kapsadığı kaydedildi.

İşten çıkarılan çalışanlar çadır kent kurdu

İşten çıkarmaların ardından mağdur olan federal çalışanlar, Washington’daki Union Station önünde bir çadır kent kurdu.

Federal Sendikacılar (FUN) Ağı adı verilen oluşum çatısı altında bir araya gelen eski kamu çalışanları, burada barınma, dayanışma ve yeni iş arama süreçleri için destek merkezi oluşturdu.

Oluşumun internet sitesinde yayımlanan açıklamada, “Federal iş gücünü birleştirmek, hayati öneme sahip hizmetleri korumak ve hizmet ettiğimiz halkı savunmak için buradayız” ifadesine yer verildi.

GAO zaten israfla mücadele ediyor

Randy Erwin, federal hükümet bünyesinde israf ve suistimallerle mücadele etmekle görevli resmi ve tarafsız bir kurum olan Hükümet Sorumluluk Ofisinin (GAO) zaten uzun yıllardır faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.

Bu nedenle DOGE gibi paralel bir yapıya hiçbir zaman ihtiyaç duyulmadığını vurguladı.

GAO’nun yayımladığı son raporlardan birine göre, 30 Eylül’de sona eren 2025 mali yılında federal bütçede “hatalı ödemeler”, usulsüzlükler ve israf kapsamında 186 milyar dolar boşluk çıktı.

Bu tutarın yüzde 73’ünden fazlası Medicare, Medicaid, SNAP (gıda yardımı), kazanılmış gelir vergisi indirimi ve salgın döneminden kalan küçük işletme destek programı olmak üzere beş temel alanda gerçekleşti.

GAO raporunda, donanmanın gemi inşa süreçlerinin etkinleştirilmesinden sosyal güvenlik sistemindeki mükerrer ödemelerin önlenmesine kadar 132 milyar ile 251 milyar dolar arasında ek tasarruf sağlanabileceği, ancak bunun için Kongre onayı gerektiği belirtildi.

DOGE’nin faaliyet gösterdiği süre boyunca binlerce federal çalışanı işten çıkardığı veya ücretli izne ayırdığı, ancak bu personelin yürüttüğü hizmetlerin kritik öneme sahip olması nedeniyle daha sonra tekrar işe alınmak zorunda kalındığı bildirildi.

Bu durumun, kamu bütçesinde tasarruf yerine büyük bir vergi israfına yol açtığı tespit edildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English