Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Erdoğan, Polonya provokasyonunda Rusya’ya destek çıktı

Yayınlanma

Polonya’ya düşen füzenin Rus değil, Ukrayna füzesi olduğu bildirilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Moskova’yı suçlamanın olayı ‘tahrik etmek’ olduğunu vurguladı

Polonya’nın Ukrayna sınırında bulunan Przewodow köyüne düşen ve kaynağı bilinmeyen bir füze nedeniyle iki kişi hayatını kaybetti.

ABD istihbaratı ilk etapta Rusya’nın Ukrayna’ya fırlattığı füzelerin Polonya’ya düştüğünü iddia etse de, Associated Press’e konuşan üst düzey ABD’li yetkililer, ilk bulguların Polonya’ya düşen füzenin Ukrayna güçleri tarafından bir Rus füzesini engellemek için ateşlendiğini gösterdiğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da, füze haberlerinin ardından, G20 için gittikleri Bali’de Batılı liderlerle bir araya geldi ve gazetecilere yaptığı açıklamada ellerindeki ilk bilgilerin Polonya’ya düşen füzenin Rusya tarafından fırlatılması olasılığının düşük olduğunu gösterdiğini belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı konuyla ilgili açıklamasında, Polonya-Ukrayna sınırındaki hedeflere saldırı yapmadıklarını bildirdi ve “Polonya toprağına Rus füzeleri düştüğüne yönelik suçlamaların kasıtlı provokasyon” olduğunu vurguladı.

Erdoğan: Rusya ile alakası olmadığı görülüyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nin son gününde Bali Uluslararası Konferans Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Polonya’ya füze düşmesiyle ilgili, “Rusya’nın yaptığı açıklamaya saygı duymak durumundayım. Rusya’nın ‘Bizimle bu işin alakası yoktur’ demesi bizim için önemli” dedi.

“Ben, Rusya’nın yaptığı açıklamaya doğrusu saygı duymak durumundayım. Rusya’nın ‘Bizimle bu işin alakası yok’ demesi bizim için önemli. Bütün bunların yanında sabah yine (Almanya Başbakanı) Olaf Scholz ile yaptığımız görüşmede, bunun detay araştırmalarının yapılması gerekiyor, böyle bir kararı vermenin doğru olmayacağını o da söyledi. Rusya’nın ‘Bizimle alakası yok’ ve Biden’ın da ‘bu füzelerin Rus yapımı olmadığını’ açıklamış olması, herhalde bunun Rusya ile alakası olmadığını göstermektedir. Bu, bir teknik arıza olabilir veya farklı olabilir, onun için inceleme araştırma şart.”

‘Rusya’yı suçlamak tahrik eder’

Ülkelerin birçoğunun doğrudan Rusya’yı işaret etmesinin nedeninin sorulması üzerine Erdoğan, “Bu sabah Olaf Scholz ile de yaptığım görüşmede 6 NATO ülkesi olarak birbirleriyle irtibat kurduklarını söylediler ve bu irtibatlar neticesinde de burada başta Amerika olmak üzere ‘bu füzenin Rus yapımı olmadığını’ söylemiş olması herhalde bir yol açıyor. Burada ısrarla ‘bir Rus yapımıdır’ diye bunun üzerine gitmek, bu işi tahrik eder diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir an önce Rusya ile Ukrayna’yı aynı masa etrafında toparlamanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayarak, “Bu gayretin içerisindeyken, burada tahrik metodunu kullanmak doğru olmasa gerek. Bunun için de barışın yolu diyalogdan geçer. Biz, diyaloğu oluşturmak suretiyle dünyada barışı tesis edelim istiyoruz ve bunun da gayretiyle de döner dönmez Sayın Putin ile de yine telefon diplomasimizi geliştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Batı’dan kışkırtan açıklamalar

Olay gerçekleştikten kısa süre sonra, Polonya Ulusal Güvenlik Komitesi acil toplanmış ve “askeri birliklerin savaşa hazır olma durumunun artırılmasına” karar verildiği açıklanmıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, Polonya topraklarına isabet eden füzelerin Rus füzesi olduğunu iddia ederek, “NATO’nun topraklarına füze fırlatılması ortak güvenliğe yönelik bir Rus saldırısıdır” şeklinde kışkırtıcı bir açıklamada bulunmuştu.

Olayla ilgili Rusya hedef gösterilerek, birçok NATO üyesi gelişmenin kaygı verici olduğu yönünde arka arkaya açıklama yapmıştı.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Polonya’ya düşen füzelerle ilgili Rusya’yı işaret ederek “NATO bölgesinin her santimi savunulmalı” ifadesini kullanmıştı.

NATO ve Avrupa Birliği’nden de, “Polonya’nın yanındayız” mesajları verilmişti.

Günlük basın toplantısında soruları yanıtlayan Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, 5. maddeyi ve NATO’nun güvenlik taahhüdünü hatırlatmıştı.

DİPLOMASİ

G20: İsrail-Filistin çatışmasına sadece iki devletli çözüm cevap veriyor

Yayınlanma

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira 22 Şubat Perşembe günü yaptığı açıklamada, Brezilya’daki G20 toplantısında dışişleri bakanlarının İsrail-Filistin çatışmasında barışa giden tek yol olarak iki devletli bir çözüme verdikleri destekte neredeyse oybirliği içinde olduklarını söyledi.

Vieira, iki günlük toplantının kapanışında yaptığı açıklamada, “İki devletli çözümün çatışmanın tek çözümü olduğu konusunda fiili bir oybirliği vardı,” dedi.

Vieira, dünyanın en büyük ekonomileri grubunun tüm üyelerinin Gazze’deki savaş ve çatışmanın Ortadoğu’da yayılma riskiyle ilgili endişelerini vurguladığını söyledi.

Bakan, ateşkes ve insani yardım için Gazze’ye erişim çağrıları yapılırken, birçok ülkenin de İsrail’in Refah’taki askeri saldırısını eleştirdiğini aktardı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin bu hafta çatışmayla ilgili bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto etmesine rağmen, Gazze konusunda G20 üyeleriyle ‘ortaklık’ bulduğunu söyledi.

Blinken, G20 toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, çatışmayı sona erdirmenin ortak bir hedef olduğunu ve bunu başarmanın yolunun, ABD’nin rehinelerin serbest bırakılması konusunda İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk yapmasına yardımcı olduğu bir anlaşmadan geçtiğini söyledi.

Blinken, “Taktikler konusunda farklılıklar olabilir, Güvenlik Konseyi kararı üzerinde farklılıklar olabilir, fakat gerçekten sonuç almaya odaklanmaya çalışıyoruz,” dedi.

Bu yıl Brezilya’nın başkanlık ettiği G20 toplantısında, başta Gazze ve Ukrayna’daki çatışmalar olmak üzere dünyadaki mevcut gerilimler ele alındı.

Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Josep Borrell de yaptığı açıklamada, İsrail’de çatışmayı ele alan her konuşmacı tarafından desteklenen iki devletli bir çözüme ihtiyaç olduğu konusunda fikir birliği olduğunu söyledi.

Borrell, gazetecilere verdiği demeçte, “İki devletli bir çözüm için güçlü bir talep vardı. Aramızda fikir birliği var,” dedi.

Borrell ayrıca Gazze’deki krizin Batı Şeria’ya kadar uzandığını ve İsrailli yerleşimcilerin ‘Filistinli sivillere saldırması’ nedeniyle ‘kesinlikle kaynama noktasına ulaştığını’ söyledi.

Ukrayna konusunda ise Borrell, Rusya’nın ateşkesi kabul ettiğine dair bir işaret görmediğini söyledi. AB diplomatı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bahsederek, “Putin bu savaşı sürdürmek istiyor,” iddiasında bulundu.

Diplomatlar, çarşamba günü G20’den Batılı dışişleri bakanlarının, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da dinlediği bir toplantıda, ‘Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya hücum ettiğini’ iddia ettiler.

Blinken, “Bence Dışişleri Bakanı Lavrov gibi o odada olsaydınız, Rus saldırganlığını sona erdirmenin zorunluluğu hakkında çok güçlü bir koro duyardınız,” dedi.

Brezilya’da açıklama yapan Lavrov ise cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalnıy’ın ölümüne ilişkin Batı’nın Rusya’yı suçlayıcı açıklamalarını değerlendirdi ve “Batı’nın iç işlerimize karışmaya hakkı yok,” dedi. Lavrov ayrıca Batı’nın Navalnıy’ın ölümüne ilişkin tepkisini ‘histeri’ olarak nitelendirdi.

TASS’ın aktardığına göre Lavrov, Rusya’nın ABD ile stratejik istikrar konusunda diyaloga hazır olduğunu belirterek, “Fakat bu dürüstçe olmalı,” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Japonya, ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore ile başa çıkmak için işbirliği konusunda anlaştı

Yayınlanma

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore’nin üst düzey diplomatları perşembe günü “Kuzey Kore’nin nükleer ve füze yeteneklerini istikrarlı bir şekilde geliştirmesi ve Rusya ile genişleyen askeri işbirliğini” ele almada daha yakın bir işbirliği sürdürme konusunda anlaştı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Japon ve Güney Koreli mevkidaşları Yoko Kamikawa ve Cho Tae Yul ile G20 Dışişleri Bakanları Zirvesi için gittikleri Rio de Janeiro’da bir araya geldi ve görüşme sonrası yaptığı açıklamada “En yakın müttefiklerimizle işbirliği ve koordinasyon her zamankinden daha önemli” dedi. Blinken, Çin’in “giderek artan iddialı eylemleri” de dahil olmak üzere bölgesel zorluklara değindi.

ABD Dışişleri Bakanlığı üst düzey sözcüsü Matthew Miller’a göre Blinken, Kamikawa ve Cho, Kuzey Kore’nin yanı sıra Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasına yönelik çabaları ve devam eden İsrail-Hamas savaşını da ele aldı.

Miller, her üç ülkenin de Hint-Pasifik stratejilerine destek verdiklerini teyit ederken, üçlünün Gazze’ye ilişkin görüşmelerinde tüm rehinelerin serbest bırakılmasının sağlanması ve çatışmanın ortasında Filistinli sivillere insani yardımın arttırılmasına duyulan acil ihtiyacı yinelediklerini söyledi.

Cho’nun geçen ay göreve gelmesinden bu yana yapılan ilk üçlü görüşme, G20 dışişleri bakanları toplantısı çerçevesinde gerçekleşti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın geçen yıl ağustos ayında Japonya ve Güney Kore liderleriyle üçlü bir zirveye ev sahipliği yapmasından bu yana üç ülke, savunma koordinasyonunu artırıyor.

Bakanlık Kamikawa’nın şu sözlerini aktardı: “Küresel manzaraya baktığımızda, hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık uluslararası düzene meydan okunuyor. Stratejik koordinasyonumuz her zamankinden daha önemli ve Kuzey Kore ve ötesiyle ilgili olarak her ikinizle de daha da yakın çalışmaya istekliyim.”

Bir Japon Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, yaklaşık bir saat süren görüşme sırasında üçlünün Çin konusunda “samimi bir görüş alışverişinde” bulunduğunu söyledi.

Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore Dışişleri Bakanları en son kasım ayında San Francisco’da yüz yüze görüşmelerde bulunmuşlardı.

Japonya Başbakanı Kishida Kuzey Kore lideri Kim ile zirve yapmak istiyor

Öte yandan bu toplantı, Japonya Devlet Başkanı Kishida’nın Kuzey Kore lideri Kim ile görüşme gerçekleştirmek istediğini duyurmasının arından geldi.

Kuzey Kore devlet medyası geçtiğimiz günlerde lider Kim Jong Un’un kız kardeşi Kim Yo Jong’un nadiren yaptığı bir açıklamada Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın Pyongyang’a olası bir ziyaret önerdiğini bildirmişti.

Bu görüşme haberi Güney Kore tarafından yakından takip edilirken, ABD’nin endişeli olduğu basına yansımıştı.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Dendias: Üç milin ötesindeki her şey Yunanistan’ın

Yayınlanma

Yunanistan Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, athensvoice.gr’den gazeteci Makis Provatas’ın sorularını yanıtladı.

Türk sahil güvenliğinin Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Gümüşlük Mahallesi’ni 3,5 mil uzaklıktaki Kardak kayalıklarına avlanmak için gelen Yunan balıkçılara müdahale etmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlayan Dendias, “Lozan Antlaşması ve koşulları Türkler ve bizim tarafımızdan rahatlıkla okunabilir; üç milin ötesindeki her şeyin Yunan olduğunu çok iyi biliyorlar, bunu biz de biliyoruz. Bu yüzden, adaların kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge hakkına sahip olmadığı yönündeki kesinlikle işe yaramaz ilk savunma hattının yanında ikinci bir savunma hattı kurarak bir adalar meselesi yaratmaya çalışıyorlar. Başka bir deyişle, kabul edilmesi mümkün olmayan ikinci bir sorun yaratıyorlar.”

Lozan Barış Antlaşması’nda karasularının genişliğine dair doğrudan bir ifade bulunmamakla birlikte iki ülke antlaşmanın alınan karşılıklı karar ile karasularının 3 mil olmasında mutabık kaldı. Ancak Yunanlar, Montrö anlaşmasının 1936 yılında imzalanmasından sonra karasularını 6 mile çıkardı. Türkiye de yıllar sonra 1964 yılında karasularını 6 mile çıkardı. Ancak Yunanistan kendi karasularını 12 mile çıkaracağına dair zaman zaman açıklamalar yapıyor. TBMM’nin Yunanistan’ın karasularını 6 milin üstüne çıkarmasının ‘Casus Belli’ sayılacağına dair kararı var.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English